ÖFKE YÖNETİMİ - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

ÖFKE YÖNETİMİ

3 Haziran 2019 Pazartesi

Egonun kendini en yücelttiği, zihinsel ve duygusal faaliyetlerin içinde en büyük besini öfke ve tepkiselliktir. Öfke, benlik duygusunu güçlendirerek, ego illüzyonunu destekler. İyi gözlemlenip, içimizdeki o sesin olduğu gibi tanınabilmesi önemli bir adım olacaktır.

İnsanın tekamülünün bir aşamasıdır bu. Yadsınamaz ve yok sayılamaz. Öfkeden özgürleşmenin tek yolu iyi gözlemlenmesidir. Tüm diğer egosal şeyler gibi, iyi gözlemlendiğinde ve siz fark ettiğinizde, yavaş yavaş “ego” olmaktan çıkacak ve önce “alışkanlık kalıbı”na dönüşecek, sonra da her farkındalıkla birlikte sönüp, azalıp, yok olup gidecektir.

Yine de, ego asla sizi terk etmeyecek, tekamül yolcuğunuzda size eşlik etmeye ve sizi geliştirmeye devam edecektir. Arada sırada sizi kışkırtmanın ve tahrik etmenin bir yolunu bulacaktır. Siz fark etmeye ve onu izlemeye devam edin…”An” da kalın yeter…

Öfkeyi yenmenin yolu onunla savaşmak değil, farkındalık içinde olmaktır. Çocukluğumuzdan beri bize öfkelenmenin kötü bir şey olduğu öğretildi. Biz de bu yüzden öfkelenmenin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Aslında öfke olayındaki gerçeği kendimiz bulmalıyız. Öfkelenmek kötü bir şeydir demek yerine, yalnızca öfkenizi izleyin, onun nasıl bir şey olduğunu, neye ve neden öfkelendiğinizi, ne zaman öfkelendiğinizi inceleyin. Üstüne gitmeyin ve kendiliğinden azalıp, yok olmasına izin verin. Öfkenizi bir yana itin ve onu önemsemeyin.

Neden öfkeleniyorsunuz? Haksızlık yapıldığında mı? Birisi sizden bir şey çaldığında mı? Kullanıldığınız, ezildiğiniz, itilip kakıldığınız, canınız yakıldığında mı? Bu yaşamınızı devam ettirme ve kendinizi korumak ihtiyacından da ortaya çıkmış olamaz mı? Doğal bir tepki olamaz mı bazı zamanlar? Duygularınızı, korkularınızı gizlemek adına, kendinizi korumak için ya da bir çeşit savunma yöntemi olabilir mi? Önemli olan kişiliğinizin üzerinde kalıcı etkiye sahip olmamasıdır. Kişiliğinizde köklenmesine izin vermemenizdir. Eğer bu kişiliğiniz haline dönerse, silip değiştirmek için çok uğraşmak gerekir. En baştan size yapışmadan, kendiliğinden yok olup kuruyup gitmesine izin vermek gerekir.

Egonun en büyük besini olan öfkeyi büyütüp gelişmesine izin verirseniz, kök salan bir ayrık otu gibi her hücrenize yayılır ve büyük bir sorun haline gelir. Her defasında başını kaldırıp ortaya çıkan öfkenin, kendiliğinden gitmesine izin verirseniz eğer, göreceksiniz ki alışkanlık olmaktan çıkacak ve zayıflayıp yok olacaktır.

Ancak kontrolsüz öfke, hem sağlığınızı hem de ilişkilerinizi etkileyebileceği için, yinede onunla olumlu bir şekilde baş etmenin ve öfke yönetiminin ipuçlarını 10 madde halinde özetlemek gerekirse…

1- konuşmadan önce iyi düşünün.
O andaki etkiyle, sonradan pişman olacağınız bir şeyi söylemek kolaydır. Bir şey söylemeden önce düşüncelerinizi toplamak için birkaç dakikanızı ayırın ve duruma dahil olan diğer insanların de aynı şeyi yapmasına izin verin.

2- Sakin olduğunuzda öfkenizi ifade edin.
Zihin dinginleştiğinde; hayal kırıklığınızı, üzüntünüzü, endişelerinizi ve gereksinimlerinizi anlatın ve başkalarına zarar vermeden veya onları kontrol etmeye çalışmadan açıkça ve doğrudan belirtin.

3- Biraz egzersiz yapın.
Fiziksel aktivite, sinirlenmenize neden olabilecek stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Öfkenizin arttığını düşünüyorsanız, hareketli bir yürüyüşe çıkın ya koşun ya da diğer eğlenceli fiziksel aktiviteler için biraz zaman harcayın.

4- Zaman aşımı için süre verin.
Zaman aşımları sadece çocuklar için değildir. Stresli olma eğilimi gösteren günlerde kendinize kısa molalar verin. Olup biteni ele almak için daha hazırlıklı hissetmenize yardımcı olabilir.

5- Olası çözümleri belirleyin.
Sizi neyin kızdırdığına odaklanmak yerine, elinizdeki sorunu çözmeye çalışın. İş arkadaşınız mı kızdırdı? Bir kahve molası için odadan dışarı çıkın. Beklediğiniz birisi randevusuna geç mi geldi? Yalnız olmanın tadını çıkarın ve bunu bir ara olarak düşünün. Kendinize öfkenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini ve sadece daha da kötüleşebileceğini hatırlatın.
6- Eleştirmeyin veya suçlamayın, çünkü bu sadece gerginliği artırabilir.
Saygılı ve spesifik olun. Örneğin, “Her gün işe geç geliyorsun” yerine, “Otobüsü mü kaçırıyorsun? Bu beni çok üzüyor” deyin.

7- Kin tutmayın.
Affetmek güçlü bir araçtır. Öfke ve diğer olumsuz duyguların, olumlu duygulara yer bırakmamasına izin verirseniz, kendinizi acınızın veya size yapılmış adaletsizliğin duygusu içinde yutulmuş olarak bulabilirsiniz. Fakat sizi kızdıran birini affedebilirseniz, hem durumdan bir şeyler öğrenebilir hem de ilişkinizi güçlendirebilirsiniz.

8- Gerginliği gidermek için mizah kullanın.
Sizi sinirlendiren şeylerle yüzleşmenize yardımcı olmak için mizah kullanın ve işlerin nasıl olması gerektiğine dair gerçekçi olmayan beklentileriniz mi var? Duruma bir de uzaktan bakın. İğnelemeden kaçının; bu ancak duygulara zarar verebilir ve işleri daha da kötüleştirebilir.

9- Gevşeme teknikleri kullanın.
Öfkeniz alevlendiğinde, derin nefes alıştırmaları yapın, rahatlatıcı bir sahne hayal edin veya en mutlu olduğunuz bir anı, çok sevdiğiniz birini düşünün. Ayrıca; müzik dinleyin, temiz hava alın, okuyun, neyle rahatlıyorsanız onu yapın.

10- Ne zaman yardım arayacağınızı bilin.
Öfkeyi kontrol edebilmek bazen herkes için zor olabilir. Öfkeniz kontrolden çıkmış gibi görünüyorsa, pişman olacağınız veya sonradan üzüleceğiniz şeyler yapmaktansa, profesyonel destek alın ve yardım isteyin.

Unutmayın…
Zihin duyguların, zaafların, öfkelerin peşinden gidebilir, ama huzurun peşinden gidemez. Huzur zihnin dingin olduğu bir anda kendiliğinden geliverir ve yerleşir. Bir kez huzur geldi mi, varoluşu başka bir gözle görmeye başlarsınız. Huzurun geldiği yerde anlayış vardır, sevgi vardır, barış vardır. Huzurun olduğu yerde savaş da barınamaz, öfke de…

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı