KLASİZM'DEN VAROLUŞÇULUĞA: SANAT AKIMLARI 1 - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KLASİZM’DEN VAROLUŞÇULUĞA: SANAT AKIMLARI 1

4 Ağustos 2017 Cuma

Sanat eserinin topluma, bireye ve sanatçısına karşı ayrı ayrı fayda ve işlevleri vardır. Sanat eserinden en fazla ölçüde yararlanabilmek ise, eserin bağlı olduğu kuram ve akıma göre ondan ne beklenmesi gerektiğini bilmekten geçer. Yazımı aşağıda farklı akımları ele alarak sürdüreceğim.

KLASİZM
Kuramsal dayanağı yazın alanında Rönesans’ta oluşturulmuştur. Bu nedenle de bazı araştırmalarda Rönesans dönemi sanatçıları klâsisizm içinde gösterilmektedir. Örneğin; W. Shakespeare, Montaigne vb. sanatçılar Rönesans dönemi yazarları olmalarına karşın klâsikler arasında sayılmışlardır. Yazında da klâsisizm denilince akla ilk gelen 17. yüzyıldır. Ancak klâsisizmin ortaya çıkış nedenlerine bakıldığında Antik Yunan ve Roma sanatının özellikleri görülür.

Antik sanat anlayışına temel olan biçimsel kesinlik, düzen, denge, uyum gibi nitelikler 17. ve 18. yüzyıl Avrupa sanatını da kapsamıştır. Başka bir deyişle klâsisizm diye bilinen anlayışın uzantısı İ. Ö. 5. yüzyıla değin uzanır.

Klâsisizmin ilk örnekleri, Fransız yazınında Boileau’nun eserlerinde görülür. Boileau klâsik sanatı şöyle tanımlar:

“Bir yapıt hoş bir şeyle ve insanların genel beğenisine uygun bir tatla dolu değilse, az sayıda bilen kişice beğenilse de boşunadır, hiçbir zaman iyi bir yapıt sayılmayacaktır… Herkesin usundan geçen bir düşünce, ancak canlı ve yeni bir biçimde söylenirse değeri olan bir düşüncedir.”

Klâsisizm usa dayalı öğreten, eğiten, yücelten bir sanattır. 17. yüzyıl yazını da bu anlayışla Aristoteles’in Poetika’sının etkisiyle oluşturulmuştur. Klâsisizmde duygusallığa yer yoktur. Biçimci kurallarla yer, zaman ve eylem birliği tek düze olarak kullanılmıştır. “Üç birlik kuralı” diye de bilinen bu kural, klâsik sayılan imgelerle oluşturulmuş, ortak beğenilerin dışına çıkılmamıştır.

NEO – KLASİZM
18. yüzyılda Barok ve Rokoko’ya tepki olarak çıkmış olan Avrupa sanat akımıdır. Antik Yunan ve Roma eserlerinin konu ve stillerini kullanır. Antik dünyanın tarihsel sembollerinin yeniden canlandırılması isteği Neo-Klasik diriltmeciliği ortaya çıkarmıştır. Özellikle 16. ve 17. yüzyılların klasik örnekleri model alınmıştır. 18. yüzyılın ilk yarısından itibaren Avrupa sanatında belirgin bir değişim gözlenir. Barok anlayışa ve rokoko sanatın aşırı taşkın süslemeleri ile sembolik tavrına tepki olarak doğan bu sanat anlayışının amacı Barok öncesi dönemin saf kabul ettikleri sanat anlayışına dönmektir. Antik devir hayranlığının sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)
18.yüzyılda klasisizme tepki olarak Fransa’da gelişmiş bir edebi akımdır. 19.yüzyılda tüm Av¬rupa’ya yayılmış ve orada benimsenmiştir. Edebi akım olarak ortaya çıkışında 1789 Fransız İhtilali sonrasındaki toplumsal, siyasal ve düşünsel yapının etkileri vardır. Fransız İhtilali’yle krallık yıkılmış, gelinen süreçte, toplumsal ve ekonomik evrimini tamamlayan yeni sınıf burjuvazi, halkın da desteğiyle iktidar olmuştur. Fakat çalkantılar tümüyle durulmamış, toplum kralcılar ve cumhuriyetçiler olarak ikiye bölünmüştür. Aydınlanma çağı düşünürlerinden Montesqueu, Voltaire, Rousseau ve Diderot gibi düşünürlerin öncülüğünde, İnsanın hak ve özgürlüklerinin savaşımı verilmiştir. Toplumsal gelişmenin önündeki tüm engellere savaş açılmıştır. Fransız İhtilali bu birikimlerin sonucudur. Klasisizm akımı nasıl kuralcı, güçlü krallık rejiminin ürünüyse, romantizm de Fransız İhtilali sonrasının özgürlükçü havasının ürünüdür. Aydınlanma Çağı’nın düşünsel, sanatsal, toplumsal ve siyasal birikimleri romantizm akımını besleyen temel kaynaklardır. Victor Hugo, romantizmin köken ve ilkelerini “Cromwell” adlı oyununun önsözünde ortaya koymuştur:

‘Sanat ve edebiyatta romantizm sözcüğü isimden önce sıfat şeklinde ‘romantik’ olarak kullanıldı. İtalyanca romanzesco sözcüğünden ‘romanesk’ türetildi. Giderek bu sözcüğün değerini ‘romantik’ aldı. Romantik; eski şövalyelik romanlarındaki gibi, halk ozanları şiirlerindeki gibi anlamlara geliyor. Eski şövalye romanları olağanüstü olaylarla doluydu. Bu olayların geçtiği ortamlar bol bol doğa görünümleriyle, doğa kesitleriyle besleniyor, olayların seyri doğa ortamında gerçekleşiyordu. ‘Romantic’ sıfatı, ‘olağanüstü’ anlamını taşıdığı için önceleri yalnızca düş gücüyle ilgiliydi. Bu akım ve sözcük Almanya’dan Fransa’ya Alman bir kadın yazar tarafından aktarılmıştır. Romantik sıfatı (Almanca Roramntich) Almanya’da önce mimari alanında, ‘Gotik üslubu ve ortaçağa özgü’ anlamlarında kullanıldı. Bu sözcük 18.yüzyıl sonlarında yazındaki yerini almaya başladı. Romantik şiire gelince; bu tür düş gücünün, imgelemin ve olağanüstünün şiiri olduğu kadar, Orta Çağ şiiridir de.’

Değerli okurlarım, iki bölümlük bu makalemin birinci bölümünü sizlere sunmuş oldum. İkinci bölümde sizlere; Realizm, Formalizm ( Biçimcilik) ve Varoluşçuluk sanat akımlarını özetleyeceğim.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı