Kayıp zamana bir yolculuk; Çiçekbaba Ereni - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Kayıp zamana bir yolculuk; Çiçekbaba Ereni

23 Eylül 2016 Cuma

GÖR
Kirlenmemiş zamanın
Yarı açık kapısından ışık sızar gibi gir içeriye!
Sakın çok aralama kapıyı
Kirlenmesin mekân.
Sessizce geç otur bir köşeye
Sakın konuşma, sorma, şüphelenme
İzle , dinle ve düşün,
Yorumlama
Bak ve gör…
Sadece bakmakla kalma,
GÖR…

Ne hesabımda ne de planlarımda vardı “Eren Günü”ne gitmek. Biraz soğumuş muydum, yoksa kırılmış-uzaklaşmış mıydım bilmiyorum? Ta ki çok önceden konuştuğumuz arkadaşımın telefonla arayıp ne yapıyoruz? Sorusunu yönelttiği ana kadar!

Peki gidelim! diyerek karşılık verdim tereddütsüz. Anımsamıştım zira verdiğim sözü. Peşinden bu konuyu konuştuğum diğer dostlarıma dönüp düşüncelerini sordum.
Gelen gelsin gelemeyenler hayıflansın diyerek hepsini aradım.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-1

Sonuç olarak Muğla ve Denizli’den gelen arkadaşlarımla köydeki evimde buluşup yola çıkmaya karar verdik. İstanbul, Ankara ve diğer bazı illerden gelmek istediğini belirtenlere dönemedim açıkçası. Çünkü organizasyonu genişletmek zaman ve mekan açısından sıkıntılıydı.

Zamanı geldiğinde bana ulaşan arkadaşlarımla köyümdeki mütevazı evimde buluşup yolculuk hazırlıklarımızı tamamladık. Dağa çıkış için Beyağaç Belediyesi’nin tahsis ettiği araca kamp malzemelerimizi ve yiyeceklerimizi yükleyip düştük dağ yollarına.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-2

Hedefte Sandıras Dağı’nın Çiçek Baba eteklerine yapışmış Anıt Ormanlar ile Sandırasın nazar boncuğu Kartal Gölü var. Tabii ki ondan sonra da Eren Günü sabahı kızıl kayalı tepeleri aşarak ulaşılacak EREN yeri…

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-3

Böyle başladı macera. Her yıl pek farklısı olmazdı ama her yeni de yeniden heyecan yaşayan yine bendim.

Yolculuğumuz öğle saatlerine doğru son gelen arkadaşlarımızın da katılımıyla başladı. Tozlu ve zorlu dağ yollarından iki bin küsur rakımlı yerlere tırmanmaya başladık.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-4

Arada manzarayı da izleyerek yol alıp Anıt Ormanlar bölgesinin başlangıcı olan noktalara ulaştık. Kısa sayılacak zaman sonra ağustos sıcağı, toz ve orman yolunun durumu yolculuğumuzu biraz daha zorlaştırıyor. Arada araçtan inip çevreye göz atıyoruz. Böylelikle araç dinleniyor biz ortama uyum sağlıyoruz…

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-5

Anıt Ormanlar içine ulaştığımızda “nefes almak”, “çevreye göz atmak” az gelir oldu. Devasa ağaçların orman oluşturduğu mekanlara yakından bakıyoruz artık. Daha önce yüzlerce kez izlemiş olmama rağmen her defasında heyecan duyduğum bu ortam yine beni etkiliyor. Arkadaşlarıma buralarda yaşadığım ilginç anılarımı aktarıyor, bilebildiğim kadarı ile bölge hakkında bilgiler veriyorum.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-6-7

Anıt Ormanlar’a üstten baktığımız noktalarda farklı yerde olduğumuzu tescillemiş oluyoruz kendimizce. Artık Sandıras Dağının Çiçek Baba zirvesine yakınız. Buralar da söz bitiyor. İzlemeyip görmeye, gördüğünü anlamaya geliyor sıra.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-8

Biraz daha devam edince Eren günü öncesi bir günlüğüne konaklanıp kamp yapılacak Kartal Gölü’ne ulaşıyoruz. Erken gelenlerin konuşlandığı, yenice gelenlerin çevreye bakınıp yer seçmeye çalıştıklarına tanık oluyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-9-1

Alışık olduğum eski kalabalık katılımların olmadığını çevrenin daha sakin ve renksiz olduğuna tanık oluyorum. İlk kez gelenler için fark edilmeyen bu durum benim biraz içimi burkuyor. Bunu çevreme hissettirmemeye çalışıyor ve gece boyunca gelenlerle alanın kalabalıklaşacağını dillendiriyorum. (kısmen öyle de oluyor ama eski halinden eser yok tabi)

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-10

Kamp yerimizi seçmeye çalışırken belediye tarafından katılımcılar için kurulan çadırlardan yararlanabileceğimiz söyleniyor. Bunlardan üç tanesine grup olarak yerleşiyoruz. Her çadır yaklaşık 4 kişi alabiliyor. Ama yoğunluk olmadığı için bizimle ve diğer araçlarla gelen arkadaşlarımız üçer kişi olarak malzemelerimizi çadırlara koyuyoruz. Konaklama yerini çözmenin ardından çevreye göz atmak, uzak ve yakından gelenlerle selamlaşıp tanışmak ve söyleşmek için çevreye dağılıyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-11

Akşama yemek hazırlama konusunu düşünürken Beyağaç Belediyesi’nin kumanya tarzı yemek dağıtacağı, konukların ayrıca yemek telaşına girmemeleri anonslar yapılıyor. Bu bizi bir telaştan daha kurtarıyor. Geriye sabah kahvaltısı ve öğle yemeği kalıyor ve o da zaten bizdeki malzemelerle çözülebilecek konu.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-12

Göl çevresinde dolanırken güzel görüntüler giriyor kadrajımıza. Yeni insanlar tanıyor, tanıdıklarımızla hasret gideriyoruz.

denizli-grandberk-yazi-arasi-yeni-reklam

İlk kez gelen veya bu etkinlik hakkında bilgilenmek isteyenlere bilgiler aktarıyoruz. Bunlar arasında Muğla S. Koçman Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmakta olan genç arkadaşlarla tanışıyoruz. Konu hakkında gece ateş başında söyleşmek ve onların hazırladıkları soruları yanıtlamak için anlaşıyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-13

Gün akşama ve akşam da yerini geceye teslim ettiğinde bu kez gece görüntülerine kaptırıyoruz kendimizi.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-15

Muğlalı genç arkadaşlarımızla konuşurken yeni insanlarla tanışıp dostluk çemberini genişletiyoruz. Farklı üniversitelerden, farklı kurum ve kuruluşlardan gelenlerle keyifli bir sohbet ortamı yaşıyoruz. Konu konuyu açınca zaman akıp gidiyor gecenin karanlığında ve gece yarısını buluyoruz fark etmeden.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-16

Yöre insanlarını buralara kadar getiren, dışarıdan gelenlerin merakına sebep olan Eren günü hakkında da kısa bilgiler de paylaşmak gerek.
1993 yılına kadar sadece yörede yaşayanların bildiği dış dünyanın haberdar olmadığı bu etkinliğin kendi alanından taşıp başkalarıyla buluşmasını sağlayan olarak bu konuda söz söyleme yazma hakkını kendimde görüyorum.

Benim anımsadığım zamanlarda Eren’e gitmek çok heyecan verici ve hazırlığı günlerce süren, yıl boyunca da orada yaşanılanların anlatıldığına tanık olurdum. O zamanlar at, katır ve eşeklerle bölgeye ulaşılırdı. Zira yol yoktu. Yol olduğu zamanlarda da araç yoktu. 

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-17

Eren Günü hakkında eski yazılı kaynaklarda bir bilgiye rastlanmıyor. Var olan bilgiler yeni yazılanlar veya bizlerin kaynakça olup, derleyip paylaştıklarımız.

Eren günü: Kimilerine göre eski Türklerin Orta Asya’dan taşıdıkları inançlarının devamı, kimilerine göre İslamiyet öncesi var olup sonra İslam dinin içinde “Evliya”, “Ermiş” tanımlamasıyla dahil olan bir inanış ve bunun gereği olarak kutsal sayılan yerde yapılan bir tören. 

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-18

Adak adama, adanmışı burada kurban etme de denilebilir. Bir başka iddia-inanış; Gök tanrı dininin günümüze uzantısı. Gök Tanrısı’na kurban sunma, kimilerine göre ise Çoban Tanrısı’na adak sunma ve saire… Rivayetler muhtelif özetle.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-19

Bugün yaşanmakta olan ise: Bölgeye gelmek isteyenler önce dağın değişik yönlerinden kamp alanlarına ulaşıyorlar. (Köyceğiz tarafından gelenler Gökçe Ova Göleti ve çevresinde konaklıyor.) Bir bölüm insan ise Muğla Orman İdaresi’nin EREN noktasına kadar yol yapması sonucu geceden buraya kadar geliyor. (Bu durum geleneğin yozlaşması ve mekanın negatif görüntülere sahne olmasına sebeptir) Gelenler bir gece bu kamp alanlarında konaklayıp ağustos ayının son perşembe günü sabahına rastlayan zamanda EREN yerine yaya olarak yürüyorlar. Beyağaç tarafından etkinliğe katılanlar (sadece Beyağaçlılar değil buradan o bölgeye ulaşmak isteyen tüm katılımcılar) ise dağın kuzey yamaçlarında bulunan Kartal Gölü çevresinde konaklayıp sabah erken saatlerde EREN düzü denen etkinlik alanına yaklaşık bir saat yürüyerek ulaşıyorlar.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-20

Eren bölgesinde gelenler buradan satın aldıkları kurbanlarını-adaklarını (daha çok keçi türüdür bu kurbanlıklar) mezar şeklinde olan yaklaşık otuz metre uzunluğundaki mezar çevresinde üç kez dolandırdıktan sonra burada kesip, burada pişiriyorlar. (Bu günlerde dini telkinler sonucu olsa gerek mezar – kurgan olduğu da belirtilen- yerde kurbanların döndürülmediği görülüyor. İnsanlar kurbanlarını kenarda bırakıp kendileri yapının çevresinde dönüyor, dua okuyor, küçük taşlardan ve topraktan alıyorlar.) 

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-21

Buradaki durumu birazcık yorumlamak gerekirse; kurbanın kanı bu topraklara akıtılacak, kokusu havaya savrulacaktır. Yine inanç o dur ki Eren toprağından alıp tarlaya serpmek bolluk, taşından alıp ambara koymak bereket getirecektir.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-helikopter

Bunların dışındaki inançlarda vardır elbette; sağlık sorunu olanların, ekonomik sıkıntısı olanları ve başkaca sorunlar yaşayanlarında burada dilek tutup adak – kurban adadıkları bilinmektedir.

Buradaki ritüelin orijinalinde ise öğle saatlerine kadar kurbanlar kesilip etler pişirildikten sonra “ortak sofra” kurulması ve bu sofradan herkesin yemek yemesi vardır. Bu olay öğle namazı sonrası gerçekleşir. 

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-22

Şimdilerde bunun yapılmadığı, Eren yerindeki işini tamamlayanların Eren’in bulunduğu çukurun bitişiğinde Köyceğiz Orman İşletmesi ve yerel yönetimlerinin seyyar tanklarla ve araçlarla su getirmesi, alanın ortasına seyyar tuvalet kurması sonucu ayrı bir piknik alanı tarzı ortam oluştuğu gözleniyor. (Yozlaşmanın en net belirtilerinden bir diğeri de bu ortamdır) 

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-23

Eren ile ilgili bir başka gelenek; burada kesilen kurban-adakların hepsi yenmediği için kalanının geri dönüldüğünde konu- komşuya dağıtılmasıdır. Zira “Eren Eti” kutsal sayılır ve azıcıkta olsa çok yerine geçtiğine inanılır.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-24

Eren bölgesindeki etkinlik öğle namazı kılınması sonrası tamamlanır ve geri dönüş o saatten sonra başlar.
Yine bu konuda günümüz uygulamasına bakıldığında bununda değişmekte olduğuna tanık oluyoruz. Dağın güneyinden gelenler bu bölgede tüm işlemlerini yapıp zamana bağlı kalmaksızın dönüşe geçmekte, kuzeyden gelenler (Beyağaç-Kartal gölü kamp alanı) ise adaklarını buradan taşıyarak göl kenarında kesip pişirmekte ve onlarda zaman bağlı kalmaksızın dönüşe geçmekteler.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-25

Etkinliğe dair bu bilgileri paylaştıktan sonra bizim maceramıza dönmek gerekirse; Gecenin ilerleyen saatlerinde uyuyup sabaha dinç kalkıp ortamı yaşamayı, şafak saatini ve güneşin doğuşunu dağların sis altında kalışını görmeyi hayal ediyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-26

Pek uyumadan şafak vakti tekrar ayağa kalkıyoruz. Çevrede yanmaya devam eden ocakları izleyip güneşin doğduğu yöne doğru çeviriyoruz yüzümüzü. Bu saatte etkinliğe dışarıdan katılan birçok insanın fotoğraf çektiğine tanık oluyoruz. Bir kısım katılımcı da Eren’in olmayan yolunu kabaca tahmin ederek patikaya benzer kayalıklar arasından yürümeye başlıyor bu saatte.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-27

Göl kenarında fazla oyalanmadan hazırlıklarımızı tamamlıyor ve grubumuzdan bir bölüm Çiçek Baba Zirvesi’ne tırmanarak oradan Eren Yeri’ne gelmeyi planlıyorlar ve onlar zirve yoluna biz ise normal Eren Yolu’na düşüyoruz geride kalan arkadaşlarımız ve burada tanıştığımız dostlarımızla.zeki-akakca-gezenin-gunlugu-28
Zor ilerliyoruz. Zaman zaman zorlanıyoruz da. Ama “güzel olan zorlukla ulaşılan değil mi?” diyerek yol alıyoruz kızıl kayalar arasından, önümüzde gidenler var, arkamızdan da gelenler.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-29

Karşıdaki mor sıradağlara bakıyoruz. Fethiye’nin, Dalaman’ın ve hatta uzak planda Antalya’nın bölgeye yakın olan ilçelerinin dağlarını görüyoruz sabahın bu saatinde.
Eren Yeri’ne yaklaştığımızda isli, biraz sisli ve çokça silah sesleriyle yankılanan ortama tanık oluyoruz. Araçların çoğunlukla çevreyi kapladığını ve teknolojinin bir kutsallığı nasıl yemekte olduğun tanık oluyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-30

Ortam çok farklı ilk gelenler için. Her tarafta kurbanlar kesiliyor yoğun bir is ve et kokusu, gürültü, sabahın bu saatinde sıcak hava ve ortamın meşakkati…

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-31
Eren’in olduğu mekana geçince orada daha sakin ve sessiz bir ortamın olduğunu görüyoruz. (Benim için tam bir sükût-u hayal denilen ortam)

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-32

Çocukluğumun ilk döneminde geldiğim zaman gidiyorum ister istemez, ( o zamanlar araçlar yerine atlar, eşekler, katırlar vardı, heybeler, çullar, destiler ve çevrede hayvan yükü olarak miktarı tanımlanan satılık kebaplık yakılacak odunlar, et pişirme ocaklarının çevrilmesi, civar köylerden gelenlerle sarılmalar, selamlaşmalar, etrafta onlarca yanmış isli ocak ve kurbanlıkların pazarlıkla alınıp mezar etrafında döndürülüşü ve… Şimdi bu görüntülerden eser yok!!!

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-33Tekrar bu güne gelip çevreye göz atıyor fotoğraflar çekiyor tanıdıklarla selamlaşıyor önceki yıllarda karşılaştıklarımızla hasret gideriyoruz. Bu arada Çiçekbaba zirvesine yürüyüp oradan bize katılacak olan arkadaşlarımızda planladıkları şekilde zirve yürüyüşünü tamamlayıp Eren yerine ulaşıp bize katılıyorlar.zeki-akakca-gezenin-gunlugu-34

Ortamın negatif havası beni fazlaca etkilediği için öğle saatine kalmadan dönmeyi planlıyorum. Zira eski zamanlardaki ortak sofra ve namaz gibi faaliyetlerin yapılmayacağını yöredeki tanınan bilinen yaşlılardan öğreniyorum.

Durum bu noktada olunca Kartal Gölü’ne dönüş yoluna giriyoruz biraz buruk olarak. Her ne kadar bunu belli etmemeye çalışsam da anlaşıldığını düşünüyorum.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-35

Dönüş yolumuzdaki Kartal Pınarı’nda (Gartal Munarı) soğuk su başında mola veriyoruz. Sularımızı tazeleyip yüzümüzü yıkıyoruz. Gruptaki arkadaşlarımızla bölgedeki tek çimenlik yer olan bu su başında uzanıyor ve sonra anı fotoğrafımızı çekip Kartal Gölü kamp alanına doğru yürüyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-36

Zaman öğle saatini azıcık geçtiği zamanlarda kartal Gölünde eşyalarımızı toplayıp öğle yemeği niyetine yanımızdaki yiyeceklerimizden birazcık atıştırıp, dostlarımızla vedalaştıktan sonra Beyağaç’a doğu yola koyuluyoruz.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-37

Bu etkinlikte beraber olduğumuz, dostum, arkadaşlarım; Mustafa Erdem, Muğla/ Milas’tan Hüsayin A. Kunduracıoğlu, Akdeniz Üniversitesinden Tuba Kara ve arkadaşları, Muğla S. Koçman Üniversitesinden Yüksek Lisans öğrencileri, Denizli Mendosk Kulüp Başkanı Ali Yollu ve arkadaşlarına paylaşımları için özel olarak teşekkür etmek istiyorum.

Bir etkinliğin sonuna geldiğimde yine yollara düşerken ardımızda bin küsur yıla meydan okuyan yaşlı karaçam ormanları, onlara biraz daha yükseklerden bakan Çiçekbaba zirvesi ile yüzlerce yıllık geleneğin son çığlıklarını bırakarak aşağılara doğru inip kendi dünyamıza dönüyorum.

zeki-akakca-gezenin-gunlugu-38

Kayıp zamanlara bir yolculuğu tamamladığımda yorgunluk ve mutluluğu sarmaş dolaş buluyorum yüreğimde.
Siz ne dersiniz?

Pratik Bilgiler:
Bu etkinlik her yıl ağustos ayının son çarşamba ve perşembe günlerinde gerçekleşiyor. Bilgi almak için Beyağaç Belediyesi’ne başvurulabilir.

Ulaşım: Beyağaç-Kartal Gölü orman yolu (stabilize olarak) 25 km. Kendi araçlarınızla Beyağaç’a kadar ulaşmalısınız. Eğer aracınız uygun ise yol durumuna göre karar verip Kartal Gölü’ne kadar çıkmak mümkün. İstenirse dağın diğer tarafından yolu bilen biriyle Eren alanına da ulaşılabilir. Ancak bu olayın mistik yönünü yok eder.

Yemek: Yanınızda yiyeceğiniz olmalı, Kartal Gölü’nde Beyağaç Belediyesi yemek ikramında bulunuyor. Ancak bunun olup olmayacağını önceden anlamak gerekir. Tedbirli olmakta yarar vardır.

Konaklama: Çadırınızı kurabilirsiniz. Ya da bu yıl olduğu gibi belediye yine çadır kurarsa ve müsaitse orada kalabilirsiniz.

Alışveriş için Beyağaç’ta her türlü olanak vardır.

Konu ile ilgili daha detay bilgi için elektronik posta ya da telefon yoluyla Zeki Akakça’ya ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Huseyin   -  Bağlantı 24 Eylül 2016, 18:27

Beni yıllar öncesine götüren Çok güzel ve bilgilendirici bir çalışma olmuş eline -ruhuna sağlık.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı