ÖZGÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRMENİN İNCELİKLERİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ÖZGÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRMENİN İNCELİKLERİ

ÖZGÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRMENİN İNCELİKLERİ

Hepimiz çocuklarımızın başarılı olmasını isteriz. Başarının temeli de özgüven… Peki çocuğumuzun bebekliğinden itibaren özgüven kazanması için doğru davranışlar sergiliyor muyuz? İşte Denizli’nin Aile ve Evlilik Terapileri Uzmanı Psikolojik Danışman Şükran Altuntaş’tan, özgüvenli bireyler yetiştirmenin incelikleri…

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 19 Aralık 2014 Cuma, 14:30

Çağla YILDIRIM
Çocuklar, hepimizin ortak paydası. Onların iyi eğitimler alıp geleceklerini ekonomik olarak rahat sürdürmeleri kadar iyi bireyler olarak yetişmeleri de hepimizin ortak temennisi. Hem kişisel hem de mesleki başarı konusunda iyi bireyler olmaları içinse özgüvenlerinin yüksek olması gerekiyor. Peki nedir özgüven, bireylere nasıl kazandırılır, anne balara çocuklarına özgüven aşılamaları konusunda ne gibi görevler düşmektedir? Denizli’de Kadın Editörü Çağla Yıldırım, Aile ve Evlilik Terapileri Uzmanı Psikolojik Danışman Şükran Altuntaş’la özgüven sahibi bireyler yetiştirmenin inceliklerini konuştu.

ic-1

Çağla Yıldırım: Özgüven nedir? Kısaca tanımlayabilir misiniz?

Şükran Altuntaş: Çocukluğumuzdan itibaren zamanla oluşan, yaptığımız işler ve başarılarımız doğrultusunda gelişen bir duygudur özgüven. Aslında hepimizin ihtiyaç duyduğu temel bir duygudur. Hepimiz yeni bir oluşta kendimizi göstermek, o duruşu sergilemek ihtiyacını hissederiz. Özgüvenli olmak; kişinin kendini tanıması, kendi sınırlarını bilmesi, neleri yapıp neleri yapamayacağının farkında olmasıdır. Tüm insanlar için bir duygusal gereklilikle birlikte, kendimize ne kadar değer verdiğimizin de bir göstergesidir. Bir bakıma da kendimizi olduğumuz gibi kabul etme becerisi ve kendimizden memnun olma duygusudur özgüven. Eğer anne babaysak da çocuğumuzda bulunmasını istediğimiz bir özelliktir.

Çağla Yıldırım: Anne-babalar çocuklarında bu duygunun gelişmesini nasıl sağlayabilirler?

Şükran Altuntaş: Tüm anne babalar çocuğu özgüvenli olsun ister. Ancak bu öyle istemekle kendiliğinden oluşan bir şey değil. Anne baba tutumları ve yetiştirme biçimi çocuğun özgüvenli davranışlar göstermesi konusunda oldukça belirleyici. Çocuğa sunulan fırsatlar, çocuğumuza karşı kullandığımız dil, davranışlarına gösterdiğimiz tepkiler verdiğimiz geri bildirimler özgüven gelişimini etkileyecektir.

Çağla Yıldırım: Mesela hangi davranışlar nasıl etkiliyor?

ic-2Şükran Altuntaş: Çocuğun kendi yeterliliklerinin farkına varmasını sağlayıcı ortamlar özgüven gelişimini olumlu etkiliyor. Yani kendiyle ilgili işleri yapmasına fırsat verilen çocuklar özgüven gelişiminde önemli adımlar atıyor. En basitinden yemek kaşığını tutabilmeye başladığında döke saça da olsa yemeğini kendisi yemesine olanak sağlanan, okula başladığında okul çantasını kendisi hazırlayan, evde ufak tefek sorumluluklar verilen, sofradan tabağını kaldırması, çöpü apartman görevlisine vermesi istenen çocuklar, bu işleri yaparak kendileriyle ilgili farkındalıklar geliştiriyorlar. Ben de bu evde varım ve kendimle ilgili ihtiyaçlarımı giderebilirim duygusu içinde oluyorlar.

Bunların tam tersi durumlar ise, örneğin her işi anne babası tarafından yapılan, çocuğun kendisiyle ilgili konularda kararları anne babası tarafından verilen, çocuğun o konuyla ilgili görüşleri sorulmayan, “ sen hangisini istiyorsun” “sen ne düşünüyorsun” soruları çocuğa sorulmayan, “dur sen bunu yapamazsın” “sen nerden bileceksin” “bu ödev böyle mi yapılır?” tarzı engellemeler, küçümsemeler ve eleştiriler, ne yazık ki çocuğun özgüven gelişiminde aksaklıklara neden olabiliyor.

Çağla Yıldırım: Peki çocuğumuzu büyütürken özgüvenine zarar vermeden onun yanlışlarını hatalarını nasıl öğreteceğiz? Yanlışlarını hatalarını hiç söylemeyecek miyiz?

Şükran Altuntaş: Tabi ki söyleyeceğiz. Anne baba olarak sorumluluğumuz, onu yaşama hazırlamak ve sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olacak davranışlar kazandırmak. Ancak bunu yaparken “ne” yaptığımız değil “nasıl” yaptığımız önemli. Eleştiriler her zaman olacaktır. Ama bizim onu söyleyiş biçimimiz, eleştirinin yapıcı ya da yıkıcı olduğunu belirleyecektir. Çocuklar ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimizi algılar. Aslında bu durum sadece çocuklar için geçerli bir durum da değil. Söyleyiş biçimimiz tüm ilişkilerimizi etkiler.

Ayrıca çocukların en etkili öğrenme yollarından biri onlara model olmamızdır. Düzenli, planlı, programlı bir çocuk beklentisi içindeysek, bizim de aile içindeki yaşantımızda bu davranışları gösteriyor olmamız gerekir. Yıkıcı bir eleştiriyle çocuk kendinden beklenen davranışı öğrenmez. Orada çocuğun öğrendiği sadece “ben yetersizim, ben değersizim” algısıdır.

Çağla Yıldırım: Model alarak öğreniyorsa o zaman bizim de özgüvenli anne babalar olmamız onları etkileyecektir sanırım.

Şükran Altuntaş: Evet. Özgüvenli davranışlar sergileyerek de çocuğumuza bu konuda model olabiliriz. Çocukların gözünde anne babaları her şeyin en iyisini bilen en güzelini ve doğrusunu yapandır. Bu anlamda çocuğa mükemmel insanlar olmadığımızı gösterebiliriz. Her insan hata yapar. Her insanın güçlü ve zayıf yönleri vardır. Yanlış bir davranışımızda özür dileyebilmek, yaptığımız hatayı düzeltme çabası içinde olmak özgüvenli insan davranışlarıdır. Yaşamda sürekli bir öğrenme içerisindeyizdir. Düşe kalka öğreniriz. Çocuklarımızın da düşe kalka büyümesine fırsat verdiğimiz zaman, yıllar içinde kendilerine güven duygusu gelişecektir.

ic-3

Çağla Yıldırım: Peki bir insanın özgüvenli olması önemli midir?

Şükran Altuntaş: Evet, önemlidir. Yaşamdan keyif almak, mutlu olmak isteriz. Özgüvenli insanlar yaşamdan keyif almayı bilen kişilerdir. Burada “keyif almak” dan kastettiğimiz yaşamı hep laly lay lom eller havada biçiminde yaşamak değil. Kendi yaşam sorumluluğunu alıp, zorluklarla da mücadele edebilme yetisine sahip olarak yaşamayı belirtiyoruz. Kişiler zorluklara dayanma gücüyle gelişirler. Yaşamda düşmeden ayağa kalkılmaz. Tüm bu uğraşlardan bir anlam bularak yaşamak, hayatı keyifli bir yer kılar. “uğraştık, çabaladık oldu” ya da “uğraştık ancak istediğimiz sonucu elde edemedik, ama biz elimizden geleni yaptık” düşüncesi önemli bir farkındalıktır. Bir işe başlayıp tamamlayabilmek, orada gösterdiğimiz çaba bizleri özgüvenli kılar. Bunun sonucunda da mutluluğun bize gelmesini beklemediğimiz, mutluluğu yakaladığımız bir hayat sürdürebiliriz.

Çağla Yıldırım: Yetişmiş bireyler olarak acaba biz ne yapabiliriz özgüvenli olmak için?

Şükran Altuntaş: Öncelikle kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi ve kendimizden memnun olmayı öğrenebiliriz. Biz neysek oyuz aslında. Günümüzde sürekli bir mükemmeli yakalama telaşı içinde kişiler. Bunun sonucunda da hep bir yetersizlik duygusu ile mücadele ediyorlar. Özellikle genç anne babalar bir şeyleri kaçırıyoruz duygusuyla hem çocuklarından hem de anne babalıklarından yüksek beklenti içindeler. Mükemmel bir dünya yok. Kendi sınırlılıklarımızın farkında olarak yapabileceklerimizi yaparak kendimizi takdir etmek özgüvenli olmamıza yardımcı olacaktır. Çok sevdiğim bir söz vardır. Bir dua sanırım. “Tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için güç, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır ve ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver.” Enerjimizi ve zamanımızı değiştiremeyeceğimiz şeylere harcamak yerine değiştirebileceğimiz şeylere harcarsak daha sağlıklı ve özgüvenli bir yaşam sürebiliriz.

Yorumlar

Önder Bağrıaçık   -  Bağlantı 4 Nisan 2015, 08:31

Çok güzel ve yaralı bir röporaj olmuş emeğinize sağlık

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı