Ulu Cami’yi yıkmakla hata yaptım! - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Esra Kasapoğlu Ünlü Hakan Urhan

Ulu Cami’yi yıkmakla hata yaptım!

18 Aralık 2013 Çarşamba

denizli-tas-binalar-ulu-cami-ali-aygoren-itiraf-h

Geçtiğimiz günlerde Mimarlar Odası’nın çağrısına uyarak toplantıya gelen belediye eski başkanı Ali Aygören malumunuz iki yıldır Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Başkanı. Ancak bu kent onu korumacı kimliğinden çok Ulu Cami’nin yıkımı ile hatırlıyor. Selçuklulardan kalma, 800 yıllık tarihi değeri olduğu söylenen Ulu Cami, 2003’te Aygören’in yurtdışında olduğu sırada Başkanvekili Sait Portakal tarafından bir gece yarısı operasyonu ile yıkılmıştı. Yıllar sonra taş binaların gündeme gelmesiyle bu konudaki sessizliğini bozan Ali Aygören Ulu Cami sürecini, yıkım konusundaki “mahalle” baskısını anlattı. Bu röportajı aynı zamanda bir geçmişle hesaplaşma olarak da okuyabilirsiniz..

ic-1

SEVAL UYSAL: Taş binaların korunmasını istiyorsunuz. Size ne anlatıyor ve neden korunmalı?

ALİ AYGÖREN: Taş binalar bana geçmişimi, çocukluğumu anlatıyor. Talebelik yıllarımda Çamlık’taki taş ocağını Necmi ve Mehmet ağabeylerim çalıştırıyordu. Denizli Lisesi, Kız Meslek Lisesi ve Erkek Sanat Okulu’nun taş duvarları ve daha birçok binanın taşları bu ocaktan çıkan taşlarla yapılmıştı. Taş ustalığı nadide bir eser. Taş binalarının sayesinde taş ustalarının olduğu bir yapı dönemini görüyoruz. Bence bu ustalığın hatırına kalmalı. Ayrıca 70-80 yıllık bina olması da korunmayı hak ediyor.

SEVAL UYSAL: Siz Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı’sınız bu yıkımı neden durduramıyorsunuz?

ALİ AYGÖREN: Bizim işimiz tabiat varlıklarını korumak, yani bir Pamukkale, Kaklık Mağarası gibi tabiatın yarattığı güzellikleri korumak. Koruma kurulu daha önce kültür ve tabiat varlıkları olarak berabermiş, ancak iki yıl önce yapılan düzenlemede kültür varlıkları ve tabiat varlıkları olarak ikiye ayrılmış. Kültür varlıkları Kültür Bakanlığı’nda, tabiat varlıkları da Şehircilik Bakanlığı’na bağlanmış. Ben de iki senedir bu kurulun başkanlığını yapıyorum. Bana kalırsa kültür varlıkları da tabiat varlıklarıdır.

ic-3

SEVAL UYSAL: Peki taş binalar konusunda sizin görünüşüz alındı mı?

ALİ AYGÖREN: Hayır! Bize böyle bir şey sorulmadı, bundan sonra da kurul kararını almış zaten sormazlar.

BU BENİM İŞİM DEĞİL

SEVAL UYSAL: Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu başkanlığına gelişiniz nasıl oldu?

ALİ AYGÖREN: Denizli Milletvekilimiz Nihat Bey teklif etti, kabul ettim. Ancak bizim geldiğimiz kurul bağımsız değil, bakanlığa bağlı bir komisyon. Yani hem özerk değil, hem de çok yetkili değil.

SEVAL UYSAL: Peki görevinizden memnun musunuz?

ALİ AYGÖREN: Hayır değilim. Beni tatmin edici bir şey değil zaten Ocak’tan itibaren görevim doluyor ve açıkçası bir daha düşünmüyorum. Hevesle girdim ama şeyini göremedim.

ic-2

SEVAL UYSAL: Ne ummuştunuz, ne buldunuz?

ALİ AYGÖREN: Bu kurullar daha önce ağırlığı olan kurullardı. Bir karar aldığında, kurul konuştuğunda etkisi olurdu. Ama şimdi maalesef bunun kalmadığını gördük. Beni tatmin etmeyen bir işin başında olmak istemiyorum. Bu benim işim değil, beni memnun etmedi.

SEVAL UYSAL: Bu iş özgül ağırlığınızı karşılamıyor mu?

ALİ AYGÖREN: Maalesef özgül ağırlığımızı da, kişiliğimizi de karşılamıyor.

BEKTAŞ’A SORDUK “TARİHİ DEĞİLDİR” DEDİ

SEVAL UYSAL: Denizli’nin koruma anlayışı nasıl?

ALİ AYGÖREN: Denizli değerini koruyamayan bir il. Bu bugünlük bir şey değil, dün içinde de aynıydı, önceki günde aynıydı. 1970’lerdeki Saltak ve Çaybaşı’ndaki evlerden eser kalmadığı gibi, suları içilen arıklardan da eser kalmadı. En güzel değerlerimizi SİT korkusuyla bir hafta, üç gün içinde yıktığımız değerlerimiz var.

ic-6

SEVAL UYSAL: Ulu Cami’yi de siz yıktınız?

ALİ AYGÖREN: O tamamen farklı bir şey. Kim ne derse desin Ulu Camii 800 yıllık değil! 1940’lı yıllarda yıkılıp yeniden yapılmış. Hele çatı kısmı 1948-50 arasında tamamen yenilenmiş. Bir kere orada ibadet yoktu, tamamen farklı şeylerle, foseptiğin aktığı pisliklerle dolu olan bir yerdi. Onun yanına da güzel bir cami yapılmıştı. Tarihi bir değeri olsa yıkılmazdı.

_________________________________________________

Flash Player Kurmak İçin Tıklayınız

________________________________________________

SEVAL UYSAL: “Tarihi değil” yargısını neye göre veriyorsunuz?

ALİ AYGÖREN: Elimizde belgeler, raporlar vardı. O günkü kurallardan alınmış raporlar. Tarihi değeri bulunsa öyle bir şey yapıldığında sizi idama götürürlerdi. 3-4 kez müracaat edilmiş hiç birinde “Korunmalıdır” diye bir rapor alınmamış. Ben kendime başıma “hadi yapayım” diye karar veren bir insan değilim.

ic-4

SEVAL UYSAL: Nasıl araştırdınız, O süreci anlatın o zaman?

ALİ AYGÖREN: Olayı kronolojik olarak hatırlamam mümkün değil. Ancak yıkım isteği çevrede oturanlar ve işyeri sahipleri tarafından ve birde cenaze sahiplerinden geldi. Zamanın dernek başkanı defalarca “Bu camiyi buradan kaldıralım” diye ısrar etti ve yazışmalar yaptı. Aydın Koruma Kurulu’na bu konuda yazışmalar yapıldı. Vali Yusuf Ziya Göksu “Yıkılsın” açıklaması yaptı ve bu konuda yazışmalar var. Cengiz Bektaş’a sorduk “Tarihi değildir” dedi ama yıkıldıktan sonra en çok söylenen o oldu. Yıkım 2003’te, seçimlerden 6 ay önce oldu. Bugün kimine göre yanlış, kimine göre doğru!

ZİHNİYET, AYNI ZİHNİYET!

SEVAL UYSAL: 800 yıllık camiden söz ediyoruz. İyi de şimdi 70 yıllık taş binaların yıkımına karşı çıkıyorsunuz?

ALİ AYGÖREN: 50 yıllık bile olsa değer değerdir. Öyle yapılar vardır ki, üç yıl önce yapılsa bile mimari değeri vardır. Her 100 yıllık, 800 yıllık yapı değerdir diyemediğimiz gibi korunacak diye bir şey de yok. Bunu kurullar bunu belirler.

SEVAL UYSAL: Kurul taş binaları da korunacak eser olarak görmüyor. Aynı yerdeyiz galiba?

ALİ AYGÖREN: O zaman zihniyet aynı zihniyet! Ama ben cami yıkıldıktan sonra “taş binalar kalmalı” dedim.

ic-5

SEVAL UYSAL: Cami için bunu neden düşünmediniz? Alternatif üretilemez miydi, eskiyle yeni korunamaz mıydı? Koruma kurulu başkanlığına geldiğinizden itibaren size yöneltilen eleştirilerin başında bu geliyor. Bu şehre bir özeleştiri vermeniz gerekmiyor mu?

ALİ AYGÖREN: Eskiyle yeni bir arada düşünülebilirdi, ama genel istek ve görüş caminin yıkılması yönündeydi. Orada oturan insanlar, yıkılmasını ve çevre düzenlenmesi yapılmasını istiyordu.

SEVAL UYSAL: Hiç pişmanlık duymadınız mı?

ALİ AYGÖREN: “Cami yıkılmasın” diyen insanların camiye gelmeyen insanlar olduğunu gördüm. Ömründe namazını kılmamış, camiye gitmemiş insanlar. Bunların bizim kadar camici olduklarını düşünmüyorum.

O GÜN MÜZE PROJESİ OLSAYDI ULU CAMİ YIKILMAZDI!

SEVAL UYSAL: Oraya cami değil, tarihi eser olarak bakın.

ALİ AYGÖREN: Tarihi eser olduğuna inansam yıkılmazdı. Zaten öyle bir şey de yoktu ki, kurula üç kere gitmiş gelmiş, “yıkılabilir” raporu verilmiş ve yıkılmış.

ic-7

SEVAL UYSAL: Kabul edelim ki, durumu bugünkü taş binalara çok benziyor. Camiyi yıkan başkan olarak anılmak sizi rahatsız ediyor mu?

ALİ AYGÖREN: Hayır. Hiç etmiyor! Çünkü caminin tarihi bir değeri yok, mezbelelikti. Üstelik yanına çok güzel, 3 bin kişinin namazını kılabileceği bir cami yapılmıştı. Eskiden insanlar cenaze namazlarında üzerlerine yıkılacak diye korkuyorlardı.

SEVAL UYSAL: Şimdi de öyle taş binalar için aynı şeyler söyleniyor. Onları yıkıp çok modern bir müze yapacaklar!

ALİ AYGÖREN: Şimdiki durum farklı, bu müze meselesi o zaman gündeme gelmiş olsaydı, Ulu Cami de yıkılmazdı. Müze, cami, taş binalar, vilayet hepsi birleşirdi. Ulu cami, taş binalar ,Vilayet, Kız meslek Lisesi, Gazi Mektebi’de müze gibidir zaten.Ama o zaman öyle bir şey hiç akla gelmedi, düşünülmedi. Biz müzeyi kent merkezine değil, arkeolojik sit alanına düşündük. Şehrin müzelerine kent müzeleri yapılır. 2004 yılındaki Yaşatan Meydan Projemizde şehrin ileri gelenlerinin rölyeflerinin sergilendiği, el sanatları ve sanat etkinliklerinin yapıldığı aynı zamanda bir açık hava sanayi müzesinin olduğu bir meydan düşünmüştük.

ic-8

DENİZLİ’YE HEPİMİZ ZARAR VERDİK

SEVAL UYSAL: Ulu Cami’ye karşı vefasızlığı tamir etmeye yönelik bir şey miydi?

ALİ AYGÖREN: Vefasızlığı asla kabul etmem. Diyenler kendisi vefasızdır. Çünkü o (yıkım) genel istek üzerine yapılmış ve genel kabul görmüştü, Biz de genel kabulü yerine getirmiş kişiydik. Ben ne dün, ne bugün birden yapayım diyen bir insan değilim. Araştırırım, soruştururum sonra kararımı veririm.

SEVAL UYSAL: Cengiz Bektaş bir röportajında “İtiraf etmek gerekirse bu kente hepimiz zarar verdik” demişti. Bu söze katılır mısınız?

ALİ AYGÖREN: Başta büyüklerimiz.. Cengiz Bektaş gibi, hepimiz zarar verdik. Biz değerimize çok sahip çıkamayan insanlarız. Bu sadece bizden değil, önceden beri gelen bir şeyi devam ettirmişiz. Şimdi kalanları kurtarmak için çırpınıyoruz.

ic-9

SEVAL UYSAL: Bunun nedeni ne? Denizli neden bu kadar yıkmaya meraklı, eskiyi yıkıp yeni yapmak istiyor?

ALİ AYGÖREN: Denizli kent belleğini yakalayamamış hiçbir zaman. Denizli’ye özgü yapı da yok. Bugün de Buldan evleri, Muğla evleri gibi Denizli’ye has ev bulmak çok zor. Çocukluğumuzda Saltak’ta, Çaybaşı’nda, İstiklal’de gördüğümüz evler birer birer yıkıldı. Köyden gelinmiş
O zamanlar bunlar değerli mi, değil mi? bilinmiyor. Denizli ilçelerden göç alıyor ve büyüdükçe konut yetmiyor. Şehirleşmeyi karşılayamadı ve ne olduğunu anlayamadı. Yıkıp yeniden yapma hevesine girildi. Evi müteahhite verip dört daire, sekiz daire, 16 daire hesapları yapıldı. Şehir nedir bilmemekten kaynaklandı. Hala hazırda kaldırımda yürüme “kaldırımlara tükürülür mü, tükürülmez mi?” kültürümüz bile yok. İnsanlar yeni yeni öğreniyor bunları.

SEVAL UYSAL: Taş binaların yıkımına karşı tepkiyi yeterli görüyor musunuz?

ALİ AYGÖREN: Hayır! Birçok insanın bundan haberi olmadı, yapılan toplantılara katılımlara bakarsanız bunu görebilirsiniz. Bu tür toplantılara her sivil toplum temsilcisinin 3-5’er koşarak gelmesini arzu ederdim, ancak bu tepkiye karşı geri adım atarlar diye düşünüyorum.

ic-10

GECE YARISI YIKIMI BEKLEMİYORDUM

SEVAL UYSAL: Bugün baktığınızda Ulu Cami’yi yıkmakla hata yaptığınızı düşünüyor musunuz?

ALİ AYGÖREN: Evet, hata yaptım. Büyük hata yaptım. İnsanoğlunun hataları olabilir, yıkan değil, yapan adam olmak lazım. Ben yurtdışına giderken vekaleti Sait portakal’a verdim. Yıkılacağını biliyordum ama öyle gece yarısı ansızın olacağını bilmiyordum. Maşallah Sait Bey “Ben şöyle yaparım, böyle yaparım” dedi her şey olup bitti. Melih Gökçek gibi gece yarısı yıktı gitti.

SEVAL UYSAL: Bugün olsa?

ALİ AYGÖREN: Bir minaresini bırakırdım. Kalması gereken oydu, ama hepsi gitti.

DENİZLİ LİSESİ BELEDİYE BİNASI OLABİLİR!

SEVAL UYSAL: Bu arada Denizli Lisesi belediyeye devredildi. Belediye binası olarak kullanılacakmış, siz ne diyorsunuz?

ALİ AYGÖREN: Bana göre kullanılan binalar her zaman avantajlıdır. Kullanılmayan binalar metruk, işe yaramaz hale geliyor. Bursa’da örneklerini gördüm. Eski ve tarihi bina belediye binası yapılmış. Sadece başkanın kullandığı ve yabancı misafirlerini ağırladığı sembolik bir belediye binası neden olmasın? Denizli Lisesi de böyle olabilir, alt katı da müze olarak halka açılabilir.

Yorumlar

A.FUAT ÖZKAN   -  Bağlantı 21 Ocak 2014, 12:27

Çok teşekkür ederim Seval. bu röportajı Ankara’dan bir arkadaşımın önerisiyle okudum,çok beğendim. Ali Aygörenin yanıtları gelecek kuşaklara,gelecek yöneticilere armağan olsun.

kenan   -  Bağlantı 18 Aralık 2013, 22:24

Atatürk’ü sevmeyen bir hoca,sınıfında öğrencilerinin Atatürk’ü seven,sevmeyenlerini öğrenmek için sınav yapar!içlerinden çakal bir öğrenci:ATATÜRK bu memleket için neler yapmadı ki der!!bu kısastan ibare ile sayın aygören”bu memleket için neler yapmadı ki!hikayeyi anlayana gari:))

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı