BİR DAMDA İKİ AYRI DÜNYA - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

BİR DAMDA İKİ AYRI DÜNYA

27 Şubat 2018 Salı

Bir yaz gecesi aile üyeleri evlerinin damında uyuyorlarmış. Anne, oğlu ile gelininin birbirlerine sarılıp uyuduklarını görünce çok rahatsız olmuş. Bu duruma dayanamayarak onları bağırarak uyandırmış “Bu sıcakta nasıl birbirinize sarılıp yatabiliyorsunuz? Bu sağlıksız ve tehlikeli” diye çıkışmış.

Damın bir başka köşesinde ise kızı ve hayranlık duyduğu damadı birbirinden en az yarım metre uzaklıkta yatıyormuş. Anne yaklaşmış, yavaşça uyandırarak, “Yavrularım, bu serin havada nasıl bu şekilde ayrı ayrı yatarsınız? Neden birbirinizi ısıtmıyorsunuz?” demiş.

Bunu duyan gelin oturmuş ve yüksek sesle dua eder gibi, “Allah’ım, sen nelere kadirsin! Bir damda bu kadar değişken iklim” demiş.

Bu hoşuma giden bir doğu hikayesidir. İnce bir çizgi ile kıskançlığı anlatır.
Bu hikayeden önemli dersler çıkarabiliriz. Ama ana fikri, “kıskançlık” üzerine kuruludur. Hikayedeki kurgu, annenin oğlunu gelininden kıskanmasıdır.

Kıskançlık ne yazık ki hayatımızın bir çok alanında vardır. Bazıları bizim ortaya koyduğumuz, bazıları da bize karşı takınılan tavırdır.

Bazen birini çok seversin, onu kimseyle paylaşmak istemezsin ve kıskançlık hissini hücrelerine kadar hissedersin. Sadece ikinizin olduğu, her şeyi birlikte paylaştığınız bir hayat düşlersin, her zaman seninle ilgilenmesini beklersin. Aman kimse bakmasın, kimse dokunmasın istersin. Bu aşamada o “her şeyiniz” olmuştur.

“Yok canıııım, o kadar da kıskanç biri değilimdir” dediğinizi duyar gibiyim. Hadi hadi kandırmayalım birbirimizi. Hepimiz insanız, kıskanabiliriz elbette. Belki de sadece dozunu bilmek ve ayarlamak lazım.
Kıskanma duygusu varoluşla birlikte yerleşir. Çocukluk dönemlerimizde bu bize olmaması gereken bir duyguymuş gibi yansıtıldığı için bastırırız, ya da bastırdığımızı düşünürüz.

Oysa ebeveynler çocuğa kıskançlık duygusunun sevmek kadar normal olduğunu anlatabilse, bununla başa çıkmanın yollarını çok daha kolay bulabilirdik.

Freud’ a göre kıskançlık, 3 temel boyuttan oluşmaktadır.

Yarışmalı ya da normal kabul edilecek kıskançlık: Bir nesneyi kaybetmeyi göze alamamak, kaybetmeyi kendine yakıştıramamak söz konusudur. Aslında kişinin sevdiği bir şeyi kaybetmenin acısı ile yüzleşmek istememesidir.

Yansıtılmış kıskançlık: Bu biz insanların belirgin şekilde birbirine gösterdiği kıskançlık türü diyebilirim. Çiftlerin birbirine arzulama isteklerinin köreldiği fark edilince ortaya çıkan bir durumdur. Biri bu yaptığım tanıma “SADAKATSİZLİK” dedi gibi geldi. Aslında doğru söylüyorsunuz.

Sadakatsizliğin yansıtma türünü, “Kendi sadakatsizliği ile ilgili şüpheli düşüncelerini eşine yönlendirip, bir bakıma ona yansıtarak içini rahatlamaya çalışmaktır. “Böyle hissediyorsam mutlaka bir sebep vardır!” telkinleriyle rahatlama çabalarının altında arayışlar devam eder, kanıtlar aranmaya başlar.
Bu noktadan itibaren durup bir nefes alıp, iç dünyamızı sorgulamamız gerekir.
Kendinize, “Şu an niye bunu yapıyorum? Bu hissin gerçek olduğuna nasıl bu kadar eminim?” diye sormalısınız.

Sanrısal kıskançlık: Gerçekten iddialı bir boyutudur kıskançlığın. Kıskançlık sanrılarının bilinçsiz homoseksüellik ile ilgili olduğunu iddia etmiştir, kıskanç koca, karısıyla ilişkisi olduğunu iddia ettiği adamdan bilinçsiz bir şekilde etkilenmektedir. Bu etkilenme zamanla, “ona aşık olan ben değilim, ona aşık olan karım” şekline dönüşür. Bir zamanlar bu düşünceler yaygın bir şekilde kabul edilmekle birlikte günümüzde fazla kabul görmemektedir. Bu düşünceler klinik deneyimlerle desteklenememiştir.
Patolojik kıskançlıkta ise eşin sadık olmadığına dair anormal bir inanış söz konusudur. Bu durum patolojik olarak adlandırılır çünkü bu inanışın temeli yetersizdir ve mantıklı bir tartışmadan etkilenmez. Patolojik kıskançlık için cinsel kıskançlık, erotik kıskançlık, morbid kıskançlık, psikotik kıskançlık ve othellosendromu gibi değişik isimler kullanılmıştır.

Olasılıkla erkeklerde kadınlardan sık görülmektedir. Her bir kadına karşılık iki erkeğin etkilendiği bilinmektedir.

Othello yaptığı yanlışlığın farkına vardığında ise yoğun bir pişmanlık yaşar ve kendini öldürür.
Sanrı şeklinde kendini güçlendiren kıskançlık zamanla şiddet eğilimlerine de dönüşebilir. Bu sendromda belirtilen en önemli özellik eşin sadakatsizliği konusundaki sanrısal düşüncedir.

Kıskançlık duygusunun normal olduğunu bilmemiz ve kıskançlığın zirvelerinde kendimizi bulduğumuz anda derin bir nefes alıp düşünmemiz bile sizi çözüme kavuşturacaktır.

Sorularınız, merak ettikleriniz, görüşleriniz ve önerileriniz için
minesoysal@denizlihaber.com adresine yazabilirsiniz.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı