Merhum Kadir Kameroğlu’nun kaleminden “Çivrillilere neden sıpacı denir?” sorusuna cevap
Çivril’in Devlet Üstün Hizmet Madalyalı hayırseveri Kadir Kameroğlu, 2016 yılında aramızdan ayrıldı. Başta Çivril’in eğitim ve sağlık ihtiyacı olmak üzere sayısız iyiliğe imza atan Kameroğlu, iş insanı kişiliğinin yanında bir Çivril sevdalısıydı. Ömrünü Çivril’in sokaklarında geçiren Kameroğlu, ölümünden iki yıl önce, “Çivrillilere neden sıpacı dendiği” konusunda bir yazı kaleme almıştı. İşte Kadir Kameroğlu’nun anlatımıyla o hikaye…
Kadim Denizlililer, birisi Çivrilli olduğunu söylediğinde “Sıpacısın yani?” diye karşılık vereni çok duymuştur. Çivrillilere “Sıpacı” denmesi yaşandığı iddia edilen ama tevatür olduğu tahmin edilen bir hikayeye dayanıyor. Merhum Kadir Kameroğlu da, Çivril 30 Ağustos Gazetesi’nde 2014 yılında “Neden Çivrilliye Sıpacı deniyor?” başlıklı yazısıyla, hem o günün Çivril’ini hem de hikayeyi anlattı.
Kameroğlu, Osman Kulalıoğlu Çarşısının arkasındaki arastada Çivril’in önde gelen isimlerinin toplanıp ettikleri sohbetleri yazdı.

KAMEROĞLU’NUN DOST MECLİSİ…
Sohbetlere katılanları “Dahiler” diye tanımlayan Kameroğlu, “Hemen açıklayayım başta Sinan Kamer, İzzet Tekin, çay ocağının sahibi din adamı Ali Baş, hemen bitişiğindeki emekli öğretmen Ahmet Canbaz, Moleçli Hulusi Ekmekçi, ziyaretçi veya misafir olarak gelen akil insanlarda var. Ben de bu fikir zenginliği taşıyan topluluğa ara sıra katılırım tabiî ki söz sırası bana gelirse. Birde o bölgenin akıl fukarası totocu Hasan Karabal’ın uzaktan mecazi manada laf attığında şahit olmuşumdur” diye anlatıyor.
Meclistekilerin bir sohbette, tıpkı Konya Akşehir’de Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters binen heykeli olduğu gibi, Çivril girişinde de ‘sıpa heykeli’ olması gerektiği esprisinin yapıldığını anlatıyor. Bunun sebebini de Çivrillilere ‘sıpacı denmesi’ olarak açıklıyor. Sonrasında da “Acaba bu gerçek nedir? Benim büyüklerden duyduğuma göre bu ya bir yakıştırma, ya da bir hikâye olsun bugünkü mizahi olguyu hatırlamak dahi yeter. Anlatayım” deyip hikayeyi şöyle anlatıyor:

ÇİVRİLLİLERE NEDEN SIPACI DENİR? SORUSUNUN CEVABI
“Çivril küçük bir köy döneminde… Hatırı sayılır bir ağanın düğününde o dönemin delikanlıları düğün gecesinde bir evde toplanıp keyif içindeyken, alkol şişeleri ardı ardına içilip devrilirken ortadaki sofranın et yemeği biter…
İçlerinden birisi kafası pir duman çakır keyfi, gecenin ilerleyen saati zil zurna sarhoş evin alt kısmında bulunan keçilerin birini kesecekken yanlışlıkla evin sıpasını kesip gelişi güzel ayırdığı etleri pişirip yukardaki arkadaşlarına servis etmiş.
Ertesi sabah bir bakmışlar ki bu gencin kestiği keçi değil eşek sıpası, olmuş bir kere geriye dönüş yok Çivril köyündeki bu gençlerin yanlışlığı etraf köylerin de teşvik ve ithamlarıyla Çivril adı sıpacı kalarak günümüze kadar gelen hikâyenin gerçeği de budur…”

Bu görsel, içeriğe uygun olarak Denizli Haber tarafından yapay zeka ile üretilmiştir.
HEYKEL ÖNERİSİ
Kameroğlu yazısını şöyle bitiriyor:
O günkü adamlar yemiş sıpayı ben mi, biz mi yedik. Ama herkesin bildiği bir şey varsa askerde iken dışarıya gittiğimiz zaman hep bu laf bizleri hiç rencide etmezdi bile, bilakis arkadaş sevgisinin ne olduğunu birlikte sohbet ve eğlenmenin gençlik döneminin güzelliğini anlamak, hatırlamanın her zaman geçerli olduğunu yâd etmekte güzel değil mi? Aziz Çivrilliler gelin bu akil insanlara hak verip iki tane hatta dört tane dikelim ki herkes bu havayı teneffüs etmeye gelsin.
Hatta bazı sıfatlar insanları ürkütmesin. İnsanlar bu isimlerle ispatı vücut eylerler, komşumuz Çal ilçesi, bu insanlar neyi çaldılar ki adı Çal? Yine yanı başımızda Hadım kasabası var bunlar Hadım mı dırlar ki bunlara benzer pek çok isimler vardır gelin bu fikir babalarına değer verip ödüllendirelim.
Çivril’e ayrı bir kültür zenginliğini bize kazandırdıklarına teşekkür edelim. Fikir, zikir ve yenilik üretenlere sahip çıkalım. Bu davranışları ucube sayarak önümüzü kapatmayalım. Gezip gördük heykelcilik ta dünyanın kuruluşundan bugünlere kadar bir sanat şaheseri olmuş çeşitli ülkelerde yılandan tutunda yırtıcı kurt, kaplan, aslan, kuş, kartal, ayı ve pek çok benzeri heykelcik benimseyerek önümüze çıkmaktadır. Bırakın bu insanların önünü açalım dünya ile yarışa girelim. Gerek benim, gerekse bu arkadaşların fikir ve teklifleri ister benimsenir isterse benimsenmez. Neticede istenilen şey fikir üretmedir. Sevgilerimle”
*Merhum Kadir Kameroğlu’nun, sohbetlerinde ilginç bulduğu anekdotları anlattığı “Dostlar Meclisi” isimli bir kitabı bulunuyor. Kendisini saygıyla anıyoruz…
