NEREDE AKILLANIRIZ? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

NEREDE AKILLANIRIZ?

20 Nisan 2017 Perşembe

Bu soruya verilecek birçok yanıtınız vardır değerli okurum. Bizim kültürümüz ana hatlarıyla bir doğu kültürü olduğu için ve bu soruya verilecek tek yanıt ancak batı kültüründe mevcut olduğu için, eminim yanıtlarımız çok ve çeşitli olacaktır.

Bazılarına göz atalım: Yaşam ve eğitim sürecinde, evde, işte, iyi arkadaşların yanında… Nerede akıllanırız sorusuyla birlikte nasıl akıllanırız sorusu da akla geliyor ki, bu soruya da verecek tek yanıtımız yoktur sanırım: Okumayla, düşünceyle, taklitle, deneyimle, keşfetmeyle, yaşlanmayla vb… Ne zaman akıllanırız sorusuna da yanıtlarımız çoktur: İyi bir aile terbiyesi aldığımızda, iyi bir eğitim aldığımızda, yaşlandığımızda gibi… Akıl ve akıllanma konuları da akla geliyor. Öyle ya, ilkin aklın ve akıllanmanın ne olduğunu sorgulamak gerekir diye düşüneceğiz:

‘Akıl yakılacak bir ateştir, doldurulacak bir kap değil.’ (Plutark)
‘Akıl düşündüğünde kendi kendine konuşmaktadır.’ (Platon)
‘Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.’ (Platon)
‘Adaletten ve erdemden yoksun olan bilgi düzenbazlıktır, böyle bir bilginin akılla ilgisi yoktur.’ (Platon)
‘Düşünmek en zor iştir. Bu işe girişen çok az kişi olması bu yüzdendir.’ (Henry Ford)
‘Keşfin önündeki en büyük engel cehalet değil biliyorum sanmaktır.’ (daniel Boorstin)
‘Ne bilmediğimi bildiğim için öteki insanlardan daha akıllıyım.’ (Socrates)
‘Çok erken yaşlanır, çok geç akıllanırız.’ (Pennsylvania atasözü)
‘Bilgeliğe üç yoldan ulaşabiliriz: 1) Düşünerek ki en asili budur 2) Taklit ederek ki en kolayı budur 3) Deneyimle, ki en acısı budur’ (Anonim)
‘Kavram deneyimin toplamı, düşünce ise sonucudur; ilkine ulaşmak için düşünce yeteneği, ikincisini kavramak için akıl gerekir.’ (Goethe)
‘Akıl yalnız doğruluk ile bulunur.’ (Goethe)
‘Aklı doğrulayan üç şeydir. 1) emin olduğun kimse ile fikir alışverişi, 2) deneyim 3) iyi düşünme’ (Anonim)
‘Akıl, akıl olduğundandır ki işlerin sonunu görür; sonu görmeyen akıl nefis kesilir.’ (Mevlana)
‘Akıl, her şeyi olduğu gibi görmekten başka bir şey değildir.’ (Voltaire)
‘Acaba dünyada başkalarının deneyimlerinden yararlanabilecek kadar akıllı insan var mıdır?’ (Voltaire)
‘Akıllı insan herkesten öğrenen insandır.’ (Montaigne)
‘Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile, ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.’ (Montaigne)
‘Akıl da bir tarla gibi ekilmeye ve bakılmaya gereksinim duyar.’ (Çiçero)
‘İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.’ (Camus)
‘Bir ulusun büyüklüğü nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerinin sayısı ile belli olur.’ (Victor Hugo)
‘Akıllı olmak düşünerek karar vermek ve verdiğimiz kararı uygulamaktır.’ (Benjamin Franklin)
‘Başkalarını tanımak akıllılık, kendini tanımak daha büyük akıllılıktır.’ (Lao-Tse)
***
Heidi’yi sanırım hepimiz tanıyoruz. Onun kendini inatçı ve uzlaşmaz dedesine sevdirmek için sabırlı, sempatik ve sevecen uğraşısı, keçi çobanı Peter ile kurduğu ayrılmaz dostluk ve onun Peter’in gözleri görmeyen anneannesine taze ekmek getirme çabaları herkes için ne güzel örnekler sergiler, öyle değil mi? ‘Şimdi Heidi de nereden çıktı’ dediğinizi duyar gibiyim. Avrupa kültüründeki böylesi anlatı, masal ve öykülerde batı mantalitesi ve kültürü de aktarılır.

Heidi ve Peter’in sonradan arkadaş oldukları çocuk, köy öğretmeninin oğludur ve fosil koleksiyonuyla bilinir. Heidi, dedesinin kulübesine en yakın olan bu köyün okuluna gitmektedir. Peter de aynı okula gider. Öğretmenleri terfi eder ve daha büyük bir yerleşimdeki okula tayin edilir. Öğretmenin oğlu en büyük hazinesi olan fosil koleksiyonunu bir arkadaşına bırakmak istediğini ama hiçbirini ayırıp kırmamak için onu bir yere saklayacağını söyler. Böylelikle hazinesi onu bulan arkadaşının olacaktır. Bunun için bir yarışma düzenlerler. Ellerine verilen küçük bir notla arkadaşları notta üstü kapalı belirtilen yere gidecek ve yeni notlar bulacaklardır. En son notta ise fosil koleksiyonunun saklandığı yer ima edilir.

Heidi ve Peter bu son nota herkesten önce ulaşırlar. Peter notu heyecanla okur: ‘Fosil koleksiyonum, akıllandığımız yerdedir.’ Peter neresinin kastedildiğini pek bilemez ama Heidi sevinçle atılır : ‘Köyümüzün okulunda! Çünkü okulda akıllanırız!’

Evet, değerli okurum. Heidi masalındaki gibi örneklerin çokluğundan da anlıyoruz ki, Batı kültüründe ‘nerede akıllanırız’ sorusunun yanıtı tekdir: OKULDA.

Okulun akıllanma yeri olması ne yazık ki bizlere uzak. Çünkü eğitim sistemimizin yetersizliğinden ve aslında kötülüğünden ötürü, akıllandığımız yer okullarımız olamıyor. Neden mi? Çünkü okullarımızda beyinlerimiz dolduruluyor ama beyinlerimizde aklın ateşi pek yakılamıyor. Okullarımızda düşünme öğretilmiyor. Yeterli beden eğitimi de verilmiyor. Adalet, erdem, gerçekçilik, doğruluk ve düşünerek karar verme öğretilmiyor. Empati yapmak, alçakgönüllü ve ölçülü olmak öğretilmiyor; onun için de çocuklarımız ve gençlerimiz kendini bilmekten uzak kalıyor. Bu yüzden de ne bilmediğini öğrenemiyor.

Türkiye’mizde okul kavramı sanırım kısıtlı tanımlarla karşılanıyor: ‘Okuyup yazma öğretiminden başlayarak en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye değin çeşitli derecelerde toplu eğitimin yapıldığı, verildiği yer’ gibi. Öğretimi de sorgulanır ama ‘eğitim’i? Okullarımızda öğrencilerin zihin, ahlak ve beden gelişimi de amaçlanır görünüyor ve demokrasi anlayışının benimsetilmesi için sınıf başkanlığı ve öğrenci temsilciliği gibi seçimler yapılıyor. Bunlar yerinde ve güzel amaçlar ve doğru uygulanmaları için öğretmenlerimize çok iş düşüyor. Yine de, eğitim için bu kadarı yeterli midir?

Peki, ‘nerede akıllanırız’ sorusuna bizler çeşitli yanıtlar bulabildiğimiz halde batı kültüründe neden tek yanıt var? İnsanlardaki akıllanmayı şansa bırakmamak ve akıllanmaların çok geç olmaması için. Çünkü akıllanmanın okulda, yani eğitim sürecinde sağlanması ya da tamamlanması; iş, toplum ve aile yaşamı gibi yetişkin yaşama akıllı başlanılmasını sağlıyor.

Bir toplumun bireylerinin, topluma yararlı olan üretken yaşama eğitilmiş ve akıllanmış olarak başlaması ne güzel, değil mi? Böyle toplum ve ülkelerin kalkınmasına ve ileri gitmesine şaşırmamalı. Gerçekten de, kalkınmış ülkelerin ileri toplumlarında batı kültürünün bu gibi katkı ve etkileri egemendir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı