İçeriğe geç

Zeytin ve zeytinyağında dünya genelinde güçlü bir rekolte bekleniyor

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, zeytin ve zeytinyağı üreticisi ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus ve Türkiye’de güzel ve yüksek rekolteli bir sezonun işaretlerini aldıklarını dile getirdi.

BÜLTEN
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 17 Haziran 2026 - 16:03:52 Güncelleme: 17 Haziran 2026 - 16:03:52

Sahadan ve üretim bölgelerinden aldığımız ilk veriler, önümüzdeki sezonda tarihin en güçlü ve en yüksek rekoltelerinden birine şahitlik edeceğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor” diyen Uygun; “Ağaçlarımızdaki verimlilik ve doğa, bizlere muazzam bir ürün bolluğunun müjdesini veriyor. Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir. Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmemiz için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektörümüzün geleceği için çok önemli. İhracatçının önünü görebilmesi ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli büyük tonajlı kontratlar imzalayabilmesi için bu güvence hayati önemde. Bolluk döneminde iç piyasada üretici fiyatlarının maliyetlerin altına düşmesini engelleyecek, aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçi fiyatlarla agresif bir pazarlama yapmamızı sağlayacak esnek mekanizmalar devreye alınmalıdır. Bununla birlikte, tarlada zorlu şartlar altında üretim yapan çiftçimizin korunması adına zeytin ve zeytinyağına yönelik üretici desteklerinin acilen artırılması da bu sürecin en kritik parçasını oluşturmaktadır” dedi.

Enerji, işçilik, sulama, hasat, ambalaj, lojistik ve finansman giderlerindeki yükselişin durdurulamadığının altını çizen EZZİB Başkanı Uygun şöyle devam etti: “Bu tablo üreticilerimiz, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız üzerinde ağır bir maliyet baskısı oluşturmaktadır. Bu maliyet artışlarının döviz kuru gelişmeleriyle dengelenemediği dönemlerde, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi imkânsız hale gelmektedir. Özellikle önümüzdeki büyük rekolteyi dünyaya pazarlarken rakiplerimizle fiyat savaşına girebilmemiz için öngörülebilir bir kur politikası şarttır. İhracatçının mevcut pazarlarını koruyabilmesi ve yeni rekolteye pazar bulabilmesi için maliyet-kur dengesinin sektörün ihtiyaçları gözetilerek acilen yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yüzde 3 döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasını bekliyoruz.”

Üretimdeki başarı ihracat politikalarında sağlanamadı

Zeytin ve zeytinyağı sektörünü; sıfır ithal girdi bağımlılığıyla net döviz kazandıran, ekonomimizin en stratejik can damarlarından birisi olarak tanımlayan Uygun, “Yakın geçmişte hayata geçirilen doğru tarım uygulamaları ve üreticilerimizin yoğun emeği sayesinde Türkiye’nin zeytinlik sahaları genişlemiş; ülkemiz sofralık zeytinde birinci, zeytinyağında ise ikinci sıraya yükselerek küresel ölçekte devasa bir güce ulaştı. Ancak bu büyük üretim gücüne rağmen, ihracat politikalarımızda ve uluslararası pazarlarda karşılaştığımız tablo; maliyet baskıları, kur politikaları ve idari kararlar açısından dikkatle, öngörüyle ve özeleştiriyle değerlendirmemiz gereken yapısal bir süreçten geçmekte” diye konuştu.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte “Basın Buluşması”nda konuşan EZZİB Başkanı Emre Uygun, zeytin ve zeytinyağı İhracat rakamları hakkında da bilgi verdi. Uygun şöyle konuştu; “31 Mayıs 2026 sonu itibarıyla netleşen sezon verilerimize göre toplam sektör ihracatımız 260 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz sezonun aynı dönemiyle kıyasladığımızda, küresel fiyatlardaki gerileme ve iç piyasaya yönelik idari tedbirlerin birikimli etkisiyle toplam ihracat gelirlerimizde yaklaşık yüzde 34 oranında bir düşüş yaşandığını görüyoruz.  Bu süreçte sofralık zeytin ihracatımız 172,5 milyon dolarla güçlü seyrini korurken, zeytinyağı ihracatımız değer bazında yüzde 62’lik bir düşüşle 69 milyon dolara gerileyerek hem miktar hem de değer bazında ciddi bir daralma ile karşı karşıya kaldı. Katma değerli ve ambalajlı ihracat elbette her zaman nihai hedefimizdir; ancak küresel rakiplerimizle rekabet edebilmemiz için dökme ve ambalajlı ürün dengesini yasaklarla değil, serbest piyasa koşullarının işlediği öngörülebilir politikalarla yönetmek zorunda olduğumuz bu rakamlarla bir kez daha açıkça ortaya çıktı.”

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir