İçeriğe geç

Bir salkımın peşinde: Denizli’de üzüm hasadı

Üzüm dünyaya sanki Denizli’den yayılmış… İnsanoğlunun tarımla uğraştığı günden bu yana üzüm yetişen topraklar, sanki bereketini dünyaya saçmış gibi… Yılın 12 ayı mesainin sürdüğü üzüm bağlarındaki sonbahar telaşı bir başka… Çünkü hasat zamanı… Kaklık’lı çiftçilerin bereketli hasadına objektifimi yönelttim ve binlerce yıllık ritüele yakından tanık oldum. Siz de tanık olun istedim…

AYCAN AYDOĞAN
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 21 Eylül 2025 - 09:06:55 Güncelleme: 21 Eylül 2025 - 09:06:56

Sabahın ilk ışıkları, Denizli’nin Kaklık ovasına vurduğunda, binlerce yıllık bir mirasın sessiz tanığı olan asmaların arasında bir yolculuk başlıyor. Bugün bir muhabir olarak değil, bu hikayenin bir parçası olarak buradayım.

DÜNYADA EŞİ BENZERİNİ BULAMAZSINIZ
Kaklık Mağarası ile gün yüzüne vuran kükürtlü suyun beslediği üzümler bunlar. Ve dünyanın neresine giderseniz gidin bir benzerini bulabilmeniz mümkün değil. Çünkü bu üzümler aslında Denizli’nin jeolojik zenginliğiyle beslendi. Şimdi o eşsiz üzümlerin sofraya ulaşmadaki yolculuğuna tanıklık ediyorum.

SEVDİĞİNE DOKUNUR GİBİ
Yanı başımda, bu toprakların en eski sahiplerinden biri gibi duran Hüseyin amca, yolculuğun yılın her günü başladığını söylüyor. “Bu iş, sadece hasat zamanı değil, sabahın ilk ışıklarıyla budamayla, bağları ilaçlamayla başlar” diyor, nasırlı elleriyle bir üzüm salkımını nazikçe alırken. Onun gözlerinde sadece bir üreticinin değil, toprağına ve emeğine adanmış bir insanın hikayesini okuyorum. Bitkiye davranışını imrenerek izliyorum. Sanki sevdiğine dokunur gibi imtina ediyor incitmekten.

HER SALKIMDA ATALARIN MİRASI
Derken, tarlanın diğer ucunda, bu mirasın yeni nesil figürlerinden biriyle karşılaşıyorum. Yüzündeki güler yüzü ve enerjisiyle Fatih (Genç), elindeki makasla hızla üzüm salkımlarını kesiyor. O, sanki sadece üzüm toplamıyor, aynı zamanda geçmişle gelecek arasında bir köprü kuruyor. “Bu üzümlerin her tanesinde, atalarımızın emeği var” diyor.

TOPRAĞIN CÖMERTLİĞİNİ KUTLUYORLAR
Güneş tepeye çıktıkça, bu bereketli topraklar adeta bir şölen yerine dönüşüyor. Her bir ses, her bir hareket, binlerce yıllık bir geleneğin ritmini oluşturuyor. Toplanan üzümler, kasalara dikkatlice yerleştiriliyor. Kimi üzümlerin rengi koyu bordo, kiminin sarısı altın sarısı… Her biri, bu toprağın ne kadar cömert olduğunu gösteriyor.

DENİZLİ İÇİN ÜZÜM; SADECE BİR MEYVE DEĞİL
Denizli’nin üzümü, yalnızca bir meyve değil. O, bir kültürün, alın terinin ve sabrın somutlaşmış hali. Bu topraklarda üzüm, sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Ve ben, bir salkımın peşinde çıktığım bu yolculukta, bir lezzet hikayesinden çok daha fazlasına tanıklık ettim: Emeğin ve binlerce yıllık mirasın ta kendisine…

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir