DAHA ÖNCE GÖRMEDİĞİMİZ BİR TÜR KRİZ YAŞIYORUZ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

DAHA ÖNCE GÖRMEDİĞİMİZ BİR TÜR KRİZ YAŞIYORUZ

DAHA ÖNCE GÖRMEDİĞİMİZ BİR TÜR KRİZ YAŞIYORUZ

DESİAD’ın konuğu olarak gelen ekonomist Uğur Gürses işadamlarına seslendi. “2019 Ekonomide Bir eşik mi?” sorusuna yanıt arayan Gürses, yaşanılan atmosferi ‘Daha önce görmediğimiz bir tür kriz’ olarak niteledi.

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 3 Mayıs 2019 Cuma, 08:00

Denizli Sanayiciler ve İşadamları Derneği (DESİAD) dün akşam Anemon Otel’de ekonomist Uğur Gürses’in konuşmacı olduğu bir sunum ve konferans gerçekleştirdi. Denizli iş dünyasının önde gelen isimlerinin takip ettiği ‘2019 Ekonomide bir eşik mi’ başlıklı konferansta çok uzun süren bir sunum hazırlayan Gürses işadamlarına kendi yollarını çizmelerinde yardımcı olmaya çalıştı. DESİAD Başkanı Okan Konyalıoğlu konferans öncesine kürsüye gelerek kısa bir açış konuşması gerçekleştirdi. Konyalıoğlu, alanında deneyimli ekonomistlerden görüş aldıklarını söyledi.

KONYALIOĞLU’NDAN SORU SÜRPRİZİ
Başkan Konyalıoğlu kürsüyü Gürses’e bırakmadan önce ‘Ben de bir soru ile başlamak istiyorum’ diyerek dev ekrana bir video getirilmesini istedi.
Ekrana gelen görüntü ise Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın enflasyon raporu sunumunu gerçekleştirdiği basın toplantısına aitti. Bu toplantıda az sonra konferans verecek olan Uğur Gürses, Çetinkaya’ya bazı sorular yöneltiyordu.
Gürses 30 Nisan günü gerçekleşen sunum sırasında; “Dalgalı kur rejimlerinde merkez bankaları döviz satarak kuru belli bir seviyede tutmaya çalışırlar mı? Yoksa biz kur rejimini değiştirdik. Bu dalgalı da değil arka kapılı bir rejime dönüşmüş durumda. Kamu bankalarının döviz sattığı bilinirken bu yokmuş gibi davranmak doğru mu?
Bankalara Ankara’dan mevduat faiz oranlarının ne olacağı söylenirken 20.5 seviyesiydi yakın zamana kadar. Sizin politika faiziniz yüzde 24’ken. Bunun aktarım mekanizmasının çalışmayacağını bilmiyor muydunuz?
Bu Ankara’dan dikte edilen bir faiz oranı vardı. Yakın zamanda bu gevşetildi. Aynı zamanda fiyatlar meselesine geleceğim. Tahminlerinizi değiştirmediniz. Ankara’dan yine fiyat kontrolü ve baskısı yaptığı biliniyor. Bu olmamış gibi bir enflasyon tahmini yapmak doğru mu?” sorularını yöneltti. DESİAD Başkanı Okan Konyalıoğlu da Gürses’ten kendi sorduğu soruları yanıtlamasını istedi.

KRİZİN ADI ÇOKTAN KONMUŞ
Türkiye’de bazı kesimler bir ekonomik krizin olmadığı görüşünü savunsa da Gürses sunumunda,  içinde bulunulan durumu sıklıkla ‘ekonomik kriz’ olarak nitelendirdi.
Başlangıçta dinleyicileri 10 yıl geriye götüren Gürses bugün yaşanılan şartların bu süre zarfında oluşmaya başladığını anlattı. Dev ekrana Türkiye’nin büyüme ve cari açık tablosunu veren Gürses; “Önemli olan bu krizin ne şekilde seyredeceği. Kriz ‘L’ şeklinde seyredecek. Ne zamana kadar? Siyaset değişecek, ekonomik önlemler alınacak. ‘V’ şekline o zaman o zaman gidilecek Ne zaman olur? Hemen olmayabilir” diye konuştu.
Gürses sunumunun ilerleyen bölümünde imalat sanayi verileri, merkez bankalarının bilanço büyüklükleri ve seyirleri ile küresel faiz oranlarının seyri gibi pek çok veriyi ekarana getirerek anlatımını sürdürdü.

DAHA SERT KRİZ
Sunumunun büyük bölümü basına kapalı gerçekleşen Ekonomist Uğur Gürses konferans öncesinde gazetecilerin de sorularını yanıtladı. 1994 ve 2001 krizlerini derin krizler olarak niteleyen Gürses, 2019 krizinin geride kalan ekonomik krizlere göre daha sert geçeceğini söyledi. Şimdilerde yaşanan ekonomik sıkıntının diğer krizlerden farkını ‘reel sektörün daha borçlu olması’ olarak gösteren Gürses; “2001’e göre baktığınız zaman 2,5-3 katı şirketler kesimi borçlu.  Dolayısıyla ekonomik bir durgunluk anında şirketler kesiminin bu borcunu geri ödemekte zorlanacağı çok açık. Ayrıca bu borç sadece Türk Lirası olsa yine de zor ama aynı zamanda döviz borcu olduğu; döviz kurları yukarı gittiği için, Türkiye’nin döviz arz talep dengesi arz eksiği gösterdiği için sıkıntı daha da artıyor. Kur artışı ayrıca reel sektörü  vurduğu için bu çift yönlü bir ekonomik etki yaratıyor. Bu krizden çıkabilmek için Türkiye’nin sadece ekonomik olarak değil siyasi olarak da normalleşmesi gerekiyor. Daha önce görmediğimiz bir tür kriz yaşıyoruz şu anda” dedi.

İŞADAMLARINA TAVSİYELERDE BULUNDU
Gazetecilerin sorusu üzerine iş insanlarına da tavsiyelerde bulunan Gürses; ” Denizli’deki iş kesimine söyleyebileceğim tek şey şu; bu kriz dönemlerinde çok hızlı bir şekilde kredi çöküşü geliyor. Tabiki bu dönemde şirketlerini kendi bilançolarına göre yönetmeleri gerekiyor. Genel makro ekonomik durum önemli ama her şirketin durumu farklı. Kimi şirket daha fazla borçlu, kimi şirketin döviz borcu yok, kimi şirketin nakit durumu daha iyi… Her şirketin kendi durumuna göre karar vermesi gerekiyor. Şunu söyleyeyim bu kriz bir şekilde atlatılacak. Çünkü kriz içinde uzun süre yaşamak mümkün değil. Türkiye’nin bu krizi aşacağını düşünüyorum. İyimserim o açıdan ama bir süre herkes için sancılı ve sıkıntılı bir dönem olacak. Burada tabi şunu da söylemek lazım; şirketlerin en çok yaptığı şey bu kriz dönemlerinde eleman çıkarmak ama yetişmiş eleman sıkıntısı olduğunu hesaba katarak da kendi paydaşları ile bu krizi beraber göğüslemelerinin yararlı olacağını düşünüyorum.
Yarın kriz aşıp geçtikten sonra aynı elemanları tekrar bulamayacaklardır eminim. Onun için krizde yapılan en büyük hatalardan biri eleman çıkarmak ve hızlı bir şekilde işsizliği artıran da bir unsur. Şirketlerin bu konuda biraz daha feragat etmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

YATIRIMLAR OLACAK MI?
Gazetecilerin bu ortamda yatırımın durumunu sormaları üzerine ise; “Bazı şirketler kriz ortamına rağmen yatırım yapacaktır. Çünkü yapılan yatırım önümüzdeki 30 yıla dair yatırımdır. Yapan şirketler var tabiki. Şunu da hesaba katmak lazım Türkiye’deki ekonomik büyümenin önemli bir kesimi tüketimden geliyordu. Bizim yatırım ortamını iyileştirmemiz lazım. Bunun için sadece ekonomik tedbirler yok, siyasi ve hukuka dayalı unsurlar da var. Türkiye’nin bir an önce hukukun üstünlğünü ve adalete olan güveni tesis etmesi gerekiyor. O olduğu sürece Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yatırımların artacağı çok açık. Türkiye önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde doğuya kayan ekonomik büyüme merkezlerine yaklaşacağı için önümüzdeki dönemde ne kadar çok yatırım yapılırsa Türkiye’nin ekonomik olarak o kadar daha güçlü olacağını düşünüyorum. Onun için Türkiye’nin bu konudaki eksiği hukukun üstünlüğünden uzaklaşmış olması bugün için. Bunu güçlendirmesi gerekiyor ve siyaseten de normalleşmesi gerekiyor. Yoksa ekonomik olarak önlemler alınır, açıklar bir şekilde kapatılır ama bu unsurlar yatırımın önündeki en büyük engeller diye düşünüyorum” diye konuştu.

YAPISAL REFORMLAR
Türkiye’nin önceliğinin hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmesi gerektiği olduğunu söyleyen ekonomist Uğur Gürses gazetecilerin yapısal reformları sorması üzerine; “Yapısal reformlar konusunda… Hukukun üstünlüğünü sağlarsanız üstüne yapısal reformları eklemleştirebilirsiniz. Mesela bunlar içinde şu var;  Türkiye’deki alacak verecek davalarının çok geç sona ermesi. Şimdi eğer adalet mekanizması kitaba göre çalışırsa daha hızlı bir şekilde karar verecektir diye düşünüyorum. Çünkü biliyoruz ki; her karar kitaba uygun olmuyor. Keyfi kararlar da ortaya çıkabiliyor. Onun için yapısal refonmların temeli hukukun üstünlüğünün sağlanmasıdır” dedi.

KONYALIOĞLU:  KISA VADELİ BÜTÇELER YAPIYORUZ
Açış konuşması sırasında Denizli’nin ihracat rakamlarını değerlendiren DESİAD Başkanı Okan Konyalıoğlu Denizli ihracatının iki basamak gerileyerek onuncu sırada yer aldığını söyledi. Bu değerlendirmede son 4 yılın Mart ayı verilerini karşılaştırdığını söyleyen Başkan Konyalıoğlu konferans öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin konferans başlığını soru olarak yansıtmasından sonra “Denizlili iş insanları olarak çok uzun projeksiyonlar yapmıyoruz” diye yanıtlayan Başkan Konyalıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Daha kısa vadeli bütçeler yapmaya başladık. Eskiden bütçelerimizi yıllık yapıyorduk. Şimdi o bütçelerimizi altı aya üç aya indirdik. Biz reel sektör bireyiyiz. Her şeyimiz reel. Dolayısıyla ağlamaya sızlamaya gerek yok. Bulunduğumuz ortamdan pozitif bir şey çıkarmalıyız. Çalışanlarımız var, kendi hayatlarımız var, standartlarımız var. Yenilemek zorunda olduğumuz makinalarımız var. Rekabetçilerimiz var. Dolayısıyla bizim burada neler düşündüğümüzden ziyade neler yapmak zorunda olduklarımız ön plana çıkıyor. Yatırım yapmak zorunluluğumuz var. Makinelerimizyenileme rekabetçi olarak kalma durumumuz var. Bunların peşindeyiz” dedi.

MORAL BİZİM ANA SERMAYEMİZ
“Ne olursa olsun her şeyin iyi olacağına inanıyoruz” diyen Başkan Konyalıoğlu; “Moral bizim ana sermayemiz. Bu politikacılarla olsun iş insanlarıyla olsun. Sosyal ve entellektüel ortamlarda olsun sürekli dillendiriyoruz. Bölgemizdeki eksikleri dillendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşu olarak eksik gördüğümüz şeyleri dillendiriyoruz. Biliyorsunuz STK’ların görevi zaten bu. Sağ olsun yönetici arkadaşlarımız da bu konuda bizim sözlerimize kulak veriyorlar, duyarlı davranıyorlar. İlerleyen günlerde de şu anda ekonomimizin içinde bulunduğu dalgalanmanın daha durağan hale geleceğine inanıyoruz” diye konuştu.
Seçim sonrası iş dünyasının beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığına yönelik soruya ise Başkan Konyalıoğlu şu şekilde yanıt verdi: “Daha tam karşılandığı söylenemez. Zaten rakamlar ortada. Biz bunu her türlü soruya reel sektör bireyi olarak datalarla cevap vermek zorundayız. Dediğim gibi bizi ana sermayemiz moral. Zaten ülkenin genelinde eksi sermaye olduğu için bizim yatırım yapmamızı tetikleyen ana unsur moral. Şu anda negatif etkiliyor ama bu böyle sürmeyecek tabi”

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı