SENİ AFFEDİYORUM - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

SENİ AFFEDİYORUM

9 Ekim 2018 Salı

“Seni affediyorum. Beni bende olmayan, işlemediğim, işlenmesine ortak olmadığım suçlarla karalasan da, aleyhimde propaganda yapsan da, menfi bir kamuoyu oluşturmaya çalışsan da seni affediyorum.

Malıma zarar versen de, kazancımı engellesen de, arabama çarpıp kaçsan da, evimin penceresine taş atsan da, beni aldatsan da seni affediyorum.

Ayağımı kaydırmaya çalışsan da, çeşitli ayak oyunları yapsan da affediyorum seni. Hatta Allah’a bile havale etmiyorum.”Benden uzak, Allah’a yakın olsun” da demiyorum. Affediyorum işte.

Belki sana çok kızdım, ilk anda gönül koydum, seninle kavga etmek istedim. Fakat olay soğuyunca, araya en iyi ilaç “zaman” girince, geniş düşününce vazgeçtim karşılık vermekten. Affettim seni…”diyebilir miyiz kolayca?

Son günlerde gündemimizdeki önemli konulardan biri de “af”.

Kamuoyunda MHP’nin ortaya attığı teklif konuşuluyor. AK Parti konuya temkinli yaklaşıyor. 22 Aralık 2000 yılında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Rahşan Ecevit Affı” olarak bilinen 4616 sayılı “Şartla salıverme ve erteleme yasası” hala tartışılıyor.

Kişilerin kişilere karşı işlediği suçları ancak olayın muhatabı olan ve işlenen suçtan zarar gören kişiler affedebilir tezi makul ve mantıklı bir düşünce.

Af; ancak devlete karşı işlenen suçlarda devreye girebilir denilse de; bu muhakeme tarzında da eksiklikler yok değil.

Devlete karşı işlenen suç dolayısıyla, o devletin fertleri olan insanlar da dolaylı olarak zarar görmüşlerse; yine onların rızalarının alınması gerekmiyor mu?

Her on yılda bir darbe yapılması adeta gelenek haline gelmiş bir ülkede; buna benzer bir şekilde belirli aralıklarla af kanunlarının çıkması; kişilerin suça eğilimini kolaylaştırmıyor mu?

2000 yılında çıkan aftan üç yıl sonra 20.000 kişi cezaevlerine düşmüş; mahkum sayısı yeniden 64.000’e çıkmıştı.

Dolayısıyla hangi suçlara ve suçlulara af getirilmeli, getirilirse hangi oranda, kaç yıl getirilmeli?

Bundan önceki af kanunundan sonra suç oranında artma mı, azalma mı olmuş? Kaç suçlu kısa bir müddet sonra tekrar suç işleyip cezaevine dönmüş?

Toplumumuzda en çok hangi suç işleniyor?

Cinayet mi, gasp mı, hırsızlık mı, dolandırıcılık mı, adam kaçırma mı, yaralama mı, hakaret mi, kadına şiddet mi, cinsel istismar mı, uyuşturucu satıcılığı mı, terör mü?

“Kötülük ve haksızlık edeni, suç işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme” anlamındaki af kanununun kapsamı ne olmalıdır?

Adi suçlarda affa uğramanın sağladığı mutluluk mu insanı tedavi eder, çektiği ceza mı? Af müessesesi bir eğitim ve ıslah metodu olarak kullanılabilir mi?

Af kavramı telaffuz edildiği andan itibaren kadınlar kocalarını, çocuklar babalarını, ebeveynler evlatlarının yolunu gözler. Bu beklenti topluma verilmişse, içine düşülen hayallerin de bir ölçüde karşılanması lazım.

Mahkumların sadece kendileri ceza çekmiyor. Eşleri, çocukları, ana-babaları, akrabaları da bu cezadan paylarına düşeni alıyor.

En iyisi; bu yazıyı; Kadir gecelerinde çokça yapılan bir dua ile bitirmek:
“Allah’ım şüphesiz sen affedicisin. Affetmeyi seversin. Bizleri de affeyle…”

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı