İçeriğe geç

Başkan Tatık: Yaşananlar olay değil, derin bir sorun

Türkiye okul saldırılarıyla sarsılırken, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, olayların derin bir sorunu işaret ettiğini söyledi.

BÜLTEN
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: 17 Nisan 2026 - 09:36:00 Güncelleme: 17 Nisan 2026 - 16:38:20

Yazılı açıklama yapan Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık şunları söyledi:
“Kahramanmaraş ve Urfa’da yaşanan okul baskınları; öğretmenlerin, öğrencilerin hayatını kaybetmesi…Bunlar tek başına birer “olay” değil, uzun süredir görmezden gelinen bir çöküşün acı tezahürüdür. Bugün karşımızda duran tablo; eğitimden aileye, ekonomiden kültüre kadar birçok başlığın iç içe geçtiği derin bir sorunu işaret ediyor.

Öncelikle öğretmenin itibarı zedelenmiştir. Bir zamanlar sözü dinlenen, yön veren, toplumun en saygın mesleklerinden biri olan öğretmenlik; bugün çoğu yerde sorgulanan, baskılanan, hatta değersizleştirilen bir konuma itilmiştir. Sınıf içinde yetkisi tartışılan, en basit disiplini sağlamakta dahi tereddüt eden bir öğretmenin yetiştireceği nesilden güçlü bir gelecek beklemek gerçekçi değildir. Buna bir de yıllarca atanamayan, emeğinin karşılığını alamayan öğretmenlerin biriktirdiği umutsuzluk eklendiğinde; sistemin kendi insan kaynağını dahi tükettiği açıkça görülmektedir.

Okullar ise giderek otorite boşluğunun hissedildiği alanlara dönüşmektedir. Öğretmenin sözünün tartışıldığı, idarenin yeterince sahip çıkmadığı, velinin çoğu zaman yanlış bir şekilde sürece müdahil olduğu bir yapı; disiplini değil, düzensizliği besler. Çocuğunu her şartta haklı gören, öğretmeni karşısına alan veli anlayışı; aslında en büyük zararı yine kendi evladına vermektedir.

Bu tabloya dijital dünyanın kontrolsüz etkisi de eklenmiştir. Sosyal medya, sanal kumar ve şiddeti normalleştiren içerikler; gençlerin zihin dünyasını hızla dönüştürmekte, gerçeklik algısını zayıflatmaktadır. Kolay yoldan güç, para ve “ün” elde etme hayali; sabrı, emeği ve eğitimi ikinci plana itmektedir. Bununla birlikte yoksulluk ve sosyal adaletsizlik; aile içi huzursuzluğu artırmakta, çocukları daha kırılgan hale getirmektedir. Ekonomik sıkıntı, sadece cebimizi değil; değerlerimizi de aşındırmaktadır.

Madde kullanımı ve zararlı alışkanlıkların yayılması, denetimsiz yapılar ve gayri resmi oluşumların gençler üzerindeki etkisi ise bu kırılganlığı daha da derinleştirmektedir. Rehberlik sisteminin zayıf kalması, çocukların yeteneklerine uygun alanlara yönlendirilememesi ve mesleki eğitimin yeterince güçlendirilememesi; gençleri sahipsiz ve yönsüz bırakmaktadır. Aidiyet hissi bulamayan bir genç, yanlış çevrelerin etkisine çok daha açık hale gelir.

Ortaya çıkan bu acı tablo bize şunu net bir şekilde göstermektedir: Bu mesele sadece güvenlik meselesi değildir. Bu; öğretmenin itibarıyla, ailenin sorumluluğuyla, devletin eğitim politikasıyla, toplumun değerleriyle doğrudan ilgili bir bütündür. Eğer öğretmeni koruyamazsak, aileyi bilinçlendiremezsek, gençlerimizi doğru yönlendiremezsek; bu tür acı olayları konuşmaya ne yazık ki devam ederiz.

Artık yapılması gereken bellidir: Öğretmenin itibarı yeniden tesis edilmeli, okul içinde otoritesi güçlendirilmeli; idareciler öğretmenin arkasında durmalıdır. Veliler sürecin destekleyici unsuru haline getirilmeli, dijital dünya daha etkin denetlenmeli, gençler spora, sanata ve üretime yönlendirilmelidir. En önemlisi ise her bir çocuğa “sahip çıkıldığı” hissettirilmelidir.

Çünkü unutulmamalıdır ki; öğretmenin yalnız kaldığı, öğrencinin sahipsiz büyüdüğü bir toplumda, geleceğin güvenli olması mümkün değildir.”

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir