İçeriğe geç

Eğitim-İş’ten okul güvenliği açıklaması: Güvenlikçi değil, bütüncül politika şart

Eğitim-İş Denizli Şubesi, okullarda güvenliğin sağlanmasına yönelik 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisi istihdam edileceği yönündeki açıklamalar üzerine değerlendirmede bulundu. Eğitim-İş, okul güvenliğinin yalnızca güvenlik personeli, kapı kontrolü ve dedektörlerle sağlanamayacağını belirterek, eğitim ortamlarındaki sorunların bütüncül politikalarla ele alınması gerektiğini savundu.

BÜLTEN
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 8 Ağustos 2026 - 13:04:51 Güncelleme: 8 Ağustos 2026 - 13:04:52

Eğitim-İş Denizli Şubesi adına açıklama yapan Şube Sekreteri Kadir Yıldırım, okullarda güvenlik sorununun gerçek ve ertelenemez olduğunu belirterek, öğrenciler ile eğitim emekçilerinin güvenliğinin temel bir kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti.

“Güvenliği yalnızca güvenlik personeline indirgemek yeterli değil

Yıldırım, güvenlik sorununa yalnızca 30 bin geçici personel, kapı kontrolü ve dedektörler üzerinden yaklaşılmasının yeterli olmayacağını savundu. Türkiye’de 60 binin üzerinde devlet okulu bulunduğunu belirten Yıldırım, yaklaşık 30 bin okulun “riskli” olarak değerlendirildiğini öne sürerek eğitim politikalarının da sorgulanması gerektiğini söyledi.

Yıldırım, “Bir eğitim sisteminde on binlerce okul riskli görülüyorsa, yalnızca o okulların kapısına değil, onları riskli hale getiren koşullara ve yıllardır uygulanan eğitim politikalarına da bakmak gerekir” ifadelerini kullandı.

“Şiddeti besleyen koşullar göz ardı edilmemeli”

Kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğretmen açığı, yetersiz rehberlik ve psikososyal destek, yoksulluk, eşitsizlik, akran zorbalığı ve öğrencilerin okuldan kopmasının güvenli okul sorunuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, sanat ve spor olanaklarının artırılması gerektiğini dile getirdi.

Eğitim-İş’in eğitimde şiddet araştırmasına da değinen Yıldırım, öğrencilerin kendilerini güvende, değerli ve desteklenmiş hissetmemeleri ile gelecek kaygısının şiddet riskini artıran koşullarla birlikte ele alınması gerektiğini savundu.

“Okul güvenliği geçici istihdamla yürütülmemeli”

Yaklaşık 30 bin riskli okula 30 bin personel görevlendirilmesinin okul başına bir personel anlamına geleceğini belirten Yıldırım, diğer okulların güvenlik ihtiyacının da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Okul güvenliğinin dönemsel ve geçici bir uygulama olmaması gerektiğini ifade eden Yıldırım, okul girişlerinde görev yapan personelin öğrencileri, öğretmenleri, velileri ve okul çevresini tanıyan; çocuklarla iletişim konusunda eğitimli, görev ve yetki sınırları belirli, kadrolu ve güvenceli kişiler olması gerektiğini belirtti.

“Okulun kapısını korumak başka, öğrenciyi potansiyel suçlu görmek başka”

Okul girişlerinin kontrol altında tutulmasının önemli olduğunu belirten Yıldırım, güvenlik tedbirleri ile öğrencilerin potansiyel suçlu gibi görülmesi arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı.

Metal dedektör, kamera ve benzeri fiziksel önlemlerin belirli durumlarda kullanılabileceğini ancak bunların tek başına güvenli okul politikası oluşturamayacağını savunan Yıldırım, güçlü okul iklimi, aidiyet, rehberlik hizmetleri, sosyal-duygusal destek ile sanat ve spor faaliyetlerinin kalıcı güvenlik açısından önem taşıdığını söyledi.

Yıldırım, “Akran zorbalığı dedektörle önlenemez. Siber şiddet kapı kontrolüyle çözülemez. Dışlanan, yalnızlaşan, geleceğe ilişkin umudunu ve okuluna aidiyetini kaybeden bir çocuğa daha fazla denetim değil, daha güçlü pedagojik ve sosyal destek gerekir” dedi.

Eğitim-İş’ten güvenli okul için öneriler

Eğitim-İş Denizli Şubesi, güvenli okul ortamının oluşturulması için her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen bulunması ve 250 öğrenciye bir PDR uzmanı standardına ulaşılması gerektiğini savundu.

Açıklamada ayrıca ihtiyaç duyulan okullarda psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi, öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin sağlanması, okullarda şiddeti önleme planlarının hazırlanması, öğretmenlerin mesleki güvencesi ve itibarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

Okul binaları, okul çevreleri ve okul yollarının güvenli hale getirilmesi, öğrencilerin sağlıklı beslenme ve temiz içme suyuna erişiminin sağlanması, kalabalık sınıfların azaltılması ve ikili eğitimin sona erdirilmesi de açıklamada yer alan talepler arasında sıralandı.

“Güvenli okul, güvenlikçi okul değildir”

Okul güvenliğinin yalnızca okul girişinde alınacak önlemlerle sınırlı olmadığını belirten Yıldırım, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Güvenli okul, güvenlikçi okul değildir. Çocuğun şüpheli görüldüğü değil korunduğu; yalnız bırakıldığı değil desteklendiği; öğrencinin ve öğretmenin kendisini güvende ve ait hissettiği; çocuğun eğitimle geleceğine umutla bakabildiği okuldur. Kalıcı çözüm, okullara yalnızca yeni güvenlik tedbirleri eklemek değil; okulları riskli hale getiren koşulları ortadan kaldıran kamusal, bilimsel ve pedagojik bir eğitim politikası oluşturmaktır.”

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir