KARTACA, ROMA, OSMANLI NEDEN YIKILDI? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

KARTACA, ROMA, OSMANLI NEDEN YIKILDI?

16 Nisan 2018 Pazartesi

Korku:
Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü

Kendimize soruyoruz: Ben korkak mı doğdum, yoksa korku bende sonradan mı ortaya çıktı?

Sinmek:
Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak,

Kendimize soruyoruz: Ben sinmeye zaten elverişli miyim, yoksa zorla sindirildim mi?

Cesaret:
Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven

Kendimize soruyoruz: Birine bir yumruk atabilecek kaba cesarete mi sahibim, en basit ve temel haklarımı arayacak sosyal cesarete mi sahibim ya da ben değişim yaratabilecek, değişime ayak uydurabilecek büyük cesarete mi sahibim, yoksa ben bir korkak mıyım?

Korkusuz olabilmek, yani cesur olabilmek, sinmeyen, dik durabilen insan olabilmek doğuştan getirdiğimiz genlere bağlı olmakla birlikte; ailede, okulda, toplumda aldığımız eğitimle de çok yakından ilgilidir. Okullarda ve toplumda özgür ve demokratik eğitim süreçleri, insanları özellikle sosyal konularda cesur olma konusunda derinden etkiler. Aile eğitiminde saygı, değer, güven, bireylerin her konuda cesur olmalarını destekler. Kendine güvenen cesur insanların oluşturduğu toplumların sırtını yere getirmek neredeyse olanaksızdır. İtaatkar ve korkak insanların oluşturduğu toplumlar, en küçük darbede tuz keseği gibi anında en küçük parçalarına ayrılarak darmadağın olur. Son yılların dünyasına baktığımızda her iki toplumun da örneklerini bolca görebiliriz.

Bu arada cesareti;
magandalık gibi, sözünü yemek için gösterilen hırçınlık gibi, içi boş özgüven gibi, bir kitap okumadan her şeyi bilmek, kendinden başkasını hiçe sayan ego enerjisi, küçük çıkarlar için tilki kurnazlığının gözü pekliği gibi, ben böyle değilim ama herkes tam böyle demenin aymazlığı gibi anlarsak yanlış olur. Şayet cesur, dik insanların en belirgin özelliği: “şapkayı önüne koyup düşünebilmeleri” ve bunun sonucu kararlar alıp uygulayabilmeleridir.

Bir baba kendi çocuğunu sindirdiğinde, onu korku içinde yetiştirdiğinde kendi sopa yerken çocuğunun dehşet içinde ve kıpırdayamadan durumu izlemesinin acısını yaşayacaktır..

Bir öğretmen öğrencisini sindirdiğinde, onu korkuya alıştırdığında kendi hakları yenirken öğrencisinin durumu sessizce izlemesinin acısını yaşayacaktır.
Bir devlet kendi toplumunu sindirdiğinde, üstlerine korku saldığında kendi yurduna saldıran insanları seyredip yalnızca kendini kurtarmaya çalışan bir toplumla karşı karşıya kalacaktır.

Hırs ve ego değil, akıl ve vicdandır insana gereken…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı