YEMEK Mİ? BESLENMEK Mİ? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

YEMEK Mİ? BESLENMEK Mİ?

6 Şubat 2019 Çarşamba

Beslenmek kelime anlamıyla vücut için gerekli maddelerin alınmasıdır. Gerektiği kadar ve doğamıza uygun beslenmek. Endüstriyel ve doğal besinlerde aslında buradan bir yol ayrımına giriyoruz. Seçim yapmamız gerekiyor; doğamıza uygun beslenmek mi? Yoksa belli başlı firmaların bize sunduğu içeriği hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz beslenme şekli mi?

Doğaya dönecek olursak, tabi ki öncelik bitkilerimizin. Bol bol tüket kardeşim, Anadolu’nun bağrındasın, her çeşit sebze meyve ayağının altından fışkırıyor. Tarım politikaları yüzünden fiyatları arşa çıkmış olsa da.

Her bilirkişinin dediği gibi mevsiminde ve doğal beslenin kardeşim. Gidip kışın domates alma. Kışın salatana domates değil turp koy, yemeğinde de salça kullan.

Yiyecekleri kilo kilo satın alıp dolapta bozulmasını bekleme. Yetecek kadar sık sık almak kesinlikle daha faydalı. Hem sürekli taze kalıyor, hem de daha az israfa neden oluyor.

Mehmetçik Mahallesi’nde hala sütçüler dolaşıyor, bilmiyorum diğer mahallelerde nasıl, hala sütçüüüü diye bağıran bir amca var mı? Biz denk geldikçe alıyoruz.

Bir tencere sütün ocakta kaynaması, kaymağını yemek için can atmak, o sütten yapılan yoğurdun tadı… Bu alışkanlıklar o kadar güzel ki benim için paha biçilemez.

İki yıldır evde kendi tereyağımızı kendimiz yapıyoruz çok da zor değil. Bir saatimizi alıyor sadece tabi 10 kiloluk bir tereyağı yapıyorsan, daha az yapacaksanız daha kısa sürecektir.

Evde ekşi mayalı ekmek yapmak gibi bir hevesim var. Daha gerçekleştirebilmiş değilim ama ilk deneyimimden sonra bu konuyla ilgili de bir şeyler yazabilirim belki size de faydası olur.

İşin özüne gelecek olursak üretme eylemini gerçekleştiremediğimiz anda boynunda tasma olan bir hayvandan hiçbir farkımız kalmayacak.

Elimizin altında bu kadar güzel imkanlar varken, biz benliğimizden kendimiz olmaktan uzaklaştık ki bu nimetlerin hiçbirinin farkında değiliz. Elin Amerikalısı gelip sadece yemeklerimiz için on bölümlük belgesel yapıp gidiyor. Ama biz o sağlıklı ve lezzetleri yemekleri yemek yerine burgerlere kafamızı gömüp hızlı ve sağlıksız, ne olduğu belli olmayan bu etleri, ekmekleri, patatesleri yiyoruz. Bir de o kadar çok alışkanlık yapıyor ki her akşam yemek istiyorsun, yedikten hemen sonra da tekrar acıkıyorsun. Bu konuda biraz sert olacağım kusura bakmayın ama lütfen gözünüzü açın. Tamam, siz yiyorsunuz ama çocuğunuza hafta sonu uslu durdu diye bunları ödül olarak ya da yemek yapmaya üşendiğiniz için eve ve o çocukların midesine bu şeyleri sokmayın lütfen. Şeyleri diyorum, yiyecek denilemez o çirkinlere.

Minimalizm yazımda bahsetmiştim hala izlemediyseniz “Food inc“ kesinlikle izleyin. Hatta izledikten sonra belgesel hakkındaki düşüncelinizi benimle paylaşmanızı çok isterim. Hem tarıma, hem de hayvanlara neler yapıldığı hakkında güzel bilgiler paylaşılmış.

Bir diğer zehir da işlenmiş şeker. İnsan yapımı olan bu ürün, doğada öylece bulunmuyor, maalesef çeşitli işlemler sonucunda önümüze konuluyor. Yediğimiz ketçapta bile var bu meret ve o kadar çok zararlı ki.

Şekerden nefret ettiğimden ve şekeri hayatımdan çıkardığımdan daha önce bahsetmiştim. Size kısaca şekeri bırakmadan önceki aramızdaki sıkı ilişkiden bahsedeyim isterseniz. O kadar çok seviyordum ki, o çikolataları kekleri ıvır zıvırları kahvaltı yapmak benim için önemli değildi, onlardan bir kaçıyla tüm günü geçirebilirdim. Acıktığımda öyle bir krize giriyordum ki dolabı altüst edip hemen ağzıma bir iki çikolata atmadan kendime gelemiyordum. Sonrasında işe başlayınca daha çikolata ve türevlerini daha az tükettiğimi fark ettim. Çünkü bakkala veya markete gidip bunları satın alma fırsatı pek bulamıyordum.

Sonrasında That Sugar belgeselini izleyip şeker konusunda aydınlanma yaşadım. Belgeseli izlemeden önce zararlarıyla ilgili illa ki bir şeyler duymuştum ama belgesel dönüm noktam oldu. Bırakma kararı aldım öncesinde şekeri iyice azaltmış olmam işi de kolaylaştırdı. Hiçbir şekilde kullanmıyorum demiyorum ancak %80 oranında azalttım, geri kalan %20’de pilav, makarna türevi yiyecekler. Onları da tamamen bitirmek lazım ama şu an bu kadarı bile benim için büyük gelişme.

Geçen yıl o kadar çok hasta olmuştum ki burun ameliyatı olmam gerekiyordu ve boğaz enfeksiyonum bir türlü geçmediği için ameliyatı 3 kez ertelemek zorunda kalmıştık. Şekerden uzaklaştıktan sonra hiç hasta olmadım. Kilo konusunda çok sıkıntıları olan birisi hiç olmadım ama neredeyse hiç kilo artışı yaşamıyorum.

Diyetisyen ya da konunun uzmanı değilim ancak bazı gerçeklerin farkına varmak ve bunlar hakkında tavsiyede bulunmak çok da zor değil. Teknoloji ve sağlık alanında ne kadar çok ilerlerse ilerlesin sağlıklı olabilmek için sağlıklı beslenmek şarttır.

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı