DENİB Başkanı Osman Uğurlu’dan ‘Made in EU’ ile merak edilen sorulara cevaplar
Adeta, Türk mallarının Avrupa Birliği içinde vizesiz seyahat etmesini sağlayacak “Made in Europa” etiketi için Türkiye’ye kapı aralandı. Bu etiket sayesinde Türk üreticisi Avrupa pazarına daha kolay girebilecek. Fakat bu kadar kolay mı? Bu sorunun cevabını DENİB Başkanı Osman Uğurlu verdi.
Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, ihracatçıların en çok merak ettiği “Made in EU” etiketi ile ilgili soruları cevaplandırdı. Türk mallarına Avrupa Birliği’nde daha kolay pazar sağlayacak uygulama henüz yürürlükte değil. Bunun için bazı aşamalardan geçilmesi gerekiyor.
DENİB, sorulan soruları ve Başkan Uğurlu’nun cevaplarını ihracatçı ile paylaştı. DENİB’in paylaşımına göre sen merak edilen sorular ve Başkan Uğurlu’nun verdiği cevaplar şöyle:

– Avrupa Birliğinin hayata geçirmek istediği Made in EU düzenlemesinin ne tür ekonomik etkileri olur?
* Made in EU düzenlemesinin özü, sanayi üretimini nasıl artırabiliriz, ihracatı nasıl ivmelendirebiliriz. Yani Avrupa Birliği kendi üyeleri arasında sanayi üretimini ve ihracatını hızlandırmak istiyor. Bu önemli gerçekten.
Çünkü AB içinde sanayi üretimi yüzde 20’nin altına düştü biliyorsunuz. Avrupadaki sanayiciler de üretmekte ve rekabet etmekte zorlanıyorlar artık. Made in EU düzenlemesi ne getirmek istiyor ; 1- Kamu alımlarında Avrupa üretimine öncelik vermek, 2- Kamu alımlarında yerel içerik zorunluluğu getirmek, 3- Stratejik sektörlerde kamunun sanayi yatırımını arttırmak ve Avrupa tedarik zincirlerini oluşturmak.
“GÜVENİLİR ORTAK LİSTESİNDE TÜRKİYE VAR”
Bu arada ifade etmeliyiz ki Made in EU düzenlemesinin yalnızca AB’ye değil AB’nin ticaret ortaklarına da etkisi pozitif olacak. Hangi ticaret ortaklarına? Güvenilir ortaklara. Arasında biz de varız, Türkiye de var. AB komisyon sözcüsü Türkiye’nin de bu ortaklardan biri olabileceğini söyledi geçtiğimiz ay. Bu açıklama hem ülkemiz hem Denizlimiz için çok olumlu. Biliyorsunuz Denizli ihracatında AB’nin payı (2025): yüzde 50,1..
TÜRK MALLARI AB ÜRETİMİ SAYILACAK
Düzenlemenin nasıl işleyeceğini özet olarak anlatmak gerekirse; Made in EU kapsamında, Türkiye’de üretilen mallar da AB’nin kamu alımlarında yerel mal statüsünde işlem görebilecek. AB yeni düzenlemeyle kamu ihalelerinde AB içindeki şirketlerden alım zorunluluğu getirdiğinde, Türk malları yerel bileşen olarak değerlendirilecek. Bu durum Türk mallarının AB’de kamu pazarında piyasa kaybını engellemesinin yanında, AB içinde tedarik zincirinde Türk mallarının sayısı artacak, pazar payımız daha da genişleyecek. Yani Türk malları AB içinde artık yerel mal sayılacak. Aynı zamanda gümrük Birliği’nin revizyonu için de zemin hazırlanmış olacak. Bunu başarabilirsek, ekonomik büyüme anlamında başka bir vizyondan bahsederiz.
ÇİN’İN YERİNE TÜRK MALLARI
– Bu düzenleme kamu ile sınırlı mı?
* Evet, düzenleme kamu ile sınırlı. Fakat ihracatçı şehirler-sektörler ve pek tabi ki bizim gibi ülkeler için çok büyük bir fırsat. Özellikle bazı sektörlerde, mesela AB otomotiv piyasası için rakiplerimize baktığımızda; bu düzenlemenin üretimi önemli ölçüde Türkiye’ye kaydırmak için uygun bir zemin oluşturacağını düşünüyoruz.
İşin daha da özü ne derseniz, AB, sanayisini Çin mallarından korumaya çalışıyor ve bu süreçte Çin mallarının yerini kısmen de olsa Türk mallarının alması onların da istediği bir süreç ve sonuç. Burada dolaylı bir etki de oluşacak, Türkiye’de üretip ihraç etmek için daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekiyor olacağız.
DÜŞÜK KARBONLU ÜRETİMİN ÖNEMİ
– Türk Malları aynen AB yerli malı gibi olacak diyebilir miyiz?
* Her işin bir kuralı kaidesi var. Bu düzenleme ile Türk Malları aynen AB yerli malı gibi olacak diyemeyiz. Yani Türk mallarının doğrudan Made in EU damgası alması anlamına gelmiyor. Türk mallarının bu kapsamda yer alabilmesi için taslakta yer alan şartları sağlaması gerekiyor. Bu şartlar içinde en önemlisi de düşük karbonlu üretim.
Dolayısıyla, bu düzenleme Türkiye’de ihracat ve buna bağlı olarak döviz kuru istikrarı, cari açığın azalması ve ekonomik büyüme için fırsatlar sunsa da bu etkiler sanayi üretimimizin düşük karbonlu olmasına bağlı. Türkiye sanayisinin yeşil dönüşüme ve karbonsuzlaşmaya uyumu daha da önemli hale geldi. Bu konuya dair faturalar da 1 Ocak 2026’dan itibaren kesilmeye başlandı biliyorsunuz.
