DÜĞÜN, DOĞUM, ÖLÜM! - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

DÜĞÜN, DOĞUM, ÖLÜM!

3 Eylül 2018 Pazartesi

Bir haftanın içinde 5 ölüm!
Bir haftanın içinde 5 doğum!
Bir haftanın içinde 5 düğün, 5 cenaze!

Hayat bu kadar işte!

Ölümlerin neredeyse hepsi kanser illetini sebep edinmiş. Kimi aylarca uğraşmış, kiminin teşhisi ile gitmesi bir olmuş.

Bakıyorsun;
Hayatında sigaranın yanından geçmemiş,
İçki içmemiş,
Deli sporcu,
Dağları pedallamış son ana kadar,
Oksijenin dibine vurmuş,
Bahçesinden yemiş biberini, domatesini.
Eeeee?
Küt kanser, nasıl bilirdiniz?
Çok sağlıklıydı !!!
Sağlıkla gömün!….

Bu ne şimdi?

Kanser illeti bilerek mi bilmediğimiz şeylere de yayılıyor?
Deli soruların gaspı altındayım.
Sağlıklı sandığımız şeyler aslında hiç de sağlıklı değil mi?

Oksijen alıyoruz diye egzoz dumanı, tarım ilacı, havadaki metaller, yakın memleketteki bomba tozları değil mi yuttuklarımız?
Organik tarım nasıl olabilir bu memlekette?
Her yer zehir!
Yetiştirdiğin toprak, verdiğin su, yağan yağmur, elin memleketinden cebren aldırıldığın, doğal genlerinden eser kalmamış hibrit tohum, genleriyle öldüresiye oynanmış ineğin bıraktığı gübre, tarlanın yanından geçen arabaların saldığı katil duman….

Pazardaki teyzem de öğrenmiş “organik bu bacım” diye yükseltmeye çalışıyor malının değerini.
İmkânsız!
Bu memleketi bırakın, bu dünyada tam organik yani doğal, sağlıklı bir ürün yetiştirmeniz imkânsız!

Ve sağlık sektörü inanılmaz derecede büyük bir rant kapısı.
Paranın esir aldığı 3-5 taşlaşmış yürek, hançeri sokup oramızdan buramızdan kanser, türlü hastalık yaratıp kendilerini beslemeye odaklanmışlar.

Tamam, ölüm geldiyse kapıya, “gir” demekten başka çare yok anladım.

Ama nasıl öldüğünüzün hiç mi önemi yok?

Bir memleketin kültür yapısını anlamak için ölüm şekillerinin yoğunluğuna bakın derler.

Hep kanserden
Trafik kazasından
Savaşlardan
Hatta açlıktan ölüyorsa bir millet
Ne kadarı KADER eder?

Kader deyip duaya sarınmak belki bireysel olarak ruhu rahatlatıyor ama ya toplumsal gerçeklerden kaçıyorsak?

Dünyada hala umut kaldıysa ve birazcık sağduyusu olan insanlar tükenmediyse, topluca hem de çok topluca bu adaletsizliği kırma şansımız da vardır belki!

Yağmur damlaları, tek başına minnacık güçleriyle değil, hep birlikte inatlarıyla camı kırarlar!

ARAFTA

Ah dünya
ahhh dünya
oyalanmaya geldik güya
gitmek mi zor kalmak mı,
Araf’ta mı biter bu rüya?
İçim huzur, dışım çukur
ölenle ölünmez ya
öleni seyretmek değil mi riya?
Bir yanım şükür, bir yanım küfür.
Tek tarafı felçli insanın
sol yanı ateş, sağ yanı küldür.
Kendime dönsem bir türlü,
aleme sövsem başka..
Kendimi mi kurtarsam
dünyayı mı aşkla?
İnsanı mı kurtarsam şeytandan,
Tanrı’yı mı insandan…
Biter mi bu rüya Araf’ta…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı