Koronovirüs (Covid-19) gün geçtikçe hızla yayılmakta ve bu durum hepimizi son derece kaygılandırıyor değil mi? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Koronovirüs (Covid-19) gün geçtikçe hızla yayılmakta ve bu durum hepimizi son derece kaygılandırıyor değil mi?

21 Mart 2020 Cumartesi

Yaklaşık 1 haftadır ülkemizde önemi daha da fark edilen bu hastalık ile ilgili; her gün televizyon, sosyal medyada birçok haber çıkıyor ve bizler de kendimizi korumak için birtakım önlemler almaya çalışıyoruz. Bu kapsamda uygulanan ülke geneli uygulamalardan biri de # EVDEKALTÜRKİYE’dir. Peki ya hiç bu uygulamanın öneminin farkında mısınız?

Koronovirüs kolayca ve hızlı bir şekilde yayılım gösterebilen bir virüs çeşididir.
Bu yayılma hızını azaltmanın en iyi yollarından biri de evde kalıp; gerek kendimizi gerekse de başkalarını riske atmamaktır.
Hastalık; hasta veya taşıyıcı kişilerin öksürme/ hapşırma sı sonucu ortaya çıkan damlacıkların; gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak karşı tarafa geçmesi ile kolayca yayılır.
Bu kadar kolay yayılabilen bir hastalıkta hem kendimizi hem de bir başkasını koruyabilmek adına; ”canım sıkıldı, aman ne olacak ?” diye düşünmeden evde kalmalıyız.
Tabi ki bu durumda çalışmak durumunda olan ve tüm fedakarlıkları ile çalışan tüm sağlık personelleri ve bazı meslek gruplarına her şey için kendim adına alkışlıyorum ve her şey için çok teşekkür ederim.

PEKİ MECBUR OLMADIKÇA DIŞARI ÇIKMAYIP; #EVDEKAL IRKEN; BU SÜRECİ NASIL DAHA RAHAT GEÇİREBİLİRİZ?

Gerek evde kalırken gerekse de psikolojik olarak bu zorlu süreçten geçerken; strese bağlı olarak sizin de beslenme düzeniniz değişti; porsiyon kontrolünde zorluk mu yaşamaya başladınız? Çoğunuzun EVET dediğini duyar gibiyim.
Bu durumun olması aslında BİYOLOJİK olarak çok normal!
– Kronik stres sonucunda kortizol adını verdiğimiz STRES HORMONU seviyesi artar. Ve bu artışa bağlı olarak başta İNSÜLİN olmak üzere birçok hormon olumsuz olarak bu durumdan etkilenir.
Yüksek kortizol seviyesi kan şekerimizi düzenleyen İNSÜLİN hormonunun çalışma düzenini bozarak, kan şekerinin yükselmesine sebep olur. Tüm bunlara bağlı bağlı olarak kişinin kan şekerinde dalgalanmalar gözlenir ve kişi sürekli kendini bir şeyler yeme arayışında bulur
– Ayrıca kortizol hormonunun fazla salgılanması tokluk sinyallerini veren ”LEPTİN HORMONU” seviyesini azaltır. Böylece iştahımız açılır, kendimizi sürekli aç hissederiz ve yemeğe olan eğilimimiz de artar. Hem yağ yakımının daha zor bir hale gelmesi hem de besin tüketiminin artması sonucu özellikle göbek bölgesinde hızla yağ artışı gerçekleşir ve kilo alınır.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

Öncelikle yeteri kadar kaygı duymalı; gerek kendimizin gerekse çevremizi daha da endişelendirmeden gerekli tedbirleri almalıyız.
-Evde boş vakitleri sürekli pasif halde televizyon veya internet başında geçirmek yerine; evde basit egzersizler yapabiliriz.
– Beslenmenizde sağlıklı beslenme çeşitliliğine yer vermeliyiz.
– Süt, yoğurt, kefir gibi probiyotik kaynaklı besinleri tüketmeyi ihmal etmemeliyiz.
– C vitamini yönünden zengin beslenmeliyiz. Portakal, maydanoz, kivi, limon gibi besinlerin tüketim miktarını arttırın.
– Toksik bileşenlerin atılması ve sağlıklı bir bağışıklık için günde mutlaka en az 2,5 litre su tüketmeliyiz.
– Bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı E vitamini yönünden zengin yağlı tohumları (ceviz,fındık,badem vb.) porsiyon miktarına dikkat ederek beslenmenizde yer vermeliyiz.
– Vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan; bağışıklık sistemi elemanarından biri olan ANTİKOR ların görev yapabilmesi için yeterli ve kaliteli protein kaynakları tercih edilmelidir.
– Bağışıklık sistemimizin düşmemesi için beyaz unku, rafine ve hazır paketli gıdalardan uzak durmalıyız.
– Gıda hazırlama süreçlerini tüm hijyenik şartlar ölçüsünde hazırlamalıyız.
Görüldüğü gibi yeteri kadar bu hastalığa karşı endişe duymalı ve bazı tedbirler almalıyız.
Umarım bu zorlu süreci en kısa zamanda daha fazla can kaybı olmadan ve yayılmadan atlatır, daha sağlıklı günlere geçeriz.
Bir sonraki yazıda görüşmek dileği ile ….

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı