Senarist Tezcan denizlihaber.com’a konuştu - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Senarist Tezcan denizlihaber.com’a konuştu

Senarist Tezcan denizlihaber.com’a konuştu

Son dönemlerin en çok izlenen, Ankara polisiyesi Behzat Ç’nin senaristliğini yapan Birol Tezcan, verdiği eğitimlerle Denizli’de çok sayıda genci tiyatro ile tanıştırdı. Yazar, oyuncu, senaristlik ve eğitimciliği ile bir koltuğa iki değil 4 karpuzu sığdıran Tezcan, Denizli Şehir Tiyatrosunun kursiyer oyuncuları ile çalışırken, çok büyük keyif aldığını söyledi.

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 8 Temmuz 2016 Cuma, 11:54

Türkiye onu Ankara polisiyesi Behzat Ç dizisi, Denizli ise Şehir Tiyatrosu’ndan ve Picasso’nun “Her çocuk bir sanatçıdır, sorun büyüdüğümüzde nasıl sanatçı kalabileceğimizdir” sözünden yola çıkarak, eşi Dilek Caner Tezcan ile birlikte açtıkları İmge Sanat Merkezi’nden tanıyor. Denizli’de gerçekleştirdiği sanat etkinlikleri ve organizasyonlarıyla da dikkat çeken senarist Birol Tezcan ile Denizli Şehir Tiyatrosu’nu, Behzat Ç’yi, yeni projelerini, Türk dizi ve sinema sektörünü konuştuk.

TİYATRO İLE İLKOKULDA TANIŞTIM
Denizlihaber: “Birol Tezcan kimdir? Tiyatro ile nasıl tanıştınız?”

Birol Tezcan:
“1974 yılında Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdum. Ben yaşlardaki çoğu çocuk gibi çocukluğum tarlalarda geçti. Güzel bir köy okulunda okudum ve çok iyi bir ilkokul öğretmenim vardı. Onun sayesinde bütün resmi bayramlarda şiir okudum, türkü söyledim. Tiyatroyla o öğretmenimiz tanıştırdı bizi. Beşinci sınıftayken sahneye çıktım ve bir daha da inmek istemedim. Ortaokul ve Lisede okulun tiyatro kolunda görev aldım. Yakın arkadaşım Nihat’la birlikte her hafta bir parodi yazdık ve okulun konferans salonunda oynadık. Liseden sonra geçim kaygılarından iş hayatına atıldım. Birçok işte çalıştım. Mersin’e taşındığımızda üniversiteyi kazandım ve Üniversitenin tiyatro kulübünün kurucularından biri oldum. Amatör olarak devam eden tiyatro sevdam Mersin üniversitesinde bir tutkuya dönüştü ve bu işin akademik eğitimini almaya karar verdim. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Bölümü’nü kazandım. Okulda olduğum süre içinde çok değerli hocalardan tiyatro ve yazarlık dersleri aldım. Okulda sahnelenen birçok projede yer aldım. Bir süre Devlet Tiyatroları’nda da çalıştım. Okul devam ederken ‘Yer altı’ ekibini kurduk. Burada da oyunlar sahneledik. Oyunlarda yazar, yönetmen ve oyuncu olarak yer aldım. Ayrıca yazdığım oyunlar çeşitli tiyatro gruplarınca sahnelendi.

OKUL BİTTİ SENARİSTLİK MACERAM BAŞLADI
Okul bittikten hemen sonra senaristlik maceram başladı. İlk TRT’de gösterilen ‘Gönül Yokuşu’ adlı dizinin yazım ekibinde yer aldım. Sonra yıllarca süren ‘Bizim Evin Halleri’ ile devam ettim. Ardından Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi başladı. Behzat Ç. bittikten sonra sırasıyla, Fatih Harbiye, Cinayet, Kara Kutu dizilerinin senaristlerinden oldum. Şu anda günlük bir dizi olan Beni Affet’in yazım ekibindeyim. Aynı zamanda 46-Yok Olan diziye de tretman yazıyorum.

denizli-birol-tezcan-behzat-c-ic-2

İLK KİTABIM YAYINLANDI
2010 yılında aynı bölümden mezun olan, meslektaşım ve eşim Dilek Caner Tezcan’la birlikte Denizli’ye yerleşerek İmge Sanat Merkezi’ni kurduk. Benim senaristlik ve yazarlık maceram devam ettiği için İmge Sanat Merkezi’nin yürütücülüğünü ve Genel Sanat Yönetmenliğini eşim Dilek yapıyor. Ben de bu sırada OT Dergisi, Kibrit Dergi başta olmak üzere yazarlığa ve Beni Affet ile 46 Yok Olan’la ise senaristliğe devam ediyorum. Yine bu süre içinde ilk kitabım ‘Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi’ Ot Kitap aracılığıyla kitapevlerinde yerini aldı.”

İŞ KAYGISI YAŞADIK
Denizlihaber: “Birol Tezcan’ı, oyun yazarı, yönetmen, oyuncu olarak tanıyoruz. Ayrıca birçok dizinin senaristliğini de yaptınız ama Behzat Ç. dizisi ile tanınırlığınız arttı sanırım. Behzat Ç.’yi farklı kılan neydi?”

Birol Tezcan: “Behzat Ç. okul ve ev arkadaşım olan Emrah Serbes’in ‘Her Temas İz Bırakır’ adlı romanından uyarlamadır. Emrah, romanı öğrenciyken yazmıştı. Emrah, Ercan (Mehmet Erdem) ve ben farklı dönemlerde ev arkadaşlığı yaptık. Ercan ve ben aynı zamanda sınıf arkadaşıydık. Yazarlığın teknik kısmını birlikte öğrendik diyebilirim. Birbirimizin yazarlığına çok emeğimiz geçmiştir. Okul bittikten hemen sonra iş kaygısı sardı hepimizi. Ercan ve Emrah birlikte bir dizi yazıyorlardı, ben onlardan önce iş bulmuştum. Onların dizisi benim yazdığım diziden çok önce bitti ve yeni iş bulma umudu ile İstanbul’a gittiler. Behzat Ç. dizi olarak projelendirildiğinde ve kanal diziyi kabul ettiğinde Emrah başka bir dizi yazdığı için projeyi Ercan’a emanet etti. Ercan da beni çağırdı ve birlikte yazalım dedi. Ben de kabul ettim. Ben diziye başladığımda 10. Bölüm yazılıyordu. Ercan’la birlikte üç sezon, 96 bölüm yazdık. Emrah on bölümde bir katıldı bize.

denizli-birol-tezcan-behzat-c-ic-1

BİZİM VİCDANIMIZ OLDU
Behzat Ç. ekranlarda o güne kadar olmayan bir şeyi başardı; televizyon ekranında anlatılmayanları, bize ait bir dille anlattı. Seyirci Behzat Ç.nin doğallığını sevdi, vicdanını sevdi. Karakterlerinin kimseye ‘eyvallah’ etmemesini sevdi. Bir anlamda bizim de vicdanımız oldu yani. Karakterler hiç büyük büyük laflar etmediler, insanları büyüleyecek kahramanlıklar yapmadılar. Hepimiz gibi küçük ama yıkıcı acıları vardı onlarında. Behzat’ın yolunda gitmeyen ilişkileri, Harun’un babasıyla sorunları, iş arkadaşı Eda’ya olan aşkı, Akbaba’nın geçmişinde yaşadığı acılar, cinayet çözmekten başka tutunacak dalının olmaması, Hayalet’in gecekondu yaşamı… Ve daha birçok neden bulunabilir Behzat Ç.’yi farklı kılan. Seyircinin onları eve ayakkabılarını çıkararak girmesi bile etkilemişti.”

ÇOK TARTIŞTIK
Denizlihaber: Behzat Ç.’yi Ercan Mehmet Erdem başta olmak üzere birçok senaristle birlikte yazdınız, peki hiç fikir ayrılığına düştüğünüz bölümler oldu mu?

Birol Tezcan:
“Bölümleri yazarken kafa yorduğumuz iki konu vardı; biri o bölümde işlenecek cinayet konusu, diğeri ise eksen karakterlerin özel hayat hikayeleri. Tartıştığımız çok olmuştur ama Ercan’la fikir ayrılığına düştüğümüzü hatırlamıyorum. Dile kolay, 2002’den beri tanıyoruz birbirimizi ve birbirimizin dilini çok iyi biliyoruz. Eğer birimiz bir konuya itiraz ediyorsa bir bildiği vardır diye düşünmüşüzdür hep. Bu gibi durumlarda en iyi yaptığımız şey, birbirimize çok iyi sorular sormak. Aslında sorulan sorularla yaptığımız çok iyi bir dramaturgiyi çalışması. Eğer soruların cevabı tatmin ediciyse sorun yok, değilse konuyu yeniden ele almamız gerektiğini biliyoruz. Ercan mükemmeliyetçi bir insan. Birlikte çalıştığımız için bana da bulaştı bu. Eğer yazdığımız bölüm içimize sinmediyse oturup yeniden yazıyorduk. Bunu yaptığımızı hatırlıyorum. Bu kadar iyi anlaşıyor ve bu kadar çok projede birlikte çalışmamızın en önemli nedeni iş ile dostluğu asla birbirine karıştırmamamızdır. Birbirimizi yazdıklarımız ya da fikirlerimiz konusunda çok iyi eleştiririz. Kırılmadan, gücenmeden. Çünkü en iyisini ancak böyle yapabileceğimizi biliyoruz.
Sadece dizi konusunda değil, üstelik ne yazarsak yazalım, birbirimize mutlaka okuturuz.”

denizli-birol-tezcan-behzat-c-ic

36 SAAT YAZDIK, REKOR KIRDIK
Denizlihaber: Behzat Ç’de, “Seviyorum merkez. Seviyorum”, “Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım” ve tabiki “Behzat Ç’nin ‘La’ repliği gibi izleyenlerin dilinde sloganlaşan sözleri var. Bunlardan hangisi size hangisi Ercan’a ait. Hatırlıyor musunuz?

Birol Tezcan: “İnanın dizi yazarken ‘bu lafı hangimiz yazmıştı?’ diye sorsak hatırlamayabiliriz. Çünkü o kadar hızlı akan bir süreç ki dizi süreci. Haftada bir bölüm yazmak demek, haftanın altı günü (günde en az on-on beş saat) yazıyorsunuz demektir. Hatta rekorumuz 36 saattir. 36 saat bilgisayarın başından kalkmadan yazdığımızı biliyorum. Behzat Ç. nin fenomen olmuş birçok sözü var, bunları biz yazdık. Ortak akıl ürünü olduğunu düşünüyoruz.”

YERLİ DİZİLER YERSİZ UZUN
Denizlihaber:Türk televizyonlarına dizi yazmak kolay mı? Dizi dünyasını nasıl görüyorsunuz?

Birol Tezcan:
“Bu birçok kez, birçok yerde söylendi ama yine söylemekte fayda var; ‘Yerli dizi, yersiz uzun’ Biz çalışanlar olarak doksan dakika uzun derken diziler şu anda yüz yirmi dakikaya dayandı. Düşünsenize, insanlar yüz yirmi dakikalık bir sinema filmini kimi zaman bir yılda çekiyor. Yani şu anda her dizi setinde haftada bir sinema filmi çekiliyor diye düşünebilirsiniz. Dizi sektöründe çalışan insanlar çok zor şartlar altında çalışıyor. Çünkü haftanın neredeyse yedi günü çalışıyorlar. Bizim ülkede çekilen dizinin bir sezonu, diğer ülkelerde neredeyse üç sezona denk geliyor; en uzun 60 dakika dizi çekiyorlar ve sezonda yine en fazla 26 bölüm. Biz, 120 dakika ve 45-50 bölüm çekiyoruz.”

TİYATRO HAYATIMIN EN ÖNEMLİ UNSURU
Denizlihaber: Bir taraftan dizi senaristliği devam ederken bir taraftan da Denizli’de eğitimler verdiniz, Şehir Tiyatrosu ekibi ile birlikte çalıştınız. Denizli’yi sizin için önemli kılan neydi?

Birol Tezcan: “Tiyatro, hayatımın en önemli unsurlarından biri. Nereye gidersem gideyim, mutlaka tiyatro yaparım. Denizli güzel bir şehir. Her gün biraz daha gelişiyor. İlk geldiğim günlerdeki gibi değil mesela. Denizli’ye taşındığımız günlerde tiyatro festivali vardı. O günden beri tiyatro festivalinin içinde bir şekilde yer aldım. Seçici kurulda bulundum, festival gözlemcisi oldum, atölyeler yaptım. Yerelde yapılan tiyatroları her zaman önemsedim.

KURSİYER OYUNCULARLA ÇALIŞTIM BÜYÜK KEYİF ALDIM
Şehir Tiyatrosundan sebep gösterilmeden işinden atılan Sinan Küçüköz’le aynı okuldan mezunuz. Buraya geldiğimde Sinan’ın genel sanat yönetmeni olması heyecanlandırmıştı beni. Sinan, bir oyun sahnelememi istediğinde seve seve kabul ettim. Oyunu Sinan, Ceyhun (Atmaca) ve ben birlikte yazdık. Çocukluğu Denizli’de geçen üç arkadaşın yıllar sonra yeniden Denizli’ye gelmelerini anlatıyordu. Eğlenceli bir oyundu. Şehir tiyatrosunun kursiyer oyuncuları ile çalıştım ve çok büyük bir keyif aldım bu süreçten. Bu keyfi Sinan Küçüköz’e borçluyum. İyi bir tiyatro insanı olduğunu düşünüyorum. Ve Denizli’ye iyi şeyler kattığına. Eminim daha çok proje vardı aklında ama işten çıkarıldı.”

DENİZLİ’DE BİR DİZİ NEDEN OLMASIN
Denizlihaber: “Devam eden çalışmalarınız, projeleriniz var mı? Veya projelerinizin içerisinde Denizli var mı?”

Birol Tezcan: “Denizli’ye önemli bir kültür merkezi kazandırdığımızı düşünüyoruz, İmge Sanat Merkezi. İyi çalışmalar yapıyoruz ve daha da iyi olması için çabalıyoruz. Diğer yandan ben yeni bir öykü kitabı hazırlıyorum, bir yandan da romanımı bitirmeye çalışıyorum. Dizi yazmaya devam ediyorum. Az önce de bahsettiğim gibi Denizli’de geçen bir oyun yazdık. Denizli’de bir dizi neden olmasın? Hadi dizi dünyası biraz İstanbul’la sınırlı ve ekonomik olarak bir dizinin tamamen İstanbul dışında bir ilde çekiliyor olması çok maliyetli diyelim, ama neden bir sinema filmi olmasın? Denizli’nin sinematografik mekanlarının oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Keşfedilmeyi bekliyor bence. Şimdilik aklımda doğrudan bir proje yok buna dair ama zaman ne gösterir bilemem.

BİRÇOK SANATÇIYI DENİZLİLİLERLE BULUŞTURDUM
Tiyatro bölümü mezunu olduğum ve uzun yıllar tiyatro, yazarlık, dizi ve sinema dünyasında yer aldığım için birçok arkadaşım var ve her fırsatta birilerini Denizli’ye davet ediyorum. Günümüzün yazarlarından Nermin Yıldırım, Seray Şahiner, Mahir Ünsal Eriş, Ali Lidar, Emrah Serbes bu vesileyle Denizli’ye geldiler. Ya da oyunculardan, Mert Fırat, Burak Tamdoğan, Onur Ünsal, Baran Akbulut da bizim davetimiz üzerine Denizli’ye geldi. Jehan Barbur, konser dışında, kitabını imzalamak için geldi mesela. Bu tür çalışmalara devam etmek istiyoruz.

DENİZLİLİ SANATÇI ÇOK
Bir de şunu düşünüyorum; Denizli’den çıkan sanatçı çok aslında. Bakın bu konuda Adana belediyelerinin şöyle bir çalışması var; yılda bir olmasa da birkaç yılda bir Adanalı sanatçıları bir vesileyle bir araya getiriyorlar. Etkinliklerine davet ediyorlar. Denizli belediyeleri de böyle şeyler yapabilir. Bir kentin sanatının gelişmesini sağlayacak en önemli kurumlardan biri belediyelerdir. Bu tür organizasyonları yaparken de nicelikten çok niteliğe önem vermesi gerekiyor.

BELEDİYELER HER TÜR FİKRE AÇIK OLMALI
Belediyelerin böyle çalışmaları olabilir. Çünkü o buluşmalarda çok özel fikirler ortaya çıkabiliyor. Festivaller düzenlenip, filmler çekilebiliyor. Kurumların bu konuda eleştiriye, öneriye ve her türlü fikre açık olmaları gerekiyor.”

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı