5 HAZİRAN, UYARI VE MÜCADELE GÜNÜ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Esra Kasapoğlu Ünlü Hakan Urhan

5 HAZİRAN, UYARI VE MÜCADELE GÜNÜ

5 HAZİRAN, UYARI VE MÜCADELE GÜNÜ

TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Çevre Komisyonu, 5 Haziran 2010 Dünya Çevre Günü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında, Denizli’nin çevre sorunları ve çözüm önerilerini açıkladı. Açıklamada 5 Haziran, uyarı ve mücadele günü olarak nitelendirildi.

/ DENİZLİHABER / 5 Haziran 2010 Cumartesi, 16:52

TMMOB binasında yapılan toplantıda İl Koordinasyon Kurulu adına açıklamayı, Çevre Mühendisleri Odası Denizli İl Temsilcisi Tevfik Basmacı okudu.

Denizli’de çevre sorunlarının başında; içme suyu kaynaklarının korunması, atık su, hava kirliliği, gürültü kirliliği, çarpık kentleşme ve yanlış enerji politikaları geldiğini belirten Basmacı, “Denizli ilindeki içme suyu kaynaklarının yeterli miktarda olduğunu ancak şehir şebekesine özellikle yaz aylarında dağıtımının düzenli yapılamadığını ve bazı semtlere su kesintisi uygulandığım belirtebiliriz. Bütünşehir olmuş ilimizde artık bu sorun, yaşanmaması gereken bir durumdur. Ayrıca şehir su şebekesindeki bakteri oranı kadar klor oranı da halk sağlığımız açısından çok önemlidir. Klor seviyesinin doğru ayarlanmadığı durumda fazla alınan klorun insan sağlığına etkilileri de göz önüne alınmalıdır. Gökpınar Barajı havzasının korunması için gerekli çalışmaların yapılması ve ileride ilimizin su sıkıntısı yaşamaması için her türlü önlemin alınması gerekmektedir. Nehirlerin ve denizlerin kirlenmemesi için, atık su üreten tesislerin mutlaka atık su arıtma tesislerini yapmaları ve atık sularını arıttıktan sonra alıcı ortamlara deşarj etmeleri gereklidir. Özellikle altyapılarını tamamlamamış olan yerel yönetimler kanalizasyon şebekelerinin sonuna atık su arıtma tesislerini biran önce yapıp faaliyete geçirmelidirler.
Yüzyılın dev altyapı projesinin ilimizde gerçekleştiriliyor olması hepimiz için sevindiricidir. Ancak yapılan işlerin sağlıklı ve kontrollü yapılıyor olduğunu düşünüyor ve ümit ediyoruz. Bununla beraber kanalizasyon şebekemiz ile topladığımız evsel atık sularımızın Eskihisar’daki atık su arıtma tesisinde arıtılıyor olması en çevreci belediye seçilen belediyemize yakışan bir olaydır. Fakat evsel atık sularımızın yaklaşık yüzde 30’luk bir bölümünün kotun uygun olmaması nedeniyle mevcut atık su arıtma tesisine verilemediğini de biliyoruz. Bu nedenle en kısa zamanda bu problemin giderilmesi için yetkilileri göreve davet ediyoruz. Yitirdiğimiz her ekilebilir nitelikteki toprak parçası, kullanılabilir nitelikteki su kaynağı geleceğimizi karartmaktadır” dedi.

“UYGUN YAKITLAR TÜKETİLMELİ”
Denizli’de özellikle kışın emisyon sınırlarını aşan hava kirliliğini önleyebilmek ve temiz bir hava teneffüs edebilmek için kullanılan yakıtların, Denizli Mahalli Çevre Kurulu tarafından izin verilmiş uygun yakıtlar olmasına dikkat edilmesi gereğinin altını çizen Tevfik Basmacı açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Halkımızın ısınma amaçlı olarak doğalgaza geçişini kolaylaştırıcı şartlar sağlanmalıdır. Doğalgaz maliyet olarak da cazip hale getirilmelidir. Sanayi kuruluşlarının baca gazlarından kaynaklı endüstriyel hava kirliliğinin tespiti ve bu kirliliği minimum seviyelere düşürebilmek için işyerlerinde emisyon ölçüm ve denetimleri yapılmalıdır. Denizli’deki hava kirliliği boyutunun Ekim-Nisan arasındaki aylarda sınırların çok üstünde olduğunu ifade edebiliriz. Gerek sanayi kuruluşlarım, gerek kaçak kömür kullanımını, gerekse kişi başına düşen yeşil alan miktarının yetersizliğini değerlendirdiğimizde acil önlemler alınması ve sürdürülebilir nitelik kazandırılması önemlidir. Temiz bir hava teneffüs edebilmek, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşayabilmek üzere herkes üzerine düşeni yapmalıdır.”

RUH SAĞLIĞIMIZI GERİ İSTİYORUZ
Denizli’nin kent olarak ruhunu yitirdiğini de belirten Basmacı çarpık kentleşme ve enerji politikaları ile ilgili de şunları söyledi: “Çarpık kentleşme deyince; çevrede; gecekondu, merkezde plansız ve denetimsiz, gelişigüzel, alt yapısız, estetik kaygıdan uzak yapılmış binalar akla gelir. Doğal, kültürel ve tarihi çevreye zarar veren bu yapılar karşımıza çoğunlukla belediyelerce yapılan dizi dizi apartmanlar, kalem gibi dümdüz yollar olarak çıkmaktadır. Oysa; kentleri kent yapan, yüksek ve gösterişli binalar, dizi dizi siteler, rastgele serpiştirilmiş çocuk parkları, alışveriş merkezleri değil, kültürü, gelenekleri ve tarihiyle yaşam biçimidir. Kentimiz ruhunu yitirirken, Denizlililer de ruh sağlığını yitiriyor olanca hızıyla. Kentimizin de, insanımızın da ruh sağlığını geri istiyoruz. Özelleştirme, taşeronlaştırma ve kapitalist küreselleşmeye karşı duruşumuza devamla, pahalı, tehlikeli, atık sorunu bulunan, dışa bağımlı nükleer santral tercihinde bulunulmasını kabul etmiyoruz. Çanta tipi HES yapımlarının ivedilikle durdurulmaması halkımızda tepkilere neden olmaktadır. Bu sorunun aşılması konusunda ÇED’lere sığınılmış fakat sorunun esasına ilişkin çözümleri ortaya koymaktan uzak kalınmıştır. HES’lerin havza özelliklerinin korunması öncelikli olmalı, suyun kullanım özelliğine göre de planlanmalıdır. Doğal kaynak olarak ülke yararına kullanılması gereken sularımız özel sektörün rant alanı haline dönüştürülmemelidir. Tüm toplumun su hakkı gasp edilemez. Bölgemizde kurulmasına başlanan 2400 MW’lık doğalgaz santrali ile üretilecek elektriğin toplam üretimdeki payı göz önüne alındığında tehlikenin ne denli büyük olduğunu görmek mümkündür. Mermer ocaklarından ağzı yanan çevre halkının, çevresel etki nedeniyle duyduğu kaygılara katılıyoruz. Ülkemizin yıllardır rüzgârın esişine, güneşin yakışına bıraktığı enerji yatırımlarına ve enerji politikalarına ” gereken önem verilmelidir.”

UYARI VE MÜCADELE GÜNÜ
Bütün olumsuzluklara rağmen, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü “uyarı ve mücadele” günü olarak adlandırdıklarını ifade eden Basmacı açıklamasını şu sözleler tamamladı: “Odalarımız, toplum ve kamu yararı eksenli politikaları hayata geçirmek, kamusal hizmet alanlarında ulusal, bölgesel ve kentsel düzeyde kamucu yaklaşımları tesis edebilmek için bu alandaki çalışmalarını yoğunlaştırarak sürdürmektedir. Bu yanıyla siyasileri ve karar vericileri yaşam için çok geç olmadan bir kez daha uyarıyoruz! Yürüttükleri özelleştirmeci ve yağmacı politikalara karşı havamızla, toprağımızla, suyumuzla, tüketim ve kar hırsına teslim edilmiş bir çevre değil, sağlıklı, temiz ve yaşanabilir bir dünya için mücadele kararlılığımızı yineliyoruz!”

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı