Yetersiz denetimin tahribatı giderilemez - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Yetersiz denetimin tahribatı giderilemez

21 Mart 2018 Çarşamba

Dizimizin ilk bölümünde TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Denizli Şubesine yer veriyoruz. Şubenin son dönem yönetim kurulu başkanı Barış Semiz’i konuk ediyoruz.
TMMOB’a bağlı meslek odalarından JMO Denizli Şubesinin temeli 1992 yılında İzmir Şubeye bağlı İl Temsilciliği olarak kurulmasıyla atıldı. Ankara Genel Merkez tarafından atanan Ahmet Divarcı Denizli İl Temsilciliği görevini yürütürken, aynı yılı içinde yapılan ilk toplantıda Yahya Özpınar ilk resmi temsilcisi olarak seçildi. 2002 yılında Oda genel kurul kararıyla Denizli İl Temsilciliği şube olma hakkını kazandı ve Uşak İl Temsilciliği Denizli Şubeye bağlandı. Şubenin ilk yönetimi Oda genel merkezi tarafından atandı. İlk genel kurulunu 2003 Mart’ında gerçekleştirdi ve yapılan seçimde Prof. Dr. Halil Kumsar başkanlığında yönetim kurulu oluştu. 2018 yılı Şubat ayında 9. Genel Kurulunu gerçekleştiren Şube yönetimi, yönetim kurulu başkanlığına Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Dr. Barış Semiz’i getirdi. Şubenin Uşak İl Temsilciliği dahil halen toplam 385 kayıtlı üyesi bulunmakta.
Şube merkezinde yaptığımız görüşmede Başkan Semiz’le odanın çalışma programını, üyelerin sorunların, mesleki konuları ve TMMOB ile ilgili yasal değişiklik çalışmalarını gündeme alan bir sohbet gerçekleştirdik.

YENİ DÖNEM ÇALIŞMALARI
JMO ve sizi kısaca tanıyalım mı?
JMO 18 yıllık bir şube. Onun öncesinde temsilcilik olarak sürdürüyorduk. Ben daha önceki yönetimlerde de görev aldım. Bu dönem ise meslektaşlarımız bizi başkanlığa layık gördüler.
Ben 2000 yılından beri Pamukkale Üniversitesi’ndeyim. Yardımcı Doçent olarak görev yapıyordum, artık o da değişti ve unvanımız Doktor Öğretim Görevlisi oldu.

Yeni dönem seçimlerinde yeni yönetim kurulu oluştu ve siz başkanlığa getirildiniz. Bu dönem için nasıl bir çalışma programı oluşturdunuz?
Benim Üniversitede olmamın da etkisiyle şu andaki öncelikli çalışma hedefimiz eğitim odaklı. Üniversitede Yer Bilimleri Topluluğunun akademik danışmanlığını yapıyorum. Bunu biraz daha geliştirip Odadaki üye arkadaşlarımız için yapacağız. Hem sosyal yönden hem de eğitimsel olarak. Çoğu arkadaşımız yeni mezun. Biz onlarla meslek alanımızla ilgili çeşitli konularda üniversiteden de destek alacağımız meslek içi eğitimler yapmayı planlıyoruz.

MESLEKİ EĞİTİM FAALİYETLERİ
Deprem gibi ülkemizde güncel olan konuları topluma yeterince anlatabiliyor musunuz?
Ben geçtiğimiz yıl bir TÜBİTAK projesi gerçekleştirdim. Projemizin hedefi yer bilimlerini topluma anlatabilmekti. Özellikle öğretmenlere bunu anlatmayı hedeflemiştik. En büyük sıkıntılarımızdan biri buydu. Biz yer bilimlerini çoğu kişiye anlatamamışız. Bizi sadece zemin etüdü yapan bir meslek grubu olarak tanıyorlar veya deprem denildiğinde akla gelen bir meslek mensubu olarak çoğunlukla biliniyoruz. Oysa mesela bizim mermer ve maden sektöründe çalışan çok fazla üyemiz var. Bunlara son yıllarda jeotermal konusunda çalışan üyelerimiz eklendi. Yani bir temel bilim gibi çalışabilen mühendislik dalıyız. Bu konularda özellikle depremi anlatmaya çalıştık okullarda. Yani hem üyelerimizi geliştirmeye yönelik projeler gerçekleştireceğiz, yanı sıra milli eğitim öğrencilerine de kendimizi ve uğraştığımız alanları anlatmaya çalışacağız. Mesleğimizin sorunlarını ve çözümlerini anlatacağız.

ÜYELERİN SORUNLARI NELER?
Burada asıl sorunlardan biri galiba meslektaşlarınızın yaşadıkları. Bunlar istihdam ve ücret sorunları, çalıştıkları işyerlerinde karşılaştıkları sorunlar vb. Bu konularda ne gibi çalışmalarınız var ya da olacak?
Evet, en başta bir ücret sorunumuz var. Üniversiteler haddinden fazla mezun veriyor. Bu durum piyasada mühendis istihdamı açısından bir handikap yaratıyor. İşverenlerin mühendisleri düşük ücretle çalıştırma tercihinde rol oynayan etkenlerden biri ‘mühendis fazlalığı’ diyebiliriz. Diğer sorun, zemin etütlerinde piyasa şartlarındaki fiyatların düşük olmasıyla kalitesiz iş üretiminin ortaya çıkması. Denizli lokasyonundaki sorunlardan bir diğeri olarak bunu sayabiliriz. Merkezde bu biraz daha derli toplu ama ilçeler bazında mesleki açıdan bazı şeylerin doğru yapılıp yapılmadığı konusunda kaygılarımız var.

Biraz bu kaygılardan söz edebilir miyiz? İlçelere yönelik özel çalışmanız olmuyor mu?
Sözünü ettiğim konu meslektaşlarımıza verilecek eğitimle çözülebilecek bir şey değil. Çünkü etik problemi var, denetimsizlik problemi var. Denetimsizlik problemi, yerel yönetimlerin işin içine katılmasıyla başka bir soruna dönüştü. İlk başta sohbet ederken sözünü ettiğim yönetmelik değişikliğinden sonra üyelerin proje denetimi için bize gelme zorunluluğu yok artık. Etik sorun da bununla birlikte katlanmış oluyor. Biz eskiden fatura nasıl kesiliyordu, gerçekten o araştırma çukurları açılıyor muydu, denetimi kendi mekanizmalarımızla yapabiliyorduk. Gelen zemin etüt raporlarını odayla bağı olmayan insanlara gönderiyorduk, onlar raporları denetleyip bize rapor veriyordu, biz ondan sonra işlem yapıyorduk. Ama şimdi büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Yeni yönetimimizin de başlıca hedeflerinden biri o, ilçe belediyeleri olsun, Büyükşehir Belediyesi olsun randevu alabilirsek problemleri doğrudan konuşacağız. Veya farklı ortamlarda bir araya gelirsek denetim sıkıntısı yaşadığımızı ileteceğiz. Belediyelerde çalışan üyelerimizin raporlarını onlar yetişebildiği kadarıyla denetliyorlar ama yeterlilik gibi bir sıkıntı doğuyor. İlçelerde bu da yok. Sadece Honaz belediyesinde bir arkadaşımız çalışıyor, diğerlerinde bu raporları verebilecek teknik eleman da yok. Biz de kontrol edemediğimiz için sıkıntı yaşanıyor. Çünkü yasal yetkimiz elimizden alınmış durumda.

MESLEKİ DENETİM YETERLİ Mİ?
Şunu sormak istiyorum: Bu tür raporların Bakanlık düzeyinde denetlenmesi mümkün oluyor mu?
Mümkün değil. Şimdi bunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlere açtı. Büyük çaplı yerleşim yerleri açıldığında bu raporlar Bakanlık adına Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gidiyor. Onlar toplayıp Ankara’ya gönderiyorlar, Ankara’dan sonra işlem sonuçlanmış oluyor. Burada bir denetim var. Onlar denetliyor. Yazılar geldi yeni, yerbilimsel etüt projelerini için 9 tane il pilot bölge olarak seçilmiş, bu amaçla da YERBİS adlı bir veri tabanı oluşturulmuş, buraya girilmesi isteniyor. Burada bir kontrol mekanizması o aşamada var. Zemin etüt çalışmalarında yapılan laboratuvar deneyleri için de laboratuvarların mühendis bulundurulması zorunluluğunun onlara tebliğ edildiği bildiriliyor. Bu yönden de iyi bir uygulama. Ama zemin etüt projeleri dediğimizde, buradaki yetki mercii sadece belediyeler. Belediyeler de yetebildiği -çünkü hem Pamukkale hem de Merkezefendi belediyeleri çok büyük- kadar bunları denetliyorlar. Denetimden sonra arkadaşlarımız araştırma çukurunu açıyor ve raporu oraya götürüyor. Daha acıdır belki, o raporu ehil olmayan birisi de imzalasa nasıl tespit edeceğimiz konusunda kaygılarımız var. Bir kaşe yaptırmak çok basit. Kaşeyi bassa, Hasan, Mehmet isminde biri imzalasa…

DENETİMSİZLİK TAHRİBATI GİDERİLEBİLİR Mİ?
Çevre mühendislerinde var. Sizde de sertifikalı teknik danışman türü eleman uygulaması var mı?
Bizde yok. Üniversitelerde alt birim olarak maden arama teknolojileri veya sondaj alanlarında teknisyen elemanlar var ama doğrudan eğitim alıyorlar. Sadece meslek içi başarılarla ilgili sertifikalandırmamız oluyor.

Şimdi kuşku ve kaygılarınız var. Belediyeler ya da diğer kurumlarda denetim sorunları yer yer ortaya çıkıyor dediniz. Bu sorunların yol açtığı tahribat sonradan giderilebiliyor mu?
Bazı şeyleri yaptıktan sonra önleyebilmek çok zor. Biz bina ortaya çıkmadan önce oraya rapor vereceğiz. Oraya bakarız iyidir-kötüdür vs. gibi değerlendirme yaparız, inşaat mühendisleri veya mimarlar yapıyı onun üzerine kuracak. Sonrasında bir şey yapamayız. Biz olaylar olmadan önlemimizi alalım ki ileride deprem olduğunda acısını çekmeyelim. Bizim yanlışları sıralarken bir beklentimiz yok. Gelsinler ücret almadan yapalım ama kaliteli iş çıksın ortaya. Sonradan ah-vah-tüh demenin yararı yok.

SORUNLAR İŞ KALİTESİNİ ETKİLER Mİ?
Burası birinci derecede deprem coğrafyası. O nedenle denetimlerde, verilecek raporlarda standart önemli. Sizin üyelerinizin sıraladığınız sorunları yaşıyor olması yaptıkları işi etkiliyor mu?
Doğal olarak etkiliyor. Bir işin belirli bir bütçesi var. İşi piyasada yapmak isteyenler rekabet unsuru nedeniyle fiyatlarda zaman zaman oynamalar yapıyor. Biz eskiden havuz oluşturup tek bir fiyat belirliyorduk. Faturalar ona göre kesiliyordu ve parasını zamanında alabiliyorduk. Şimdi ise bu tür denetimsizlikten dolayı fiyat kıranlar var. Rekabet ortamında birbirini denetleyemediğin zaman işler çığırından çıkar. Bu tip sıkıntılar var maalesef.

Depremle ilgili çalışmalarda Odanın rolü ne?
Oda olarak bir çalışma yapmıyoruz. Ama bu konuda üniversitedeki hocalarımızla neler yapılabileceğini önemsiyoruz. İlgili kurumlar yaptıkları çalışmalarda akademisyen meslektaşlarımızdan yararlanıyorlar. Bizim meslektaşlarımız yapılan araştırmayı raporlandırıyor ve bunların haritalarda işaretlenmesini sağlıyor.

BU ÇALIŞMALAR DENİZLİ İÇİN YETERLİ Mİ?
Şu an için pek yeterli olduğunu söyleyemem. Örneğin 1999 depreminden çıkan sonuçlar yeterince değerlendiriliyor mu dersen, bence yeteri kadar değil. Tamam, bazı yönetmelikler değişti ama daha çok yol almamız gereken şeyler var diye düşünüyorum.
Daha somut sorulara gelelim. Maden ve traverten sektörleri ihracatla öne çıkıyor. Önemli ölçüde katma değer sağlıyor ama sorunları pek konuşulmuyor. Sizce sorunları var mı, varsa neler?
Sektörün Denizli’de zengin bir kaynağı var. Ancak bunların kurallarına uygun biçimde yönetilmesi ve işletilmesi lazım. Eğer bunları yapabiliyorsak madencilik ve mermercilik yapılmalı. Onlara da ihtiyacımız var. Evimizdeki döşeme olmalı. Kullandığımız aletlerdeki nikel, demir olmalı. Onlar da üretilmeli ama çevreye duyarlı sistemlerle yapılmalı. Mesela Kaklık’taki görüntü iyi mi, değil. Bu da planlamayla ilgili. Yeterli planlama yapılmadan hem ekonomik hem görüntüsel kayıp oluyor.

Çürüksu’yu tez çalışmanızda konu ettiniz. Burada sorun var mı?
Orası bir havza. Antik dönemden beri uygarlıklar kurulmuş. Bir göl olduğu söyleniyor. Ben orayı daha çok çevre sorunları vb. açısından sembolik olarak dikkat çekmek istedim. Milli eğitim okullarında bu konuyu işledik. Denizli aslında jeolojik açıdan doğal bir müze. Manisa’nın Kula ilçesi ile birleştirdiğin zaman yer bilimleri ile ne anlatmak istiyorsan içinde bulabileceğin bir kent. Honaz fayını gösteriyorsun depremi anlatabiliyorsun. Jeotermal oluşum diyorsun, ondan üretilen elektriği, karbonat oluşumlarını-traverteni anlatıyorsun, gözleri büyüyor insanların. Mermer- traverten ocaklarını gezdiriyorsun, görenler gerçekten afallıyor.

TMMOB YASA DEĞİŞİKLİĞİ
Mesleğin sorunlarına geri dönelim. TMMOB yasasına ilişkin öngörülen değişiklikler sizce ne gibi sonuçlar üretecek? Daha önceki tasarılarda odaların şubelerini deyim yerindeyse özerk yapılara dönüştürmek yer almıştı. Sonraları başka mecralarda tartışmalar devam etti. Genel olarak TMMOB ile ilgili görebileceğimiz bu gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yaklaşık aynı şeyleri düşünüyoruz. İlk baştaki çıkışı öyleydi, şimdiki tasarıyla sendikalar gibi küçük küçük birimlere ayrılacak gibi görülüyor. Ateşi şimdilik biraz sönümlendi, ne olacağı belirsiz görünüyor. Yaşadığımız sıkıntıların bir kısmı da zaten bundan kaynaklanıyor. TMMOB ile bağını kesecek misin kesmeyecek misin, İl Müdürlüklerine mi tabiyiz yoksa değil miyiz? Ortada bir boşluk var. TMMOB konusuna gelince, tamam biz Ankara’dakilerden farklı düşünüyor olabiliriz ama hepsini bir kefede değerlendirmek doğru değil. Biz zaten Ankara’da, hükümet nezdinde ne konuşabiliriz, onu konuşmuyoruz ki. Burada ne yapabiliriz diyoruz. Mesleğimizi nasıl geliştirebiliriz, deprem konusunda neler yapabilir ve Denizli’ye bunu nasıl anlatabiliriz, bunun peşindeyiz.
Bir merkez olmalı. Bir çatı altında kalmalı. İnşaat Mühendislerinden Şevket Murat Hoca “kilit bozuksa kapı değil kilit değiştirilir” demişti, ben de bu görüşe katılıyorum. Arıza neyse onu düzeltirsin. Toptan değişimden hepimiz kaybederiz.

ODALAR BAĞIMSIZ OLMALI
Oda olarak diyelim ki bir bakanlığa bağlandınız. Bu doğal olarak üyelerin imkan ve kazançlarını zayıflatmaz mı? Otorite ile mesleğin bağımsız kalması gerekliliği arasında ne gibi sorunlar çıkabilir veya sorun çıkmaz mı?
Sorun elbette çıkabilir. Nereye bağlıysan oradaki yönetici veya müdürün suyuna gideceksin. Mesleki sorunları konuşurken aslında işte o zaman daha çok siyasetin içine girmiş olacaksın. Şimdi beş-altı arkadaş diyelim ki Acıpayamlılar Jeoloji Mühendisleri Odasını kursa bu birlikteliğin ne yararı olacak? Tek bir ses çıkmamasından nasıl bir fayda elde edilebilir? Mesleği nasıl geliştirecek? Bu kez herkes kendisiyle ilgili bir şeyler söyleyecek. Ama ortaya bir şey çıkmayacak.
Birlik oluşturmamızın asıl amacı meslek için bir şeyler yapmak. Bunun için var TMMOB. Yasal düzenleme girişimi gelişmeyi kötü etkileyecektir. Aynı şey Barolar için geçerli ya da Tabipler Birliği için!

PARTİLERLE DEĞİL DEVLETLE MUHATABIZ
Anayasanın 135. Maddesi TMMOB’ni tüzel bir kişilik olarak tanımlıyor. Zor ama odaların birlikten yoksun bırakılması kimin işine yarar?
Üzerine çok düşünmedim ama bu durum bizim kendi içimizde çalışmaya dönüşür. Bu gün hangi parti iktidarda olursa olsun siyasi olarak yapılmaya çalışılanlarda bazı şeylerde kantarın topuzu kaçmasın diye bizim birliğimiz var. Biz siyasi partilere sorun çözelim diye gitmiyoruz. Devleti temsil eden kurumların kapısını çalıyoruz. O nedenle siyasi değil, tamamen mesleğimizin gerektirdiği bir tutum sergiliyoruz. Örneğin Denizli’de taraflar bizim baktığımız gibi baksa, ortak yol bulmak kolay olacak.
Sözün kısası biz birlik olmaktan yanayız. Birliği bölmekten yana değil.

*****

Jeoloji Mühendisleri Odasının özgül çalışma koşullarından kaynaklanan pek çok farklı sorun var. Ancak tümünü konuşma imkanı yok. Konuştuklarımız kadarının siz okurlar için yeterli bir oda profili oluşturabilecek bilgiler verdiğini umuyorum.

Yarın: Mimarlar Odası ne istiyor?

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı