Sihirli dokunuşun adı: Bioenerji - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Sihirli dokunuşun adı: Bioenerji

Sihirli dokunuşun adı: Bioenerji

Bioenerji, hepimizin duyduğu ama ne olduğu hakkında çok da bilgi sahibi olmadığı bir konu… Peki nedir bioenerji? Banu Urgancı, bu konuyu tüm yönleriyle uzmanından öğrendi. Hatta bizzat seans yaptırarak denedi.

/ DENİZLİHABER / 4 Aralık 2013 Çarşamba, 13:28

İnsanın hayata bakışını değiştiren bir konu Bioenerji. Hepimiz duymuşuzdur çakraları, auraları… İşte Bioenerji bunların oluşturduğu bir sistem, bir öğreti. Ben bu konuda yeterli bilgi sahibi değildim, ta ki Eyüp Çakır ile tanışana kadar. Sadece kulaktan dolma bilgiler vardı aklımda. Ama Eyüp Bey’in anlatımı ve bana uyguladığı Bioenerji seansı ile çok şey öğrendim. Ufkum açıldı. Yanlış bildiklerimi düzelttim. Siz de ufkunuzu genişletmek istiyorsanız bu röportajı sonuna kadar okumanızı tavsiye ediyorum. Eyüp Çakır Gıda Mühendisi ve özel bir ilaç firmasının mümessilliğini yaparken tanışmış Bioenerji ile; hayatı değişmiş… Belki sizin de hayatınız değişir. ayda iki kez Denizli’ye gelen Eyüp Çakır’ı www.yasamcicegi.net internet adresinden takip edebilir, eyupcakr@gmail.com e-mail adresinden veya 0533 344 64 84 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.

ic-2

Banu Urgancı: Yaptığınız işi nasıl tanımlarsınız?
Eyüp Çakır: Benim yaptığım işin tam adı esasında alternatif tıp. Bioenerji modern tıbbı destekleyicidir. Modern tıptailaçlar kullanarak vücudun kendi kendisini tedavi etmesi beklenir. Grip olduğunuz zaman 7 gün sürer, ilaç kullansanızda kullanmasanızda. Bioenerji seansı gördüğünüzde 7 gün 3-4 güne düşer.
Hastalık bedende sorunun yansımasıdır. Hasta olduğunda bedenin sana konuşuyordur. Artık alarm verir insana. Sorunu çöz der. Nedir sorunun? Sen kimseye hayır diyemiyorsundur, içine atıyorsundur bütün sorunlarını ve hazmedemediğin şeyleri yaşıyorsundur, illaki fiziksel birşeyleri hazmedemediğin zaman miden bozulmaz, duygusal birşeyi de hazmedemediğinde de miden bozulur. Her türlü hastalığın altında negatif çekirdek inanç kalıbı dediğimiz bir takım kalıplar vardır, biz onları 12-13 yaşına kadar amigdalaya, bilinç altına %96’lık kısmını yazarız. Sonraki hayatımızda ortaya çıkan bu hastalıklar aslında bu kalıpların yansımasıdır.
Bizim çalışmalarımız yarı trans halinde oluyor. Ve o anda sizin sorununuz ne ise o anda çözüyoruz ve ardından bedenin ve ruhun şifasıda gerçekleşiyor. Tüm sistem bu.

ic-1

Banu Urgancı: Bioenerji seanslarından bahseder misiniz?
Eyüp Çakır: Ben kişiye baktığım zaman bir M-R cihazı gibi sizde neler olduğunu, geçmişte yaşanılan önemli rahatsızlıkları ve kişide bıraktığı izleri görüyorum. Ve bunların düzene sokulması ile ilgileniyorum. Birçok şeyi M-R cihazına girdiğinizde de görüyorsunuz, mühim olan şifası. Bu şifadada belli başlı yöntemleri kullanıyoruz.
Bioenerji seansında yapılan, vücudun elektrik enerji akımını düzenlemek. O düzeldiği zaman bütün vücut dengeye giriyor. O yüzden sallanılıyor. Sallanmak işin şov kısmı. Öne arkaya sallanmalar genelde fiziksel bedenimizde olan çözülmeler. Sağa sola sallanmalar genelde göğüs, nazar enerjileri negatif enerjilerin, olumsuzlukların hayatımızı karartması ile alakalı olan sallanmalardır. Sistem kendisi çalışıyor, bir şey yapmıyorum.
Herkesin sandığı gibi değil. Yani bu tip şeyler hacı hoca takımı ile karıştırılır. Bazı varlıkları kullandığımız düşünülür. Hacı hoca takımının yaptığı şeydede sağa sola sallanılır. Soruluyor bunlar “Başka varlıklarla mı çalışıyorsunuz?” Tabi ki hayır! Hiç alakam yok. Ben modern fen ilim okudum. Allah inancı olan bir insanım, babam din bilgisi öğretmeni, annem hoca kızı, yani böyle şeylerden uzak duruyorum.
Bir şifa seansı normalde 15-45 saniye sürer. Kalan kısım hep dengeleme, anlatmak ve karşıdakini ikna etme üzerine geçiyor. Enerji uygulaması almak çok avantajlı bir şeydir. Özel hayatında heryerde kullanılabilir. Öncelikle doğru nefes almayı öğrenmek gerekiyor. Biz doğru nefes almayı bilmiyoruz. Diyafram nefesini unutmuşuz. Düzgün nefes aldığımızda hayatımızda düzgün oluyor.

ic-3

Banu Urgancı: Nasıl yöntemler bunlar?
Eyüp Çakır: Her bir organımızın bağlı olduğu bir enerji sistemi vardır. Hani çakra denilen modern terim varya o. Hepimizin vücudunda bilinen 7 tane bilinmeyen 13 tane çakra var. Esasen elektrikle çalışan kimyasal bir makinasınız. Elektrik ledleri ile çalışıyorsunuz. Ve bu elektrik ledlerinin vücudunuzun belli yerlerinde depolanması söz konusu, yani 7 temel çakranızda. Çakra zaten döner güç demek, Hint kökenli bir kelime.
Çakralarımı açtırdım deniyor, bu tamamen uydurmadır, çakralar hiçbir zaman kapanmaz, sadece düzensiz çalışır. Ben size baktığımda o çakraların çevrenizde oluşturmuş olduğu manyetik alanı görebiliyorum. O manyetik alana bağlı olarak hangi organınız ve nerenizde ne eksikliği var görebiliyorum; insülin direnci, unutkanlık, dikkat eksikliği, konsantrasyon sorunu, enerji dengesizliği gibi. Doktora gittiğinizde enerji dengesizliğinde size manik depresifsiniz veya depresyon teşhisi koyar. Halbuki pankreasınızın dengesiz çalışması bunlara yol açmıştır. Onu tam çözemezler. İşte; kadim tıbbın ulaştığı seviyeye modern tıp ulaşamadı.

ic-8Şuanda spirütüalizmin söylediği 7 çakra düzgün çalışıyorsa siz düzgün çalışan bir makine gibi sağlıklı olursunuz. Bir tanesi bozulduğunda o bölgenin yönettiği organlar bozulmaya başlar.
Size baktığım zaman olan manyetik alandaki karanlık noktaları görüp size direk olarak karşıdan ne olduğunu söyleyebiliyorum. Çakraların her birinin dönüş hızı var. Ben o çakraların dönüş hızını biliyorum. 18 senedir yapıyorum bu işi ve sizin karnınıza dokunduğum zaman hangi çakra dengesizse hissedebiliyorum, görebiliyorum. Mesela arabaların sibop ayarı vardır, ayarı yaparsınız arabanın sesi kesilir birden. Bunun gibi çakranında ayarını yaptığınızda vücut dengeye gelir. Ondan sonra otomatikman kendisi iyileşir. Bu basit olan yöntem.
Mesela bana gelen kanser hastası, onda çakralarını dengelemek yetmiyor. İnsan vücudu aynı dünya gibi,paralel ve meridyenler buluşmuş, dünyasal enerji ile ilahi enerjinin kesişim noktalarıdır. Alt çakradır bunlar. 365.000 tane alt çakraya sahibiz. Dünyasal enerji ile ilahi enerjinin kesiştiği bu noktalar akapunktur noktalarıdır ve elektriksel akım taşır. Kanser olan bölgenin çevresindeki paralel ve meridyenlerin arasındaki elektriği kestiğinizde kanser hücresi beslenemez ve ortadan kaybolur. Bu yöntemle yeni başlangıç seviyesindeki kanser hastaları iyileştirebiliyoruz. Sorunsuz bir şekilde kemoterapiye, radyoterapiye ihtiyaç duymadan.
Bu şekilde hastalıkların radikal tedavisi söz konusu. Mesela bel fıtığı, belinizdeki o fıtığın olduğu yada kaymanın olduğu bölgeyi elektriklendirmek oraları hareketlendirmek bütün sorununuzu çözüyor. Bel fıtığını bitiriyor. Çok başarılı sonuçlar aldık.

ic-6

Banu Urgancı: Sanırım sizde böyle çıkmıştınız bu yola bel fıtığı ameliyatı olmanıza 2 hafta kala tanışmışsınız bioenerji ile?
Eyüp Çakır: 2 hafta kala evet. İlaç firmasında çalışıyordum. Benim için evet hayır, doğru yanlış vardı. Hiç ara renklerim gri rengim yoktu. Hep siyah beyazdı hayat. İlaç firmasında bel fıtığı ilacı satarken, kendim bel fıtığı oldum. 18 sene önce inanmaya inanmaya dalga geçe geçe bir bioenerjiste gittim. Ve 45 dakikada hayatım baştan aşağı değişti. Çünkü yaptığım işe, aldığım tüm eğitime öğretilere inancım yıkıldı. Bel fıtığım geçti, bu sefer inanç karmaşası inanç fıtığı yaşamaya başladım.
Elimde ilaç var, tanıtmak pazarlamak için doktora gidiyorum, bütün numuneleri kendim bitiriyordum, sadece kutusunu götürebiliyordum. Bakın bel fıtığına iyi geliyor diye, onlarda benimle dalga geçiyordu “Sana iyi gelmeyen ilacı biz neden yazalım” diye.
Beni ameliyat edecek doktor İstanbul’da alternatif tıp üzerinde çalışıyor. Cerrah adam işi bıraktı. Benim yıkılmamla beraber oda yıkıldı. Adamın karşısına gittim; ki çorabımı annem giydiriyordu, 15 dakika sürüyordu çorap giymem, yere eğildim yeri avuçladım. Kalktım adamın gözleri fal taşı gibi açıldı. “Sen ne yapıyorsun, felçmi olmak istiyorsun?” dedi. Benim belim iyileşmişti. Hep bu bioenerji yöntemi ile veya alternatif tıp olarak adlandırdığımız yöntemle.
Ondan sonra uzun uzun öğretilerini aldım, yabancı hocalardan farklı kanallardan. Dünya denge üzerine kurulu, aldığını vermek zorundasın. Kadim din felsefesi derki “Alem neyse Adem de odur, Alem ve Adem dengedir.” Aldığını vereceksin. Ben nasıl faydalanıyorsam insanlarda faydalansın diye kendim anlatıyorum, öğreti haline getirdim. Adına da“Melek Enerjisi” dedim. Bunun piyasada bilinen melek öğretileri ile alakası yok. Ben melek dedim; çünkü insanın kendisi melektir, özünde bir melek vardır, O’na olan yolculuğudur bütün öğretilerin amacı. Bunu sağlamak için 17 yıl önce öyle koydum adını. Ama sonra başka şekilde kullanıldı. Patentini almak gerekliymiş.
Meleklerin nefsi yoktur, melek seçim yapmaz. Allah ne emrettiyse onu yapar. “Baş melek Mikail gel bana otopark yerini ayarla.” Sıkıştıkları zaman hep baş melek Mikail’den yardım istiyorlar.Ama ne yapıyorlar insanları şirke sokuyorlar.

ic-5

Banu Urgancı: Uyguladığınız yöntemleri insanlara öğretiyorsunuz yani!
Eyüp Çakır: Aç olan insana balık vermektense balık tutmayı öğretmek daha mantıklı diye çeşitli enerji metotlarını insanlara anlatıyorum. Öğrensinler kendi hayatlarına uygulasınlar. Benim yaptığım şömine ateşi gibi ise onların yaptığı mum ışığı gibi. Ama en azından o mum devamlı yanıyor.
Hiçbir bioenerjist yada şifa çalışması yapan insan sorunun temelini çözemediği sürece başarı kazanamaz. Burada çalışırız, 2 ay hiçbir ağrın sızın olmaz, sonra bir gün migren ağrın başlar. Modern tıpta da bu aynı şekilde. Bunu engellemenin tek yolu migrene sebep olan o içsel yargıyı ortadan kaldırmak.

Banu Urgancı: Siz ruhsal olarak temele iniyorsunuz?
Eyüp Çakır: Hem ruhsal hem fiziksel bio enerji, ikisini karıştırdığında tam çözülme oluyor. Şu anda dış dünyadan bakınca bu konuyu bilmeyen biri için anlattıklarım mantıksız gelebilir. Biz burada mucizeleri yaşıyoruz. Burada röportaj yapacağınıza seans alan 2 kişinin halini görmüş olsanız. Ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bel fıtığından yatan insanın kalktığında yeri avuçladığını gördüğünüzde o zaman bu işin hem manevi hemde sağlık açısından ne kadar önemli olduğunu zaten kavrıyorsunuz.
Biz insanlara sihirli dokunuşlar yapıyoruz esasında. Ama dokunan biziz sihir insanın kendisi.

ic-4

Banu Urgancı: İnanmakla mı alakalı bu biraz?
Eyüp Çakır: İnanmak şart değil. Mesela senin bariyerlerini görebiliyorum baktığım zaman. Araya koyduğun mantık bariyerlerini. Göz sadece görür. Ama gönül bakar. Bakmakla görmek farklı şey denir ya. Ne olduğuna bakmanız, kavramanız lazım. Sadece görüp geçmeyeceksiniz. İnsan zekası bunu anlamaya yeterli değil. Kalple gönül zekası daha farklı bir şey, o idrak edebilir.

Banu Urgancı: Aurada sizin sisteminiz içinde yer alıyor mu?
Eyüp Çakır: Çakralar bir manyetik alan oluşturur. Her manyetik alanın bir elektriksel yükü, bir ısısı birde rengi vardır. Aura dediğimiz insanın çevrisindeki renktir. Her çakranın bir rengi var. En tepe beyaz, mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı olarak 7 temel çakranın renkleridir. Bunların kombinasyonu aurayı oluşturuyor. Her insanın temel bir aura rengi ve onun üstünde durumuna göre fiziksel duygusal veya hastalık durumuna göre farklı bir renk bulunur. İnsanların aura renkleri dünyadaki misyonlarına ve kaderlerine göre değişiyor.
Yeşil şifanın rengidir, sarı saf zekanın, pembe duygusallığın rengi, mor sahip olduğumuz duru görü, telepati bir takım gibi bir takım özelliklerin rengi, beyaz da rahmaniyetin, ruhani enerjinin rengidir. Temel rengi beyaz olan çok az insan vardır. Onlarda zaten ünlü olurlar. Yani hayat onları belli bir yerde ön plana çıkarır, o rahmaniyet ve ruhaniyetle diğer insanlara yol açsınlar diye.

Banu Urgancı: Herkes çakra renklerini görebilir mi?
Eyüp Çakır: Odaklanarak doğru bakarsan görebilirsin. Bunu görmenin çeşitli teknikleri var. O bakışı, o gözle bakmayı öğrenmek gerekli. Mesela bir resme baktığımız zaman resmi bütün olarak görürüz. Bir ressam baktığında orada fırça detaylarını görür. Algıda seçicilik ve nereye odaklandığın önemli.

ic-7

Banu Urgancı: Peki bu bir yetenek mi? Yada öğrenmekmi lazım?
Eyüp Çakır: Öğreterek herkesi ressam yapabilirsin ama Picasso farklı resim yapar. Ressam olursun ama sanatçı olamazsın. Yaptığın işe sanatını katarsan farklı olursun.
Ben çok yargılayan bir insandım, acımasız yargılardım, kendimi dahi yargılardım. Allah beni yargılamazken ben kendimi yargılardım. Herşeyi kontrol etmeye çalışırdım. Satışlarımı hayatımı herşeyi tutmaya çalışırdım. Hayat su gibi akıyor tutamazsınki. Kontrol mekanizması devreye girer. Bir sonraki nefesini tutamıyorsun. Nasıl kontrol edeceksin. Gelecek için plan yapıyorsun bir sonraki nefesi alacağın belli değilken körlemesine yaşıyoruz. Kader zamanla perdelenmiş. Hal böyleyken mükemmeliyetçi olup hayatı tutmaya çalışırken migrenin ortaya çıkar.

Yorumlar

bilal engin   -  Bağlantı 11 Nisan 2017, 22:16

Çok güzel açıklamışlar.. Ben gittim bir kere… ve işe yaradığını düşünüyorum. http://www.biokama.com burada bazı şeyleri daha farklı olarak anlatmış bunuda okuyabilirsiniz.

sadullah   -  Bağlantı 30 Nisan 2015, 23:07

Açıklama için teşeķkürler aydınlatıcı olmuş böyle bilgilere ihtiyac var özellikle günümüzde..

ilyas   -  Bağlantı 22 Aralık 2014, 03:25

Bildiğim kadarıyla bio enerji odaklanıp avuçta enerji toplanması avuç ısınması hastaya aktarma benim avucumda ısınma olmuyor dalga dalga bir enerji oluşuyor 2 dk da hastayı iyi ediyor.bunu çok araştırdım bio enerjisi olan arkadaşım var onun gibi deği

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı