Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer ile kahve sohbeti - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer ile kahve sohbeti

26 Ekim 2017 Perşembe

İş Dünyası İl Kahve Sohbetlerinin bu hafta konuğu Yeminli Mali Müşavir İzzet Özer. İzzet Özer ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, mali çerçevede geniş bir sohbet gerçekleştirdik.

Denizli’de sektörün önemli isimlerinden biri olan Özer, 40 yıla dayanan muhasebeci ve mali müşavir sürecini anlattı, literatüre bir süre önce giren ve potansiyeli yüksek işletmelere hizmet veren bağımsız denetimciliği, artılarını ve eksileri üzerinde durdu.

Sevindik’te yükselen ve bölgenin çehresini değiştirecek yeni projeleri ile ilgili de bilgi veren İzzet Özer, muhasebe bürosundan vergi rekortmenliğine uzanan süreci özetledi.

İşte keyifle okuyacağınızı tahmin ettiğimiz sohbetimiz:

İzzet Özer kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız?
İzzet Özer Denizli’de yeminli mali müşavirlik yapan, bağımsız denetim işi yapan biridir. İzzet Özer nereden geldi derseniz, ben esasen Burdurluyum. Burdur’un Gölhisar’da 7 çocuklu bir çiftçi ailenin çocuğuyum. İlkokulu köyde, ortaokulu kasabada okuduk. Daha sonra da aileden ayrıldık. Neler yapmalıyım diye düşündüğünüzde, bu konularda bilginiz olmadığı için yakın çevrenizdekiler eğitimlerini hangi yönde yapmışsa, ne okumuşsa o yönde hareket etmek durumunda kalıyorsunuz.

O dönemde köylerde radyo bile yeni yeni ortaya çıkmış, elektrik yok. Gaz lambası ışığında okuduk. Bu süreç kolay olmadı. Okumak isteyenler, ailelerinin buna imkanı olanlar okumayı başardı. Zor şartlardan gelince başarıyı yakalamak için her türlü gayreti gösteriyorsunuz.

Neden böyle bir işi seçtiğime gelince, rahmetli babam da köydeki tüm vatandaşların hesaplarını yapardı. Pancar ekilir, para alındığında köylüler gelir, babam hesaplarını yapar, ne kadarı arazi sahibinin, ne kadarı çalışanların olduğunu belirlerdi. Bu da seçimimizde etkili oldu diye düşünüyorum. Ortaokuldan sonra ticaret lisesine gittim ve muhasebecilik yapacağım diyerek okudum. Ticaret lisesinden mezun olduktan sonra Burdur’da muhasebe bürosu açtım ve kısa süreli çalıştım.

1976 yılında üniversite sınavını kazandım ve okuyabileceğim illeri seçtim. Eskişehir Ticari İlimler Akademisi’ne başladım. Ticaret lisesinden gelmiş olmanın verdiği özellikle ciddi başarılar elde ettim. Muhasebecilik zor bir meslek, sevgi istiyor. Sevmezseniz bunu yapmanız imkansız.

5 Nisan 1982 yılında vergi kaydımı yaptırdım ve Denizli’de muhasebecilik yapmaya başladım. O dönemde bununla ilgili bir yasa olmadığı için dileyen herkes bu işi yapabiliyordu. 1989 yılında mesleği yapanlara serbest muhasebeci ve mali müşavirlik verdiler. Benim dönemimde 30 civarında muhasebeci vardı. Yoğun bir işlem hacmi yoktu, katma değer vergisi yoktu mesela. Aylık işlemler yapılıyordu.

Yasalaşma sürecinin ardından yeminli mali müşavir olmaya karar verdim. Zor bir süreçti, sınavda başarı oranı yüzde 10’un üzerine çıkmıyordu. Sınava girdim ve 2001 yılında yeminli mali müşavirlik yapmaya başladım. Bu süreçten itibaren de yoğun bir sürece girdik. Sürekli kendinizi yenilemek, gelişmelere ayak uydurmak zorundasınız.

“BİLGİLERİ PAYLAŞMAK ÖNEMLİ”
Sizinle röportaj yapıyoruz ama bizim alanımıza çok da yabancı değilsiniz. Uzun yıllar köşe yazarlığı yaptınız, halen DEHA TV’de program yapıyorsunuz. Buna nasıl karar verdiniz?
Yapı olarak yalnızca mesleğimle yetinen biri değilim. Ne iş yaparsanız yapın, insan bulunduğu çevreye ve topluma faydalı olmalı. Ben de kendimi toplumsal ve meslek anlamında sürekli yeniledim. Örneğin Tenis Kulübü’nün üyesiyim, iki dönem yönetiminde çalıştım. Denizli Rotary Kulübü’nün üyesiyim, başkanlık yaptım. DESİAD’ın üyesiyim, GESİFED yönetim kurulu üyeliğim devam ediyor. Sosyal anlamda bulunabileceğimiz, ya da yapabildiğimiz kadar yararlı olmaya çalışıyoruz. Eğer sosyal gelişmişlik, ekonomik gelişmişlik ile koordineli olmazsa çok fazla bir yol kat edemezsiniz. Denizli bu alanda önemli bir yaşama kat etti ancak hala istenen seviyeye ulaşamadı. Ekonomik gelişmişlik ile sosyal gelişmişlik paralel değil. Bu yalnızca Denizli’nin değil, ülkenin sorunu.

Çevrenize katkı sağlayamayınca manevi anlamda da bir yere gelemezsiniz. Ben bu konuda elimden geleni yapıyorum. Bilgilerimi bir başkana aktarabiliyor ve ona bir şeyler verebiliyorsam, ayrı bir haz veriyor.

“VERGİ POLİTİKASI YANLIŞ”
Vergi sevilen bir olgu değil ve ülkemizde de ne yazık ki vergiye farklı bakılıyor. Verginin tahsilatı da çok farklı. Dolaylı vergiler fazla, doğrudan vergiler az. Çocuk doğduğundan itibaren vergi ile iç içe yaşıyor ama ona verginin ne olduğunu, ne anlama geldiğini öğretmiyoruz. Anayasa’ya uygun, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmadığı için haklı olarak kimse vergiyi sevmiyor.

Gelişmiş ekonomilerde doğrudan vergiler ülkenin lokomotifini oluşturur. Türkiye’de neden dolaylı vergi alınıyor? Doğrudan vergiyi alamadığı için mi ülkeyi yönetenler dolaylı vergilere yöneliyor?

Dolaylı vergiler, bütçeye kısa sürede giren kaynaklardır. Vergiyi tabana yayabiliyorsan gerçek anlamda vergi alırsın. Bizim ülkemizde Avrupa ülkelerindeki gibi köklü bir vergi yasası yok. Her gün bir kanun, bir mevzuat değişikliği ile karşı karşıya kalıyoruz. Ekonomik konjonktür vergi yasalarından önde gidiyor.

“BAĞIMSIZ DENETİMCİ”
Bağımsız denetim şirketi kurdunuz ve bu alanda ilkler arasına girdiniz. Bağımsız denetim şirketi ne yapar? Ekonomideki karşılığı nedir?
Yeminli mali müşavirlik yaparken Kamu Denetimi Kurumu kuruldu ve biz de bunu yapmalıyız diyerek, Denizli’de bağımsız denetim şirketi kurduk ve tek olduk. 2005 yılında uluslararası bir denetim şirketinin Denizli ofisi olduk. Avrupa Birliği normları çerçevesinde dünyada muhasebe dili tek olmalı. Hangi ülkede olursa olsun tabloları okumasını bilmeli. İşletmeler karar verirken, bu işletmeden yararlanıcıların doğru karar verebilmesi için belirli standartlar uygulanıyor. Bağımsız denetimciler, işletme yönetiminden bağımsız ve gizlilik esasına dayalı, kaliteli bir çalışma ile işletmenin bugünkü durumunu yansıtır. Mali tablolar objektif hazırlanırsa, karar vericiler daha doğru kararlar verir, işletmenin finansman gideri azalır, sosyal yapısı iyileşir, kurumsallaşmaya yönelik adım atar. Bu yüzden önemsiyoruz. Ofis olarak, 18 kişilik ekiple her türlü yeniliğe ayak uydurmak zorundayız. Hem süreklilik arz etsin, hizmet verdiğimiz kişilere de başarı odaklı hizmet verelim prensibiyle hareket ediyoruz.

“DENETMEN OLMAK UZUN VE YORUCU BİR SÜREÇ”
Denetmen olabilmek için ne tür kriterlere sahip olmak gerekiyor?
Bağımsız denetmen olabilmek için önce serbest muhasebeci mali müşavir olmanız gerekiyor. Bunun uzun bir süreci var. Üniversiteyi bitiren bir kişi staj başlama sınavına girip 3 yıl staj yapıyor. Ondan sonra mali müşavirlik sınavına giriyor, bunu bitiren kişi de bağımsız denetimci sınavına girip, 2 yıl daha staj görüyor. Ancak ondan sonra bağımsız denetimci olarak görev alabiliyor.

Bu yasa çıktığı zaman yeminli mali müşavirlik ve denetim işimiz olduğu için bu yetkiyi aldık, sorumlu ortak baş denetçi olduk. Bu da 15 yıldır bu işi yapmamızın getirdiği bir artı değer oldu. Biz yaptığımız tüm işlemlerden sorumluyuz. Kamu yararına çalıştığımız için kamu görevlisi gibi yargılanırız. Çok fazla sorumluluğumuz var ve çok titiz davranmamız gerekiyor.

ULUSLARARASI ŞİRKETİN TEK TEMSİLCİSİ
Uluslararası bir şirketin tek temsilcisisiniz. Bu süreç nasıl oldu?
Yerel anlamda tekiz. Şu anda kamu yararına çalışan kurumlar dışındakilerin denetimlerini üstlendik. Kamu Gözetimi Kurumu’nun Bakanlar Kurulu kararıyla belirlediği kriterler içinde yer alan firmalar kapsam içinde. Aktif toplamı 40 milyon, cirosu 80 milyon lira ve çalıştırdığı işçi sayısı 200’ü aşan şirketler, iki yıl üst üste bu kriterlerden ikisini taşırsa bağımsız denetime tabi. Bağımsız denetim yaptırmazlarsa ticaret sicillere yazı gönderip işlemlerini durduruyor. Denetimi yaptırmaları hem firmaların, hem de ülkenin lehine. Firma mevcut durumunu net bir şekilde görebiliyor, daha itibarlı oluyor, kayıt dışı ekonomi ortadan kalkıyor, mali tablolar gerçeği yansıtır hale geliyor.

“BEN VERGİ REKORTMENİ OLMAMALIYDIM”
Yeminli mali müşavirsiniz ve vergi rekortmenisiniz. Müvekkillerinizden “bizden daha fazla kazanıyorsun” diyenler oluyor mu?
2002 yılında gelir vergisi rekortmeni oldum ve genelde ilk 10’da yer aldım. Son yıllarda biraz düşüş oldu ama bu bizi sevindiriyor. Emekle çalışan serbest meslek erbabıyız ve vergilerimizi tam ödüyoruz. Ama diğer tarafta sizden çok daha fazla kazananlar olduğu halde, beyan dışı kaldığı için, kayıt dışı ticaret yapıldığı için siz ön planda oluyorsunuz. Aslında biz çok kazanmıyoruz, çok kazananlar az vergi ödediği için rekortmen biz oluyoruz. Son yıllarda sevindirici gelişmeler var. Ön plana çıkan isimler var, vergi ödeyen artmış. Bu da ülkemizde bazı şeylerin değiştiğini gösteren gelişmeler. Biz de geriye düştüğümüz için seviniyoruz.

“MÜKELLEFLERİM BİZDEN ÇOK KAZANIYORSUN DİYOR”
Her mesleğin kendine has zorlukları ve sıkıntıları var. Bunu içinde olanlar bilir, olmayanlar “iki mühür vurup parayı alıyor ve vergi rekortmeni oluyorsun” diye bakıyor. Muhasebecilik mesleği günümüzde çok zor hale geldi, devlet her türlü angaryayı bizim üzerimize yıktı. Bizim görevimiz, vatandaşla devlet arasında köprü vazifesi yapmak, vergisini ne eksik, ne de fazla tam olarak ödemesini sağlamak. Vergiden kaçırma değil, vergiden kaçınma haklarını da tam olarak kullansın istiyoruz.

“KANUNİ SORUMLULUKLARIMIZ YÜKSEK”
Kanuni olarak ciddi anlamda sorumlusunuz. Ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Müteselsil sorumluyuz. Müvekkilin işleminde mührünü basıp imzayı attın mı onunla birlikte sorumlusun. İşlemi yaptın, 3-5 yıl sonra mükellef battı gitti. Eğer ondan alamazsa gelip benden alıyor. Bu nedenle çok titiz davranıyoruz. Bu iş sadece para meselesi değil, toplumsal hizmet yapıyoruz. Bu hizmeti doğru olarak yapmak mesleğin kalitesini artırır.

Denizli tekstil ağırlıklı ama geniş çerçevede güçlü şirketlerin olduğu bir il. En büyük dezavantajı aile şirketi formu. Bu durum sizinle olan ilişkileri nasıl etkiliyor?
1976 yılından beri defter yazıyorum ve bu işin içindeyim. Yıllarca birlikte yürüdüğümüz şirketler var, bunlardan batanlar da oldu. 40 yıldır bu işi yapınca çok farklı yerlere geliyorsunuz. Normal ticari faaliyetini sürdüren bir kişi şirket kuruyor ama kurumsallaşamıyor. Bunun en büyük nedeni cebiyle kasayı ayıramıyor. İkinci nesil bilgi birikimi ile donatılmadan, bu işin eğitimini tam olarak almadan işin başına gelirse sıkıntılar da başlıyor. Aile şirketleriyle ilgili sıkıntılar büyük oluyor ama aile bireyleri kurumsallaşmaya karar verirse, şirketin devamını bir kişi olarak görürse olur. Kurumsallaşmanın maliyeti var, yöneticiler çok ücret alıyor düşüncesiyle hareket edilirse belirli bir noktada tıkanıyor. Denizli’de aile şirketlerinin birçoğu parçalanıyor. Bunun nedeni de çocukların birbirleriyle anlaşamaması. Oysa o kadar güzel örnekleri var ki, dev haline geldiler. Bağımız denetimin bu anlamda da çok büyük yararları var.

“SEVİNDİK’İN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRECEK PROJE”
Kendi alanınızın dışında bir yapılanma içine de girdiniz. Sevindik’in çehresini değiştiriyorsunuz. Bu projeyi anlatır mısınız?
Dostlarımız böyle bir proje içine gireceklerini söylediler ve biz de içinde yer aldık. 9 ortaklı bir şirket kurduk ve şirket gibi yönetilmesini sağladık. Kurumsallaşmaya başından başladık. Bulunduğumuz çevreye katkı sağlamak için yola çıktık, bu kente bir şeyler vermek istedik. Nihai hedefimiz, gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüşmek. Bu proje Sevindik bölgesine büyük katkı sağlayacak, çehresini değiştirecek, ileride kentsel dönüşümü başlatacağını, halkın da büyük yarar sağlayacağını düşünüyoruz. “Neden Üçler’de yapmadınız, Sevindik’i seçtiniz” diye eleştirenler de var. Biz ekonomik boyutundan çok sosyal boyutuyla baktık meseleye. O bölgenin gelişmesi adına önemli bir iş yaptığımızı düşünüyoruz.

Bu proje Sevindik’e ne verecek?
Birincisi bölgede yapılan binalar sağlam, sağlıklı yapılacak, ticari işletmelerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede olacak. Tam donanımlı bir proje hazırlandı, bölgede yükselen çok farklı bir merkez olacak. Düğün salonları olacak, toplantı salonları olacak, kapalı otoparkı bulunacak. Bölgede yeni bir yaşam alanı oluşacak, canlılık katacak, etrafını da şekillendirecek.

Kentsel dönüşüme nasıl bakıyorsunuz?
Kentsel dönüşüm ilk ortaya çıktığında çok güzeldi. Amaç eski yapıları hem sağlamıyla yenilemek, hem de şehri güzelleştirmekti. Sonradan yalnızca Denizli değil, Türkiye genelinde ticarete dönüştü ve asıl amacından uzaklaşmaya başladı. Muhtemel bir depremde büyük acılar yaşanabilir. Kentsel dönüşüm ile buna engel olunabilir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı
 

İletişim

Tel : 444 1974 http://www.aquacitydenizli.com.tr/ Sinpaş AquaCity Denizli Tanıtım Ofisi İzmir Asfaltı Üzeri 5. km Adnan Menderes Bulvarı No: 185 (Eski EGS Park) Denizli