AĞLA AĞLAYABİLDİĞİN KADAR... - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

AĞLA AĞLAYABİLDİĞİN KADAR…

9 Ocak 2019 Çarşamba

Çocuklarımızın ağlama özgürlüğünü ellerinden almayalım…

“Sus kör olmayasıca”, “Bıktım senin şu ağlama huyundan”, “Al şunu da kapa çeneni”, “Zır, zır, zır başımın etini yedin”, “Kes sesini, yoksa terlik geliyor” gibi cümleler, çocuklarının ağlaması ile anne ve babalar tarafından verilen tepkinin kelimelere dökülmüş birkaç örneği. Çocukların ağlamaları ile ilgili ebeveynler tarafından gösterilen tepki daha onlarca örneklenebilir. Farkında olalım ya da olmayalım, verdiğimiz örneklemelerde kurulan cümleler ve buna benzerlerinin tamamı çocuklarımıza kendi ellerimizle yaptığımız büyük kötülüklerdir. Yapmayalım!.. Geleceklerinde onlar için kocaman bir eksi yaratmış ve pozitif hayat malzemelerinden çalmış oluruz.

Her daim etrafımızda ağlayan bir çocuk ve bu çocuğu susturmaya çalışan birilerinin olduğunu görme olasılığımız hayli yüksektir. Ne yapıp yapıp, o çocuk susturulacaktır. Bunu yaparken aslında konu çocuğun susması değil, anne babaların ta kendisidir. Ağlayan çocuk onları rahatsız ediyor çünkü. Çoğu anne ve baba bu ağlamanın ardında ne var sorgulamıyor bile. Yani buzdağının altını aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Aslında ağlamanın nedeni, çocuğun birşeyler anlatabilme çabasının bir eylemidir. Acıkma, uyku, ağrı, sızı, tuvalet, yanlızlık ve bir sürü neden. Bebeklik döneminde her şey hızlı kavranmaya başladığı için kısa süre sonra sebep sonuç ilişkisi anlamaya başlarlar.

Her ağladığımda annem yanımda!

İşte bu noktada çocuğunuz ihtiyacı olduğu için değil, alışkanlık haline getirdiği için ağlayacaktır.

Bebek birkaç aylıkken başka şeyler de öğrenmeye başlar, örneğin hoşuna giden bir oyuncak görünce elini uzatır, bakar ki anne baba vermiyor ağlamaya başlar. Anne baba da yeter ki sussun diye istediğini verir. Alış veriş merkezlerine gidilir çocukların ilgisini çeken o kadar çok şey görürler ki, bakarlar istekleri olmayınca ağlamaya başlarlar. Anne baba rezil olmayalım diye istediğini alır. Sonuç; Çocuk bu yaşadığı durumlardan tecrübe kazanmıştır.  Artık onun için durum şöyle özetlenir:

‘’Bir şey istediğinde vermezlerse daha yüksek sesle iste, daha da vermezlerse ağla, gerekirse bağırmaya başla! Ta ki, istek kabul edilene kadar!’’

Çocuğun ağlaması ilk zamanlarda aileleri çok rahatsız etmese de zamanla bu durum, çekilmez bir hal alır. Çocuğa artık yeter denildiği anda çığlıklar atarak ağlayan, kendini yere atan daha ağır boyutlara gidebilecek çocuklarla karşılaşırız. Aileler çocuk kendine zarar verecek korkusuyla isteklerini yerine getirmek zorunda kalırlar.

Erkek çocukların ağlaması, kız çocuklara oranla daha az kabul gören bir toplumda yaşıyoruz. Ağlayan erkekle genelde “Kız gibi ağlıyorsun” alayı edilir. Bu şekilde erkeklerin duygularını ifade etmesi engellenip erkek gibi davranmaları beklenir. Bunun sonucunda bazı erkekler yıllarca gözyaşı dökemezler. Belki de erkeklerin strese bağlı hastalıklara daha yatkın olması ve kadınlara oranla erkeklerin erken yaşta yaşamlarını yitirmesinin önemli nedenlerinden birisi de budur.

Çocuğun olumlu davranışlarına odaklanmalıyız. Çocuklar etrafına kendini fark ettirme özellikleri neyse onu geliştirirler. Ağlamayı da bu şekilde öğrenmişlerdir. Örneğin; ‘’Kızım/Oğlum büyümüş bana yardım ediyor’’ gibi vurgulamalarda bulunun. Böylece bebeklik dönemindeki ağlama yerine büyük gibi davranmaya telkin etmiş olursunuz.  Bu sürecin hemen geçmesini beklemeyin kalıplaşmış davranışların değişmesi zaman alır o yüzden lütfen sabırlı olun!

Hepimiz ağlamanın kabul edilmediği bir toplumda yaşamaktayız. Anne ve babaların bu duyguların yaşanmasında bilerek veya bilmeyerek etkileşimi söz konusudur. Böylelikle hayat çocuklara gözyaşlarını tutmayı, duygularına ket vurmayı öğretmiştir. Tıpkı anne ve babalarımızın bizlere yaptığı gibi bizler de çocuklarımızın ağlamalarını engellemeye çalışıyoruz. Bizim kendimizi ifade etme hakkımız elimizden alınsa da çocuklarımızın kendini ifade etme hakkını neden elinden alalım ki.

Bırakın çocuklar ağlasınlar… Ağlama hepimiz için doğuştan sahip olduğumuz tamir setidir çünkü, güzel bir ağlamanın her yaştaki insan için iyileştirici etkisi vardır.                               

Çocuklar ağlayarak psikolojik ve bedenlerinde biriken olumsuz enerjiyi atarlar. Çocuğa bağırarak ya da şiddet uygulayarak susturulmaya çalışılması ileri dönemlerde psikolojik bozukluklara, kötü alışkanlıklara yol açabilir. Araştırmalar, çocuklar üzerindeki tedavi seanslarında; ağlamaların, semptomların hızla azalmasını sağladığını göstermiştir.

 

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı
 

SON YAZILARI