MERKEZ ÜSSÜ DENİZLİ OLAN #KIZLIERKEKLİ BİR MESELE - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

MERKEZ ÜSSÜ DENİZLİ OLAN #KIZLIERKEKLİ BİR MESELE

11 Kasım 2013 Pazartesi

Merkez üssü Denizli olan nur topu gibi bir tartışmamız oldu. ”Abicim neden Denizli mıknatıs gibi her şeyi kendine çekiyor?”diye yakınanlar bir yanda “Reklamın iyisi kötü olmaz” diyenler bir yanda, “Biz mutaassıp insanlarız olur mu böyle şeyler” diyenler öte yanda. Anlayacağınız Denizlili olarak karışık durumlardayız. Hatta bu durumlardan durum beğenmeye çalışıyoruz.
Meseleyi biliyorsunuz çok tekrara kaçmadan bir hatırlatma yapayım:
Başbakan Erdoğan Kızılcahamam toplantısında “Denizli’de şahit olduk, kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor, bu muhafazakar yapımıza ters” demiş, sonra da “Talimat verdim, denetlenecek” diye eklemişti ya..

kupur-3
POTANSİYEL FUHUŞ MUAMALESİ ÇEKİLİYOR
O saatten sonra Türkiye öğrenci evleri meselesine kilitlendi. Öğrenci milletinin bugüne kadar ne yiyip içtiği, nerede ve nasıl kaldığı, cebindeki birkaç kuruşla ay sonunu nasıl getirdiğini bir kez olsun aklına getirmeyenler, bırakınız dağınık öğrenci evlerinin içini, en mahrem yerlerine, yataklarına kadar burnunu soktu. Garibanlarda n’apsın her gelen gazeteciye dert anlatır oldu:
“Vallahi billahi biz aynı evde kızlı -erkekli kalmıyoruz. Sadece komşuyuz”
Bu arada biri çıkıp “Durun yahu ayıptır, günahtır. Biz gençliğe güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Geleceği onlara emanet etmeyecek miyiz?”demediği, diyemediği için, her öğrenci zan altında kaldığı gibi bir de onlara potansiyel fuhuş muamelesi çekildi. Dedik ya bu işin merkez üssü Denizli’ydi. Denizli’deki bütün öğrenci evleri ve bu evlerin içinde kalan bütün öğrenciler peşinen suçlu ilan edilmiş oldu.

kupur-1

DEVLET ÖZEL HAYATIN NE KADAR İÇİNDE OLABİLİR?
Özal hayatı ve konut dokunulmazlığını tartışmaya açan bu durum “Devlet özel hayatın ne kadar içinde olabilir?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Oysa özel hayat ve konut dokunulamazlığı Anayasal bir hak. Anayasanın 20. Maddesi şöyle başlıyor: “Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir”
21. madde de; “Kimsenin konutuna dokunulamaz” sözleriyle başlıyor. Anayasa’nın bu iki maddesinden anlıyoruz ki devlet evimizin içine “suçlu” olmadığımız süre giremez.

kupur-2

BAŞBAKAN “TALİMAT VERDİM DENETLENECEK” DEDİ YA!
Denizli ile başlayan ve özel hayatın kırmızı çizgilerini hiçe sayan bu linç, elbette Denizli ile sınırlı kalmadı. İstanbul’da ilk “denetleme” yapıldı ve ilginçtir ki karşımıza yine bir Denizlili kız öğrenci çıktı: Adı Özge Altın. İstanbul Şehir Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisi. Beş yıldır Tophane’de yaşıyor. Başbakan’ın ‘kızlı-erkekli evler’ çıkışının ertesinde 30 kadar polis,zabıta ve maliye memuru kaldığı apartmana gelerek, alt katta oturan komşularına Altın’la ilgili sorular soruyorlar: “Bu daire apart mıdır?” ‘Bu kız ailesinin yanına ne sıklıkta gidiyor?’, ‘Ailesinin yanına gittiğinde ne kadar kalıyor?’, ‘Çevreyle bir sorunu var mı?” gibi uzayıp gidiyor.
Bu arada Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ”Başbakanımızın sözleri talimattır. Gereken yapılacak” demişti ya, Afyonkarahisar önce davranıp gece yarısı öğrencilerin gittiği kafelerde kimlik sorgulaması yaptı ve tek tek öğrencilerin kaldıkları adresleri belirledi.
İyi mi?

kupur-4

KRALDAN ÇOK KRALCI MI? DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMAK MI ?
TERÖRİZE ETMEK Mİ?
Bu “denetlemeye” ilişkin olarak “Kraldan çok kralcı” ya da “Durumdan vazife çıkarmak” tabilerini kullanabiliriz ancak İçişleri ve vesair bakanların Başbakan’ın ardından yaptıkları açıklamalara bakarsak “kızlı erkekli evler” hakkında bir denetlemenin yolda olduğu hemen anlaşılabilirdi. Mesela ne demişti Hüseyin Çelik hatırlayalım: ‘‘Bazı evler, bazı apartlar terör örgütlerinin yuvası olarak kullanılıyor. Bu yönde şikayetler var. Komşuları rahatsız edici yapılanmalar olabiliyor. Oralar fuhuş yuvası haline getirilmişse zaten şu andaki mevcut kanunlarımız da bunun üzerine gitmeyi gerektirir.’’
İçişleri Bakanı Muammer Güler ne demişti? “Bizim olaya bakış açımız terörle mücadele boyutuyla ilgili. Üniversite öğrencilerinin kaldığı evler ve yurtlar terör örgütlerinin eleman kazanmak için kaynak olarak gördükleri yerlerdi”

FAY ÇATLAKLARI OLUŞTU
Başbakan’ın konuşmasıyla başlayan ve merkez üssü Denizli olan bu deprem, bütün fay hatlarını da tetikledi. Sarsıntının şiddetinden derin fay çatlakları oluştu. O güne kadar hükümete sürekli destek veren yazarlar, “Özel hayatın dokunulmazlığına” ilişkin tartışmaya ne diyeceğini bile şaşırdı. Mehmet Barlas’ın “Bu kadar zırvaya ben bile bahane bulamam” sözü eminiz ki kişisel tarihinde önemli bir yer tutacak. “AKP’ye oy verdiğim için utanıyorum” diyen Nazlı Ilıcak, “Durun bakalım öyle demek istememiştir” sözleriyle durum kurtarmaya çalışan Nihal Bengisu Karaca ve isimlerini tek tek yazarsak bu sayfaları dolduracak diğerleri. Asıl bombayı Erdoğan’ın dava arkadaşı Bülent Arınç patlatacaktı:
“Asparagas haber” sözleriyle durum kurtarmaya çalışırken Başbakan tarafından boşa çıkarılan Arınç “Ben kum torbası değilim. Özgül ağırlığım var. Bundan sonra yokum” deyiverdi.

arinc-barlas-ic

ZEYBEKCİ SAVUNMA REFLEKSİYLE KONUŞTU-DALBUDAK SESSİZ KALDI
Başbakan’ın Kızılcahamam’da söylediklerini düzeltmeye kalkan sadece Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç değildi. Denizli merkezli bu tartışmaya taraf olan Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci’de şunları söylemişti: “Denizli’deki görüşmede kız-erkek öğrencilerin aynı evlerde kalmaları konusu gündeme gelmedi. Kamptaki görüşmede de vardım. Konu Denizli olunca çok da dikkatli dinledim, orada da böyle bir konu gündeme gelmedi. Sayın Başbakanımızın da bu yönde herhangi bir ifadesi olmadı.”
İnsan hakları, özel hayat çıkışıyla meclise türbanla girerek ilgi toplayan Nurcan Dalbudak ise bu konuda sessiz kalmayı tercih etti. Oysa daha geçtiğimiz hafta türbanıyla meclise girdiği gün CNN Türk’e yaptığı konuşmada “Biz kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Herkesin hakkını savunacağız” sözleriyle birey haklarına ve özel hayatın dokunulmazlığına atıfta bulunuyordu.

zeybekci-dalbudak-ic

DENİZLİ’DEKİ BU DEPREM NEREDE VE NASIL MEYDANA GELDİ?
Peki bu kızlı erkekli öğrenci evleri meselesi nereden ve nasıl çıkmıştı?
Gazeteciler bu sorunun peşine düştü.
Hüseyin Çelik, katıldığı bir televizyon programında Denizli emniyet müdürlüğünün hazırladığı rapordan söz etti.
Denizli kulislerine göre de, yetersiz yurt meselesi Orhan Abalıoğlu’nun Başbakan onuruna verdiği akşam yemeğinde gündeme geldi. Başbakan da bu konuda bir rapor hazırlanması için milli eğitim müdürlüğüne talimat verdi. Rapor emniyetten değil, milli eğitimden gitti.
Gazeteci Fehmi Koru’nun Habertürk’teki Enine Boyuna programında söylediğine göre başbakana iletilen raporu Ak Parti il yönetimi hazırladı.
Biz artık pek hükmü kalmayan bu sorunun yanıtı için Zeybekci’nin anlattıklarına geri dönelim:“Sayın Başbakanımız Denizli’ye geldiklerinde, Vali Bey de, bizler de şahit olduğumuz yurt ihtiyacını kendilerine ifade ettik. Büyük sıkıntılar olduğunu, öğrencilerin yurt bulamadığını, Pamukkale Üniversitesi’nin bulunduğu bölgede kredi yurtların, gönüllü teşekküllerin, sivil toplum kuruluşlarının seferber edilip çok daha fazla yurt yapmaları gerektiğini söyledik. Kendilerinin de Vali Bey’e ve kredi yurtlara bu konuya özel önem vermeleri yönünde talimatları oldu. Sadece, milletvekillerinden yurt sıkıntısına ilişkin şikayetler gelince Denizli’de şahit olduğu bu olaydan söz etti.”

basbakan-abalioglu-ic

FAKÜLTE SAYISI ARTTIKÇA YURTLAR YERİNDE SAYDI
Zeybekci’nin burada işaret ettiği konu doğru!
Bilindiği üzere Pamukkale Üniversitesi 1992 yılında kuruldu. Başlarda Mühendislik, Eğitim, Tıp ve İktisadi İdari Bilimler olmak üzere dört fakülte vardı. Rektörlük ve eğitim fakültesi binası hatırlanacağı gibi şimdiki İncilipınar Parkı’nın içindeydi. İktisat Uluçarşı’da, Mühendislik Uçaklı Bina olarak bilenen Çamlık’ta eğitim veriyordu.
Sonra Kınıklı kampusu yapıldı ve arka arkaya fakülteler inşa edildi. PAÜ Kalp Merkezi, PAÜ Hastaneleri de bu zaman zarfında hayırseverlerin katkılarıyla tamamlandı. Bugün üniversitede 13 fakülte, 4 enstitüsü, 6 yüksekokul, 11 meslek yüksekokulu var.Öğrenci sayısı 45 bin. Önümüzdeki yıl için hedef 50-60 bin. Devlet yurtlarında 5 bin öğrenci kalıyor. 40 bin öğrenci de başının çaresine bakıyor.

DENİZLİ’DEKİ GEZİ
Üniversitenin kurulduğu günden bugüne 1992-2013 yılları baz alınırsa PAÜ öğrencilerinin kentteki dönüşümde önemli bir aktör olduğu görülecektir. Şehirdeki ticari yaşamdan tutun da, kültürel hayatın şekillenmesine, yeni sosyal dinamiklerin ortaya çıkmasına, hatta hatta kentin farklı bir mimariyle tanışmasına kadar öğrencilerin payı büyük.Az buz değil 40-50 bin kişilik dinamik genç bir nüfustan söz ediyoruz. Türkiye’nin çeşitli illerinden ve yurtdışından değişim programı için gelen on binlerce öğrencinin Denizli’ye taşıdığı kültürü bir düşünün..
Kürt, Türk, Alevi, Laz, Çerkez, Roman, Ermeni, Rum, Yahudi, Fransız, Alman, İngiliz, Afrikalı üniversal yapının aslolan hali. Ancak bu çok farklı, çok renkli, çok dinamik sosyolojik yapının Denizli’deki muhafazakar yapıyı zorladığı kesin. Hepsi deli fişek, hepsi delikanlı, zapt olması, kontrol altında tutulması, yönlendirilmesi zor binlerce genç. Bilinir ki yaş ortalaması 18-25 arasında olan bu gençler bırakın Denizli’yi, dünyaya değiştirebilecek kapasitededir. Gezi olaylarına en aktif desteği veren illerden birinin de Denizli olması tesadüf değildi elbet!

gezi-ic

GÜNLÜK VE SAATLİK APARTI KİM TUTAR?
Yurt olmadığı için başının çaresine bakmak zorunda kalan bu 40 bin öğrenci nerede kalır?
İşte kanayan yara bu! kimileri özel yurtlarda, kimileri evlerde, kimileri cemaat yurtlarında kimileri de apartlarda, kalıyor. Devletin yurt yapmadığı, Denizlililerin ev vermediği öğrenciler ne yapacak sokakta mı kalacak?
Tıpkı doğada olduğu gibi sosyal hayat da boşluk kaldırmaz. Denizli’deki yurt boşluğunu da cemaat evlerinin ve apartların doldurduğu gibi..
Denizli “apartmayı” sever!
Şimdi unutulmuştur hatırlatayım: Denizli’ye ilk apart yapan isim Selattin Körükmez’dir.
2004 yılında 46 daire ile başladı. O zamana kadar apartı hiç görmemiş ve ne olduğunu bilmeyenler bu 40-60 metre karelik ilginç yapılara bakıp “kümes mi yapıyorsun?” diye onunla dalgalarını geçtiler. Ancak bu daireler dayanıp döşendikten sonra yüksek fiyattan kiralandığ görülünce birden herkesin iştahı açıldı. Nasıl ki 80 sonrasında doktoru, eczacısı, avukatı tekstile hücum ettiyse, bugünde insanlar apartlara koşuyor. Çünkü bir apart, normal daire fiyatından çok ucuz, ama apartman dairesine göre yüksek fiyatla kiralanabiliyor.
Üstelik her daim müşterisi de hazır.
Bugün Kınıklı, Bağbaşı, Asmalıevler, Çamlaraltı’ndaki apartların sayısını tam olarak bilen yok.Kimine göre 2 bin 500, kimine göre daha da fazla.Çok lüks 1+1’ler olduğu gibi ortalama apartlar da bulunuyor. Kira fiyatlarına gelince eşyalı 750-1000-1500 arası değişiyor.
Bir öğrenci bu parayı tek başına veremiyor. İki üç arkadaş birleşip tutuyorlar.
Üniversitelerin bulunduğu bütün illerde durum üç aşağıya beş yukarıya böyle. Buraya kadar ev sahiplerine yüksek kira nedeniyle “fırsatçı” dışında söylenecek bir söz yok.
Alan razı, satan razı.
Peki o zaman problem ne? Sorun obez bir şekilde büyüyen kayıt dışı apart sektörü mü? Yoksa apartların “farklı amaçlarla” günlük ve saatlik kiralanması mı?
Sahi günlük apartı kim tutar? Saatlik apart ne işe yarar?
Bir öğrenci değil elbette.

SON SÖZ:
Peki Başbakanın bütün bunlarla ne ilgisini var?
Bu durum ruhsat için belediyeyi, bir suç varsa emniyeti ilgilendirmez mi?
Bir başbakan kalkıp kızlı-erkekli öğrenci evlerini neden konu eder? Denizli’yi neden hedef gösterir? Konuya ilişkin yasal düzenleme soran kadın gazeteciye “kızınızı öyle görmek istiyorsanız size hayırlı olsun” der? Öğrencilerinin tümünü zan altında bırakıp, ailelerini üzer ve bu ülkeyi tef gibi ger ger gerer?
Benim anlamadığım bu.
Ne yani seçim sath-ı mailine girdik bu mudur mesele.
Türban olmadı, #kızlıerkekli öğrenci evleri verelim modunda mıyız?

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir

Yorumlar

Tuncer Mankır   -  Bağlantı 11 Kasım 2013, 11:32

Kraldan çok kralcı valilerimiz var maşallah…Başbakanın ağzından çıkar çıkmaz Yalaka valilerimiz”Başbakan acaba daha iyi bir yere atarmı bizi” diyerekten kıt kanaat babasının harçlıklarıyla geçinen öğrencilerimizin evlerine baskın yapıp,kafelerde kimlik kontrolü yapıp,para cezası uyguluyorlar.Halkına kavat diye seslenen valilerimiz var artık…Hüloğğğğğ

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı