DELTANIN KIYISINDA YEK BAŞINA - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

DELTANIN KIYISINDA YEK BAŞINA

7 Eylül 2021 Salı

28 AĞUSTOS 2021

Oh şükür aşure ayını yakaladık ucundan. Koca bir kazan aşure anacığımın tarifinden, halamın elinden, emeğinden, kuzenle benim yamaklığımızdan üreyiverdi. Kuzenim Kaderimin emeğiyle tekrar yaşanır hale gelen halamın kokusu tüten bahçeli evde yıllar sonra pişirdiğimiz ilk aşure. Dilimizde iyi niyetli dualar göçenlerin ruhlarını sobelerken, kalanlar sağlık ve afiyetle kaşık daldırdı kaselerle sunulmuş içinde bir ben eksik aşurelere.

Çocukluğuma doğru ektim üstündeki kavrulmuş susam tanelerini. İzini sürsem varırdım sanki. Unutmadığım ama hayatımda artık olamayan o kadar çok yaşanmışlık vardı ki çocukluğumdan, susamları izlemezsem kaybolurum sandım. Bak daha ilk susam tanesini ağzıma aldığımda halamın, babamın ve annemin bahçedeki havuzda kırılan sesleri kulağımda.

İşte saman damından kardeşim fırladı az önce, fare görmüş besbelli de “samanlar kıpırdadı beee” diye bağırıyor. Ben gıcır gıcır kırmızı Pinokyo bisikletimle antrenman yapıyorum sokak için, ayağımda terlik. Yere hasır serilmiş, uykusu gelen kıvrılıyor. Babam Yasemin kuzene sesleniyor

“kızcağızım beni bi gaave yap, sadeye yakın az şekerli olsun, üstünde gebe davşan yürüsün!”

Halam keşkek yapmaya girişiyor akşam yemeği için. Almış tokucu eline vur babam vur, kuzu etini buğday taneleriyle seviştiriyor. Sakız gibi olacak da, uzayacak çataldan o kadar uğraşacak yani. Yanına da meşhur dolma turşusundan koyacak, biz davul gibi göbeklerle hasırda debeleneceğiz zevkle aşırı yemekten.

Çaylar nerde kaldı diyor büyük eniştem, kafasını doğrultmakta olduğu çivilerden kaldırmadan. Nezuş ailenin en kuvvetli tiryakisi olarak çay görevini üstüne alıyor iyi ki ve cam gibi tavşan kanı çaylar bu sayede ince belli bardaklarda elimize veriliyor.

Son bardak çay yudumlarken bir anda yerimde sarsılıyorum.

Oh neyse sağ salim dönmüşüm zaman yolculuğundan. Geç olmuş, dağılın!

29 AĞUSTOS 2021

Ya arkadaş tamam aşure karıştırdık da, halter mi kaldırdık ne bu kolumun ağrısı amanın! Kızım hangi duvarı ittirdin sen de yerinden oynadı? Off bu nasıl bir kas acısı! Pazara da gitmedim ne taşıdım Allahım ben bu kollarla? Kerata Hermes, ne deli kedisin oğlum be ne bulduysan yere atıyorsun. Anan da kaldırsın dursun. Dur dur dur dur kaldırsın da bu dizlerle nasıl kalksın.

Haydaaa bu ne şimdi, dizim sanki on kat olmuş, içine de su dolu bidon koymuşlar ne kıvrılıyor, ne düzeliyor. Dur bakalım yahu sporcu kadınsın, her gün yürüyorsun 5 km, ne oldu bu dizlere birden bire?

Boğazım, boğazım acıyor, kaşınıyor da, az da öksürük. Aferin yaz günü grip kaptın tebrikler. Ateşim de yok ama silkeleseler kemiklerimden ayrılacak etlerim sanki.

Ya burnum, çeşme mübarek bi dur anacım de mi, yok şırıl şırıl akmakta. Hapşırık da hık deyicisi zaten aman geç kaldıydın. Bir, iki, üç……  oniki…. Kaç kere hapşırdım, kaçırdım ucunu.

Aşure burnumdan geldi yahu. Terledim soğudum zaar. Bir ağrı kesici alayım dur bakalım.

30 AĞUSTOS 2021

Daha iyi kalktım bu sabah ama boğaz yine feci. Ağrılar rahatsız edici şekilde devam ediyor azalmakla birlikte. Hapşırıklı bir günaydın sana da Hermes! Ateşim yok yine ama çok ağır bir gribin eşiğindeyim galiba. İşimiz var kuzenle yine halamın bahçesindeyiz. Konuşturmuyor ki meret burun çeşmesi. Bir tıksırık bir hapşırık, ne diyeceksem boğazıma kaçıyor tööbe tööbe.

Dur bi dakka bu grip gibi olsa da acabaaaa????

Acabaaa ????

Delta varyantı grip gibi başlıyor demişlerdi, yoksa?

“Oy kuzen ben bi koşu test yaptırıp geliyom bekle beni anacıııım!”

Üç saate çıkar dediler. Tatil günü ya iyi beklemeden verdim çıktım sürüntüyü. Sinüslerimi deldi sağlık memuru yahu, oyyy .

Habire telefonum çalıyor. 312 li bir numara. Abarttılar artık normal numaralarla taciz ediyor pazarlama şirketleri. Yok açmıyorum, delir istersen.

Aaa oğlan arıyor hayırdır!

“ Anneeeee, Sağlık Bakanlığı neden seni arayıp da ulaşamıyor, ne var söyleseneee!”

Hııııııı???

Amanın pozitif mi çıktı test sonucum yoksa. Arayayım bakalım şu numarayı;

“Aylin Hanım kaç saattir size ulaşmaya çalışıyoruz Delta pozitif çıktınız acilen evinizde 20 günlük karantinaya giriniz. Az sonra filyasyon ekiplerimiz sizi ziyaret edecekler.”

****

Haydaaa, tamam hadi ben oldum da ya aşure?

Yani aşure günü yanımda olanlar, ah olamaz ya ya ben bulaştırdıysam? Ay hepsi de benim yüzümden hasta olurlarsa, hastane, nefes, entübe yok yok yook, olmaz,  olmamalı!

Ara çabuk herkesi. Tamam, aradım şimdi sadece bilgi almalıyım her gün, nasıllar diye.

Bende sorun yok, arkadaşlar alış veriş yapıp kapıya koyuyorlar. Merdivenin son 5 basamağını çıkmıyor kimse! İzolesin ve kimse sana dokunamıyor. Bir zamanların cüzzamı gibi, vebası gibi!

Yalnızsın, yek başına!

Hastanelik olmamak için beslenmek zorundasın. Hadi gir mutfağa bakalım. Şükür çok ağır geçirmiyorum. İki aşılıyım ne de olsa, onun etkisi tabi ki. İyi ki!

Her gün canlarım arıyorlar, bazen günde iki defa ve ben canlarımı arıyorum her gün, acaba vebal aldım mı diye her gün!

“Aloo, iyisiniz değil mi, belirti yok değil mi, lütfen olmasın!”

Gece kabuslar görüyorum, uykumdan sıçrayarak uyanıyorum,  bütün dünyaya Delta bulaştırmışım vicdan azabıyla can çekişiyorum.

Evde tavla oynayacak kimse yok. Günaydın, iyi geceler hep tuşların ucundan sızıyor. Uyuyup kalıyorsun kanepede, üstünü örten yok. Yalnızlığa alışkınım ama hastayken yalnızlığa alışkın değilim. İstediğin halde dokunamamak hissine yabancıyım.

Kendime de yabancılaşıyorum sanki.

Aşı karşıtı olanlara içimden sövüyorum, diyorum ya aşı olmasaydım, şu an entübeydim!

Düşüncesi bile tüylerimi ürpertmeye yetiyor.

Çöp dökmeye gidiyorum, astronot gibi; çift maskeler, eldivenler, bir yere dokunmadan, kimseyle karşılaşmama dileklerimle. Çünkü kimseye zarar vermek istemiyorum.

Minnacık virüs, kendinle birlikte karşıdakini de düşünmeyi öğretti sanki.

5 EYLÜL 2021

Eylül de geldi ve ben sonbahar yapraklarına basmayı özledim.

Ormanımı, türbe kedilerimi, ağaçlarımı, palamutlarımı, gökyüzümü özledim.

Ağrılarım azaldı, çok azaldı. Burnum suyu kesilmiş çeşme gibi ara sıra damlıyor o kadar. Öksürük, hapşırık, boğaz acısı hepsi geldikleri gibi gittiler.

Uykularım düzeldi çünkü kimseye bulaştırmamışım.

Böyle bir vicdan azabıyla yaşayabilir mi insan bilmiyorum.

Bir süre daha evdeyim yek başıma.

Hepyeki düşeşe çevirebilmek için yazmaya başladım tekrar.

Değil mi ki Nazım en güzel eserlerini hapislerde üretmiştir, vardır bir sebebi.

Deltanın kıyısında yazılan şiirdir belki yalnızlığın ödülü.

Kim bilir…

DELTANIN KIYISINDA

Güzel yaşadım ben

Doygun dostluklar kurdum

Bazılarını ben bozdum

Bazılarını dostlarım.

Kimi sürgün verdi

Kırıldığı yerden,

Kimi koptuğu gün

Olmamış hükmündeydi.

Güzeldi çocukluğum

Sokakta haylaz ve avare

Çocuk gibi işte…

Asma filizi gençliğim

Yeşildi, lezzetli ve taze

Dilden dökülmemiş

Dile düşmemiş

Sevdalarla divane

Gençlik gibi işte…

Güzel yaşadım

Teşekkürler hayat!

Gracias a la vida!

 

 

 

 

 

 

 

 

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Şerif KUTLUDAĞ   -  Bağlantı 8 Eylül 2021, 17:06

Sevgili AYLİN,
Hastalığı anlatırken bile şâir kimliğinle anlatıma şiirsellik katıvermişsin. Tebrikler. Aşureyle başlattığın yazını şiirle noktalaman çok güzel. Zevkle okuduk. “Delta”sız yazılarının çok olması dileğiyle. Sevgi, saygı ve selamlarımla.

Hasan Kallimci   -  Bağlantı 8 Eylül 2021, 09:07

Geçmiş olsun Aylin kardeş.
Darılıp gücenme, en güzel yazın bu bence… Kültür, anılar, hastalık, iyileşme, duyguların ve düşüncelerin en berrak, akıcı ifadesi… Aşure gibi yazı, hepsi var. Tekrar geçmiş olsun.

Yaşar KALAY   -  Bağlantı 7 Eylül 2021, 19:19

Çok geçmiş olsun.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı