İçeriğe geç

OTONOM ARAÇLARIN HUKUKİ DURUMLARI

Avukat-Arabulucu Zafer Ersin Topoğlu yazdı...

Zafer Ersin Topoğlu
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 18 Ekim 2025 - 07:00:00 Güncelleme: 18 Ekim 2025 - 15:10:25
Zafer Ersin Topoğlu
Zafer Ersin Topoğlu

Türk Hukuku’nda ilk olarak 14 Mayıs 2020 tarih ve 31127 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘’Motorlu Araçlar ve Römorkları ile Bunlar için Tasarlanan Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerin Genel Güvenliği ve Korunmasız Karayolu Kullanıcılarının ve Yolcularının Korunması ile İlgili Tip Onay Yönetmeliği’’ ile otonom araç tanımı yapılmış ve bazı teknik terimlere de yer verilmiştir. Yakın zamanda 01.12.2024 tarih ve 32739 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan‘’ Tam Otonom Araçların Otonom Sürüş Sistemine İlişkin Motorlu Araçların Tip Onayı Hakkında Yönetmelik (AB/2022/1426)’’ ile detaylı olarak yasal mevzuatlar geliştirilerek Dünya hukuk sistemlerinde olduğu gibi geliştirilerek özellikle Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında yeni düzenlemeler eklenerek hukukumuzda karşılık bulmaktadır.

Ülkeler bazında bakıldığında otonom araçlarla ilgili özellikle Almanya ve Almanya kadar olmasa da Japonya hukukunda geniş düzenlemeler yer bulmaktadır. ABD’nin hukuk sisteminde ise ülke geneli uygulama alanı bulan bir hukuki düzenlemesi yoktur. Ancak bazı eyaletlerinde otonom araçlarla ilgili hukuki düzenlemeler hayata geçirilmiştir. İngiltere, Fransa, İsviçre ve Singapur’da da otonom araçlar ve testleri ile ilgili yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Türk Hukuku’nda ise şimdilik yukarıda açıklandığı üzere yalnızca yönetmeliklerde karşılık bulmuştur. Türk Hukuku’muzda muhtemel düzenlemeler diğer ceza hukuku alanlarında ve konularında olduğu üzere otonom araçlarla ilgili yasal düzenlemeler de Alman Hukuku’ndan kıyasen uygulama alanı bulacağı kanaatindeyim. 2017 yılında Alman Karayolları Trafik Kanunu’da otonom araçlarla ilgili yapılması planlanan değişikliklerle ilgili Almanya Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanlığı tarafından etik kurallar metni sunulmuştur.

Bu minvalde 2017 yılında Alman Karayolları Trafik Kanunu’nun 1a maddesinde ‘’Yüksek veya tam otonom sürüş fonksiyonuna sahip motorlu araçlar’’ başlıklı madde kapsamında düzenlemeler eklenmiştir. Buna göre üreticinin kullanım kılavuzu; otonom sürüş fonksiyonunun türü, çalışma şekli, otomasyon düzeyi ve kullanım amacı bakımından net bilgiler içermelidir. Üreticinin yapacağı bilgilendirmenin olabildiğince açık ve net olması aynı zamanda üreticinin sorumluluktan kurtulması noktasında önem arz etmektedir. Bu bir nevi hekimin sorumluğu kapsamında gerekli bilgilendirmeleri yaptığına ilişkin hastanın kabul beyanı ile sorumluluğu kendisinin almasına benzetilebilir. Üreticin sorumluluk anlamında çıkarlarını koruyabileceği tek yol olarak düşünülmektedir. Yani sürücüye yeterli bilgi sağlanmadığı ve belirsizlik içerdiği durumlarda üreticinin sorumluluğuna gidilebilecektir.

Diğer bir durumda araç kayıt verilerinin detaylı işlenmesi durumu, kaza anında kontrolün sistemde mi sürücüde mi olduğu kusurun ortaya koyulması noktasında önemlidir. Bir nevi kara kutu olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum da kişisel verilerin işlenmesi ve korunması, özel hayatın gizliliği ilkesine ters düşebileceği düşünülmektedir. Aracın trafik kurallarını algılayabilecek ve buna uygun davranabilecek özellikte olması şartı sebebiyle üreticiye getirilen yükümlülük diğer bir önemli husus olarak görülmüştür. Zira günümüz teknolojisinde böyle bir sistemin tam anlamıyla kusursuz işlemesi mümkün değildir. Dolayısıyla aracın trafikte temel kuralları takip edebilecek teknolojide olması sağlanmalı ancak sıkıntılı/sorunlu hallerde ise araç sürücüsünün devreye girmesi gerekliliği benimsenmektedir.

Son olarak Alman Kanun Koyucu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 1f maddesinde araç sahibi, teknik denetçi ve araç üreticisinin yükümlülüklerine de yer vermiştir. Bu bağlamda kanun koyucu sürücüyü sorumluluk süjeleri arasından kaldırarak otonom sürüş işlevine sahip motorlu araçlar için ‘’teknik denetçi’’ sıfatıyla yeni bir süje ve sorumluluk alanı oluşturmuştur. Bu kapsamda teknik denetçi otonom araçlar bakımından aracın içinde veya dışında bulunabilen gerçek kişidir. Daha detaylı ifade etmek gerekirse, trafikte sorunları çözmek ve aracın yola devam edebilmesini sağlamak için aracın sensör bilgilerine erişebilen bir gerçek kişidir. Bu bağlamda Alman Hukuku’nda teknik denetçilerin görevlerini yapabilmesi için uygun tesislerin ve bilgi teknoloji sistemlerinin sağlanması ve kurulması da ifade edilmektedir. Buradan çıkan diğer bir sonuç ise teknik denetçinin aracın içinde değil ofis benzeri bir ortamda araç sahibi tarafından sağlanan kontrol merkezinde bulunacağı anlaşılmaktadır. Gelecekte muhtemelen bu işi yürütecek merkezler açılacak ve araç sahipleri bu sistemi kendileri yürütemeyeceğinden dolayı oralarla sözleşme yaparak bu hizmeti satın alma yoluna gidecektir. Bu süreçlerin yine muhtemel sigorta şirketlerince de yürütülmesi öngörülmektedir. Bir nevi hava kontrolörü vasfında gerçek kişi gibi düşünülebilir. Ancak teknik denetçinin kaç araç için görev alacağı belirsizliğini korumaktadır. Yine son tahlilde devlet tarafından yürütülmesi de muhtemeldir. Uygulanacak strateji devlet politikasına bağlıdır.

ABD’de otonom araçlara ilişkin ‘’Kendi Kendine Sürüş Yasası (Self Driving Act)’’ adında federal bir kanun düzenlenmek istenmiş ancak Senato’dan geçmemiştir. Buna rağmen ABD eyaletlerinin yaklaşık yarısında uygun yasalar yapılmıştır. Ancak bunlar çoğunlukla otonom araçların test edilmesine yöneliktir. Otonom araçları destekleyen ve yasalarını düzenleyen ilk eyalet Nevada’dır. Nevada’yı Florida, Kaliforniya ve Michigan takip etmiştir. Genel olarak otonom araçların karayolunda kullanılmasını yetkili makamların onayına bağlanmıştır. Yine burada da tıpkı teknik denetçi kavramı gibi ‘’operatör’’ ifadesi karşılık bulmaktadır. Ancak operatör otonom teknolojisinin devreye girmesine neden olan kişi olarak ifade edilmiştir. Japonya’da da 2019 yılında Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapılarak 3. seviye ve daha yüksek sürüş sitemlerine sahip araçları güvenlik sistemlerine tabi tutmuştur. 2022 yılında da 4. seviye ve daha üst seviyedeki araçlar için izin mekanizması geliştirilmiştir. 2023 yılında ise 4. seviye ve üzerindeki araçlar için ‘’uzaktan konumlandırılmış insan’’ ifadesi ile tıpkı teknik denetçi gibi ilgili yerel kamu güvenliği biriminden izin alınması şartı getirilmiştir. Cezai kovuşturmalarda Japonya’da trafik kazaları neticesinde ölüm ve yaralanmalar bakımından ceza kanunlarında taksirle öldürme ve yaralamalara nazaran daha ağır cezalar olduğu için ayrı bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır.

Yukarıda detaylıca ifade ettiğim üzere ilke kurallarından ve mevzuat düzenlemelerinden de anlaşılacağı üzere Dünya Otomotiv Endüstrisi’nin devi olan Almanya’nın günümüzde neden Dünya gelişiminin gerisinde kaldığının vizyonu olarak teknolojik gelişmelere göre hukuk sistemini uyarlamaktan ziyade hukuk sistemine göre teknolojik gelişmelerin yapılması gerekliliğin vurgulanması durumu kanaatimce güncel durumu en iyi şekilde izah etmektedir. Yine yukarıda bahsettiğimiz mevzuatlarındaki güncelleme de ‘’motorlu araçlar’’ vurgusu halen otomotiv sektöründe bir dev olduğunun vurgusu olarak değerlendirilebilir. Deyim yerindeyse Alman Hukuk prensiplerinin değişime karşı direncinin aşılması deveye hendek atlatmaktan zor olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden dolayı bu bağlamda yine en iyi yasal düzenlemelerin de kanaatimce yine Alman Hukuku tarafından düzenleneceği de yadsınamaz bir gerçektir.

“Teknik Denetçi”, “Operatör” ve “Uzaktan Konumlandırılmış İnsan” kavramları gibi henüz hukukumuza girmemiş yeni ifadeler ve sorumluluk türleri kendi ülkelerinde dahi büyük muamma iken ülkemiz hukuk sistemi için uygulanabilirliği maalesef çok erken kavramlar olduğu için şu aşamada diğer hukuk sistemlerini takipte kalmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

Dünya uygulamalarından bahsettiğim üzere şimdilik büyük bir boşluk olan bu konuda Türk Hukuku’nun Alman ekolünü takip edeceği öngörümü teknolojinin değişim hızına uyma konusunda gelişim göstermesi durumunda başka bir ülkelerden kaynak alınması hatta karma kendimize özgü mevzuat hükümlerini oluşturma çabamız en büyük beklentim ve başarımız olacağı düşüncesindeyim.

Otonom araçların ceza hukukun birer muhatabı olarak kabul edilip edilemeyeceği durumu ise aslında yapay zekaya sahip bir robot için verilecek cevapla aynıdır. Hukuk düzenleri insan odaklı işlemekte ve merkezine insanı almaktadır. Ceza hukuku sistemlerinde de fail ve mağdurluk bakımından insan yani gerçek kişi esas alınmaktadır. Teknolojik gelişmelerle robotlar, otonom araçlar, insansız hava araçları gibi yeni aktörler karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bu bakımından bu gelişmeler hukukun temel kavram ve kurallarına adeta meydan okumaktadır. Otonom araçların hukuki statüsü yapay zekaya sahip robotların hukuki statüsüyle örtüşmektedir. Bu minvalde hukuki statülerinin eşya mı, hayvan mı, insan mı, tüzel kişi mi olduğu ya da yeni bir hukuki statü yani elektronik kişi, insan olmayan kişi ya da yapay zekaya özgü bir kişilik tanımlamalarının yapılıp yapılmamasına ihtiyaç olup olmadığı hususları günümüz hukuk sistemlerinin cevaplarını aradıkları soruların başında gelmektedir. Sahip oldukları özelliklere bakıldığından eşyanın ötesindedir. Hayvanlar gibi ancak canlı olmayan tüzel kişiler gibi de atıl olmaktan öte durumları tespit edebilmeleri ve sonuçlar çıkarabilmeleri açısından daha üstün ve fakat insan gibi de olmayan varlıklar olarak özetlenebilir. Bu bağlamda yazımızın konusu gereği otonom araçların ceza hukuku noktasında doğrudan fail veya mağdur olup olamayacağı bunların gelecekte etik ve ahlaki farkındalık gösterebilecek kadar geliştirilip geliştirilemeyeceği durumlarına göre yasal düzenlemelerin muhatabı olup olmayacağını, zaman bizlere gösterecektir.

Mevcut hukuk sistemimiz bakımından yapay zekaya sahip robotlara kişilik tanıyan bir düzenleme henüz yapılmamıştır. Türk hukukunda ceza hukukun muhatabı insandır ve suçun faili yalnızca bir insan olabilir. Otonom araçlarda kusur yeteneği söz konusu değildir. Otonom araçlar sisteme yüklenen veriler temelinde hareket eder. Bu anlamda haksız tahrik, cebir veya tehdit etkisiyle fiilin işlenmesi ya da zorunluluk hali gibi kusurluluğu etkileyen nedenler gibi ceza hukukun prensiplerinin uyarlanması yüklenmiş verilerle mümkün gibi görünmemektedir. Yine cezaların şahsiliği ilkesi gereğince fail olamayan cezalandırılamaz prensibinden hareketle mevcut hukuk sistemlerinde olsa olsa otonom araçların bizzat kendisi değil katkısı olan diğer hukuk sistemlerinde olduğu gibi yukarıda izah ettiğimiz benzeri arkadaki kişilerin sorumluluklarının üzerinde durulması gerekmektedir.

Bu bağlamda otonom araçlarda gerçekleşen suçlarda arkadaki kişilerin yani; üretici, programlayan mühendis, araç sahibi ya da sürücü koltuğunda oturan kişi veya araç içinde bulunan kişi de denilebilir bu kişilerin ceza yargılamasında sorumlu tutulup tutulamayacağı, sorumlu tutulacaksa hangi koşullarda sorumlu tutulacağı ve asli tali sorumluluk durumları ile kusur oranları gibi tazminat hukuku ile ilgili ceza hukuku dışında özel hukuk ile de bağlantılı sorumlulukların belirlenmesi önemlidir. Bu durumda konusu suç teşkil eden eylemler noktasında ceza hukukun temel prensipleri uygulanabilir.

Otonom araçlar ile ilgili tüm anlatımlarımız ışında gelişmeler endişe verici gibi gözükse de gerçekleşen uçak kazaları nasıl havacılık alanındaki gelişmeleri engellemediyse otonom araçlarla gerçekleşen ve gerçekleşecek olan kazaların ve olumsuzlukların bu alandaki gelişmeleri engellemeyeceği hatta tam tersine gelişimine katkı sağlayacağını düşünmekteyim. Yürütülen tüm bu çalışmalar da gerek teknolojik gerekse hukuksal gelişmeler, kaza ihtimallerini sıfıra indirgeyip daha güvenli yolculuklar ile hukuki muhatapları tam olarak ortaya koymak adına yapılmaktadır. Tüm bu anlatımlarım ışığında otonom araçların üretimi, geliştirilmesi ve hukuk sistemlerinin oluşturulması adına ülkeler ortak çalışmalar yapabilir. Bu bağlamda yine otonom araçlarla ilgili uluslararası standartlarda ehliyetler, eğitimleri verilmek suretiyle geliştirilebilir. Otonom araçların birbirleri ile olan otomasyonları ortak bir platformda olacak şekilde planlanabilir. Ülkeler özellikle hukuki alt yapılarını teknolojik gelişmelerle doğru orantılı olarak yapması noktasında bir ortak zemin hazırlayabilir. Yine farklı ülkelerdeki kanuni düzenlerde karşımıza çıkan Teknik Denetçi, Operatör ve Uzaktan Konumlandırılmış İnsan kavramları da uzmanlık gerektiren yeni iş alanları olarak karşımıza çıkacaktır. Nasıl ki şu anda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı alanı geliştiyse ileride de Trafik Güvenliği ve Uzmanlığı gibi otonom araçlara yönelik teknolojik gelişmelere bağlı güncel konular ve meslekler yakın bir zamanda ortaya çıkıp popülerlik kazanacağı, dünyadaki teknolojik gelişmelerin hızına ve gidişatına bakıldığında, kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Temennim, yeni dünya düzeninde, tüm hukuk sistemlerinin teknolojik gelişmelerin hızına biran evvel entegre olabilmesidir.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir