SİZ OLSANIZ NE DERDİNİZ? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Esra Kasapoğlu Ünlü Hakan Urhan

SİZ OLSANIZ NE DERDİNİZ?

2 Temmuz 2010 Cuma

Fransızlar buna, absurdité diyor…
Almanlar blödsinn, Ruslar глупость
İtalyanlar’da derecesine göre sözcük farklılışıyor!
Controsenso, sciocchezza, stupidaggine…
İspanyollar disparate,İngilizler ise nonsense diyor..

Bense diyecek kelime bulamıyorum!

Adalet mahallesinde üst yapı çalışması başlattılar bundan tam bir buçuk yıl önce!

Biz de saf mahalleli, hizmet geliyor dedik sevinçle…
Demez olaydık!..
Altı ay çalışıp bırakıp gittiler!
Ana hatlar tamam, yan ve bağlantı yolları kaldı!

Peki o süreçte naptılar söyleyeyim…
2 sokak ve bir cadde çevreliyor mesala oturduğum apartmanı. Apartmanın üst sokağına kilit taşı döşediler.
Meret! Öyle bir sistem içeriyor ki, Fatih’i sulara gömen o azgın selde bile bir gram su tutmadı o sokak!
Onca su nereye mi gitti? Bizim bahçenin o yola bakan kısmına…
Sulu tarıma başladı apartman sakinleri! Çeltik filan ekiyorlar…

Şükür ki yöneticimiz bundan altı ay önce, Denizli Belediyesi’nin ilgili yetkilisi Niyazi Bey Kardeşim’e durumu aktarmış!
Ve çok sağolsun hemen gelip bölgeyi incelemiş!
Ertesi gün ilgili bir ekip gönderip duruma el atılacağını söylemiş!
Sağolsun!

Ekip o sokağı bulamamış olsa gerek…

Yönetici hanımefendi gelip “Sedat Bey valla ben fotoğraflarını çektim, şunu bir haber yap! Telefonla aramaktan, arayıp ulaşamamaktan, ulaştığımda ekilmekten bıktım. Arada dilekçe verdik resmi, o da bir işe yaramadı iyi mi” deyince, hemen telefona sarıldım.
Bundan on gün kadar önceydi.
Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Güngör’ü arayıp durumu aktardım.
Başkan beklenileni yaptı, yarın “ilgili arkadaşı o sokağa yönlendiriyorum” dedi. Valla dediğini de yaptı. Tak! İki dakika sonra Niyazi Bey Kardeşim beni aradı! Durumu ilk kez duyuyormuş ciddiyetiyle ve büyük bir sabırla beni dinledi ve ne dedi bilin bakalım?

“Tamam yarın geliyorum!”

İki gün sonra yine aynı saatlerde Başkan Yardımcısı Mahmut Güngör’ü bir daha aradım. Niyazi Bey kardeşim yarın gelmedi! Bugün de öyle dedim! Sayın başkan şaşırdı, tevazü gösterip çok yoğun dedi ve telefonu kaparken ne dedi bilin bakalım?

“Yarın kesin geliyor!”

Bilin bakalım noldu?
Yarın, dün oldu…
Ne gelen var ne giden!
Bu arada benim apartmanın baktığı 1091 Sokak, 2009’un ilk günlerinde o zamanların AKP’li Bereketli Belediyesi -ki Allah onlardan razı olsun- tarafından ilk kez bir hizmet gördü. Asfalt öncesi kum döküldü. Tesviye filan, asfaltlanacak derken yağmur yağdı. Yol balçık. Derinlik en az 30 santim. Ne otomobil geçiyor, ne insanoğlu. Mahsur kaldık. Ertesi gün gelir dedik. Bir sonraki gün yok. Dönemin başkanına ulaştım. Ne dedi bilin bakalım?

Hemen yarın bir ekip gönderiyorum!

İki gün sonra başkan ile telefonda kavga ettik! Ertesi gün bir iki kamyon dolusu taş ve kaya parçaları döktürmüş sağolsun. Sokak değil dere şimdi. Niyazi Bey bir ara ona da bakacak inşallah, Allah izin verirse!..

Peki apartmanımızı çevreleyen iki sokaktan bahsettim de caddeden bahsetmeyeceğim mi sandınız?

Yaklaşık 15 metre vardı eni…
7 metresini kaldırım yaptılar ki günde 100 insan kullanmıyor onu…
3 metrelik yeşil alan şeridi ayırdılar…
Benim o cadde, üstüne üslük dolmuş ve otobüs güzergahı…
Kuş gibi kaldı yol, Başkan Yardımcısı Güngör’e söyledim, dedi “Biz o mahalledeki yolları standart genişliğe getirdik”…

Paralelinde iki ötemizde sokak vardı.
Allah sizi inandırsın bölünmüş yol yapmış adamlar, cadde olmuş!
O da yetmemiş cep yapmış bizim bir arka sokağımıza, vatandaşlar araçlarını park etsin diye! Cadde’den değil sokaktan bahsediyorum!

Şu anlattığım bir apartman etrafında dönen iki sokak ve bir caddenin üç benzemez halinin nasıl bir standarda tekabül ettiğini açıklayabilecek bir insan evladı var mı yahu?

Bir buçuk yıldır evinden çıkarken bebeğini ayrı, bebek arabasını ayrı kucaklayan insanların, bir üst yola parketmek zorunda oldukları arabalarına kadar ayak bileklerini onlarca defa burkarak yürümek zorunda olmaları mesala, vicdan anlayışlarının hangi standardına giriyor?

Bir mahalledenin bir ucundan diğer bir ucuna gidip gelen bir mahalle sakinini her seferinde farklı bir güzergah kullanmak zorunda bırakan ilginç refuj, bölünmüş yol ve göbek çalışması uygulamalarınızın standarlar kitabının hangi sayfasında yazdığını bir söyler misiniz bana?

Dünya şehri olduk ya şimdi!
Valla tüm bu anlattıklarımı en başta yazdığım farklı milletlerin diline çevirip yayınlasak, bir İngiliz’in, İspanyol’un, İtalyan’ın ya da Alman’ın veya da ne bileyim bir Rus ya da Fransız’ın olup bitenlere ne diyeceğini duyuyor gibiyim…

Mühim olan şu durum karşısında ben ne demeliyim?

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı