Seyran’da x-ray’den geçmeyen ürün makineye girmiyor - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Seyran’da x-ray’den geçmeyen ürün makineye girmiyor

30 Kasım 2016 Çarşamba

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-h

Kuruyemiş sektöründe Denizli’nin 60 yıllık markası olan Seyran Gıda, teknolojinin yeniliklerini kullanarak üretimini artırırken, tüketiciye sağlıklı ürünler sunabilmek için de her türlü önlemi alıyor. x-ray cihazı da bunlardan birisi. Bu makineden geçmeyen hiçbir ürün, üretim ünitelerine sokulmuyor.

Bu hafta kahve sohbetini; sektöründe Türkiye’nin en büyük 5 kuruyemiş üreticisinden birisi olan ve yıllık 9 milyon dolar ihracat gerçekleştiren,  ülkenin en büyük bin firması arasına girmeyi de hedef olarak belirleyen Seyran Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çaputçu ile yaptık.

 Muratdede Mahallesi’nde Sadık Çaputçu’nun kurduğu küçük bir işletmede üretime başlayan Seyran, daha sonra oğlu Mustafa Çaputçu, torunları Levent ve merhum Sadık Çaputçu tarafından büyütülüp geliştirildi. Yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip işletmede 180 dolayında kişi istihdam ediliyor.

 Önemli marketler zincirlerinde reyonları bulunan Seyran Gıda’nın olmazsa olmazı ise hijyen ve tüketiciye sağlıklı ürünler sunmak. Bunun için yatırımdan kaçınmadıklarını anlatan Levent Çaputçu, kuruyemiş alınırken dikkat edilmesi gerekenlere de vurgu yaptı.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-4

İHRACATÇILAR BİRLİKLERİNDE GÖREV
Kahve sohbetimize sizi tanıyarak başlayalım isterseniz. Kimdir Levent Çaputçu?

1976 Denizli doğumluyum. İlkokulu Denizli’de, ortaokulu İzmir Türk Koleji’nde, liseyi de Denizli Anadolu Lisesi’nde okudum. Yüksek öğrenimimi ABD’nin Boston kentinde işletme ve pazarlama üzerine yaptım. University of Massachusetts mezunuyum. 2000 yılında Denizli’ye döndüm ve aile şirketimiz olan Seyran’da çalışmaya başladım.

Ege Hububat Bakliyat yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesiyim. İstanbul İhracatçılar Birliği’nin bünyesinde Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu’nda da yönetimdeyim. Evliyim, 2 yaşında kızım, 6 yaşında oğlum var.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-mehmet-caputcu

FABRİKANIN BİRÇOK KADEMESİNDE ÇALIŞTI
Üniversite sonrası dededen gelen mesleğe bir başladınız. Çocukluğunuzda da aileniz bu işi yaptığından zorlanmamışsınızdır herhalde?

Çocukluğumuzdan beri buradaydık. Yaz tatillerinde rahmetli babam bizleri yazlığa göndermezdi, burada çalışırdık. Yazlığa hafta sonları giderdik. O nedenle bu fabrikanın, kuruyemişin tozunu yutarak büyüdük. Babamın seyahatlerine katılırdım. O seyahatlerden çok şey öğrendim. O yıllarda şikayet etsem de bugün “iyi ki gitmişim” diyorum. Üniversite sonrası işe üretim bölümünde başladım. Fabrikayı ben açıyor, ben kapatıyordum. Bir yılım üretimde geçti.

“Bana al koltuk denilmedi mi” diyorsunuz?
Aynen öyle oldu, işçilerle aynı bölümde severek çalıştım. Bir yıl üretimde çalıştım, bir yıl elimde çanta pazarlamaya çıktım. İyice piştikten sonra ihracat departmanına geçtim. O yıllarda rahmetli kardeşim Sadık da üniversiteyi bitirip aramıza katıldı. Sadık daha çok iç piyasaya, ben ihracata bakıyorduk.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-1

ÜRETİM MURATDEDE’DE KÜÇÜK BİR İŞLETMEDE BAŞLADI
Seyran Gıda’yı Denizlililer daha çok kuruyemiş üretimiyle tanıdı. Sohbete buradan devam edelim mi?

Belki Türkiye’nin en eski kuruyemişçilerinden bir tanesiyiz. Ta dedemin zamanında başladı iş. Yıl 1950’liler. O zaman Muratdede Mahallesi’nde yerimiz var. Aynı zamanda şekerciliğe de giriyorlar. Fakat 1970’lerin sonuna doğru bırakıyorlar şekerciliği. 1980’de Seyran Gıda kuruluyor. Bu şirketle birlikte sadece kuruyemişçiliğe konsantre oluyor aile.

Rahmetli babamın da şirkete katılmasıyla ilk ihracatımız gerçekleşiyor. Belki Türkiye’nin ilk kuruyemiş ihracatçısı firmayız. ABD, İtalya ve Arap ülkelerine leblebi gönderilmeye başlıyor. Bizim şirketin ihracat serüveni de o tarihten günümüze kadar sürüyor. Şu anda yaklaşık 30 ülkeye ihracat yapıyoruz.

Yıllık ihracat cironuz ne kadar?
Yaklaşık 9 milyon dolar civarında…

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-3

ÖNCE GIDA GÜVENLİĞİ
Üretimde ağırlık kuruyemiş üzerine… Çeşitleriniz nelerdir?

Burası entegre bir tesis. Çiftçiden aldığımız ürünleri temizleme, eleme aşamasından geçiriyoruz. Kavurmadan paketlemeye kadar her aşaması bu tesiste oluyor. Bizim için en önemli şey kalite. Çünkü ihracatta da çok eskiden beri çalıştığımız müşteriler var. İç piyasada da öyle… Kalite hamlemize 1990’ların sonunda belgelendirmelerle başladık.  Gıda güvenliği nedir? Tüketici neye dikkat eder? Tüketici sağlığı için gerekli olan nelerdir? Bunları aşama aşama gerçekleştirerek bugünlere geldik. ISO belgesini, ardından HACPP belgesini aldık. Bunlara global gıda gıda güvenliği ve hijyenindeki en üst belge olan BRS’yi ekledik. Bu belgeyle birlikte önümüz daha da açıldı. Yurt dışında daha potansiyeli yüksek müşteriler kazanmamızı sağladı. Fabrikamızı geldiler ve denetimlerden geçtik. Türkiye’de iki büyük mağaza zinciri Migros ve BİM’in tedarikçisiyiz.

Sektörde gıda güvenliği anlamında kullanılan birçok makineye ilk defa biz sahip olduk. Mesela tehlikeli sayılan yabancı maddeleri önlemek için makineler var. Bu ürünler önce oradan geçiyor. X-ray makinemiz var. Taş, cam, metal gibi tehlikeli olabilecek yabancı maddeler seçiliyor bu makineyle. Stratejimizi kalite ve gıda güvenliğine önem vererek oluşturduk.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-2

KURUYEMİŞİN 200’ÜN ÜZERİNDE ÇEŞİDİ VAR
Ürünü doğrudan üreticiden mi alıyorsunuz, ithal ettikleriniz de var mı?

Bazı ürünleri, özellikle ayçekirdeği, nohut, kabak çekirdeği gibi ürünleri doğrudan üreticiden alıyoruz. Çiftçiden aldığımızda maalesef Türkiye’de tarım çok gelişmiş olmadığı için ürün birçok yabancı maddeyle bize gelebiliyor. Analizini yapıyor, makinelerden geçirerek ürünü tüketiciye sunacak hale getiriyoruz. İçinde hiçbir yabancı madde olmayan, son derece hijyenik şartlarda kavrulmuş, paketlenmiş bir ürün haline geliyor.

Kaç çeşit ürünü var Seyran Gıda’nın?
Kuruyemişte ana çeşit olarak 13 ürün var. Fakat bunların alt kırılımları var. Büyüklüğüne ve küçüklüğüne, kavrulmasına, tuzlanmasına, kaplanmasına göre değişiyor. Bunu çarpıp, bölerseniz değişik ambalajlarda 200’ün üzerinde çeşide kadar gidilebilir.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-7

İthal ettiğiniz ürünler hangileri?
Türkiye eskiden ceviz ve badem üreticisi bir memleketiydi. Zamanında cevizleri kesip mobilya yapmışız. Şimdi ceviz ile bademin yüzde 90’ını ABD, Şili gibi ülkelerden ithal ediyoruz. Ancak son yıllarda sağlanan teşviklerle ceviz ve badem üretimine yeniden ağırlık verilmeye başlandı. 5-10 seneye kadar Türkiye kendi ihtiyacının yüzde 20-30’unu karşılar hale gelecek.

Antep fıstığı, çekirdek, leblebi… Bunlar bizim milli ürünlerimiz. Zaten ihracatta da ana kalemlerimiz bunlar. Ayrıca yeni ürünler piyasaya çıkıyor. Mesela kaplamalı, çikolatalı ürünler var, onları burada kendimiz yapıyoruz.

yedeks-reklam-arasi

KAPLAMALI ÜRÜNLER SAĞLIĞA ZARARLI MI?
Söz madem kaplamalı ürünlere geldi, soralım: Zaman zaman bu ürünlerin sağlığa zararlı maddeler içerdiği iddia edilir. Nedir bu?

Kuruyemiş deyip geçiyoruz ama aslında çok derin bir konu ve bilmediğiniz yerden alınmamalı. Sokakta, pazarda satılan kuruyemişleri tükettiğinizde kendinizi sağlık açısından büyük bir riske atıyorsunuz. Bu kaplamalı ürün de olsa, normal tuzlu fıstık da olsa aynı.

Bizim ürünlerde ana kalem olarak tuz ve un girer. Nişasta, aroma, renklendiriciler girer. Önemli olan kullanılan gıda katkı maddelerinin yönetmeliğe uygun olması. Maalesef bizim sektöre baktığınızda, mesela pazara gittiğinizde fıstık görüyorsunuz. “Of” diyorsunuz, kırmızı, ne kadar güzel diyorsunuz. Ama içinde boya kullanmışlar. Nasıl bir boya kullanıldığını bilmiyorsunuz. Kayısı alıyorsunuz, altın renginde. Fakat bunun kükürt oranı ne seviyede? Sağlığa zararlı seviyede mi? Yoksa Türkiye ve Avrupa’da kabul edilen standartlarda mı? Bunu bilmiyoruz. O nedenle kuruyemiş deyip geçmemek lazım. Bildiğiniz firmalardan ya da süpermarket zincirlerinden almalısınız. Çünkü süpermarket zincirleri için çok ciddi bir kontrol mekanizma var. Biz şunu rahatlıkla diyebiliyoruz ki; bizim ürünlerimiz gıda yönetmeliğine uygun, belirlenen standartları sağlamış AB standardında ürünler. Sağlık açısından hiçbir problemi olmaz.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-6

ALFATOKSİN HANGİ ÜRÜNLERDE BULUNUYOR
Bir de aflatoksin konuşulur oldu sıkça. Sizin sektörde durum nedir?

Kuruyemiş camiasının en büyük sıkıntısı aflatoksindir. Aflatoksin hangi ürünlerde vardır? Antep fıstığı, fındık, fıstık ve incirde bulunur. Bu konuda yeni bir yatırım yaptık 30 bin avroya makine aldık sadece aflatoksini ürün kabulünde yüzde 100 tespit edebilmek için. Bu makineyle kontrolü yapıyor, aflatoksin varsa tedarikçiye geri gönderiyoruz. Ha ben geri gönderiyorum ama çöpe mi gidiyor. Hayır, götürüp bir başka yere indiriyor. Dolayısıyla o ürünün nereye gittiğini bilmiyorsunuz.

Peki bunun denetimini yapacak bir mekanizma yok mudur ülkede?

Var tabi ki… Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yapıyor denetimi. Üretim firmalarına gidiyorlar, marketlere gidiyorlar, pazarları dolaşıyorlar; fakat bu işin çözümü toprakta, çiftçide. Maalesef bu konuya eğilinmiyor. Çiftçiyi kontrol edip ürünü düzgün kurutması gerektiğini, yere ürün serilmemesi gerektiğini sterilize edilmesi gerektiğini bilmiyorlar. Kontrolün direkt tarlada olması gerekiyor.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-8

SEYRAN SELECT İLE PERAKENDECİLİK
Siz üretimin yanı sıra perakende satışla tüketiciye ulaşmak için Seyran Select markasıyla mağaza açtınız. Nasıl gidiyor?

Perakendecilik uzun zamandır yaptığımız bir iş. Migros mağazalarında yaklaşık 20 standımız var. Fakat bizim rahmetli kardeşim Sadık ile ürün çeşidi, dekorasyonu, kalitesiyle Türkiye’de tek olacak bir mağaza konsepti oluşturmak hayalimiz vardı. Bu anlamda yola çıktık. İlk mağazamızı Çamlık’ta açtık. İkinci mağazayı Bayramyeri’nde hizmete sunduk. Bu işi profesyonelce yapıp büyütmek istemiştik. Maalesef Sadık’ın ömrü yetmedi görmeye. Sadık’ın anısına Çamlık’taki mağazayı açmıştık.

Mağazacılığı zincir haline getirme gibi bir projeniz var mı? Hedefleriniz neler?

Bu ileriye dönük yapmak istediğimiz projelerden birisi. Ama şu ana kadar işin hep endüstriyel boyutundaydık. Perakende boyutuna geçince işin ne kadar teferruatlı olduğunu, özveri istediğini gördük. Ama önce sistemi yüzde 100 oturtup ondan sonra büyümek lazım. Maalesef şu anda Türkiye’de kiralar inanılmaz yüksek.

Hedeflerimize gelince… Şu anda kuruyemiş üreticisi olarak Türkiye’nin en büyük 5 firması arasındayız. Türkiye’nin en büyük bin firması arasında olmayı da kendimize hedef koyduk. Bunu gerçekleştirmek için de yoğun çaba harcıyoruz.

İstihdama sağladığınız katkı ne kadar?

Şu anda firmamızda yaklaşık 180 kişi çalışıyor. Üretim kapasitemiz yıllık yaklaşık 20 bin ton civarında.

denizli-seyran-kuruyemis-levent-caputcu-kahve-sohbetleri-5

LEBLEBİ SAĞLIK AÇISINDAN YARARLI BİR ÜRÜN
Denizli, leblebi ve ayçekirdeğinde önemli bir üretim merkezi. Daha ileriye taşıyabilmek için neler yapılmalı sizce?

Denizli leblebi ve ayçekirdeği konusunda Türkiye’nin bir üssü konumunda. Merkezde ve Serinhisar’da çok sayıda leblebi, Çivril’de ayçekirdeği işleme tesisi var. Bu bir şans. Türkiye’de üretilen 2 ana ürünün dibindesiniz. Senede 60 bin ton dolayında leblebi, 120 bin ton civarında ayçekirdeği üretiliyor Türkiye’de. Leblebinin önemli bir bölümü Serinhisar’da, çekirdeğin de 35 bin tonu Çivril’de üretiliyor.

Leblebi ve ayçekirdeğinde daha büyük potansiyel olduğunu düşünüyorum. Yurt dışında leblebinin sağlık açısından yararlı bir ürün olduğuna dair, özellikle ABD’de yazılar yazılıyor. Yavaş yavaş talepler de artıyor. Leblebi son derece doğal bir ürün. İçine giren sudur, başkaca hiçbir katkı yoktur. Çok uzun bir üretim süreci vardır. Çivril’de üretilen ayçekirdeği, Türkiye standartlarına göre en iyisidir. Ancak sıkıntı arazilerin küçük olmasıdır. Bundan dolayı ürün kalitesi değişkenlik göstermektedir.

Türkiye’nin teknik tarıma önem vermesi gerekmektedir. Makineyle tarım yapılması, yeni tohumlar geliştirilmesi lazım.  Eğer bu çalışmalar yapılırsa Denizli’nin iki milli ürünüyle yolunun çok açık olduğunu söyleyebilirim.

 

 

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı