KİM DİZ ÇÖKTÜ? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KİM DİZ ÇÖKTÜ?

16 Ekim 2018 Salı

McKinsey olayında olduğu gibi doğru bildiğine doğru, eğri bildiğine eğri diyebilen, bağımsız düşünebilen, fikrini ve kalemini satmayan yazarlardan olan Abdurrahman Dilipak’ın Rahip Brunson’ın tahliyesine bakış açısı şöyle:

“Trump’ın Kasım seçimleri öncesinde Rahip Brunson’ı evangelistlere bir armağan olarak sunması gerekiyordu. Brunson hem ceza aldı, hem de serbest kaldı. Ne şiş yandı, ne kebap. Ceza verilerek Türkiye pozisyonunu korudu. Öte yandan serbest bırakılarak Türkiye ile ABD arasındaki gerilim sonlandırıldı.”

Aynı gazeteden Ali Karahasanoğlu ise: “Türk yargısı, ABD’yi dize getirdi. ABD çaresiz şekilde duruşmayı izledi. Yargılanan vatandaşı için, elinden hiç bir şey gelmeyen bir devlet olarak, sonucu beklemekle yetindi. Bu durumda kim diz çökmüş oldu? Geçirilen süreç; bana ABD diz çöktü dedirtiyor” yorumunda bulunmuş.

Habertürk’ten Fatih Altaylı “Her eve lazım bir karar” başlığı atarken; aynı grubun yazarı Nagehan Alçı ise Brunson’ın serbest bırakılmasını “Son derece doğru bir karar” olarak değerlendirmiş. Nagehan Alçı’ya göre Brunson davasının savcısı Berkant Karakaya’nın görev yerinin değiştirilmesi davanın seyrine tesir edebilecek bir işaret fişeğiymiş zaten.

Sabah Gazetesi’nden Melih Altınok’a göre ortada saygı duyulacak bir yargı kararı yok. Yargının vazifesi aslında sadece hukuku konuşturmak olmalı.

Altınok’a göre; gizli tanıklar güvenilir değil. Önceki duruşmada söylediklerinin tam tersini söyleyebilenlere ne kadar inanılır? Bir ülkenin ekonomiden dış politikaya kadar kaderini etkileyen bir dava; nasıl olur da; bir dediği diğerini tutmayan gizli tanıklar üzerinden böylesine çürük temeller üzerine oturtulabilir?

Yeniçağ Gazetesi’nden Ahmet Takan tepkisini “İzmir’e ABD bayrağı çekildi” başlıklı yazısıyla verirken; Rahmi Turan; “Trump ABD’deki papazı vermedi ama Türkiye’deki papazı aldı” yorumunu yapmış.

Süleyman Özışık ise İnternethaber.com’daki köşesinden şunları soruyor:

“Şayet rahip bırakılmamış olsaydı ve yeni bir ekonomik suikast nedeniyle dolar 7-8-9 bin sınırına dayansaydı…

Merkez Bankası tekrar devreye girip faizleri yükseltse ve hayat %200 zamlansaydı ne tepki verilirdi?

ABD’nin meselesi papazın serbest bırakılması değildi zaten. ABD; 30 AB ülkesinin yanı sıra Çin, Japonya, Meksika gibi ülkelere de ekonomik savaş ilan etti. Papaz, ABD’nin Türkiye’ye ekonomik olarak saldırması için harika bir bahaneydi.

Süleyman Özışık yazısını şöyle noktalamış; “Perde arkasında bir pazarlık yapıldığı yüksek bir ihtimaldir.”

Türkiye’de Papaz Brunson gibi kaç tane daha ajan/misyoner var bilmiyoruz. Perde arkasında bir pazarlık olup olmadığını; Halk Bankası’ndan Hakan Atilla ile (eş zamanlı olmasa da) takas/trampa yapılıp yapılmayacağı da bilgimiz dışında.

Bildiğimiz bir şey var ki; diz çöken Papaz Brunson oldu. Trumph’ın omzuna elini koyup dua ederken Trump’ın istifini bozmaması, dua moduna geçmemesi, “amen” bile dememesi evangelistleri tatmin etmekten uzaktı.

Beden dili ve iletişim yönünden sınıfta kalan Trump; ABD’den başka halkı Hristiyan olan hiç bir devletten ilgi görmeyen Brunson ve dolayısıyla evangelistlerin inancını oy uğruna istismar etti.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı