Siz hiç yağmurdan sonra Tripolis sokaklarında yürüdünüz mü?
Her ne kadar Hierapolis ve Laodikya’nın gölgesinde kalsa da Roma döneminin en görkemli kentlerinden biri de Buldan’daki Tripolis antik kenti. Burada çoğu Roma kentinde görülmeyen bir güzellik yatıyor. Sütunlu caddenin zemini öyle sanatsal bir düşemeye sahip ki, yağmurdan sonra renk cümbüşüne dönüşüyor. Dünyada çok az benzeri olan bu caddeyi de kapsayan Tripolis’i gezmek şimdilik ücretsiz.
Denizli’nin Buldan ilçesinde, Büyük Menderes kıyısındaki verimli Çürüksu Ovası’nın hemen kuzeydoğusunda yer alan Tripolis Antik Kenti, adeta zamanın durduğu bir açık hava müzesi. “Üç şehir” anlamına gelen Tripolis, Helenistik dönemde Apollonia adıyla kurulmuş, Lydia Bölgesi’nin stratejik sınır kentlerinden biri olmuş. Antik çağın önemli ticaret yollarının kesişim noktasında konumlanan kent, Smyrna, Pergamon ve Ephesos’tan doğuya uzanan güzergâhların buluşma merkeziydi.

STRATEJİK KONUMU VE TİCARETİN KALBİ
Tripolis’in en büyük avantajı jeopolitik konumuydu. Ticaret yolları burada birleşir, Hierapolis ve Laodikeia üzerinden Anadolu’nun doğu ve güneyine dağılırdı. Bu konum, kentin zenginleşmesini ve Roma döneminde ihtişamlı yapılara kavuşmasını sağladı. MS 2. yüzyılda stadyum, tiyatro, hamamlar, şehir kapıları ve sütunlu caddeler inşa edildi. Kent, Roma’nın en görkemli çağını burada yaşadı.

ROMA DÖNEMİNDE YENİDEN DOĞUŞ
Helenistik temeller üzerine Roma İmparatorluğu’nun zenginliğiyle yükselen Tripolis, kamu binalarıyla donatıldı. Meclis binası, anıtsal çeşmeler, agoralar ve tonozlu yapılar kentin siluetini belirledi. MS 13. yüzyıla kadar Bizans ve Türkler arasında el değiştiren kent, 1429’dan itibaren Osmanlı hâkimiyetine geçti. Bugün hâlâ ayakta kalan eserler, bu uzun tarihî serüvenin izlerini taşıyor.

KAZILARLA GÜN YÜZÜNE ÇIKAN MUHTEŞEM KENT
2012’den beri Pamukkale Üniversitesi’nin başkanlığında sürdürülen kazılarda Konut Alanı, Kilise, Anıtsal Çeşme, Tonozlu Yapı, Podyumlu Yapı, Agora, Tabernalar ve Kutsal Alan gibi onlarca yapı gün yüzüne çıkarıldı. Yeni kazılan bir kent olmasına rağmen Tripolis, sütunlu caddeleri, hamamları ve agora kalıntılarıyla ziyaretçileri büyülüyor. Her yeni kürek darbesiyle başka bir hikâye ortaya çıkıyor.

YAĞMURDAN SONRA RENK CÜMBÜŞÜNE DÖNÜŞEN CADDE
Sütunlu caddeyi gezen herkesin aklında kalan en çarpıcı detay, portik zeminindeki opus sectile mermer döşeme. Onyx, mermer ve traverten taşlar altıgen, sekizgen ve dörtgen motiflerle işlenmiş. Roma kentlerinde ender rastlanan bu sanat, yağmur sularıyla yıkandığında adeta canlanıyor. Islak taşlar güneş altında gökkuşağı gibi parlıyor, milyonlarca yıllık öyküleri anlatıyor. Siz hiç yağmurdan sonra Tripolis sokaklarında yürüdünüz mü? O an, taşların ve ahşabın dokusunun ruhunu hissetmek büyük bir şans.
