16 metrekarelik dükkandan 65 bin metrekarelik entegre tesise - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

16 metrekarelik dükkandan 65 bin metrekarelik entegre tesise

23 Aralık 2014 Salı

denizli-is-dunyasi-ile-kahve-sohbetleri-ahmet-goksin-engin-unal-basari-hikayesi-h

Denizli’nin işadamı fabrikası gibidir Babadağ. Kimler yok ki… Ahmet Nazif Zorlu’dan Hasan Kasapoğlu’na, Nevzat Özel’den Zafer Katrancı’ya, İsmail Yılmaz’dan Yüksel ve İzzet Arpacı’ya, Hüseyin Memişoğlu’ndan Osman Uğurlu’ya onlarca müteşebbis Denizli sanayisine yön veriyor yılardır. Ahmet Gökşin de dokuma ve tekstil diyarının temsilcilerinden.

Üretim tesisi yokken ihracata başlayacak kadar gözü kara olan Gökşin, Turgut Özal’ın “ihracat hamlesi” söylemleriyle başlattığı dışarıya açılma sürecini en iyi değerlendiren, sağlanan teşvikleri iyi kullanan, kendi markasını yaratan bir işadamıdır.

Kahve sohbetimizde, sıfırdan başladığı iş hayatını, ticareti nasıl öğrendiğini, ihracata nasıl başladığını, Denizli’de bir ilki gerçekleştirdiği projede yaşadığı hayal kırıklığını anlattı. Denizli sanayisini değerlendirdi. İşte Ahmet Gökşin ile o sohbetimizin satır başları…

ic-2

KÜÇÜK BİR DÜKKANDA BAŞLADI
Genç yaşta başladığınız iş dünyası yolculuğu devam ediyor. Tekstil sektörüne 1980’li yıllarda girdiniz ve hızla geliştiniz. Sohbetimize nasıl ve nerede başladınız sorusuyla başlayalım mı?

Ben, Babadağlıyım. Babadağ, müteşebbis işadamlarıyla bilinir. 1977 yılında Denizli merkeze geldim. Pamukkale İşhanı’nda 16 metrekarelik küçük bir dükkanda tekstil ticaretine başladım. Sıfırdan bu işe girdim.

“Küçük bir ofis” dediniz, sadece pazarlama mı yapıyordunuz?

Tekstil ürünleri alıp satıyordum. O yıllarda daha çok çadır bezi alıp sattım. Sonra çarşaf-nevresim işine girdik. O yıllarda piyasada “lale çarşafları” diye bir furya oluşmuştu. Baskılı çarşaflar Türkiye’de revaç görüyordu. Denizli’de de tutulmuştu bu çarşaflar. Çok fazla sermayemiz olmadığından, o işe de alım satım yaparak bulaştım.

Faaliyetimiz 1984 yılına kadar bu küçük tekstil ticaretiyle oldu. Bu yıldan itibaren fason manifatura işine girdim. Yöremizde dokunan bezlere Denizli Basma Boya ve Nazilli Köytaş gibi fabrikalarda baskı yaptırıyor, bunları İstanbul Sultanhamam’da satıyordum. Böylece o ünlü pazar deneyimim de oldu. İzmir, Konya, Kayseri gibi illere de manifatura pazarladık.

ic-7

İLK İHRACAT IRAK’A
Bu arada, 1984 yılından itibaren Türkiye’de bir şeyler değişmeye başladı. Turgut Özal’lı yıllardı o dönem… Dışarıya açılım, ihracat ve yeni ekonomik modeller konuşuluyordu. Biz de 1984’te tesadüfen Irak pazarına girip oraya ihracata başlamıştık. Fason olarak yaptırdığımız kumaşları Irak’a ihraç ediyorduk. Gönderdiğimiz ürünler beğenildiğinden Irak pazarında kendimize yer edindik. 1985’te bizden yatak çarşafı istediler, onu da yapıp gönderdik.

İhracat çok cazipti. Devlet destekleri var. Döviz kurları yükseliyor. Türk Lirası ile borçlanıyorsunuz, dışarıya gönderdiğiniz malın karşılığı döviz olarak geliyordu. Dolayısıyla kurla birlikte karlılık arttı. Böylece ihracata dayalı bir üretimi düşünmeye başladım. Denizli’de de tekstil sektöründe yeni bir döneme girilmişti havlu bornoz üretimiyle. Bu sektöre girebileceğimi gördüm. Başlangıç için çok entegre bir yatırımı gerektirmiyordu havlu-bornoz işi.Biz, “konfeksiyon ve dokuma ile başlayalım” dedik. Çok talep de vardı Avrupa’dan ABD’den. Tekstil sektöründe üretime geçişimiz böyle oldu.

ic-5

İHRACAT VE YATIRIM TEŞVİKLERİ
Özal’lı yıllarda teşvikler de yoğunlaştı. Denizli’nin sanayileşmesindeki ana maya da o teşviklerdi sanıyorum. Siz de o teşviklerden yararlanarak mı devam ettiniz yola?

O teşvikler Denizli’ye has bir şey değildi. Hani bugün var ya bir takım bölgelere göre farklılık gösteriyor, o dönem teşvik uygulaması böyle değildi. Türkiye genelinde uygulanan iki farklı teşvik vardı. Biri ihracat, diğeri yatırım teşvikiydi.

O dönemleri siz de hatırlarsınız, bir takım yanlışlıklar da oldu; hayali ihracat gibi haksızlıklar ortaya çıktı. Ama temelinde teşvikler önemliydi. Önce ihracat teşvikinden istifade ettik.İhracatın yüzde 6’sı kadar devlet prim veriyordu. Büyük sermaye şirketleri vardı o zamanlar ihracat yapan. Onlar üzerinden ihracat yapıyorduk. Onlar yüzde 1’ini alıyor, yüzde 5’ini bize veriyorlardı.

Bir de yatırım için teşvikler vardı. Yaptığınız yatırımın yüzde 15’i teşvik olarak veriliyordu. Sonra yatırımı organize sanayi bölgesinde yaparsanız yüzde 40 idi bu rakam. Biz, fabrikayı İzmir asfaltı üzerinde kurmuştuk o zaman. İşte bu destekler sayesinde Türkiye ihracat ve tekstilde bu duruma geldi. Biz de artan talebe göre entegre olduk, büyüdük.

65 BİN METREKARELİK ENTEGRE TESİS
İş dünyasına 16 metrekarelik dükkanda adım attınız. Bugün kaç metrekare alanda üretim yapıyorsunuz?

Halen 65 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyoruz.

Ürün çeşitleriniz?

Entegre hale geldik. İpliğimizi kendimiz üretiyoruz. Kumaş üretimine girdik. Havlu bornozun dışında gömleklik kumaş üretiyoruz. Pamuklu spor ve yünlü kumaş üretimi yapıyoruz.

Bu arada kendi markanızı da oluşturdunuz…

2000’li yıllarda kendi markımızı yarattık “Soft Cotton” adıyla. Koleksiyonumuzu oluşturduk. Bugün Rusya, Doğu Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde bilinen bir marka Soft Cotton.

ic-6
ÜNLÜ FİRMALARA ÜRETİM
İhracata yönelik üretiminiz devam ediyor. Bildiğim kadarıyla dünyaca bilinen markalara üretiminiz var.

Havlu bornozda biraz küçüldük ama ihracatımız sürüyor. Örneğin bir Fransız firması var, 25 senedir işi yapıyoruz. Bu bizim için çok büyük bir referanstır. Avrupa’da 25 yıldır aynı firmayla iş yapmak güvenilirliğiniz anlamında çok önemlidir. Calvin Klein, Victoria Secret gibi birçok ünlü firmaya üretim yaptık, bazılarına üretim yapmaya devam ediyoruz.

Üretimle birlikte çalışan sayınız da artmış olmalı…

Çalışan sayımız artmadı, azaldı. 2003 yılında 1.550 çalışanımız vardı. Şu an 650 kişiyiz. Bu teknolojik gelişmenin sağladığı randımandan kaynaklandı. Biraz da küçüldük. Ciromuz küçülmedi, emek yoğun üretimden katma değeri daha yüksek olan üretime yöneldik.

2013 yılı ihracatınız ne kadar?

10 milyon dolarlık ihracat yaptık. Toplam ciromuz 45 milyon dolar.

Daha çok iç pazar mı?

İç pazar ama ürettiğimiz ürünlerin yüzde 90’ını ihracat yapan firmalara veriyoruz. İhracatçıya iplik veriyoruz, ihracatçıya kumaş satıyoruz.

ic-3

Gelecek döneme ilişkin tekstil sektörü ya da başka alanlarda yatırım planlarınız var mı?

Biz her yıl yatırım yapıyoruz. Bu yatırım kapasite artıran değil, yenilik getiren teknolojilere yönelik.

İŞ HAYATINDAN KESİTLER
“Yaşamınızdan kesitler” diye sorsak…Kaç yaşında ticarete başladınız?

Ben hayatımı üçe bölüyorum. Birincisi çocukluğumdan 23 yaşına kadar Babadağ’da geçen yıllar. Babamın bakkal dükkanında 6 yaşında başladım ticareti öğrenmeye. İkincisi 1977’den 1987’ye kadar olan dönem. Sıfırdan başlayan bir ticari hayat. Üçüncü dönem ise 1987 sonrasıdır.

ic-8

DENİZLİ’DE İLK OLAN YATIRIM
“Ahmet Gökşin kim?” diye sorulduğunda hemen tekstilci olduğunuz akla gelir. Ancak siz Denizli’ye modern bir oto center kazandırdınız. Orası nasıl gidiyor? Beklentiniz neydi, bugün nerdesiniz?

Modern şehirciliğe önem verilen yerlerde, büyük şehirlerde otomobil satışı yapılan yerler genelde şehrin dışındadır. Site halindeki yerlerde faaliyet gösterir otomobil galerileri. Denizli’de otomobil galerileri sağlıksız bir şekilde apartman altlarında, sokak aralarında bulunuyor. Araçların kaldırımlara konulması hoş olmayan bir görüntü yaratıyor, sıkıntı yaratıyor.“Denizli’nin buna ihtiyacı var” diyerek, İzmir asfaltında 70 dönümlük arazimiz vardı ve bu iş için çok uygundu. Kolları sıvayıp işe koyulduk.

_________________________________________________

_________________________________________________

İnsanlar kendilerine yeni bir hayat kurduklarında planlarında ilk olarak otomobil, daha sonra ev yer alır. İkinci el büyük bir pazar. Denizli’de bu anlamda kurumsallaşmış firmalar olması lazım. Böyle bir sitenin ihtiyaca cevap vereceğini, şehir içindeki kargaşayı yok edeceğini düşünerek bu projeyi hazırladık.Türkiye’de en güzelini yaptık. Geniş sokakları, modern dükkanlarıyla dört dörtlük bir site yaptık. Şu anda yüzde 20’sini doldurabildik. Şehir içindeki galericiler oraya gitmiyor. Şehir içindeki otomobil galerilerinin şehir dışına taşınması için İçişleri Bakanlığı’nın da genelgesi var, valilik ve belediyelere. Bu genelge 2008 yılında çıkmış. Fakat o dönem Denizli’de böyle bir olanak bulunmadığından işin üzerinde durulmamış, galericilere “şehir dışına gidin” denilmemiş. Şimdi böyle bir yer var ve gidilmiyor. Neden demiyorlar diye bana sorarsanız…

Evet… Neden demiyorlar?

Onu da siz gidip kendilerine sorun. Deyin ki, şehrin bir ihtiyacı var karşılanmış, galericilere oraya neden gidin” demiyorsunuz…

ic-1

HAYAL KIRIKLIĞI
Siz bu yatırımı önemli sayılacak bir rakamla yaptınız. Ne kadar harcadınız Denizli Otomobil Center için?

10 milyon doların üstünde bir rakam…

Kaç işyeri var orada?

105 tane dükkan, restoranı var. Artı sigorta acenteleri ve ruhsat işlemleri için 7 dükkan bulunuyor.

Komplike bir yatırım diyorsunuz?

İnsanların yanına eşi ve çocuklarını da alıp tertemiz, rahat bir ortamda gezerek alacağı otomobile bakabileceği güzel bir yer. Halkın da buna sahip çıkması lazım.

Biz, Ahmet Gökşin’i yapacağı yatırımları iyi seçen, iyi planlayan bir işadamı olarak tanıdık. Denizli Otomobil Center sizin için bir hayal kırıklığı mıdır?

Evet, hayal kırıklığı ama pişman değilim. Doğru bir iş yaptım. İhtiyaç duyulan bir yatırımdır. Doğru olan bir gün mutlaka değerini bulacaktır.

Sizin bir başka faaliyet alanınız inşaat sektörüydü. Hala o sektörde var mısınız?

Çok fazla değil. Altı tane villa yaptım, çok değişik tarz ve mimariyle. Görenler de çok beğeniyor. Bir de Bodrum’da site yapmıştım. Bunların haricinde yeni bir proje yok.

İnşaat sektörüne devam mı yoksa tamam mı?

Artık tekstil ağırlıklı yola devam ediyoruz.

ic-4

DENİZLİ TİCARETLE BÜYÜYOR
Denizli kendi müteşebbis gücünün yatırımlarıyla gelişti. Fakat son yıllara baktığımızda yatırım anlamında ciddi bir şey göremiyoruz. Denizli’nin yatırıma doyduğunu söylemek mümkün değil, çünkü hiçbir yer yatırıma doymaz. O zaman bunun adını ne koymak lazım?

Denizli’de büyüme var. Peki, bu büyüme nereden geliyor? Eski Denizli üreterek büyüyen, zenginleşen bir kentti. Şimdi üretimden ziyade ticaret ağırlıklı büyüyen bir il. Bu işle ilgili istatistiki bilgiye sahip değilim. Dışarıdan gözlemime dayanarak söylüyorum.

Altı ay önceydi, giden valimiz vilayette 10-15 işadamının katıldığı bir toplantı yaptı. Orada Sanayi Odası’nın hazırladığı güzel bir sunum vardı. Denizli ve bizim gibi Anadolu Kaplanı olarak anılan Kayseri, Antep, Konya, Maraş gibi illerden örnekler verildi. Rakamlara bakıldığında Denizli sanayide büyümemiş. Biraz turizm olarak büyüme var, ticaret olarak büyüme var.

Benim sormayı unuttuğum, sizin eklemek istediğiniz bir şey varsa onu da dinleyip sohbetimize noktayı koyalım isterseniz…

Güzel bir nostalji oldu. Geçmiş yılları, nereden nereye geldiğimizi anımsadık. Bu sohbette geçmiş yılların heyecanları canlandı gözümde…

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı