Yaşlılığını düşündün mü hiç! - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Yaşlılığını düşündün mü hiç!

19 Kasım 2016 Cumartesi

Türkiye televizyonlarından birinin haber spikeri açıklıyor:
“Yahudi işadamı İshak Alaton (13 Eylül 2016) yaşamını kaybetti”

İshak Alaton 89 yaşındaydı.

Bu ülkede hep öteki oldu, öteki olarak yaşadı.

Son yolculuğunda da haber kamuoyuna böyle duyuruldu.

Öteki olarak.

Haberin bu şekilde verilmesi TV kanalının mı, ülkenin politikası mı?

Haber “Müslüman işadamı ….….  ……. yaşamını kaybetti” biçiminde veriliyor mu?

Toplumu inancına, etnisitesine göre ayırmanın, sınıflamanın, ifade etmenin kime yararı var?

İshak Alaton’u birey olarak, işadamı olarak, politik yönüyle, tercihleriyle eleştirebilirsiniz.

Bu topraklarda aile olarak 500 yıldır yaşamını sürdüren, İshak Alaton’dan insan olarak, birey olarak öğreneceklerimiz yok mudur?

***

Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur.

Herhalde iş adamı olduğum için.

Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim.

Birincisi; para bir değiş tokuş aracıdır.

Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.

İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz.

Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam, çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz.

Ama para ötesi, yani para-üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın alamazsınız.

Bunun adı zevk ve keyiftir.

Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür.

Resimden zevk almak için sergiler bedava, müzik, kaset ve diskler üç otuz para.

Ayrıca konserler de pahalı değil.

Tiyatrolar hamburger fiyatına…

Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.

Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da

bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız, kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.

Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?

Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?

Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.

Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..

İster genç olun, ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir.

Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.

Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kâğıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmektir.

Fidanları dikmeye başladım bile.

Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup, ceviz verirmiş.

Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım.

Bu kez kendi cevizlerimi…

***

“Erken yaşlarda, varlıklı olmanın ötesinde daha neler var diye kendime sormaya başladım. 65 yaşıma geldiğimde bir yazı yazdım.

Yazının başlığı ‘Lüzumsuz olabilmek.’

‘Yaşım ilerledikçe, bir yandan kalan zaman azalıyor, diğer yandan kütüphanemde okunmayı bekleyen kitapların adedi artıyor.

Bu çelişkili duruma köklü bir çare bulmalıyım.

Yaşam tarzımı değiştirmeliyim.

Uykuda zamanı asgariye indirdim.

İşimle ilgili sorumluluklarımı genç kuşaklara daha hızlı devretmem, bu duruma çare olur…

Bu yolda hızlı adımlar atıyorum. İşin başında kurucuların prensiplerini özümsemiş profesyonelleri görmek, benim için büyük kıvanç kaynağı oluyor…

Gittikçe önemsizleşiyorum…

Tamamen lüzumsuz olmayı, ömrümün taçlanması olarak görüyorum…’

Şimdi, 85 yaşımı doldurmuş olarak geriye bakıyorum da, epey bir mesafe aldığıma inanıyorum.

***

İshak Alaton’a göre yaş yetmiş, iş bitmiş değil.

Aslında “yaşamı kolaya almak” değil yaşlanmak.

Mümkün olduğu kadar bağımsızlığı sürdürmek, çalışmak, okumak, öğrenmek, var olduğunu hissetmek, hissettirmek. Kararlara katılmak. Kenara çekilip ölümü beklemek hiç değil.

Benden geçti anlayışını terk etmek gerek…

Hep uzun yaşamak istiyoruz, ama uzun yaşayıp ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Topluma, aileye, çocuklara, torunlara yük olmaksa uzun yaşamak… Bunun adı başka bir şey. “Atın ölümü arpadan olsun” de, yaşamına, sağlığına, beslenmene, ilişkilerine dikkat etme, yapabildiğin halde toplumun sırtında bir kambur olarak yaşamını sürdür.

O zaman sormak gerek;

Kaliteli yaşamak için ne yapıyorsun?

Günde ne kadar yürürsün?

Yarın(lar)a planın var mı?

Ölümü beklemekten başka hedeflerin var mı?

İnsanları sevmek için ne yapıyorsun?

Yaşama olumlu bakıyor musun?

Eleştirmekten başka ne yaptın bugüne kadar?

Çocuklarının da bir yaşamı olduğunu,

Yaşamında seni memnun eden şeyleri düşündün mü hiç?

Bir beceri geliştirdin mi, bir hobin oldu mu hiç?

Sahi yaşlılığına yatırım yaptın mı hiç?

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı