MAVİ BALİNA'DAN MOMO'YA - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

MAVİ BALİNA’DAN MOMO’YA

11 Mart 2019 Pazartesi

Philipp Budeikin isimli genç bir Rus’un hazırlayıp ortaya attığı “Mavi Balina” adlı tehlikeli ve bir o kadar da ölümcül olan oyun, dünyanın dört bir yanındaki çocukları ve gençleri peşinden sürüklüyor. Başlangıçta 18 yaş altı çocukların arasında oynanan oyun sonraları 22-23 yaşlara kadar sıçradı.

Oyun internetten indirilen bir şey değil. Wats up’tan gönderilen bir link ile bağlanılıyor. Oyun kurucu veya bir yönetici tarafından özellikle seçilen veya tesadüfen ele geçirilen numaralar bunlar. Bu Rus genç, onlarca çocuğun intihar etmesine ve psikolojilerinin bozulmasına neden olduğu için tutuklanıp, uyarılsa da, yine Rusya’da, geçtiğimiz yıllarda Ilya Sidorov adlı başka bir genç de aynı şeyden tutuklanıp bırakıldığında, aynı şekilde çocuklar intihar etmeye devam etmişlerdi.

Sanal bir ölüm oyunu olan ” Mavi Balina” ile çocuklar başlangıçta çok eğleniyorlar. Tıpkı bilgisayar oyunları gibi çocukların ve gençlerin hoşuna gidiyor ve eğlenceli bulunuyor.

Bir süre sonra oyuna dahil olmaya, küçük küçük talimatlar almaya başlıyorlar oyunun yaratıcısı ve yöneticelerinden.

50 günlük bir süreçte, 50 talimat alıyor çocuklar. Başlangıçta yüksek sesle müzik dinlemek gibi, belirli sürelerle susmak, kimseyle görüşmemek, konuşmamak gibi zararsız görünen talimatları, küçük küçük kesikler, oranı kes, buranı kes gibi emirlerle devam ediyor. Her gece saat 02’den sonra başlayan talimatlar sabaha kadar sürüyor. Çocuklar her gün en az bir tane korku filmi izlemek zorundalar. Böylece korku içinde yaşamaya zorlanıyor ve içlerine kapanmaya başlıyorlar.

Zaten bir kez oyuna katıldıktan sonra, bir daha ayrılabilmeleri mümkün değil. Buna izin verilmiyor, cesaret de edemiyorlar zaten.

Belli bir sürenin sonunda, çocukların kişisel bilgilerini eline geçiren yöneticiler, daha agresif talimatlar vermeye başlayıp, 50 günün sonunda “oyunun sonu, zaman doldu” şeklinde mesaj atıyorlar ve yüksekten atlayarak, kendini asarak, ilaç içererek kendilerini öldürmeleri isteniyor. Aksi halde sırları deşifre olmakla kalmayıp, kendilerinin yerine ebeveynlerden birinin ya da aileden birinin öldürüleceğini söylüyorlar kurbanlarına.

Bir kaç kez dikkat çekmeye çalıştığım ” Black Mirror” adlı dizinin de bir bölümünde böyle bir konu işlenmişti. Malum bazı güçlü ve karanlık ailelerin kontrolünde olan dünya sistemini, yine kendi ellerinde tuttukları medya ve sinema endüstrisi ile, yine bizim ve tüm dünya insanlarının aklıyla dalga geçercesine; sinema ve dizileriyle bize izletiyorlar. Adamlar ” Black Mirror” da 15-20 yıl içinde olacakları, yapacaklarını, başımıza gelecekleri tek tek anlatıyorlar bize. Artık anlar mıyız? Görmezden mi geliriz? Bilemiyorum….

Mavi Balina’ya çok benzeyen bir konu içeriyordu bir bölümü. Bilgisayarların ve cep telefonlarının ön kameralarından aldıkları video ve fotoğraflarla, insanların özel hayatlarını ve mahremlerini kayda alıyorlardı. Telefonlarını dinliyor, sosyal medyadaki yazışmalarını alıyor, elektronik postalarını ele geçiriyor; bu kişisel bilgilerle tehdit etmeye ve istediklerini yaptırmaya başlıyorlardı. Aslında oldukça masum olan sırları bile kullanarak, mahremlerini korumak isteyen insancıklara, banka soydurup, cinayet işletiyorlardı.

Mavi Balina’dan sonra ortaya çıkan “Momo”da, You Tube üzerinden bütün dünyaya yayıldı. Bunda sosyal medyanın payı da azımsanamayacak kadar büyük elbette.

Yine Momo’nun kurbanları da çocuklar ve gençler. Şiddet ve korku içerikli bu oyuna ilham veren ve bu kadar ürkütücü kılan unsurların başında, bir japon heykeltraşın ” Kuş Kadın” adını verdiği heykelin görüntüsü oldu. Bir çok çocuğun ölümüne ve korkmasına neden olan Momo yüzünden ve bunca kötü olaya ilham verdiği için üzülen heykeltraş, kendi heykelini kırmak zorunda kaldı sonunda.

Hem ülkemiz hem de bütün dünya insanları, medya ve popüler kültür ile, uyuşturucularla, alkolle, televizyon programlarıyla, dizilerle, Disneyland gibi parklarla, oyun merkezleriyle, eğlence ve sinema endüstrisi ile uyutulurken, düşünmeyin, okumayın, itaat edin mesajları ince ince verilirken…

Televizyon dizileri ve filmlerle kültürler yok edilip, uyuşturucu, cinayet, hırsızlık, ahlaksızlık körüklenip, insanlar için için işlenip, hepsi doğalmış gibi alıştırılırken…

Asıl hedef ve asıl kurbanlar çocuklar… Çocuklarımız…. Geleceğimiz…

Çocuklar belli yaşlarda kontrolümüzden çıkıyorlar. Artık arkadaşları haklı, arkadaşları doğru olmaya, aileler etkilerini kaybetmeye başlıyorlar. Arkadaşları tarafından dışlanmamak için, onlar gibi düşünmeye ve davranmaya çalışıyorlar. “Arkadaş zorbalığı” olan bu durumla baş etmek oldukça zor.
Lütfen artık çocuklarımıza sahip çıkalım. Onları kontrol edelim. İlgisiz ve sevgisiz bırakmayalım. Bunaltmadan ve daraltmadan, takip edelim. Mutlaka bir gözümüz üstlerinde olsun…

Doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü anlatalım. Kültürümüzü öğretelim…

Vatana, millete, insanlığa, ailelerine ve her şeyden önce kendilerine faydalı insanlar olmaları için, anlatalım, konuşalım, örnek model olalım. Bizi taklit edeceklerdir…

Okuyalım ki okusunlar. Televizyonları, dizileri, kötü alışkanlıkları, bağımlılıklarımızı bırakalım ki onları kurtaralım…
Lütfen… Hala geç değil…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı