Uzun ömürlü evliliğin formülü - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Uzun ömürlü evliliğin formülü

Uzun ömürlü evliliğin formülü

Evlilik bir süre sonra heyecanını yitiriyor. Aynı evin paylaşılmaya başlanması, ailelerin de ilişkinin içine dahil olması birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bütün bunlara karşın evliliği korumanın ve bunu uzun süreli kılmanın, her şeyden önce mutlu bir birlikteliğin nasıl sağlanacağı konusunda çiftler çaresiz kalabiliyor. Aile Danışmanı Şükran Altuntaş, çaresiz gibi görünen bu sorunlara çözüm önerilerin getiriyor. İşte “Ben de aynısını yaşıyorum” diyeceğiniz sorunlar ve çözümleri…

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 14 Ekim 2014 Salı, 10:28

Günümüz modern çağda boşanmaların sayısının artmasıyla birlikte kişiler, “Acaba uzun süreli birlikteliğin bir formülü var mı?” arayışı içindeler. Evliliğe hazırlık yapan, yeni bir ilişkiye başlamış olan, evliliğinde problem yaşayan, partnerini anlamaya çalışan, evliliğini keyifle yaşamak isteyen birçok kişi, kitaplarda, gazetelerde, dergilerde, internetteki forum sayfalarında ve televizyonlardaki uzman açıklamalarında bir formül bir öneri bekler durumdalar. Biz de bu durumdan yola çıkarak konuyu işin uzmanına, Aile Danışmanı Şükran Altuntaş’a sorduk.
DENİZLİHABER: Öncelikle röportajımıza adını verdiğimiz soruyla başlayalım sohbetimizin ilerleyen kısımlarında da bu soruyu daha derinlemesine inceleyelim… Sizce uzun ömürlü evliliklerin bir formülü var mı acaba?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Bir ilişki içinde olan çoğu kişi bunun yanıtını aramakta. Ancak insan ve ilişkiden söz ediyorsak ortaya böyle bir formül koymak imkânsız görünüyor. Çünkü her ilişkide yaşanan dinamik, kendine özgü ve karmaşık bir yapıdadır. Bu yüzden uzun soluklu sağlıklı bir ilişkiyi sürdürebilmek için belirli bir model ya da herkese uyacak bir formülden söz etmek, pek mümkün değildir. Belki de formül yerine evliliğe yeni adım atmış çiftler için, farkında olmaları gereken birkaç önemli noktadan söz edilebiliriz.

ic-4

ÇİFTLER BAĞIMSIZ BİR YETİŞKİN OLMAYI BAŞARABİLMELİ

DENİZLİHABER: Nedir bu noktalar bizimle de paylaşır mısınız?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Çift olabilmek, evli olabilmek yetişkin dünyasına özgü bir durumdur. Kişilerin evliliği düşünmeye başlamadan önce, içinde yetiştikleri aileden ayrılabilecek düzeyde bireyselleşme sürecini tamamlamış olması, sağlıklı bir evlilik için büyük önem taşır. Bağımsız olabilmek, yani yetiştiği aileden ayrı “BEN” olabilmek, çift olabilmenin ön koşuludur. Kişiler ancak “yetişkin” kimliğine sahip olduğu takdirde karşısındaki kişiyi anlamayı, tahammül etmeyi, onun beklentilerine cevap vermeyi, kısaca onunla birlikte yaşamayı başarabilir.

EŞLERİN AYRI ÖZEL HAYATLARI OLMALI

DENİZLİHABER: Hem birey olabilmek, hem de uyumlu bir birliktelik nasıl sağlanabilir?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Mutlu evlilik formülü için önem verilmesi gereken bir diğer önemli nokta da kişilerin ilişki içinde bağımsızlıklarını sürdürebiliyor olmalarıdır. Yani aynı evin içinde yaşayan ama kendi bireyselliklerinin de korunduğu bir yapıda. Eşlerin; birbirlerinden bağımsız özel zamanlarının hobilerinin olması, ayrı arkadaş gruplarının bulunması, o ilişkinin çoğalıp zenginleşmesine yardımcı olur. Bireysel bağımsızlıkların kabul görmeyip sınırlanmaya, engellenmeye başladığı noktada ise tehlike sinyalleri verilmeye başlar. Kişiler kendilerini o ilişkide hapsolmuş, sıkışmış, kaybolmuş gibi hissetmeye başlayabilir. “Bu ilişkide boğuluyorum, nefes alamıyorum” söylemleriyle ifade edilmeye çalışılan bu kötü hissediliş, evlilik ve kişiler için talihsiz bir durumdur. Hâlbuki sağlıklı bir ilişkide kişilerin bireyselliği önemli ve desteklenmesi gereken bir özelliktir.

ic-2

KÖKEN AİLESİNDEN AYRIŞMALI

DENİZLİHABER: Bir de çiftlerin içinden geldikleri ailelerle, yeni kurdukları aile arasındaki ilişkiyi sağlıklı bir yörüngeye oturtamamaları gibi bir sorun yaşanıyor. Bu konuda neler öneriyorsunuz?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Çiftlerin uğraş verdiği bir diğer konu; kişilerin, yetiştikleri aileyle yeni kurulan aile arasındaki denge ve sınırları oluşturmaya yönelik çabalarıdır. Bireylerden birinin ya da her ikisinin de kendi ailesine olan bağımlılığı, evliliğin sınırlarının belirlenmesinde zorlanmalara yol açabilir. Köken ailesine yoğun bir bağımlılık içinde olan eşler, yeni kurdukları aile düzenine dışarıdan gelen olumsuz söylemler ve müdahaleler konusunda nasıl davranacaklarını, nerede duracaklarını belirleyemeyebilirler. Kişiler bu olumsuz durumu fark edip, “senin ailen! Benim ailem!”söylemlerini bir kenara bırakıp ailelerinden ayrışmayı başarabildikleri takdirde, evliliğin sınırlarını oluşturabilirler. Evliliğin sınırlarının oluşturulması ilişkinin korunmasını, gizliliğini ve sağlıklı olmasını sağlar.

ic-1

GÖREV PAYLAŞIMI YAPILMALI

DENİZLİHABER: Evliliği bir yaşam ortaklığı olarak görürsek, karşılıklı fedakarlıkların da olması gerektiği aşikar. Çiftler, taşların yerine oturması sürecini en az sorunla nasıl atlatabilirler?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Her evlilik ilk andan itibaren denge oluşturmaya yönelik bir uyum sürecinden geçer. Alışkanlıkların gözden geçirildiği, yeni düzenlemelerin oluşturulduğu kısaca birlikte yaşamaya uyum sağlandığı bu dönemde çiftlerden, rol paylaşımı, evin düzeni, sosyal yaşantı, aile ve arkadaşlarla ilişkilerin nasıl sürdürüleceği bütçeyi kimin düzenleyeceği vb. birçok konuda ortak kararlar almaları beklenir. Evliliğin ilk 1-1,5 yılını kapsayan bu dönem eşlerin aşması gereken önemli bir dönemdir. Evlilikten önce uzun süre birlikte olmuş çiftler, eğer o sürede birbirlerini tanıma çabası içinde bulunmuşlar, yaşanan problemleri görmezden gelmeyerek “ben onu nasıl olsa sonra değiştiririm” düşüncesine girmeden, birbirlerine karşı açık olmayı başarabilmişler, kararlar alabilmişlerse, evliliğe alışma ve bir düzen kurma dönemini sağlıklı biçimde geçirebilirler. Çünkü evlilik öncesinde birçok konuda fikir birliğine varmış, yaşadıkları problemleri çözmüş ve çatışmalarla başa çıkma becerisi kazanmışlardır.
Evliliğin sağlıklı biçimde devamı için çiftlerin, uyum döneminde olası problemlerin, sıkıntıların ve tartışmaların ortaya çıkmasının doğal olduğunu ve gerekli düzenlemelerle ilişkilerinin yoluna girebileceğini kabul etmeleri gerekir.

SÜREKLİ MUTLULUK MİTİ

DENİZLİHABER: Mükemmel ve hiç sorunsuz bir evlilik mümkün mü?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Günümüzde kadın erkek ilişkisine baktığımızda kişilerin yüksek mutluluk beklentisi içerisinde olduğu göze çarpmakta. Aynı evin içinde sürekli aynı şeyleri yapmaktan hoşlanan, hiç tartışmayan, çok mutlu mükemmel evlilik modeli algısı oluşturulmakta. Evliliği iyi giden çiftlerin asla kavga etmedikleri ve her konuda anlaşabildikleri gibi yanlış inançlardan oluşan mitler, bir biçimde kişilere empoze edilmekte. Ancak uzun süreli bir ilişkinin her zaman mutlu devam etmesi ve kişilerin hiç tartışma yaşanmaması mümkün değildir. Dünyada mükemmel olan şeylerle karşılaşılamayacağı gibi mükemmel olan evliliklerle de karşılaşılmayacaktır.

ic-3

TARTIŞMA SAĞLIKLIDIR

DENİZLİHABER: Evliliklerde bazen öyle konular oluyor ki, çiftler sürekli bir çatışma ve tartışma halinde oluyorlar. Bu durum tarafları evliliğin geleceğine yönelik umutsuzluğa sürükleyebiliyor. Bu konuda tavsiyeleriniz ne olacak?

ŞÜKRAN ALTUNTAŞ: Her evlilikte çatışmalı dönemler olabilir. Evlilik içinde tartışmak dozu ayarlandığı sürece sanıldığının aksine sağlıksız bir şey değildir. “Biz hiç tartışmıyoruz” denildiği nokta aslında tehlike sinyalleri veren bir durumdur. Tartışamamak uzun vadede çiftlerin içe çekilmelerine, gittikçe birbirlerinden uzaklaşarak birbirlerine yabancılaşmalarına neden olur. Yaşanan tartışmalar hakaret etme, iğneleme, aşağılama, alay etme, küçük düşürme gibi örseleyici bir içerikte olmadığı sürece evliliğin güçlenmesine ve kişilerin ilişki içerisinde olgunlaşmasına ve gelişebilmesine yardımcı olan durumlardır. Burada önemli olan, kişilerin sorunlar yaşanabileceğini kabul ederek çözüme yönelik adımlar atabilmeleridir. Evlilik kendi içinde sürekli değişim gösteren ve kişilerin değişimine de imkan veren bir yapıdır. Bireyler ilişki içinde bu değişime ayak uydurabildiğinde keyifli ve huzurlu bir yaşam sürmeyi başarabilirler. İyi bir evlilik için sağlıklı iki insan yeterlidir. İnsan sevmeyi ve sevebilmeyi bildiğinde, bağımsız bir birey olabildiğinde sağlıklı bir birlikteliği de yürütebilir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı