PAÜ Hastaneleri’nden İşitme Engelliler Haftası’na özel açıklama
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç, 21-27 Eylül uluslararası işitme engelliler haftası hakkında bilgi vererek önemli açıklamalarda bulundu.
PAÜ Hastaneleri Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç yaptığı açıklamada şu ifadelere değindi: “İşitme engellilerin toplum dışı kaldığı, eğitimlerini sürdüremediği, kendilerine ait izole bir hayat kurmak zorunda kaldığı yıllar artık geride kaldı. İster doğumsal olsun ister sonradan ortaya çıksın işitme engeli artık bir çaresizlik durumu değil. Gelişen teknoloji ve tıp alanındaki yenilikler sayesinde işitme kaybı yaşayan bireylerin eğitim ve sosyal hayatlarını daha aktif şekilde sürdürmeleri mümkün hale geldi. Yenidoğan tarama programı ile her doğan bebeğin hastaneden çıkmadan işitmesinin ölçülmesi bir zorunluluk. Şüphe edildiği durumlarda hangi merkezlere gönderileceği belirlenmiş. Eğer işitme kaybı tespit edilirse 6 aylık olmadan işitme cihazı ile başlanması, bir yaşını doldurur doldurmaz iç kulak implantı (koklear implant, biyonik kulak) ameliyatı ile duyabilir hale getirilmesi mümkün. İmplantı nasıl kullanacağını öğrendiği rehabilitasyon merkezleri de artık daha yaygın. Erken tanı ve tedavi, özellikle çocukların konuşma ve dil gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle ailelerin işitme kaybı konusunda bilinçli olması ve tarama programlarını aksatmaması, tedavinin başarısı açısından önemli bir adım oluşturuyor.
“İşitme Engeli Artık Engel Değil”
İleri yaşlarda işitme kaybı yaşayan insanların yeni işitme cihazı teknolojilerine ulaşmasının daha kolay hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ardıç, kurumsal cihaz firmalarının sayısında da artış olduğunu belirtti. İmplant teknolojilerinin artık ileri yaştaki kişileri de kapsadığını ifade eden Ardıç sözlerine şöyle devam etti: “Doğru cihazın seçilmesi ve gerektiğinde rehabilitasyon desteği alınması, kişilerin günlük yaşamda iletişimlerini daha rahat sürdürmelerine katkı sağlıyor. Ülkemizde hastaların en yeni teknolojilere ve tıbbi bilgiye ulaşma olanağı varken, ekonomik olarak hasta üzerine düşen yükün fazlalığı nedeniyle bundan yararlanamamaları, işitme engeli yaşayanların en önemli problemi olarak önümüzde duruyor. İşitme kaybının tedavisinde kullanılan teknolojilerin daha ulaşılabilir olması, daha fazla bireyin bu imkânlardan yararlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bugün işitme kaybı yaşayan bireyler için erken tanı, uygun tedavi ve rehabilitasyonla iletişim becerilerini geliştirmek ve toplum hayatına aktif şekilde katılmak mümkün. Bu nedenle işitme engelinin bir engel olmaktan çıkarılması, yalnızca tıbbi gelişmelerle değil, toplumsal farkındalığın artırılmasıyla da mümkün olacaktır.
