İçeriğe geç

Prof. Dr. İnel’den 17 Ağustos’ta Denizli’ye deprem uyarısı: Zaman daralıyor

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde Türkiye bir kez daha afet bilinci ve güvenli yapılaşma gündemiyle sarsılırken, Ege Bölgesi'nin en aktif fay hatlarından birinin üzerinde yer alan Denizli'de gözler bu alanda yapılan akademik çalışmalara çevrildi. Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Denizli’nin deprem riski, yapı stoku durumu ve geleceğe yönelik çözüm yolları hakkında, uzun yıllardır kapsamlı araştırmalar yürütmektedir. Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Deprem ve Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet İnel ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. 

HABER MERKEZİ
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 - 16:11:03 Güncelleme: 17 Ağustos 2026 - 16:11:04

Prof. Dr. Mehmet İnel ve ekibinin yaklaşık 20 yıl önce uluslararası prestijli Natural Hazards dergisinde yayımlanan ve orta ölçekli tipik bir Türk şehri modeli olarak Denizli’yi ele alan nitel nitelikli çalışması, kentin yapı stoğunun mevcut kırılganlığını ve çözüm yollarını bilimsel verilerle ortaya koyuyor.

“Denizli, Türkiyenin Birçok Kentini Temsil Eden Nitelikli Bir Örnek”

Sayıİnel, 17 Ağustos Depremi’nin üzerinden yıllar geçti. Denizli özelinde yürüttüğünüz ve 2008 yılında yayımlanan bilimsel araştırmanızda Denizli neden odak noktası oldu? Kentin yapı stoku ne durumda?

Prof. Dr. Mehmet İnel: 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, bize yapı stokumuzun ve mühendislik hizmeti almamış binaların ne denli büyük acılara yol açabileceğini acı bir şekilde öğretti. Ekibimizle birlikte yürüttüğümüz çalışmada Denizli’yi seçmemizin temel nedeni; kentin hızlı sanayileşen, nüfusu hızla artan ve yapı stoku karakteristiği açısından orta ölçekli tipik bir Anadolu/Türk kentini temsil etmesidir.

Yapı stoku taramalarımızda gördük ki; Denizli’deki binaların önemli bir kısmı 1999 öncesi yönetmeliklerle inşa edilmiş durumda. Çalışmamızda özellikle düşük beton kalitesi, yetersiz donatı detaylandırması ve zemin katları ticari amaçla kullanılan binalardaki “yumuşak kat”düzensizliği öne çıkıyor. Bu yapısal eksiklikler, olası bir deprem senaryosunda hasar ve göçme riskini önemli oranda artırıyor.

İRAP Verileri ve Envanter Taramaları Yol Haritamızı Belirliyor”

Denizli İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) çerçevesinde elde edilen veriler ve yürüttüğünüz envanter çalışmaları neye işaret ediyor?

Prof. Dr. Mehmet İnel: Son yıllarda Denizli İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) ve belediyeler yıllar önce yapılan çalışmalar çerçevesinde risk azaltma çalışmaları başlattı. Bunlar sevindirici olmakla birlikte henüz yeterli düzeyde değil. 

İRAP verileri ve kentsel ölçekte yaptığımız alan çalışmaları son derece net bir tablo sunuyor: Pamukkale ve Honaz fay zonları gibi aktif fayların yanı sıra kent merkezinin büyük bölümünün yer aldığı alüvyon zemin, sarsıntı şiddetini büyüterek binalar üzerindeki yükü artırıyor.

Yapı stoğu analizi çalışmalarımızda, Denizli’deki binaların yapı tipolojilerine göre risk durumlarını çıkardık. Özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen betonarme binaların acil önceliklendirme ile taranması ve riskli yapıların belirlenmesi gerekiyor. Pamukkale ve Merkezefendi gibi nüfusun yoğun olduğu alanlarda, zemin şartları ile yapı kalitesinin çakıştığı riskli bölgelere öncelik verilmesi şart.

“Eksiklerimizi Tespiti Edip Geleceğimizi Güvenle İnşa Etmeliyiz”

17 Ağustos’un yıl dönümünde kamuoyuna, yerel yönetimlere ve vatandaşlara vermek istediğiniz temel mesaj nedir?

Prof. Dr. Mehmet İnel: 17 Ağustos’u sadece bir anma günü olarak geride bırakamayız. Marmara Depremi’nden bu yana çok şey öğrendik, bilimsel ve teknik bilgi birikimimiz son derece yüksek. Denizli ölçeğinde gerçekleştirdiğimiz çalışma da göstermektedir ki; doğru mühendislik yöntemleriyle binaların kırılganlığı ve olası kayıplar önceden kestirilebilmektedir.

Bugün yapmamız gereken şey net: “Unutmadık, ders aldık. Şimdi eksiklerimizi bilimsel yöntemlerle tespit edip, geleceğimizi güvenle inşa etmeliyiz.”

Yerel yönetimlerimiz, akademimiz ve vatandaşlarımız el ele vererek yapı stoğu envanter çalışmalarını tamamlamalı; güçlendirme veya kentsel dönüşüm süreçlerini rasyonel risk haritalarına göre önceliklendirmelidir. Binalarımızı deprem gelmeden önce güvenli hale getirmek bizim elimizde.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir