Denizli’den Versace’ye rakip modacı - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Denizli’den Versace’ye rakip modacı

17 Mart 2015 Salı

denizli-is-dunyasi-kahve-sohbetleri-moda-sevgi-tasdan-engin-unal-h

Moda ve tasarım üzerine eğitim aldı. “Elimde üniversite diplomam var” diye kasılmak yerine işini “terzi yamağı” olarak tanımlayan Barbaros Şansal’dan, modacı Yıldırım Mayruk’dan, tasarımcı Cemil İpekçi’den eğitim alıp mesleğinin inceliklerini öğrendi.

Şimdi Türkiye’de modanın kalbinin attığı İstanbul’dan uzakta şansını deniyor. Kimileri salladığı zarların hepyek gelmesinden korkarak iş hayatında temkinli adımlar atarken, O “ben atıyorum, düşeş gelsin” diyenlerden. 24 saat içinde, canlı yayın risklerini düşünmeden Bu Tarz Benim Yarışması’na defile hazırlayacak kadar gözü kara.

Mütevazi değil, “en iyisini yaparım” kararlılığında. Hedefi yüksek, “Versace’ye rakibim” diyor. Güzelköylü dizisinin başrol oyuncularından Gizem Karaca’nın kostümlerini hazırlıyor. Ünlü isimleri giydiriyor. Serebral palsi (beyin felci) hastaları ve sokak hayvanları için defile düzenleyecek kadar sosyal sorumluluk sahibi aynı zamanda.

Metresi 2 bin 250 liraya satılan kumaştan fiyatı 60 bin liraya kadar çıkan elbise diken, bu çalışmayı Türkiye’de yapabilen dört kişiden birisi olduğunu söyleyen ve iş dünyasına KOSGEB’in girişimci kredisiyle adım atan Sevgi Taşdan ile keyifli bir kahve sohbeti yaptık.

ic-4

USTALARIN ÇIRAĞI OLDU
İsterseniz sohbetimize Sevgi Taşdan’ı tanıyarak başlayalım…

Denizli-1987 doğumluyum. İlkokul ve ortaokul eğitiminin ardından, Vali Vefki Ertür Kız Meslek Lisesi’ne gittim. Moda ve Kadın Giysisi Tasarımı Bölümü’nü bitirdikten sonra, yüksek öğrenimimi Pamukkale Üniversitesi’nde Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde yaptım.

ic-8Üniversitede okurken Barbaros Şansal hoca ile tanıştırdılar beni. Okul bitince yanına gittim. “Yanında çalıştım” demiyorum, tüm çabam öğrenmek içindi. Barbaros Hoca’nın öğrencisi gibi hissettim hep kendimi. Yıldırım Mayruk ile Barbaros Şansal ortak, birlikte çalışıyorlar. Bu benim için önemliydi. Çünkü ikisiyle birlikte çalışma fırsatı yakalamıştım.

Bu arada Cemil İpekçi ile de çalışmak istiyordum. Ancak o dönem Mardin’de bir okul açmıştı, uzak olduğundan gidememiştim. Yıldırım Mayruk ile de çalışmak istiyordum, o da terzilik anlamında çok iyi. Cemil Bey de tasarım anlamında çok iyi. Yaratıcıdır, güzel işler ortaya çıkardı hep.

Ancak fırsat Bodrum’da karşıma çıktı. Cemil İpekçi Moda Okulu açıldı ama ic-10herkesi almıyorlar. Ben de bir torpil bulup girmeyi başardım. Tasarımlarım, çalışmalarım dikkatini çekti Cemil Bey’in. Beni manevi kızı olarak kabul etti, iki yıl evinde kaldım. Atölye çalışması altı aylık olarak planlanmıştı ama ben iki yıl kaldım. Yıldırım Mayruk, Barbaros Şansal ve Cemil İpekçi ile toplam 4,5 yıl birlikte çalışma imkanı bulmam benim için en güzel şanstı.

“İşi ustalardan öğrendim” diyorsunuz…

Söylediğim gibi bu benim şansımdı. Ama ben mesleğimle ilgili hep çalıştım. Kız Meslek Lisesi’nde okurken Gökhan Tekstil’de, üniversitedeyken Dempa Tekstil’de stajyerlik yaptım.

“TÜRKİYE’DEKİ 4 KİŞİDEN BİRİSİYİM”
Eğitim aldığınız ustalar kendi alanlarında en iyiler. Onlardan neler öğrendiniz?

ic-12Örneğin bir kroşe işimiz var. Elie saab diye kumaş vardır, metresi 2 bin 250 lira. Özel üretimdir ve aynı kumaşı bir daha isterseniz bulamazsınız. Aynı şeyi biz burada elimizde yapabiliyoruz. Türkiye’de bunu yapabilen dört kişi var. Yıldırım Mayruk, Cemil İpekçi ve yanlarında bir bayan var, bir de ben. Bunun özel bir tığı var.

Bu kadar emek istiyor, pahalı… Peki, müşterisi var mı Denizli’de?

Burada hiç yok. En sıradan diyebileceğimiz bir işi 30 bin liraya yapıyorlar. Dolayısıyla bu kadar pahalı bir elbiseyi Denizli’de giyecek bir müşteriyle karşılaşmadım henüz. Bu kumaşla yapılan giysi neden bu kadar pahalı? Şunun için… Kullandığımız pulu bile Fransa’dan ithal geliyor. Bir tezgaha tülü koyup, deseni çiziyorsunuz. Bir elbise için o desene 30 bin dolayında tığ batışı yapmanız gerekiyor. O kadar dikkatle bakmak durumundasınız ki, bu yaşta gözlerim bozuldu. Değer mi diyorsanız, değer…

_________________________________________________

_________________________________________________

 

30 bin kez tığı batırıp çekmek, hayli sabır gerektiren bir çalışma…

Öyle ama ben terzi değilim, modacıyım. Müşteri hayal ediyor ve bana geliyorlarsa o özeni göstermeliyim. Müşteri bana gelmiş, “düğünüm var” diyerek özel bir şey istiyor. Tabi ki onu elimde hazırlamak isterim, tasarlamak isterim.

ic-1

Sözünü ettiğiniz kumaşla bir elbise tasarımı için Denizli’de şu ana kadar size gelen oldu mu?

Olmadı, olmaz da zaten… Fiyatı 30-40 bin lira olduğundan çok zor.

Denizli’de yok ama il dışından bu kumaştan elbise talebi var mı?

Var… Parası karşılığında birkaç modacıya yapıyorum. Bizzat kendim uğraşıyorum. Öğreteyim deseniz en az bir sene lazım. Tığı tutmayı bile iki ayda öğreniyorsunuz.

FİYATI 15 BİNDEN BAŞLIYOR 60 BİNE KADAR ÇIKIYOR
Birisi geldi, “Ben elie saab kumaşından tasarlanıp hazırlanmış elbise istiyorum” dedi. Gözden çıkarması gereken para nedir?

En az 15 bin lira. Üst limit ise 60 bin liraya kadar çıkıyor.

“KENDİ DEDİĞİNİ YAPTIRACAK TERZİYE GİTSİN”
Müşteri geldi, vücut ölçüleriyle uyuşmayan bir tasarım istedi. Ne olacak?

Moda evine geldiniz, alıyorsunuz kataloğu elinize; örneğin Adriana Lima ya da Angelina Julie tarzında bir şey istiyorsunuz. Nasıl olacak? Geçen gün bir bayan geldi, ölçüleri 90-90-90… Ama katalogdan beğendiği Angelina Julie tarzı… Ben o elbiseyi yaparım ama taşıyama, benim emeğim boşa gider. Ben bunu yaşamamak için “boynunuz kısa, omzunuzun biri düşük” diye anlatıyorum.

Ha bunu gideremez miyim? Tabiki gideririm. Omuz düşükse vatka koyarım, boyun kısaysa yuvarlak değil V yaparım yaka kısmını. Şunu anlatmak istiyorum. Müşterinin ne istediğini dinlerim ama tarzını değiştiririm. Çünkü ben terzi değilim. Burası modaevi ve bir emek harcanıyor. Kendi istediğini yaptıracaksa terziye gitsin. Denizli’deki terziler çok güzel dikim yapıyor. Elinde resimle gelip bire bir elbise diktirmek isteyenin isteğini yerine getiren modacı değil terzidir. Ben bir hizmet vereceksem tasarımını yapmalıyım, onu müşteriye uygun hazırlamalıyım, buradan memnun ayrılmasını sağlamalıyım.

5 BİN LİRAYA GELİNLİK
Gelinlik dikiyorsunuzdur, fiyatı nedir?

ic-7Bizim işimiz el emeği. Bir gelinlik hazırlıyorum, tamamen elde. Bir aydır çalışıyoruz, daha bitmedi. Fiyatı ise piyasayla aynı. 3,5 ile 5 bin lira arasında değişiyor. Gelinlik için “tek tek çiçeklerini yap, kroşesini yap” gibi çok özel taleplerle gelen olmuyor. Bir de buraya kendi hayaliyle geliyor gelinliği giyecek olan. O nedenle çok fazla tasarım uygulayamıyoruz.

MÜŞTERİYLE SÖZLEŞME
Sizin yaptığınız işin Denizli’de kabul görürlüğü nedir?

Burada birkaç yer varmış, insanlar hayli sıkıntı çekmiş. Örneğin “kuplu elbise” diktim diye vermiş müşteriye. Ama elbisede kup yok.

Müşteriyle uyuşmazlık çıkıyor mu? “Benim istediğim gibi olmamış” durumlarıyla karşılaşıyor musunuz?

Bu konuda Denizlili kadınların canı çok yanmış. Korkarak geliyorlar. Yıldırım Mayruk’tan aldığım derslerden dolayı ben, bir avukatla görüşüp sözleşme hazırladım. Nasıl bir elbise isteniyor, modeli nasıl olacak? Ödemeler, prova günleri, vücut ölçüleri yazılıyor ve kumaşın numunesi konuluyor. Karşılıklı imzalar atılıyor. İleride bir anlaşmazlık çıkabilir, müşteri beni ya da ben müşteriyi dava edebilirim.

“Benim yaptığım işe Denizlili kadınlar yabancı değil ama hep sıkıntı çekmişler mi?” diyorsunuz?

Denizli’de çok elbise yaptırmışlar. Paraları dökmüşler fakat basit iş çıkarılmış. Hazır alınan bir elbise ondan çok daha iyi durur üzerlerinde.

ic-6

KADININ TARZI OLMALI
Tarif eder misiniz, size göre moda nedir?

Benim için moda sanattır. Sanatı yaşama biçimidir. Çünkü emek veriyorum, tasarım çıkarıyorum. Bütün müşterilerimin düğününe giderim. Diktiğim elbiseyi, gelinliği hayran hayran izlerim. Çünkü o benim eserimdir, sanatımdır.

Ben, bugün bir kahvaltıya gittim. Orada bir kadın gördüm. Dedim ki bu kadın, chanel kadını. Chanel gibi gördüm onu. Bir başka kadın gördüm, “Bu Cumhuriyet kadını” dedim. Ben kadınlara özgü bir hikaye hep oluştururum.

Ben insanların bir tarzı olsun istiyorum. Mesela İstanbul-Kadıköy’de bir kadın var, belki 80 yaşında. İstanbul’a gittiğimde onu görmek için Kadıköy’e uğrarım. Pembe ruj sürer, fuşyaya yakın bir şapka takar, karıştırıyor kuruşturuyor, giyiniyor. Görenler ilk bakışta deli falan sanıyor ama değil. Bir tarzı var, çok da kibar tanıyorum. Böyle olsun insanlar istiyorum.

Dışarıdaki modaya gelince. Örneğin Paris’te bir moda haftası düzenlenir. Bir kumaş üretilir, onun üzerinden tasarımlar hazırlanıp beğeniye sunulur. Zaten bir yerde moda kendini tekrar eder. Bakın geçmişte giyilenlere. Yıllar sonra benzeri karşımıza çıkar.

Şunu da söyleyeyim. Mesela yırtık kot… Asla bir moda değil. Bundan 10 yıl sonra herkes yırtık kota gülecek. Ben de giyiyorum ama 10 yıl sonra kendime güleceğimi biliyorum.

ic-2

O halde neden giyiyorsunuz?

Seviyorum… Çok severek giyiyorum. 10 yıl sonra baktığımda güleceğimi bile bile giyiyorum yırtık kotu.

HERKES ANGELİNA JOLİE DEĞİL
Her kadın her elbiseyi taşıyabilir mi?

Hayır taşıyamaz…

İşte bu noktada müşteriniz ile aranızda sorun çıkmıyor mu? O giymek istiyor, siz “olmaz” diyorsunuz…

Bu konuda yeterince bilgili olduğumu düşünüyorum. Müşterimin isteğini dinliyorum. Ama olmayacak bir talepse olmayacağını söylüyor, gerekçesini de anlatıyorum. Daha da ısrar ederse aynanın önüne davet ediyor, elindeki Angelina Julie fotoğrafını da yanına koyuyor, “haydi bir bakalım ne farklar var” diyorum. Mesela çanta hep aynı omuzda taşındığından düşmüş. Belki siz fark etmezsiniz ama provada göze çarpıyor. E bu elbise niye yamuk duruyor? Duracak tabi, omuz düşük.

ic-3

DENİZLİ’DE MODAEVİ KÜLTÜRÜ YOK
“Denizli’de sizin mesleği icra etmede avantaj ve dezavantaj nelerdir?” diye sorsam…

Modaevi kültürü yok Denizli’de. Özel dikim yapan olmamış. Neden olmamış? Bu mesleği eğitim alanlar yapmıyor. Bir şeyler öğrenen gelmiş modacı olduğunu iddia etmiş. Modacılık moda olmuş burada. Herkes modacı… Barbaros Hoca, “cı”lı, “cu”lu meslekler çoğaldı der hep. O bu yüzden kendisinin terzi yamağı olduğunu söyler.

ÇALIŞMA ARKADAŞLARI ÜNİVERSİTE DİPLOMALI
Bu kadar işinizde titizsiniz. Çalışma arkadaşlarınızın bu alanda eğitimi var mı?

Benim elemanların üniversite mezunu. Beş kişiyiz ve hepimiz bu alanda eğitimliyiz. Çalışma arkadaşlarımın mezuniyeti yurt dışı. Türkçeyi çok fazla konuşamayanlar bile var aralarında. Bir tanesiyle hiç anlaşamıyorum, çünkü İranlı ve Türkçe bilmiyor.

ic-5

24 SAATTE HAZIRLANAN DEFİLE
Bu Tarz Benim Yarışması’nda defile de yaptınız. Biraz da ondan söz edelim mi?

Benim için güzel bir deneyim oldu. Elbiselerin tamamı benimdi. Tek başıma tasarladım. Defilede sanatımı yaşamalıyım. O nedenle de her şeyi kendim yapmalıyım. İlk defilemi yapıyorum, ulusal bir kanalda ve canlı yayınlanıyor. Bakın, araştırın; Türkiye’de canlı yayınlanan defile yok. Sadece yılbaşı akşamları Victoria Secret defilesi yapılır yabancı kanallarda. Benim defilem bu anlamda bir ilk.

O defile sonrası nasıl eleştiriler aldınız?

Hiç olumsuz eleştiri gelmedi. Kaldı ki çok hazırlıksız yakalandım. Ben, Denizli’de bir defile yapacağım, ona hazırlanırken pat diye Cemil Bey (İpekçi) arayıp, yarışmada final yapılacağını söyledi ve “Gel defileyi sen yap” dedi. Günlerden 27 Şubat, defile istenen tarih 28 Şubat. Manken? Yok, bulamıyoruz. Ne yapacağız? Bizim kızları giydirelim. 26 elbiseyle gittim o defileye ve 7 kız sundu onları. Herkes çok beğendi. Cemil bey’in “Benim öğrencim, kendisiyle gururlanıyorum” demesi çok hoşuma gitti.

GÜZELKÖYLÜ’YE DE HÜLYA AVŞAR’A DA GİYSİ
Çalıştığınız, elbiselerini tasarladığınız ünlü isimler var mı?

ic-9Çekimleri Muğla’da yapılan Güzelköylü dizisi var. Oyuncu Gizem Karaca için giysiler tasarladım. Önceleri oraya gidiyordum, artık gitmiyorum. Ölçüler artık ezberimde olduğundan, onlar ne istediğini söylüyor. Ben de hazırlayıp gönderiyorum.

Aynı dizide oynaması için Sibel Can ile görüştüklerini, Sibel hanım için de bir kıyafet tasarlamamı istediler. İki kıyafet hazırladım, Sibel Can giydi. Sibel Can’ın giydiği Buldan nakışıyla yapılmış bir işti. Kadife kumaşın üzerine işleme yapmıştık.

Hülya Avşar’ı giydirdik. Onun için siyah bir abiye hazırlamıştık. Hatta Emine Erdoğan’ın da katıldığı bir organizasyonda giymişti. Çağla Şikel’i giydirdim.

Bülent Ersoy ile çalışacak gibiyiz. Buraya gelmek istiyor kendisi, bekliyoruz. Bu Tarz Benim Yarışması’nın defilesinde reklam arası verildiğinde beni yanına çağırdı. Üzerimde yazmadan dikilen bir elbise vardı, yöresel olsun diye giymiştim.

BULDAN GİYSİLERİNDEN DEFİLE HAZIRLIĞI
Buldan dokumalarından hazırlayacağınız giysilerden bir defile yapacağınızı duyduk. Nasıl gidiyor çalışmalar?

Aslında Buldan ve Kızılcabölük dokumalarını birlikte düşünüyorum. Haziran gibi düşünüyoruz. Yetiştirebilirsek Buldan Festivali’nde olacak. Günümüze dönük giyilebilecek tasarımlar planlıyorum. Bakın defileler yapılıyor. Sunulan tasarımların hiçbiri giyilebilir olmuyor. Ben giyilebilen olsun istiyorum. Buldan el dokuması can çekişiyor. Canlandırmak gerekiyor. Bakın dünyanın ilk dokumaları buradan çıkmış. Osmanlı Sarayı’na yatak örtüleri gitmiş. Bu defileyle amacım ölüyü diriltmek. Fakat aynı heyecanı Buldanlılar da göremiyorum.

ic-11

GELİRİ SOKAK HAYVANLARINA
Asıl amacım Laodikya’da sokak defilesi. Ünlü mankenlerle olacak bu. Temmuz, ağustos gibi olur. Laodikya’daki defilenin gelirini sokak hayvanlarına bağışlayacağız. Projemi Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımıza anlattım. Bir barınak yaptıracağız. İstanbul’da bir örneği var, o projeyi buraya taşıyacağız. Havuz falan da olsun istiyorum. Benim için engelliler ve sokak hayvanları çok önemli. Çünkü her ikisi de kimsesiz.

Nisan sonu veya mayıs başı gibi bir defile planlamam daha var. Bu defileden elde edeceğim gelirin tamamını bağışlayacağım. Defileyi sosyal sorumluluk projesi olarak serebral palsi (beyin felci) hastaları için düzenleyeceğim. Tedavi görürlerse yürüyebiliyor hastalar. Denizli’de çok olduğunu duyuyorum bu hastaların. İyi bir tedavi uygulamasıyla bu çocuklar yürüyebilir. Defileyi Nisan sonu ya da mayıs ayı başını planlıyoruz.

Bir de burada gördüğünüz kıyafetleri satacağız. Bir fiyat belirledik. Onların satışından elde edilecek gelirle Buldan dokumalarından bir koleksiyon hazırlayacağız. Mesela turkuaz renkte pantolon, şort, etek, elbise, yelek, gömlek gibi.

KENDİ KUMAŞINI DOKUYACAK
Mesleğinizdeki hedefiniz, hayalleriniz nedir?

Buraya açmadan önce Barbaros Şansal Hocam’la konuştuk. Modaevi açacağım ama param olmadığını biliyor. Ben de kendisine proje hazırladığımı, KOSGEB desteği alacağımı anlattım. İnanmadı, “Devletten böyle bir yardım mı bekliyorsun?” diye sordu bana. Ben de “evet” dedim.

Proje bitti, isim bulamıyorum. Şunun için isim sıkıntısı çekiyorum. Kendi alanımda Versace’ye rakip olmak istiyorum. Dolayısıyla isim çok önemli. Bakın Sevgi Taşdan olarak isim yapabilirim ama benim amacım marka olmak. Mesela Madam Coco… Bugün ne diye hatırlıyoruz onu Chanel diye değil mi? Dünyanın birçok markasına bakın böyledir. Hocam da beni anladı ve “Fantasmus olsun” dedi.

ic-13

Peki Fantasmus ne anlama geliyor?

Sihirli bir dokunuşla çağdaş gerçekçilik için bir merkez anlamına geliyor. Sihirli dokunuş, bizim tasarımlarımız. Çağdaş gerçekçilik için bir merkez de burası oldu. Laboratuvar diye de ilave ettim, Denizli’de modanın laboratuvarı olayım diye. Çünkü Denizli’de böyle bir yer yok.

KOSGEB ne kadar kredi desteği sağladı?

Girişimcilik hibesi olarak 30 bin lira aldım.

Bu para ihtiyacınızın ne kadarını karşıladı?

Makine kısmını karşıladı sadece. Tanesi 5 bin liraya alındı makinelerin. Kumaş önemli bir sorun bizim için. Şimdi yeni bir proje daha hazırlayıp dokuma tezgahı alacağım. Kendi kumaşımı yapacağım.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı