Başsavcı, darbeyi duydu Tugay Komutanı için tutuklama kararı verdi - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Başsavcı, darbeyi duydu Tugay Komutanı için tutuklama kararı verdi

11 Eylül 2016 Pazar

 

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-H

Bir yandan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin bastırılırken, diğer yandan örgüte yönelik hukuki süreç için de harekete daha o gece harekete geçildi. Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, darbe girişimini öğrenmesinden kısa bir süre sonra Denizli’deki emir komutayı üstlenen 11. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Kamil Özhan Özbakır hakkında gözaltı kararı verdi.

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-5

 O Gece yazı dizisiyle ilgili röportaj talebimizi yoğun çalışma temposunun arasında kabul eden Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, eşi ve çocuklarıyla helalleşerek evinden ayrılmasından, FETÖ’cü hakimler tarafından alınacak tutuklama kararını önlemek için UYAP sistemini kapattırmasına ve darbeci generalle ilgili tutuklama kararını bizzat yazıp imzalamasına kadar yoğun geçen süreci bizimle paylaştı. İşte o geceye dair Başsavcı Alper’in anlattıklarının ilk bölümü…

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-4

DARBE GİRİŞİMİNİ KOMİSYON BAŞKANI HABER VERDİ

Türkiye 15 Temmuz’da FETÖ’nün darbe girişimiyle zor ve sıkıntılı sürece girdi. Siz, bastırılan darbenin sonrasında yürütülen soruşturmaların hukuk ayağında yer alıyorsunuz. İsterseniz sohbetimize “darbe girişimini nasıl haber aldınız?” sorusuyla başlayalım…

Meslektaşlarımızla televizyon izlemediğimiz bir ortamdayken Adalet Komisyonu Başkanımız aradı. “Başsavcım, Boğaz Köprüsü’nde bir hareketlilik var, askerler çıkmış, bir kalkışmadan söz ediliyor haberlerde. İzlediniz mi?” diye sordu. Bunun üzerine televizyonu açtık, bir kalkışma hareketini gördük. Hemen Vali Beyi ve İl Emniyet Müdürümüzü aradım. Durumu anlamaya çalıştım.

Birincisi ilimizde ne oluyor? İkincisi askeri birliklerin durumu ne? Tugay Komutanlığının bütün uyarılara rağmen araçlarını çıkardığını ve Çardak Havaalanı’na doğru gitmekte olduklarına dair bilgiler edinildiğini öğrendim. Kriz merkezi oluşturulacağı ifade edilerek gelmesi istenildiği halde Tugay Komutanı’nın gelmediği söylendi.

Merak ettiğim bir başka husus jandarma nasıl? Çünkü bir askeri birliğin karşısında bir başka askeri birlik var? Jandarmanın sağlam olduğunu öğrendim. Hemen lojmandan aşağıya indim. Bahçede birkaç kişi yanıma toplandı. Sakinlik tavsiye ettim, bir yandan da düşünmeye çalışıyorum.

EKMEK TELAŞINA DÜŞEN SAVCILAR
Yeniden Vali Beyi aradım, “Cumhuriyet Başsavcısı olarak, Tugay Komutanı ve darbeye karışanlar hakkında gözaltı kararı vermeyi düşünüyorum” dedim, bu kararı kısa sürede yazılı hale getireceğimi ifade ettim. İhtilalcilerin görüldüğü yerde emniyet ve jandarma birimlerince gözaltına alınacağını belirttim.

Arkadaşlarımı “Türkiye Cumhuriyeti Devleti her türlü belayı def edebilecek güçtedir, bundan emin olun. Biz görevimizin başındayız. Siz sakin olun” diyerek teskin ediyorum. Tabii içimde bir sürü düşünce var, gel gitler yaşıyorum ne olacağına dair. Ama ben orada güçlü olmak zorundayım. Bu arada kafamı çevirdiğimde bazı meslektaşlarımızın “Sokağa çıkamayız” diyerek, eve ekmek alma derdine düştüğünü gördüm. Biz, Denizli ve memleket derdindeyiz, onlar “birkaç gün dışarı çıkamazsak ekmeksiz kalırızın” derdinde. Aynı lojmanda oturduklarımızla algılarımızın farklı olduğunu fark ettim.

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-3

EŞİ SİLAHINI VERMEDİ, ÇOCUKLARIYLA BÖYLE VEDALAŞTI

Eşim ve çocuklarım evde. Yukarı çıktım, kıyafetimi değiştirdim. Tabancamı aradım. Eşim dedi ki: tabancanı alma. Ben seni tanıyorum, bir çakışma olursa ilk ateş eden olursun. İki koruman var, onlar gereğini yapar. Ben tabancanı vermek istemiyorum. Öleceksek bir kere ölürüz. Haklıydı o konuda.

Eşime ve çocuklarıma ne diyeceğim? Pek çok risk var. Çocuklarıma dedim ki: “Ben bugüne kadar hep helal lokma yedim ve size de helal lokma yedirdim. Devletin okullarında okudum. Ülkeme karşı sevgi ve saygımı hiç kaybetmedim. Şimdi ben gideceğim, geri dönmeyebilirim. Geri dönmediğim zaman anneniz size sahip çıkar. Annenize bir şey olursa anneannenize ya da babaannenize gidin. Bankamatik kartımı bıraktım, içinde maaşımdan arta kalan miktarın olduğunu söyledim. 15 bin lira kadar para olan banka hesap cüzdanını da verip bununla da hayatınızı devam ettirirsiniz. Anneanneniz ve babaanneniz size sahip çıkacaktır. Bunlar gelir geçer. 10 yıl, 20 yıl, belki 30 yıl sonra babanızın cenazesini alıp Demokrasi Şehitliğine defnederler. Korkmayın, babanızdan asla utanmayın” dedim.

Bunlar belki son sözleriniz çocuklarınızla konuştuğunuz. Eşime “çocuklar sana emanet” dedim ve çıktım. Aşağıya indim, arkadaşlar biraz daha kalabalıklaşmış. Hemen nöbet telefonunu aldım ve “nöbeti ben devralıyorum. Nöbetçi savcı benim. Bana bir şey olursa başsavcılık en kıdemli başsavcı vekili olarak Vedat Beyi işaret ettim, ona bir şey olursa Şakir Bey, ona bir şey olursa Niyazi Bey başsavcılığı deruhte edecektir. Eğer ona da bir şey olursa kıdem sırasına bakarsınız” dedim.

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-2

SIKIYÖNETİM KOMUTANI ATANMIŞ
“Hakkınızı helal edin” diyemedim. Tam arabaya binecekken komisyon başkanımız “Ben de geleceğim. Öleceksek birlikte öleceğiz” dedi. Şoförümüz Denizlili olduğu ve şehri iyi bildiği için arka sokaklardan götürdü bizi kriz merkezine. Burada Vali Bey, Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı vardı. Jandarma Komutanı bana hemen sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin ihtilal beyannamesini getirdi. “Bu bana geldi, uygulamadım” dedi. Baktım, inceledim ve Tugay Komutanı’nın orada sıkıyönetim komutanı olarak yer aldığını gördüm.

DARBECİLERE KARŞI UYAP SİSTEMİ KAPATILDI
Kriz merkezine giderken de yolda adliyenin UYAP’ını kapattırdım. Çünkü adliye işgal edilirse bazı hakim ve savcılar, bu ilde ben dahil olmak üzere kamu görevlileri hakkında yakalama kararı düzenleyebilirlerdi. Adliyeyi bekleyenlere de “hiç kimseyi içeriye almayacaksınız, gerekirse çatışmaya girin” şeklinde sözümüz oldu.

Kriz merkezinde çok hızlı değerlendirme yapılıyor ve yine çok hızlı hareket ediliyordu. Sayın Valimiz, Emniyet Müdürümüz ve Jandarma Komutanımız büyük bir basiret örneği sergilediler. Tugay Komutanı aranarak, kriz merkezine gelmesi, araçları geri çekmesi için ulaşılmaya çalışıldı. Önce ulaşılamadı, ben dışarıya çıktığımda ulaşılmış ama çağrıya riayet etmedi.

Bu arada askeri birliklerin Çardak’ta olduğu, havaalanının işgal edilmekte olduğu bilgisi gelince Vali Bey ışıkları kapattırdı. Elektrik kapalı olduğundan uçaklar inemiyor. Vali Bey, jenaratörlerin çalıştırılmasını önlemek için onların tahrip edilmesi talimatını verdi. Bir hava yarbaya ulaşılıp o davet edildi. Sivil kıyafetiyle koşup geldi. Onun vasıtasıyla oradaki birliğe ulaşıldı. Alttan çözme yapılabilir mi ona çalışıldı.

Diğer yandan uçakların hala havada tur attığı bilgisi ulaşıyor. Askeri araçların ışıklarının havaalanına çevrilip uçakların indirilmeye çalışıldığı haberleri geliyor. Hemen yakıt tanklarının boşaltılması talimatı verildi. Komandoların Ankara’ya gitmesi engellendikten sonra bir rahatlık oluştu.

TANKA KARŞI DENEYİM
Ancak, bu 550 komando ilimize gelir bir çatışma çıkar mı? Kafamdan birçok ihtimal geçiyor. Jandarma Komutanımıza, jandarmanın durumunu sordum. “Başsavcım en son ihtimaldir çatışma. Biz çatışmaya girilmemesi, kan dökülmemesi için elimizden geleni yapacağız. Ama girersek emniyet birimleri var, biz varız, bizim doğudaki operasyonlardan kalma bir deneyimimiz var. Tankları nasıl etkisiz hale getirebileceğimizi biliyoruz. Böyle bir durum olursa biz onları yeneriz. Yeterli silahımız yok ama bizim operasyon deneyimimiz var” dedi.

Asla ele geçme gibi bir şey söz konusu değil. Çünkü Vali Beyi, beni, Jandarma Komutanı ve Emniyet Müdürünü ele geçirdiklerinde zaten hakim olmuşlardır. Biz sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. Bir tedirginlik var herkeste doğal olarak. Sabaha doğru işler netleşmeye başladı. Alt kadrodan çözülmeler oldu. Havacı yarbayı motosikletle havaalanına gönderdik.

denizli-cumhuriyet-basscacisi-mustafa-alper-15-temmuz-gecesini-anlatti-1

ERLER HAKKINDA GÖZALTI KARARI VERMEDİ
Whatsapp grubumuz var Türkiye genelinde, oradan yazışıyoruz aynı zamanda. İhtilalciler hemen başsavcıların tutuklanması veya ortadan kaldırılması, adliyelerin işgal edilmesi ve kararlar alınması talimatları hazırlamışlar. Bu şu demek ki: İnfaz ve yakalama!

Güvendiğim arkadaşlarıma hemen adliyeye geçmelerin, UYAP’ı açtırıp ihtilale katılanlar için gözaltı kararlarının yazılmasını söyledim. İsim olarak bilmiyoruz. Ama bir karar vermeniz lazım. Hemen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’na baktım. Sözleşmeli er ve erbaşları ile ilgili kanunu inceledim. Baktım ki o erlerin komutanların emirlerini yerine getirmekten başka hiçbir takdir hakları yok. Adil olmanız gerekiyor. Dedim ki: Erleri yakalayalım, silahlardan arındıralım ama ben onlar hakkında gözaltı kararı vermiyorum. Gözaltı kararına şunu yazdım. İhtilale iştirak etmiş olan subay ve astsubayların gözaltına alınması… Çünkü isim yazamıyorsunuz, kim olduklarını bilmiyorsunuz. Tugay Komutanı hakkındaki gözaltı kararını da bizzat kendim imzaladım.

14 CUMHURİYET SAVCISI GÖREVLENDİRİLDİ
Güvendiğim ekiple bu odada toplandık, dedik ki bundan sonra önümüze bakacağız. 14 Cumhuriyet savcısına hemen görev yazdım. Siz gözaltı işlemlerini yapın. Arkasından başsavcı vekilimiz ve yanında iki savcı arkadaşımızı Tugay’a gönderdim gözaltına alınmak üzere. Başsavcı Vekilimiz, Tugay Komutanı’nın odasına girip nazik bir dille “Şu anda Cumhuriyet Başsavcımızın yakalama ve gözaltı kararını icra etmek üzere gelmiş bulunmaktayız. Lütfen silahınızı teslim edin, ceplerinizi boşaltın, ben aramak zorunda kalmayayım” şeklinde kararı tebliğ ettikten sonra haklarını hatırlatıyor. Evinizde ve işyerinizde arama yapmamız gerekiyor polisler ile birlikte. Biz görevimizi yaparken nezaket ve devlet adamlığının gerektirdiği tavrımızı muhafaza ederiz. Bu nedenle lütfen çocuklarınız dışarı çıksınlar. Onların gözü önünde sizi aramak istemiyorum” dedikten sonra arama icra ediliyor, silah teslim alınıyor ve gözaltına alınarak doğrudan adliyeye getirildi.

Olağanüstü Hal Kararnamesi yayımlanmadığından bir açmaz vardı. Asker şahıslar hakkındaki soruşturmalar Merkez Komutanlığı tarafından icra edilir. Kolluk görevini Merkez Komutanlığının yapacağı işaret ediliyor. Fakat Merkez Komutanı zaten şüpheli! Böyle bir açmaz var ama çok hızlı da düşünmek zorundasınız. 14 Cumhuriyet savcımız aynı anda ifadeye girdi. Rütbeli şüpheliler tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Tabii bir hakimin 59 kişiyi sorgulayıp, bitirebilmesi birkaç gün sürer. Kaldı ki buna bir insanın gücü yetmez. Adalet komisyon Başkanlığı sekiz hakime sulh ceza hakimliği yetkisi vererek görevlendirme yaptı. Sekiz mahkeme bu şahısları sorgulayıp haklarında tutuklama kararı verdi.

 YARIN: UYANDI, BURASI VAN MI DİYE SORDU

denizli-mustafa-alper-15-temmuz-gecesi-anons

denizli-osman-zolan-gormek-istediklerim-yoktu-anons

denizli-osman-zolan-ilk-yazisi-anons

 

 

 

 

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı