Şeffaf Plak Tedavisi Sırasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Şeffaf plak tedavisi geleneksel metal braketlere kıyasla estetik açıdan büyük avantaj sunmasının yanı sıra günlük yaşam konforunu da önemli ölçüde […]
Şeffaf plak tedavisi geleneksel metal braketlere kıyasla estetik açıdan büyük avantaj sunmasının yanı sıra günlük yaşam konforunu da önemli ölçüde artıran bir ortodontik yöntemdir. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde hastanın uyumuna ve günlük rutindeki disipline bağlıdır. Tedavi sürecinde en temel kural plakların hekim tarafından belirlenen süre boyunca kesintisiz olarak takılmasıdır. Plaklar yalnızca yemek yeme ve diş fırçalama sırasında çıkarılmalı, bunun dışındaki tüm zamanlarda ağızda kalmalıdır. Plaklar çıkarıldığında temiz bir kutuya yerleştirilmeli ve asla peçete ya da kağıt havluya sarılarak bırakılmamalıdır çünkü bu şekilde bırakılan plaklar sıklıkla yanlışlıkla çöpe atılmakta ve tedavi sürecinde aksamalara neden olmaktadır. Her yeni plak setine geçişte hekimin belirlediği takvime titizlikle uyulması diş hareketlerinin planlanan sırayla gerçekleşmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Beslenme alışkanlıkları da şeffaf plak tedavisi sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli bir boyuttur. Plaklar takılıyken su dışında herhangi bir yiyecek veya içecek tüketilmemelidir. Sıcak içecekler plak materyalinin deforme olmasına neden olabilirken şekerli veya asitli içecekler plak altında sıvının hapsedilmesiyle mine yüzeyinde çürük riskini ciddi biçimde artırır. Renkli içecekler ise plak materyalini boyayarak estetik görünümü olumsuz etkiler. Yemeklerden sonra plaklar tekrar takılmadan önce dişlerin mutlaka fırçalanması veya en azından ağzın iyice çalkalanması gerekir. Temizlenmemiş dişlerin üzerine takılan plaklar bakteri ve besin artıklarını diş yüzeyine hapsederek çürük oluşumunu hızlandırır. Tedavi sürecinde sigara kullanımı da plakların renklenme ve kokmasına yol açar. Düzenli kontrol randevularına devam edilmesi tedavinin her aşamasında diş hareketlerinin planlandığı şekilde ilerlediğinin doğrulanması açısından vazgeçilmezdir. Hekimin kontrolü sırasında attachment adı verilen kompozit çıkıntıların durumu, plak uyumu ve gerekli durumlarda tedavi planında yapılacak revizyonlar değerlendirilir.
Şeffaf Plaklar Günde Kaç Saat Takılmalıdır?
Şeffaf plak tedavisinde plakların günlük takılma süresi tedavinin başarısını doğrudan belirleyen en kritik değişkendir. Ortodontistlerin büyük çoğunluğu plakların günde yirmi ila yirmi iki saat arasında takılı kalmasını önerir. Kalan iki ila dört saatlik süre yemek yeme, diş fırçalama ve diş ipi kullanımı için ayrılır. Bu süre diliminin altına düşülmesi dişlere uygulanan kuvvetin yetersiz kalmasına ve planlanan hareketi gerçekleştirememesine neden olur. Her bir plak seti belirli bir diş hareketi dizisini sağlamak üzere tasarlanmıştır ve yeterli süre takılmayan plaklar bu hareketi tamamlayamadan bir sonraki sete geçilmesi durumunda kümülatif bir sapma oluşur. Bu sapma ilerleyen aşamalarda plakların dişlere oturmaması şeklinde kendini gösterir ve tedavi planının revize edilmesi hatta yeni ölçü alınarak plakların yeniden üretilmesi gerekebilir. Dolayısıyla günlük takılma süresine uyum hem tedavinin etkinliği hem de toplam tedavi süresi hem de maliyet açısından belirleyici bir faktördür.
Günlük yaşamda yirmi iki saatlik takılma süresine uyum sağlamak bazı hastalar için zorlayıcı olabilir. Özellikle sosyal etkinliklerin yoğun olduğu dönemlerde plakların çıkarılma süresi farkında olmadan uzayabilir. Invisalign tedavisi süresince bu sorunu minimize etmek için yemek sürelerinin kompakt tutulması ve atıştırmalık sıklığının azaltılması etkili bir stratejidir. Her öğün sonrası en azından suyla kapsamlı bir çalkalama yapılarak plakların gecikmeksizin takılması tercih edilmelidir. Gece uykusunun doğal olarak kesintisiz takılma süresine katkı sağladığı düşünüldüğünde gündüz saatlerinde plakların dışarıda kalma süresinin toplamda iki saati geçmemesi hedeflenen kullanım süresinin tutturulmasını kolaylaştırır. Hastanın bu konudaki disiplini tedavinin planlandığı sürede tamamlanması ile uzaması arasındaki farkı belirleyen en önemli bireysel faktördür.
Plakların Temizliği ve Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?
Şeffaf plakların düzenli ve doğru biçimde temizlenmesi hem plak materyalinin şeffaflığının korunması hem de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından büyük önem taşır. Plaklar ağızda takılı olduğu süre boyunca tükürük, bakteri ve protein birikimine maruz kalır ve bu birikim temizlenmediğinde plak yüzeyinde biyofilm tabakası oluşturarak hem kötü kokuya hem de bakteri üremesine zemin hazırlar. Plakların temizliği için en temel yöntem her çıkarmada ılık su altında yumuşak kıllı ayrı bir diş fırçasıyla nazikçe fırçalamaktır. Bu fırçalama sırasında normal diş macunu kullanılmamalıdır çünkü diş macunlarındaki aşındırıcı partiküller plak yüzeyinde mikro çizikler oluşturarak materyalin şeffaflığını bozar ve çizikli yüzeylerde bakteri tutunumu artar. Bunun yerine az miktarda sıvı sabun veya plak temizliğine özel olarak üretilen tabletler kullanılabilir. Temizlik tabletleri plakların belirli aralıklarla içinde bekletilmesiyle derin dezenfeksiyon sağlar ve gözle fark edilmeyen bakteri birikimini etkili biçimde uzaklaştırır. Sıcak su plak materyalinin termoplastik yapısını deforme edebileceğinden temizlik sırasında mutlaka ılık veya soğuk su tercih edilmelidir.
Plak bakımında günlük temizliğin yanı sıra saklama koşulları da materyalin ömrünü ve hijyenini etkileyen önemli bir detaydır. Plaklar çıkarıldığında hava sirkülasyonu sağlayan delikli koruyucu kutularda saklanmalıdır. Kapalı ve havasız ortamlarda bırakılan plaklar nemli bir ortamda bakteri üremesine elverişli bir zemin oluşturur ve kısa sürede kötü kokmaya başlar. Plak kutusunun kendisi de düzenli aralıklarla yıkanmalı ve kurutulmalıdır. Plaklar ağızdan çıkarılırken arka bölgeden başlayarak her iki taraftan eşit kuvvetle nazikçe çekilmeli ve tek taraflı ya da ön bölgeden zorlayarak çıkarma girişiminden kaçınılmalıdır çünkü bu tür hatalı çıkarma teknikleri plak materyalinde çatlak veya deformasyona neden olabilir. Tedavi sırasında bir önceki plak setinin saklanması da önerilir. Mevcut plağın kaybolması veya kırılması durumunda bir önceki sete geçici olarak dönülmesi dişlerin elde edilen konumdan geri kaymasını önleyen acil bir önlem olarak işe yarar.
Şeffaf Plak Tedavisinde Ağrı veya Baskı Hissi Normal midir?
Şeffaf plak tedavisine yeni başlayan ya da yeni bir plak setine geçen hastaların büyük çoğunluğu ilk birkaç gün boyunca dişlerde belirli düzeyde bir baskı hissi ve hafif rahatsızlık yaşar. Bu durum tamamen normal ve hatta tedavinin çalıştığının bir göstergesidir. Şeffaf plaklar dişlere kontrollü kuvvetler uygulayarak periodontal ligament aracılığıyla alveol kemiğinde remodeling sürecini başlatır. Kuvvet uygulanan tarafta kemik rezorbsiyonu gerçekleşirken karşı tarafta yeni kemik oluşumu meydana gelir ve bu biyolojik süreç dişin yeni konumuna doğru hareket etmesini sağlar. Bu remodeling süreci periodontal ligamentteki basınç reseptörlerini uyararak ağrı veya hassasiyet şeklinde algılanan bir his yaratır. Yeni bir plak setine geçildiğinde ilk yirmi dört ila kırk sekiz saatte baskı hissi en yoğun düzeyde hissedilir ve genellikle üç ila beş gün içinde belirgin biçimde azalarak kaybolur. Bu dönemde dişlerin birbirine temas ettirilmesinde veya sert besinlerin çiğnenmesinde hassasiyet hissedilmesi beklenen bir durumdur.
Baskı hissinin yoğun olduğu ilk günlerde bazı pratik yöntemler rahatsızlığın yönetilmesine yardımcı olabilir. Yeni plak setine geçişin akşam saatlerinde yapılması gece uykusu sırasında en yoğun adaptasyon döneminin geçirilmesini sağlar ve hasta uyanık olduğu saatlerde rahatsızlığı daha az hisseder. Soğuk su içilmesi veya soğuk kompres uygulanması bölgesel vazokonstrüksiyon yoluyla hassasiyetin hafifletilmesine katkıda bulunabilir. Ağrı kesici kullanımı gerektiğinde hekimin önerdiği dozda parasetamol veya ibuprofen tercih edilebilir ancak rutin her plak değişiminde ağrı kesiciye başvurmak yerine vücudun doğal adaptasyon sürecine izin verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
