O ADAMLARIN BAŞINDAKİ İLK KADIN - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

O ADAMLARIN BAŞINDAKİ İLK KADIN

14 Mayıs 2014 Çarşamba

denizli-seval-uysal-melek-sozkesen-haftanin-roportaji-h

Melek Sözkesen bıcır bıcır, konuşkan, hayat dolu biri. Tam da yaptığı işin kıvamında tatlı mı tatlı, şeker gibi, zaten o Buket Çikolata’nın patronu. Dedesi Kemal Sözkesen, babası Ruhi Sözkesen amcası Nuri Denizli’nin en tanınmış simaları. Melek’a dair anlatacaklarım bunlarla sınırlı değil. 33 yaşındaki bu kız patronlar kulübünün başına geçti. Denizli Genç İşadamları Derneği’nin ilk kadın başkanı oldu. Çok geçmeden “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” atasözünü “başarılı adamların başında bir kadın vardır”a çevirirse şaşırmayın. Çünkü özgüveni yüksek ve ne yaptığını bildiği gibi ne yapacağını da iyi biliyor. Bu kız da lider ruhu var! Nasıl mı? Röportajı okuyun…

SEVAL UYSAL: Melek Sözkesen kimdir?

MELEK SÖZKESEN: 1981 yılında Denizli’de dünyaya geldim. İlk ve orta okulu Denizli’de bitirdim. Üniversiteyi Ankara’da Bilkent’de okudum. 5.5 yıllık bir Ankara deneyiminden sonra Denizli’yi ve ailesini çok seven biri olarak Denizli’ye geri döndüm. Aile şirketlerinden birinde 6 ay çalıştım ama sonunda kendi istediğim işi yapmak istedim.

SEVAL UYSAL: Ailesini seveni açalım mı nedir bu?

MELEK SÖZKESEN: Sonunda herkes ailesini sever ama bendeki her an onlarla birlikte olmak, onlarla birlikte yaşamak, çok ayrı kalamamak gibi duygusallıklara dayanıyor.

SEVAL UYSAL: Kaç kardeşsiniz?

MELEK SÖZKESEN: İki. Benim küçüğüm bir erkek kardeşim var. O bana nazaran hayatı daha real düşünüyor. İzmir’de eğitimini tamamlandıktan sonra İstanbul’a geçti ve artık orada yaşıyor.

İLKOKULA BÜTÜN AİLEMLE BİRLİKTE GİTTİM

SEVAL UYSAL: Dönüş fikri üniversitede okurken var mıydı, yoksa sonradan mı oluştu?

MELEK SÖZKESEN: O apayrı bir şey! Aslında benim bütün okul hayatım çok heyecanlı. Ben ilkokula bir hafta boyunca bütün ailemle birlikte gittim. Anneanne, dayı, babaanne, dede, anne hepsi benimle bir hafta boyunca aynı sırada oturdular onlardan ayrılamadım.

SEVAL UYSAL: Anneyi anladım da, dede babaanne?..

MELEK SÖZKESEN: Aileden biri olsun istedim. Yalnız kalma, yada bırakılma korkusu mu yaşadım kim bilir? İlkokula adaptasyonum bir hafta sürdü. Ortaokula sorunsuz gittim, ama lisede yine problem yaşadım. Denizli Lisesi’nde okumayı çok istiyordum, binanın büyüklüğü, asaleti beni çekmişti. Ancak o zamanlar süper lise çıkmıştı. Puanım yettiği için ailem orada okumamı istedi. Ama Koca Mektep’e gidemediğim için lisede problem çıkardım.

ic-3

BABAMLA BİR GÜN GÖRÜŞMEZSEK TELEFONDA AĞLAŞIRIZ

SEVAL UYSAL: O problem neye dönüştü?

MELEK SÖZKESEN: Sonradan çok keyfe dönüştü. Ben orada sadece binayı ve arkadaşlardan ayrılmamayı düşünüyordum. Sonra daha küçük bir okulda okumanın avantajlarını gördüm ve güzel arkadaşlık edindim. Ergenliğimde çok asi, kapıları, duvarları çarpan bir çocuk değildim ama yaramazdım. Gittiğim her okulda müdür, müdür yardımcısı disiplin kurulu, hepsi bilir ki “bu taşın altından Melek çıkmıştır”

SEVAL UYSAL: Neler yaptın?

MELEK SÖZKESEN: Okuldan kaçardık. Yaptığımız bir şey de olmazdı aslında bir arkadaşımızın evine gider ders çalışırdık ama amaç okuldan kaçmaktı ya asi duygumuzu böyle tatmin ederdik.

SEVAL UYSAL: Üniversiteden sonra seni Denizli’ye geri getiren ailene olan düşkünlük mü, yoksa iş meselesi mi?

MELEK SÖZKESEN: Ergenlikte elebaşıydım, üniversite de kuzu oldum. Benim duygusallığım ailemden geliyor. Mesela biz babamla iki gün konuşmadığımızda, iki gün sonunda telefonda ağlayarak konuşuruz. O “özledim” diye ağlar, ben “özledim” diye ağlarım.

SEVAL UYSAL: Annenle de böyle misiniz?

MELEK SÖZKESEN: Annemle de aynı şekilde ama baba ile kız çocuklarının farklı durumu var. Bazen gözler konuşur, sanki sevgiliyle görüşüyormuş gibi bir şarkıdan esinlenerek onu ararım. O aynı anda bir şey düşünür göz göze geliriz.

ÜNİVERSİTEYİ KAZANDIM 3 GÜN SONRA ARKAMA BAKMADAN GERİ GELDİM

ic-2SEVAL UYSAL: Elbette Denizli’den de gitmeni istemediler!

MELEK SÖZKESEN: Evet. Denizli’de okumamı istiyorlardı. Ben ise “kesinlikle hayır! Denizli’de okuyacaksam okumamayım, diploma alacaksam almamayım ”diyerek ahkam kestim ve Ankara’yı kazanıp gittim. Üç gün sonra arkama bakmadan geri geldim. “Üniversite hayatım bitti” dedim. Amacım yeniden ÖSS’ye girmek ve bu kez Denizli’yi kazanmaktı. Annem iki hafta boyunca gece 3’lere kadar bir psikolog gibi benimle uğraştı ve sonunda beni ikna etti. Ben Ankara’ya geri döndüm ve okulu bitirdim.

SEVAL UYSAL: Neden babanla çalışmadın?

MELEK SÖZKESEN: Önce babamla başladım. Üniversitede okurken işin mutfağında yetişmeme rağmen, okul bittikten sonra şirketin başına geçmemi “patronun kızı” olmama bağladılar. O kadar staj, o kadar eğitim görülmedi ve şirkette alışıla gelen sistemle benim doğrularım örtüşmedi ve ayrıldım.

ÇİKOLATA ÇOK SEKSİ BİR ŞEY!

SEVAL UYSAL: Neden çikolata?

MELEK SÖZKESEN: Ankara’da gittiğim kafe-pastane tarzı bir yer vardı. Orada kahvemi çayımı içerken sürekli “ne güzel bir yer” diyerek iç geçirirdim. Ama böyle bir iş yapmayı aklımdan geçirmezdim. Sonra şartların dayatmasıyla kapı kapıyı açtı ve çikolatacılık işim oldu. 9’ncu seneyi devirdik galiba başarılı oldum.

_________________________________________________

DOC

________________________________________________

SEVAL UYSAL: 9 yıl bir işletmenin oturması için iyi bir süre, ikinci şubeyi de Çamlık’ta açtın?

MELEK SÖZKESEN: Evet! Artık oturdu, 9 yıl sonra ikinci şubeyi açtık. Bunun için Denizli insanın çikolata kültürünü edinmesi gerekiyordu. Çoğu müşterimizin artık bir çikolata kültürü var.

SEVAL UYSAL: Nedir bu çikolata kültürü?

MELEK SÖZKESEN: Türklerin çikolata kültürü kız isteme törenlerinde, nişan merasimlerinde koca bir gondolun içine çikolata doldurmaktır. Bir de Ramazan ve kurban bayramında bir kilo çikolata alıp gelene gidene kolonya tutup, çikolata vermektir. Oysa çikolata doğumundan, taziye ziyaretlerine kadar hayatın her alanını kapsar. Çikolata kiloyla değil, gramla satılır çünkü lüks bir gıda maddesidir ve market raflarında bulduklarımız da çikolata değildir. Altın gibi gramla satılacak bir üründür. Biliyor musunuz? Eskiden köle ticaretinde kakao çekirdekleri kullanılırmış. Altın nasıl gramla ölçülürse, ben de çikolotayı tonlarca satma taraftarı değilim, daha nish ürünler satıyorum.

ÇİKOLATAYLA KADINI YAKIŞTIRIYORUM

ic-1SEVAL UYSAL: Çok kadınsı bir iş yaptığını söylesem?

MELEK SÖZKESEN: Kesinlikle katılıyorum. Çikolatayla kadını birbirine çok yakıştırıyorum. Çikolata çok seksi bir şey! Kadın da çok tanrısal, çok ilahi bir varlık o yüzden kadınla çikolata birbirine çok yakışıyor.

SEVAL UYSAL: Peki bir kadın olarak adamların başına geçmen nasıl oldu?

MELEK SÖZKESEN: Bunu çok düşünmedim ama sanırım bu dernekçiliği çok sevmekle, çalışmakla alakalı. Mutlaka diğer arkadaşlarımda çalışıyor ama ben sanırım bir tık daha fazla çalıştım. Dernek için işimden, uykumdan, tatilimden feragat ettim. Yaptığım işi de çok iyi yapmaya çalıştım, arkadaşlarım da galiba “bu kız yapar” dedi ve ben DEGİAD’ın ilk kadın başkanı oldum.

İŞ ADAMI SÖZÜ YERİNİ İŞ İNSANINA BIRAKIYOR

SEVAL UYSAL: “Adam”ların başında bir kadın olmak. Bu sana bir çelişki gibi geliyor mu?

MELEK SÖZKESEN: Hayır, zaten terim yavaş yavaş değişiyor, artık iş adamları yerine iş insanları denmeye başladı. Ancak henüz dilimizde pelesenk olduğu için kullanmaya devam ediyoruz.

SEVAL UYSAL: Senin başkanlığında Denizli iş insanları derneği olur mu?

MELEK SÖZKESEN: Biz bunu Sadık Başkan döneminde de çok düşündük, kafa yorduk. İsmi değiştirelim dedik ama sonrasında zihne oturmuş bir markayla oynamama kararı aldık. İşin içine girdikten sonra kadın-erkek olmayı bırakıyor ve sadece Denizli için, dernek için çalışmaya başlıyorsunuz.

SEVAL UYSAL: DEGİAD çok erkeksi değil mi?

MELEK SÖZKESEN: Üye portföyüne baktığımızda yüzde 10 kadın, yüzde 90 erkek egemen bir dernek. 1992 yılında kadın üye almaya başlamış, kurucu başkanlardan bugüne kadar hepsi kadınlarla omuz omuza çalışmış..

SEVAL UYSAL: Seninle birlikte de sahneye Çelik Manolyalar çıktı sahi nedir bu kod adı filan mı?

MELEK SÖZKESEN: Kadın üyelerimiz ve yönetim kurulu üyelerimizin eşlerinden oluştu. Biliyorsunuz Demir Leydi lakabı vardı. Taklit olması, ironik bir şey olsun isteyince Çelik Manolya oldu. Ses getirmesini düşündüğümüz sosyal sorumluluk projeleri hazırlamak. Kadın eli değdiğinde nasıl olacak? Sosyal sorumluluk projeleriyle bir işadamları derneği nasıl kenetlenir gibi soruların yanıtlarını arıyoruz.

ic-5

EVLENECEĞİM ERKEK AYAĞINI YERE SAĞLAM BASMALI

SEVAL UYSAL: “Adam” derneğini ne hale getireceksin bende çok merak ediyorum?

MELEK SÖZKESEN: Valla ben de merak ediyorum. DEGİAD’ın toplantıları daha erkeksi olur, en fazla çay kahve içilir, toplantı biter herkes dağılırdı. Oysa bizim Çelik Manolyolar toplantısında pastalar, börekler, kekler, çaylar ve sohbetler araya girdi, Kadın eli değince böyle oldu.

SEVAL UYSAL: Bekar mısın?

MELEK SÖZKESEN: Evet !

SEVAL UYSAL: Karşına çıkacak birini mi, yoksa fırsat mı bulamadın?

MELEK SÖZKESEN: Her ikisi de diyelim. İki işyerim var, 5 yıldır dernekçilik yapıyorum. Hem fırsat bulamıyorum, hem de galiba başka şeyler arıyorum. Daha real olsun, ayağı yere sağlam bassın istiyorum.

SEVAL UYSAL: Bizim oralarda buna “armudun sapı, üzümün çöpü” derler. Sen ne kadar realize etmeye çalışsan da böyle..

MELEK SÖZKESEN: Kelimelerle oynamaya çalıştım ama yakalandım galiba..

DEDEM ALPASLAN TÜRKEŞ’İN, BABAM KENAN EVREN’İN ARKADAŞIYDI

SEVAL UYSAL: Denizli’nin önemli ailelerinden birine mensupsun. DEGİAD’ın başında olduğun için ailen seni takdir ediyor mu?

MELEK SÖZKESEN: Ailede bana Erkek Fatma derler. Gerek anne tarafında, gerek baba tarafında beni “Erkek Fatma” diye çağırırlar. Benimle çok gurur duyuyorlardır, benim olmadığım ortamlarda güzel sözler söylüyorlardır ama yüzüme karşı bir şeyler söylemezler. Benim her zaman maddi manevi destekçim olmuştur ama belki şımartmamak için, belki de yapmacık olmamak için “seninle gurur duyuyorum” demezler. Ama ben onların benimle gurur duyduğunu bakışında, bir sözünden anlarım.

SEVAL UYSAL: Dedenin siyasi bir yapısı vardı. Alpaslan Türkeş’in yakın arkadaşıydı. Baban da Kenan Evren’in yakın dostuydu. Sen siyaseti düşünüyor musun?

MELEK SÖZKESEN: Hayır! Çok net söylüyorum siyaseti düşünmüyorum. Dedemin siyasi yapısı vardı ama benim bildiğim aktif siyasette yer almıyordu. Türkeş’le gönül bağı, dostluğu vardı. Alpalsan Türkeş Denizli’de dedemlerde kalırmış. Babamın da Kenan Evren’le bir dostluğu vardı. Evren Denizli’ye geldiğinde bizim eve çaya kahveye, yemeğe gelirdi. Ben gerek dedemde, gerek babamda körü körüne bağlılık görmedim.o liderle insani bir ilişkileri vardı. Biz Evren Paşa’yı darbeci general olarak ağırlamadık. Onu sadece Kenan Evren olarak ağırladık. Sıfatını kapının dışında bıraktı.

SEVAL UYSAL: Bu nasıl oldu?

MELEK SÖZKESEN: Çok keyifli oldu. Ben o zaman daha çok küçüktüm. Çok net hatırlamıyorum ama kardeşimle ikimizi dizlerine oturtturdu. Düşünsenize bir genel kurmay başkanının bir dizinde ben, bir dizinde kardeşim. Bir pamuk dede gibiydi, çok yumuşak elleri vardı. Şimdi hatırlamadığım bir hikaye, bir masal anlatmıştı.

ic-4

KADIN OLDUĞUM İÇİN SESİM NAİF ÇIKAR AMA DOĞRU BİLDİĞİMİZDEN ŞAŞMAYIZ

SEVAL UYSAL: Siyaset yoksa, hedefte ne var?

MELEK SÖZKESEN: DEGİAD’ın binasını yapmak. Arsayı aldık önümüzdeki ay temelini atacağız. Hedeflerimiz yüksek. Elbette TÜSİAD gibi bir patron kulübü değil ama, Denizli’nin TÜSİAD’ı. Bizim de kattığımız katma değerlerle bunu göstereceğiz.

SEVAL UYSAL: Senden önceki başkan çok aktifti. Kent yaşamı, siyaset, iş dünyası gibi konulara müdahildi. Sen de aynı yolda devam edecek misin?

MELEK SÖZKESEN: Sadık Başkan’ın kendi kimliği var ama sesi gür çıkan ve toplumsal konularda sözü olan bir başkandı. Belki yeri geldi çok sert çıkışlar yaptı. Ben kadınlığımdan dolayı o kadar sert çıkışlar yapamayabilirim, karakteristik özelliğimden dolayı sert virajları dönemeyebilirim ama mutlaka DEGİAD’ın genetik şifresini bozmadan görev yaparım. DEGİAD her zaman Atatürkçü, demokrat, özgürlüğü savunan, iktidara da, muhaletefe de yakın olmadan sözünü esirgemeyen bir dernektir. Her zaman gördüğümüz yanlışı söylemiş hiçbir şeyden çekinmeyiz. Aynı söylemler devam eder ama belki Sadık Başkan kadar sert çıkmayabilir. Sesimiz belki biraz daha naif çıkar ama doğru bildiğimizden şaşmayız.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı