Denizli’nin sanayicileri bu çarşıda yetişti - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Denizli’nin sanayicileri bu çarşıda yetişti

6 Ocak 2015 Salı

denizli-is-dunyasi-ile-kahve-sohbetleri-aslan-ozsoy-engin-unal-h

Kahve Sohbetleri’nde bu haftaki konuğumuz, Kaleiçi’nin en eski esnaflarından, bir dönem Ege Bölgesi’nin “Pamuk Kralı” olarak anılan Ahmet Özsoy’un yeğeni Aslan Özsoy oldu. Çocukken adım attığı tarihi çarşıda büyüyen, aldığı üniversite eğitimine rağmen burada esnaf olmayı seçen Aslan Özsoy, bir dönemin göz kamaştıran Kaleiçi Çarşısı ile günümüz esnafının “iş yapamıyoruz” diye yakındığı Kaleiçi Çarşısı’na gelişin öyküsünü anlattı bize.

Denizli sanayisine yön veren birçok ismin bu çarşıdan yetiştiğini anlatan Özsoy, iş hayatında güven duygusunun çok önemli olduğunu, bu yitirildiğinde Kaleiçi’nde yaşanan sonucun ortaya çıktığını vurguladı. Küçük dükkanlar, otopark, sosyal donatıların eksikliği gibi sorunlar da eklenince yaşananların kaçınılmaz olduğunu dile getiren Özsoy ile uzun yıllar aktif olarak yaptığı siyaseti, siyasi anılarını da konuştuk. İşte o sahbet…

ic-8

Sohbete Aslan Özsoy kimdir? Bunu Aslan Özsoy’dan dinleyerek sohbete başlayalım isterseniz…

1943 yılında Kale’de doğumluyum. Ben beş aylıkken babamın işi nedeniyle Denizli’ye göç etmişiz. İlkokulu o yıllardaki adı Selçuk İlkokulu olan şimdiki hacı Halil Bektaş İlkokulu’nda okudum. Ortaöğrenimimi Denizli Lisesi’nde tamamladım.

Liseyi bitirdiğim yıl 1960 darbesi olmuştu. Merkezi sistem yoktu o yıllarda. Her üniversite kendi sınavını yapıyordu. İzmir’de sınava girdim ve o günkü adı İstisadi ve İdari İlimler Akadamesi olan şimdi Ege Üniversitesi’ne bağlı İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni kazandım. Buradan 1965’te mezun oldum.

Mazuniyet sonrası yedek subay olarak askere gittim. Tuzla’daki eğitimin ardından Artvin’in Borçka ilçesine gittim. Beş ay bugün koruma altında olan huduttaki Gürcü köyü Maçahel’de görev yaptım.

1969 yılından itibaren de bir daha çıkmamak üzere Kaleiçi Çarşısı’na girdim. Babam ve ağabeyim birlikte çalışıyordu, ben onlara üçüncü ortak olarak katıldım. Zaten o yıllarda iş hayatına atılmak isteyen herkesin gönlünde yatan Kaleiçi Çarşısı’nda işyeri açabilmekti. Babam Denizli’ye göç ettiğimiz 1943 yılında bu işyerini açmış. O günden itibaren buradayız. Çarşıda en eski esnaf olarak biz kaldık diyebilirim.Çocukluğumuz, gençliğimiz burada geçti. Askerlik ve üniversite öğrenimi dışında hep burada olduk.

ic-1

Siz üniversite eğitimi aldınız, hem de üniversite mezunlarının çok fazla olmadığı yıllarda. Fakat eğitim aldığınız alanda çalışmak yerine Kaleiçi’nde esnaflığı tercih ettiniz. Bunu aile mi istemedi, siz mi?

Aile de istemedi, eh ben de istemedim tabi. Biz toptan manifatura ve kumaş satıyoruz, buradaki mağazaya eleman lazım. O yıllarda Kaleiçi zirvede göz kamaştırıyor. Sadece Denizli’de değil, çevre illerde de Kaleiçi çok meşhur. Aydın, Muğla, Uşak, Burdur’un ilçe ve kasabalarında oturanlar Denizli’ye alışverişe gelirdi. Bakkaliye, kavafiye ve manifatura alışverişini Denizli’den, özellikle de Kaleiçi’nden yaparlardı.

Kaleiçi gözde ama olanaklar da sınırlı. Örneğin telefon, o kadar yaygın değildi…

Evet, telefon çok yaygın değildi. Bugün hala kullandığımız telefonun o yıllardaki numarası 117 idi. Demek ki telefon sayısı 300-500 dolayındaymış. Su aboneliğimiz de yanlış hatırlamıyorsam 132 falandı. Elektrik aboneliği numaramızda üç haneliydi.

ic-3

Söz Kaleiçi’ndeyken, devam edelim. Sizin anlatımınızla yıllar önce göz kamaştıran kaleiçi’ne ne oldu da bu hale geldi?

Çevresiyle birlikte 2 milyon dolayında nüfusa hitap eden Kaleiçi birgün gelecek ihtiyaca cevap veremez olacaktı. Bunun için Bayramyeri’nden başlayıp Çınar’a doğru bir gidiş başladı. Halk Caddesi’ne toptancı arkadaşlarımız gitti. Yavaş yavaş cazibe kaybolmaya başladı. Bir de sanayiciliğe yönelenler oldu.Bunların üstüne esnaf arkadaşların hataları da eklenince müşteri dağıldı.

Tabii zamana uyum da önemli. Tamam ulaşım kolay da otopark önemli bir sorundu, halen öyle… Çevresinde otoparklar yapıldı, süreli otopark alanları açıldı ama yetmiyor.

ic-2

Kaleiçi’nde pazartesi ve Perşembe günleri kurulan pazar da müşteri çeken unsarlardandı değil mi?

Başka pazaryeri yoktu, herkes Kaleiçi’ndeki yerden ihtiyacını karşılardı. Dolayısıyla çarşıya bir şekilde adımını attığından, diğer ihtiyacını da buradaki esnaftan karşılardı Denizlililer. Şimdi her mahallede pazaryeri var. Bundan o çevrede oturanlar da memnun. Sadece gıda değil giyim eşyası da satılıyor artık oralarda. Her gün 2-3 mahallede pazar kuruluyor. Bu da Kaleiçi’ne ilgili azaltan sebeplerden. Bundan sonra bu çarşıdan sanayici ve işadamı çıkması zor ama en azından 1-2 evin geçimini sağlayacak gelir elde edilmesi mümkün mağazalar mevcut.

_________________________________________________

_________________________________________________

Ayrıca yine o yıllarda farklı ürünlerin satıldığı alanlar vardı. Mesela tavuk pazarı vardı. Ona yakın yerde yoğur ve yağ pazarı bulunuyordu. Takunya satılan sokak bile vardı. Demirciler, Çilingirler sokakları vardı. Bakırcılar başlı başına bir ilgi odağıydı. Tabakhane’de dükkanı olanların burada satış noktaları bulunuyordu.

Çocukken Kaleiçi’nde İzzet Ergi abimiz vardı, hukuk mezunuydu. Nevzat Koru’nun Kaleiçi’nde dükkanı vardı, yeri Şadırvan Caddesi’ndeydi. Burhanettin Özkardeş, Çınar’da en büyük mağaza onlarındı.Erbakır Nuri Erikoğlu Ergür Ailesi. Denizli sanayisinin duayen ismi Esat abi (Sivri), babası ve kardeşleri burada yetiştiler. O kadr çok örnek var ki, OrganizeSanayi Bölgesi’nin yüzde 80’i Kaleiçi Çarşısı kökenli. Sonra sonra bizim jenerasyon geldi.

ic-4

Tekrar Kaleiçi’nin bugünkü sıkıntılı haline dönelim istiyorum. Denizli sanayisinin nüvesini oluşturan Çarşı’ya ne oldu da bugün bu halde? Hangi hatalar yapıldı?

Esnafın en önemli hatası zamana uyamama. Bir de şu pazarlık işi… İyi niyetle yapılan pazarlık ile yüksek söyleyip pazarlıkla malı kendi istediği fiyattan satmanın yarattığı güvensizlik ortamı… Bu ağır darbe indirdi. Çok yüksek fiyat söyleyip, daha sonra bunu düşen arkadaşların Kaleiçi’ne çok büyük zararı oldu. Alışveriş yapan adam köyüne döndüğünde, “500 lira fiyat biçtiler, pazarlıkla 250’ye aldım” deyince itimat kaybolmaya başladı. Her dükkanda benzer uygulama olduğu algısı oluştu. Halbuki öyle değildi, kanaatkar ve dürüst çalışan çok arkadaşımız olmasına rağmen bu yerleşti.

Bunun sonucunda alışveriş Bayramyeri’ne ve çınar’a doğru kaymaya başladı. Buna daha sonra alışveriş merkezleri eklendi. Gençler oraları çok sevdi. Fast food gibi yemek yiyebileceği yer de, sinema salonu da, gıda maddesi ve giyim eşyası alacağı mağazalar da mevcut buralarda. Hepsi bir arada olunca birçok genç Kaleiçi’ni sadece ismen biliyor artık.

ic-5

Buradan şunu anlıyoruz, ticarette güven çok önemli, onu kaybedince yeniden kazanmak zor…

Evet, kesinlikle öyle. Ticarette güven çok önemli bir unsur. Onu kaybetmeyeceksiniz. Kabına sığamayan, çok sayıda sanayici yetiştiren Kaleiçi bu duruma düşmemeliydi.

Artık insanlar bir yere sadece alışveriş için gitmiyor. Buluşma noktası, oturup sohbet edebilecekleri mekan gibi görüyorlar. Kaleiçi’ndeki eksiklerden birisi de bu olsa gerek…

Kaleiçi Çarşısı’nda dükkanlar küçük. Çay ocakları küçücüktür. İnsanlar nerede oturacak? Ali Marım, Ali Aygören ve Nihat Zeybekci, buraya oturma grupları yapılmasından söz ettiler belediye başkanlıkları döneminde. Fakat öyle karşı çıkmalar oldu ki… Mesela bir dükkanın önü geniş, oraya oturma bankı konulacak, esnaf rıza göstermedi. Altyapı yenilenmesinde dükkanının önü kazılan belediyeye kafa tuttu. Oysa kimin için yapılıyor? Buna bile tahammül gösteremeyenler oldu. E hep bana mantığı herkese kaybettirdi. Sonra yemek için yer yok. Allah’ta Sarayköy Caddesi’nde kebapçılar var, oraya gelenler o bölgedeki birkaç sokağa giriyor.

Turist gelmiyor, nedeni sentetik mal. Yabancı bunu çok iyi anlıyor. Buradaki esnaf tamamen pamuklu elyaf veya tabii elyaflı mal satsa bu defa işin içinden çıkamıyor. Buldan, Babadağ işini yapan çok kimse de yok. Dolayısıyla turistin ilgisini çekmiyor.

ic-6

Sıkça sorulan soruyu bir de size soralım: Kaleiçi nasıl kurtulur?

Nüfus arttıkça şehir merkezinde yer bulmak zorlaşacak. Bu hala bir avantaj. Artı burası tarihi bir çarşı, çok az da olsa Kale duvarlarının bir bölümü duruyor. 50 bin metrekare bir arazi üzerine kurulu bu çarşı. Müze Müdürlüğü buraya el atıp restorasyon yapılmalı. Bakın Sivas, Beypazarı, Safranbolu önümüzdeki güzel örnekler. Bunlara Dünya Bankası destek sağlıyor. Denizli Belediyesi de son dönemde restorasyon yaptı ama sayıları az. Belki bir Safranbolu, bir Beypazarı olamayız ama olanlar bile ayağa kaldırılsa dikkat çekecek. Buradaki dükkanlar da restore edilirse iyi sonuç alınır diye düşünüyorum.

Kaleiçi’nden bir dönem aktif şekilde içinde bulunduğunuz siyasetten de söz edelim isterseniz. Geriye dönüp baktığınızda gözünüzün önünden neler geçiyor?

1969’da eskerden geldim, 1973’te seçim yapıldı. Süleyman Demirel il yönetimlerini değiştirdi. Ben de o dönem babamın teşvikiyle AP il yönetimine girdim. 1980 askeri darbesine kadar il yönetiminde görev yaptım, il ikinci başkanıydım. Darbe döneminde siyasete zorunlu ara verdim. 1984’ten itibaren yeni kurulan DYP’de siyasete devam ettim. Bu partinin yönetim kademelerinde bulundum ve il başkanlığını yaptım. 1995’e kadar aktif siyaset yaptım.2005’ten sonra da siyasetten tamamen çekildim. O gün beraber çalıştığımız arkadaşların bir bölümü şimdi AK Parti’de.

ic-7

Bir de 1970’li yıllardan siyasi anınızı dinlesek…

Hemen aklıma gelenlerden bir tanesi halen siyasete aktif olarak devam eden Adnan Keskin ile ilgili. Tam yılını hatırlamıyorum ya 1975 ya da 1977 seçimleri… Seçim arefesinde ortam giderek geriliyor. Seçim konvoyu yapmış CHP’liler, AP binasının oradan geçiyor. Orada da bizim partililer var. Bir ara Adnan Bey’in (Keskin) otomobili grubun içinde kalıyor. Otomobili Anadol marka, yumruktan dolayı bagalit kısmında kırılmalar olmuş. Hemen devreye girdik ve otomobilin tamirini yaptırarak olayı tatlıya bağladık.

Yorumlar

herifin biri   -  Bağlantı 6 Ocak 2015, 13:29

kaleiçinde bir tuhafiyecden 56 tl dediği pantolonu 21 tl ye aldım.nasıl bi piyasadır bu.işte esnafı bu olaylar bitiriyo.birde yolda yürüyen vatandaşın önüne geçip buyrun,ne bakmıştınız,yardımcı olalım gibi ifadeler sıkıyo insanı.biraz müşteriye saygı

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı