İçeriğe geç

Denizli’nin ilk bisküvi fabrikaları

Zengin bir üretim çeşitliliğine sahip Denizli, özellikle gıda alanında pek az markasını bugünlere taşıyabildi. Çoğu kadim Denizlilinin çocukluğundaki tatlar yok olup gitti. Bunlara Denizli’nin ilk bisküvi fırınları da dahil. Denizlili ressam Ziya Yazıcı, Denizli’nin ilk bisküvi fırınlarını araştırıp kısa bir özette topladı.

AYCAN AYDOĞAN
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 8 Şubat 2026 - 19:45:00 Güncelleme: 8 Şubat 2026 - 14:54:51

Helvası, gazozu, gofreti, dondurmasıyla kendine özgü tatlar yaratmayı başarabilen Denizli, az sayıda marka ile geleneksel üretimi sürdürmeyi devam ettiriyor. Şu anda sanayileşen bir üretim şekli olan bisküvide de bir dönem Denizli’de yerel markalar çıkmayı başarabilmişti.

DENİZLİ’NİN İLK BİSKÜVİ FIRINLARI NEREDEYDİ?
Denizlili Ressam ve kent kültürü araştırmacısı Ziya Yazıcı, Facebook’taki Eski Denizli Grubu’nda bir bisküvi üretimi sohbeti üzerine küçük bir araştırma yaptı. Yazıcı, Denizli’nin ilk bisküvi fırınlarını, sahiplerini ve konumlarını araştırarak özette topladı. Yazıcı’nın Facebook’ta Denizli’nin ilk bisküvi fırınlarını anlattığı paylaşım şöyle:

“Konu konuyu açınca ve yaptığım bir paylaşım altına birçok bilgi gelince; bunlar hem akılda hem grup sayfasında toplu ve yazılı halde bir bilgi olarak kalsın diye gelen toplam bilgilerle bu paylaşımı yapmak icap etti.

SAVAŞ BİSKÜVİLERİ
-Sayın Halit Şekerci’nin anlatımı ve verdiği bilgilerle-: Denizli’de ilk bisküiler, Delikliçınar’da Fatma Hoca Camii karşısındaki Savaş Fırını’nda “Savaş Bisküi” ismiyle el yapımı üretilmiş… Savaş bisküvileri, bisküvi kalınlığında açılmış hamurdan, pirinç kalıpla tek tek basılarak kesilir, tavaya dizilir, pişirirmiş. Tırtıllı ve yuvarlak şekildeymiş. Kurabiye ile bisküvi arası bir lezzette imiş. Denizli’de çok tutulmuş.

ALBESLEN BİSKÜVİ
İkinci veya daha sonraki fabrika 1950’li yıllarda Bayramyeri Kurşunlu Sokak’ta, şimdiki Mavi Köşe Lokantası’nın karşı tarafındaki Becer İşhanı’nın berisindeki otoparkın olduğu yerde -Rahmetle anarak- şekerlemeci Tevfik Karaalp’in oğlu, Cafer ve Nevzat Karaalp’in ağabeyi “Ali İhsan Karaalp” tarafından, “Albeslen Bisküi” adıyla açılmış. Marangozlar, tornacılar, sanayii dükkanları hep o sokakta imiş Sanayii Sitesi yokken. Daha sonra çıkan bir yangın dolayısıyla, Yorgancılar sokağında bir işyeri açıp hem şekerleme hem bisküit çıkarmışlar. Oradan da Sevindik yoluna geçmişler, yıkılan eski İmam Hatip Lisesi’nin karşısında, aynı isim “Albeslen Bisküi” olarak yeniden açılmış üretimine devam etmiş.

Kocayörük Mehmet Akbaş’ın 1950-60 yıllarında Sarayköy Cad. üzerinde açtığı ANA Bisküi varmış.

Ayrıca YUVA Bisküi de varmış.

BİSKÜVİ HAKKINDA BİLGİ
Bisküit’in dört köşesindeki yuvarlak çıkıntılar dört mevsimi, çevresini saran 52 diş 52 haftayı, üzerindeki 24 adet küçük delik bisküvitin hızlı ve gevrek pişmesini sağlarken aynı zamanda günün 24 saatini simgelemekteymiş. Bisküvi kelimesi Latincede iki kez anlamına gelen “bis” ve pişmiş anlamına gelen “coquere” kelimelerinden türemiş.

Ilk bisküvileri denizciler ve Romalı askerler ağırlığı hafif ve besleyici olduğu için tayin olarak kullanıyormuş.

“ÇAYA BATIRMA GELENEĞİ”
Kendi tarihime baktığımda, ben beş-altı yaşındayken biz çocuklara tepsinin içinde verilen, yanında paşa çayı ile birlikte içine batıra batıra, halının üstündeki tepsiden yediğimiz kare veya yuvarlak kurabiyeler.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir