İçeriğe geç

OTONOM KARA ARAÇLARI…

Avukat Arabulucu Zafer Ersin Topoğlu yazdı...

Zafer Ersin Topoğlu
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 10 Ekim 2025 - 07:00:00 Güncelleme: 12 Ekim 2025 - 10:59:33
Zafer Ersin Topoğlu
Zafer Ersin Topoğlu

Otonom araç kavramı ilk olarak Isaac Asimon’un kısa öyküsü Sally’de işlenmiştir. Sonra Robert Stevenson’un 1968 yapımı ‘’Herbie, The Love Bug’’ filmine konu olmuştur. Ancak öykü ve filmde daha çok insanlaştırılmış ve birazda olumsuz yönleri ile özdeşleştirilmeye çalışılan otomobil kavramı olarak karşımıza çıkmıştır. Daha sonra 1980’lerin başında ABD’de televizyon dizisi olarak ‘’Knight Rider’’ da Michael Knight’ın kendi kendine giden arabası KITT dostane otomobil olarak karşımıza çıkmıştır.

Otonom araçlarla ilgili ilk denemeler 1920’li yıllarda başlar. General Motors, 1939 yılında araçların özel donanımlı yollarda kendi kendilerini sürebilmeleri gerektiği fikrini ortaya atar. 1945’te icat edilen hız sabitleyiciler 1958’de araçlarda kullanılmaya başlar. 1977’de Japonya’dan bir mühendislik şirketi olan Tsukuba ilk otonom ve akıllı aracı üretir. Beyaz yol şeritlerini takip eden 50m’lik mesafede 30 km hız yapmıştır. 1980’de Münih’te bir üniversite de boş bir yolda saatte 96 km varan hızlarla ilerleyen robot arabalar üretilmiştir. 1987-1995 arasında bu alandaki en ciddi gelişmeler Mercedes-Benz ve ABD Savunma Departmanı arasında DAPRA Otonom Kara Araçları projesi olmuştur.

Günümüzde büyük otomobil firmaları başta olmak üzere Google ve Apple çalışmalarını geçmişten günümüze her gün üstüne yeni bir teknoloji koyarak devam ettirmektedir. Bu bağlamda Türkiye Otomobil Girişim Grubu TOGG’da teknolojik gelişmelerle doğru orantılı olarak kısa sürede tarihsel gelişime ayak uydurmak suretiyle önemli adımlar katetmiştir. Otonom araç teknolojisi ile ilgilenen firmaların temel prensibi ise sürücünün yerine geçen otopilotlar çevredeki verileri değerlendirerek oluşturduğu mekanizmayla karmaşık trafik durumlarını dahi standart olarak yönetebilmektir.

Şeritten ayrılma uyarı sistemi, şeritte tutma sistemleri, uyarlanabilir hız sabitleyici, fren asistanları, otomatik park pilotu, yokuş kalkış destek sistemi, start stop, ABS, EPS, şerit takip, mesafe koruma sistemi gibi burada yazılı ve yazılı olmayan birçok sistemden kimisi sürücüyü uyarıp bilgi verirken kimisi doğrudan aracın sürüşüne müdahale edecek işleve sahiptir. Ancak bu yardımcı sistemde aracın kontrolü halen sürücüye aittir. Otonom araçlarla yapılmak istenen, tüm bu destek sistemlerinin ötesinde sürüş görevini araca devrederek sürücüyü rahatlatmaktır. Geçmişten günümüze otonom araçlarda teknolojinin gelişimi bunu yakalamaktır. Tıpkı hukukumuzda nasıl ki ‘’olması gereken hukuk’’ seviyesine ulaşmak halen bir düşünce olarak devam edip geliştirilmeye çalışılıyorsa bu konuda da benzer durum söz konusudur.

Sürücüsüz araçlar olarak da bilinen otonom araçlar çevresini algılayabilen, çok az insan müdahalesi ile veya insan müdahalesi olmaksızın güvenli bir şekilde hareket edebilen araçlar olarak tanımlanabilir. Bu araçlar sahip oldukları yapay zeka sayesinde insan müdahalesine ya ihtiyaç duymaz ya da otonom seviyesine göre az ihtiyaç duyarak kontrollerini sağlayabilirler. Hatta bu araçlar internete bağlanarak diğer araçlarla veya internetten bilgi alışverişi de yapabilir ve makine öğrenimi sayesinde edindiği bilgilerle eğitilerek (güncelleştirerek) sürekli daha iyi bir otonom sürüşe katkı sunabilirler.

Araçların otonomluk seviyesi arttıkça insan müdahalesine duyulan ihtiyaç azalmakta olup araçlar otonomluk seviyesine göre çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Uluslararası kabul görmüş ve dünya genelinde bu konudaki tüm çalışmalarda kıstas alınan SAE’nin (Otomotiv Mühendisleri Topluluğu’nun) 6’lı sınıflandırmasına göre;

   – 0 (sıfır) seviye, geleneksel araçlardır. (Anadol, Murat, Şahin gibi)

   – 1. ve 2. seviye, sürücü destek sistemlerini içeren araçlardır. Sistem hiçbir zaman sürüş görevini üstlenmemekte, yalnızca sürücüye daha konforlu bir sürüş için yardım sunmaktadır.

   – 3. seviye, kullanıcı tarafından harekete geçirilen ve sensörler ve kamera sayesinde sürücüye ihtiyaç olmadan sürüş işlevini yerine getiren otopilot, beklenmedik bir durumla karşılaştığında bir uyarı işareti ile kontrolü sürücünün almasını sağlayan aynı zamanda sürücünün de otopilotu direksiyonu kontrol ederek veya fren pedalına basarak devre dışı bırakabildiği siteme sahip araçlardır.

   – 4. seviye, sürücünün artık bir yolcu konumunda olduğu araçlardır.

   – 5. seviye ise tam anlamıyla ve ulaşması hedeflenen tüm sistemlerin birbirine entegre ile çalışan otonom araçlardır. Bu bağlamda 4. ve 5. seviye araçlar için ne kadar hazır olduğumuz aslında insanların kendine sorması gereken bir sorudur. Yapılan araştırmalarda kendi kendine giden bir araçta rahatça oturma veya direksiyon başında biraz kestirme fikrine bakmayan ve bu şekilde bir araçta rahat edemeyeceklerini düşünen insan sayısı az değildir. Burada sisteme güvenmeme durumu, kontrolü kaybetme, yanlış programlanmış veya dışarıdan müdahale edilmiş bilgisayarlar ve ölümcül kazalar korkusu hakimdir. Teknoloji ne kadar gelişse de insan zihni buna uyum sağlamalıdır.

Halihazırda ABD, Çin, Japonya, İsveç, Almanya ve Türkiye gibi ülkelerde otonom araçlar için yoğun çalışmalar ve test sürüşleri yapılmakta olup kimi ülkelerde kullanıma sunulmuştur. Yazımız kara araçları ile sınırlı olup Türkiye’de insansız hava araçları vs. gibi özellikle savunma sanayiinde önemli bir yol katedilmiş olup kara araçları noktasında da TOGG tüm Dünya ile entegre olarak üretim ve Ar-Ge faaliyetlerini hızlı adımlarla yerine getirmektedir. Dolayısıyla ülkemizi de gelinen noktada yukarıda yazılı ülkeler arasında yazmamak kanaatimce ciddi haksızlık olur.

Tüm Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de 3. ve 4. seviye araçlar artık yollardadır. Amerika sürücüsüz taksiler aktif kullanılmaktadır. Bu alanda ülkeler ve bağlı firmaları ciddi Ar-Ge yatırımları yapmaktadır. Avrupa’nın yıllık ortalama 114 – 115 milyon Euro gibi miktarlarda kaynak ayırmaktadır. Ha keza Tesla da bu Ar-Ge yatırımlarından dolayı bilançolarını halen zarar olarak açıklamaktadır. Bu bağlamda ülkemizde yapılan yatırımlarda zarar açıklamaları olumsuz olarak görülmemesini de önemle vurgulamak gerekir. Ülkemizde TOGG araçları 2023 yılında SUV modeli T10X ve 2025 yılında da sedan modeli T10F modeli 3. seviye olarak satışa sunulmuştur. Yine Kayseri’de bir firma 2021 yılında 4. seviye olarak tasarlanan otobüs ‘’Otonom Atac Elektric’’ tanıtılmıştır. Bu gelişmeler ışığında devletler otonom araçlarla ilgili teknolojik gelişmelerin yanı sıra kendi ulusal yasal düzenlemelerini de yapmaya başlamışlardır. Bir sonraki yazımda da otonom kara araçlarında gelinen noktada dünya ve ülkemiz açısından hukuki ve cezai sorumluluk kavramlarının hangi aşamada olduğunu açıklamaya çalışacağım.   

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir