Zeybekci ile Zolan iyi bir ikili mi rekabet içinde mi? - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Zeybekci ile Zolan iyi bir ikili mi rekabet içinde mi?

Zeybekci ile Zolan iyi bir ikili mi rekabet içinde mi?

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’la 3 bölümden oluşan röportaj serisinin ilkini yayınlıyoruz. Herkesin en çok merak ettiği konulardan başladık. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’den sonra o koltuğa oturduğu için herkesin dedikodusunu yaptığı ama kimsenin soramadığı o soruyu Zolan’a yönelttik. Zeybekci’nin her dediği oluyor mu? İşte yanıtları…

Haber Merkezi / DENİZLİHABER / 18 Şubat 2015 Çarşamba, 10:36

Osman Zolan… 30 Mart 2014 yerel seçimleriyle kapanan Denizli Belediyesi’nin son, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ilk başkanı. Dün 700 kilometrekareden sorumluydu, bugün hizmet alanı 12 bin kilometrekareye yükseldi.

İşi hem zor hem kolay. İşi zor; çünkü 19 ilçenin içme suyu da kanalizasyonu da arıtma tesisi de büyükşehirin uhdesinde. Hani “birinin ayağını taş alsa büyükşehirden bilecek” desek yeridir.

ic-1

İşi kolay; iktidar partisine mensup bir belediye başkanı. Denizli, AK Parti iktidarının özel ilgi alanındaki illerden. Bu da bürokrasinin kapılarını daha kolay açtırıyor.

İşi zor; “yol arkadaşıyız” dediği Nihat Zeybekci’den sonra bu koltuğa oturdu. Selefi otoritesiyle, kendisi güler yüzüyle tanınıyor. Bu hem avantajı hem dezavantajı. Ve kamuoyunda yaygın kanı patron hala Zeybekci.

İşi kolay; AK Parti’de yürüyüşe birlikte başladığı, 2004’ten beri kol kola yürüdüğü Nihat Zeybekci, artık bakan ve Ankara’daki nüfuzu ortada. Bu da tıklattığı kapıların ardına kadar açılmasının bir anahtarı.

Bu söyleşinin ilk bölümünde, ekonominin patronu ile büyükşehirin patronunun 10 yılı aşan birlikte yürüyüşlerini, Zolan neden siyasete girdiğini, siyasi kanattan ve halktan gelen “karşılanmayacak taleplere” nasıl bir tavır takındığını, bir kızıp pir kızdığını, bazen onu günlerce görmeyen ailenin yaklaşımını konuştuk.

ic-9

DEVLETE BORCUNU ÖDEMEK İÇİN SİYASETE GİRDİ

Engin Ünal: Sohbetimize sizin “devlet beni okuttu, ben de devlete borcumu ödeyeyim” yaklaşımınızdan başlayalım isterseniz. Bildiğim kadarıyla devlet bursuyla okudunuz, şimdi ise Belediye Başkanı olarak kamuya hizmet veriyorsunuz. Neler söyleyeceksiniz?

Osman Zolan: İlkokulu Tavas Garipköy’de okudum. Sonra parasız yatılı okul sınavları vardı, girdim ve kazandım. 12 yaşındaydımIsparta Gönen Öğretmen Lisesi’ne girdiğimde. Milletin imkanlarıyla devletimiz orada bize yatacak yer verdi, 3 öğün yemek verdi, eğitim verdi. Üç yıl ortaokul, üç yıl lise, altı yıl Gönen’de yatılı okudum.

Kıt imkanlarla böyle bir fırsat sunulduğundan kendinizi devlete, millete borçlu hissediyorsunuz. Benim siyasete girmemdeki en önemli etkenlerdir devletin imkanlarıyla parasız yatılı okulda eğitim almak. Bugünlere gelmemi o eğitim imkanına borçluyum. Siyaset millete hizmet edebileceğiniz en üst noktalardandır. İçimdeki millete hizmet etme arzusu bu şekilde vücut buldu. Çok şükür bu fırsat bize verildi ve milletimize hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Aldığımızın karşılığını vermek… Önemli olan bu diye düşünüyorum ben.

ic-6

ZEYBEKCİ DAVET ETTİ, İTİRAZSIZ GELDİ

Engin Ünal: Denizli Belediye Başkanlığı’ndan öncesine, 2004 yılına gitmek istiyorum. AK Parti’ye katıldığınızdaki fotoğrafınıza baktım, bir de bugüne… İki fotoğraf, hizmet ederken ve siyasetin ağır gündeminin nasıl yıpratıcı olduğunun göstergesi. Dünden bugüne baktığınızda ne görüyorsunuz?

Osman Zolan: 2004’te Nihat Bey (Zeybekci) Denizli Belediye Başkanlığına adaydı. Sağolsun teveccüh gösterdi, bizleri de davet etti. Bizim içimizde de hizmet sevdası var, çağrıya icabet ettik. Yanında yol arkadaşı olmak üzere beraber yola çıktık. Yedi yıl başkan yardımcısı olarak birlikte çalıştık. Çok şey öğrendim kendisinden. Belediye hizmetleri, siyaset, çok üst düzey bir tempo gerektiriyor. Nihat Bey’in temposunu da biliyorsunuz zaten. Bizler o tempoya uymak, önünü daha fazla açmak için gayret gösterdik.

Belediyecilik siyasetin en zorlu yeri ama aynı zamanda en çok haz alınan bir yer. Tabi yaş da ilerliyor. Çalıştıkça ışıldıyoruz ya saçlarımızın ağarmasına öyle bakıyorum ben. Önemli olan şu: Eserlere baktığınızda ondan haz duymanız. Bunun da bir bedeli var. Bence fiziki değişiklik kendimizi sorumluluk noktasında daha çok çalışmaktan kaynaklanan, kendimizi dört dörtlü bu işe vermekten kaynaklanan bir şey. Fiziki değişiklik 10 yıl öncesi gibi aynı tempoda, hatta daha fazla tempoyla çalışmamızın önünde engel değil. Hizmet mutlu ediyorsa ona saçlar feda olsun.

ic-7

EVDEN SONSUZ KREDİ

Engin Ünal: Yer yer 24 saati bulan bir çalışma temposu, çok az uykuyla mesai yapmak… Bu elbette yorucu ama aynı zamanda ailenizi de ihmal etmek zorunda kalıyorsunuz. Bu duruma ev halkının yaklaşımı nasıl?

Osman Zolan: Kadın eşini, çocuklar babasını daha çok yanında görmek ister. Bu talep onların en doğal hakkı. Ama hizmet için bazen koşmak gerekiyor. Eve geç gitmemiz, erken çıkmamız; bazen sabahlara kadar çalışmak zorunda kalmamız noktasında çok büyük anlayış gösteriyorlar. Eğer o anlayış olmasa, önü açık bir marj bırakmamış olsalar, katlanabilirliği göstermemiş olsalar bu yolda yürümemiz mümkün değil.

Eşim ve çocuklarım bizim nerede olduğumuzu, hangi hizmetin çabasında olduğumuzu bildikleri için “niçin geç geldin?” diye sormuyorlar. Onlara neden daha fazla zaman ayıramadığımızı biliyorlar. Hoşgörülü bir yaklaşım sergiliyorlar. Ailemin hakkını bu anlamda ödeyemem. Ama sağolsunlar çalışmak için bize sonsuz kredi verdiler. O kredi olmasa yürüyemezsiniz. Hep kafanız arkada olursa, her zaman evi düşünürseniz, eve gittiğinizde huzur ve mutluluk bulamazsanız siyasette rahat yürüyemez, koşamazsınız. Millete hizmet edemezsiniz. Aileme gösterdikleri fedakarlıktan dolayı çok çok teşekkür ediyorum.

ic-3

SABIRLI VE GÜLER YÜZLÜ AMA…

Engin Ünal: Kamuoyunda hep öne çıkan, takdir edilen bir yönünüz var; gülen yüzünüz… Bir yıl önceki seçimde de bunun size avantaj sağladığı söylendi. Siz hiç kızmaz mısınız? Tepki göstermez misiniz? Hep güleryüzlü müsünüz?

Osman Zolan: Sabırlıyımdır… Ufak olaylarda anlık tepki göstermem. Yanlışlar karşısında kolay kaloy kızmam. Yaşananlara hoşgörüyle bakabilirim. Olan bir şeyin kızmakla düzelmeyeceğinden hareketle yanlışın nasıl giderilebileceğine bakarım. Ha hiç mi kızmam? Ben de insanım, öfkelendiğimiz anlar oluyor. Oda yılda birdir, ikidir, belli bir birikimin sonucudur. Ama mümkün olduğunca güleryüzümüzü gösterme gayretindeyiz. İçimizden geldiği gibi davranıyoruz. Vatandaşlarımızla diyoloğumuzda buna dikkat ediyorum. Hiçbir şey yapamıyorsak, gülen yüzümüzü onlara göstermeliyiz. Tabiki bizimde kızdığımız, öfkelendimiz zamanlar oluyor. Ama dediğim gibi yılda 1-2’dir.

Engin Ünal: O zaman da Osman Zolan’ın öfkesinden çekiniyordur herhalde çevrenizdekiler?

Osman Zolan: Tabii yılda 1-2 olunca durum ciddidir. Epey sabrettiğimi, öfkelenmekte haklı olduğumu bilirler.

ic-5

HİZMETİN HAZZI ENERJİ VERİYOR

Engin Ünal: Başkanlık zor zanaat mı?

Osman Zolan: Tabii başkanlık zor… Hakkıyla yapmak isterseniz, hakkını vermek isterseniz, herkese ulaşmak, dertlere deva olmak isterseniz, bunları kendinize dert ederseniz başkanlık zor iş. Büyüyen şehirle birlikte hizmet götürmemiz alan da genişledi. Bu zorluk birkaç daha arttı. Tüm Denizli’ye hizmet etmek, yaşanan her türlü olumsuzluğu ortadan kaldırmak noktasındaki zorunluluk sizin yükünüzü daha da ağırlaştırıyor.

İmkanlar çerçevesinde dengeyi kurmaya çalışıyoruz. Ama zorluğu kadar projeleri gerçekleştirdiğinizde, güzel hizmetler sunduğunuzda, başarıyı yakaladığınızda, insanların gözündeki mutluluk ışıltısını aldığınızda duyduğunuz haz, yaşadığınız zorluğun 3-5 katı daha fazla oluyor. Günde 20 saat çalışmayı o enerjiyle sağlıyorsunuz. Başarılı olmak için bu işi isteyerek, severek, gönül vererek yapmak gerekiyor. Böyle yaptığınızda mutlu olur, insanları da mutlu edersiniz.

ic-2

KARŞILANMAYACAK TALEPLER GELİRSE…

Engin Ünal: Siyaset kanadından olsun, kamudan olsun, halktan olsun zaman zaman karşılayamayacağınız taleplerle karşılaşıyor muzunuz? Karşılaşıyorsanız böyle durumlarda tavrınız ne soluyor?

Osman Zolan: Her talep yerine gelecek diye bir şey yok. Her talebi yerine getirmemizde mümkün değil. Önceliklerimiz var, şehrin öncelikleri var, acil yapılması gereken işler var, bir de keyfe keder, belki de hiç yapılmaması gereken talepler var. Hiç yapılmayacak olan talepleri yerine getiremeyeceğimizi söyler, açıkça “olmaz” derim. Çünkü insanları bir beklenti içine sokmamak gerekiyor. Eğer öyle bir beklenti içine sokarsanız açık kapı bıraktığınızı, yerine getirilecekmiş gibi bir izlenim yaratır. Bu nedenle çok net cevaplar veririm. Olacak işlere “evet”, olmayacaklara da “hayır” diyebilen yapıdayım. Lafı yuvarlamam. Hayır demeyeyim, gönlünü hoş edeyim, üzmeyeyim yaklaşımı sıkıntı yaratır. Beklentinin önüne geçmek için bir defada olamayacağını net olarak söylemeniz lazım. Bunu da bir nezaket içinde söyleriz.

ic-8

ZEYBEKCİ’NİN HER DEDİĞİ OLUYOR MU?

Engin Ünal: Kamuoyunda zaman zaman konuşulan, siyasi rakipleriniz tarafından dillendirilen, belki sizin de hoşunuza gitmeyer bir şey var; kayıtsız şartsız Nihat Zeybekci’ye bağımlı ve onun dediklerini yapar diye. Bu noktada ben sizin tavrınızı, söyleminizi, nasıl bir düşünce olduğunuzu öğrenmek isterim…

Osman Zolan: Öncelikle Nihat Zeybekci benim ağabeyim ve yol arkadaşımdır. Belediyecilik hizmetine girmemi sağlayan kişidir. Başkan adaylığı sürecinde teveccüh gösterip, bizi bu yürüyüşün içine davet eden büyüğümüzdür. Yedi yıl boyunca bu şehre hizmet eden başkanımızdır. O dönemde hizmet için ne kadar yoğun tempoda çalıştığına şahitlik yapan en yakın kişi benim. Kendisinden çok şey öğrendim. Yaptığımız güzel işlerde beraber sevindik. İşler tıkandığında beraber üzüldük, sıkıldık.

Kendisini Ankara’ya uğurlarken bayrağı bize teslim etti. Bu noktada vefasızlık yapmam mümkün değil. İlla ki çatışmak, kavga etmek gerekli de değil. Zaten böyle bir şey olması da söz konusu değil. Şehrin menfaati, bizim vefamız anlamında söz konusu değil. Hizmet için gecesini gündüzünü katmış kişiye haksızlık olacağını bilen bir kişiyim. Sevdiğim, başarılı bulduğum, kendisinden çok şey öğrendiğim bir kişi ve benim başkanımdı. Sonrasında da yine abi-kardeş ilişkimiz devam ediyor.

ic-4

Denizli’ye hizmet sözkonusu olduğundu birlikte istişare etme noktasında bir araya geliyoruz. Zaten bunu yapmamız da gerekir. Ankara’ya gittiğimizde açılması gereken kapılar var. Nihat Zeybekci Bakanımız sayesinde kapılar sonuna kadar açılıyor. Bence şehir bundan mutlu olmalı. Tersini yaparsam beni eleştirmeliler. Bizim birlikte yürüyüşümüzden mutluluk duyanların çoğunlukta olduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar eleştiriyor olabilir ama ben mutluyum. Birlikte yürümemiz kadar doğal bir şey yok. Hiç rahatsız değilim, bilakis birlikte yürümekten mutluyum.

Engin Ünal: Hiç ters düştüğünüz, hiç anlaşmazlığa düştüğünüz, bu böyle değil de şöyle olmalıydı dediğiniz konumlara geldiniz mi 2004’ten bugüne?

Osman Zolan: Şunu söyleyeyim… Kendisi başkan, bizler de yardımcısıyken toplanır, birçok konuda istişarelerde bulunurduk. Değerlendirmenin sonucunda son sözü de başkanımız söylerdi. O toplantılarda herkes artı, eksi fikrini söylerdi. O istişareler doğrultusunda en doğru neyse o bulunur, olumsuzlukları bertaraf edecek önlemler alınırdı. Amaç ortaya güzel eserler çıkması için gereken planlamayı yapmaktı.

Tabi ki bazen farklı düşündüklerimiz olmuştur. Sadece ben değil, diğer başkan yarımcısı arkadaşlarımızın da mutlaka farklı düşünceleri olmuştur. Başkanımız da görüşünü söylemiş, o istişarenin sonucunda bir karar verilmiştir. Bu benim söylediğim doğru anlamında değil, şehir için doğru olan budur anlamında karar vermek içindir. Başkanımız da ileri görüşüyle şehri bir noktadan alıp bugünlere getirdi. Yedi yıllık başkanlığı dönemindeki hizmetleri, çok çok üst seviyedeki hizmetler.

Son dört yıldır ben başkanlık yapıyorum. Kendisiyle elbette istişarelerimiz sürüyor. Ben, başkan yardımcısı arkadaşlarımla, genel sekreterimizle, DESKİ Genel Müdürümüzle, daire başkanlarıyla da istişareler yapıyorum. Nihat Zeybekci Bakanımız, milletvekillerimiz ve teşkilatımızla da istişareler yapıyoruz.Bu istişarelerde farklı fikirler çıkabiliyor. En doğrusunu bulup, uygulamaya çalışıyoruz.

YARIN: BORÇLANIYORUZ, ÇÜNKÜ…

Yorumlar

mert   -  Bağlantı 10 Şubat 2016, 21:26

emin arslan kardeşim egede üstüne yok demişsin Egenin incisi İzmirdir Ben Afyonluyum Afyon belediyesi çalışmıyor.Ama denizli bel.de çok yavaş.Sayın başkanada sanada sorarım.3.Sanayide bir sokak var kaç aydır kazılmış vaziyette duruyor üstüne yokmuş:)

emin arslan   -  Bağlantı 18 Şubat 2015, 14:20

denizli 2004 yılından itibaren resmen çağ atladı.belediyecilik adına egede üstüne yok dışardan gelen misafirlerimizde aynı kanıda.allah yardımcıları olsun..

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı