Tasarımcılığı öğretmenliğe tercih etti - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Tasarımcılığı öğretmenliğe tercih etti

10 Şubat 2015 Salı

denizli-is-dunyasi-ile-kahve-sohbetleri-bahar-fevzi-yeniceri-engin-unal-h

Denizli, ev tekstilinin başkenti. Ancak tasarıma yeterince önem verilmediğinden bu hizmet sektöre paralel gelişmedi. Tasarımcı sayısının çok fazla olmadığı Denizli’de, bu işi icra edenlerden birisi de yüksek öğrenimini resim öğretmenliği üzerine yapan Bahar Yeniçeri.

Eşi MHP eski İl Başkanı Mehmet Fevzi Yeniçeri ile birlikte PNB Tekstil Tasarım İthlat İhracat Limitet Şirketi’ni kuran Bahar Yeniçeri, çalışmalarıyla “tasarıma kadın eli değdi” dedirtiyor. Eşiyle birlikte çok sayıda firmaya danışmanlık ve tasarım hizmeti sunuyorlar.

Ancak Bahar Yeniçeri sadece iş kadını değil. Ofisteki mesaisi bittiğinde evdeki mesai başlıyor. Ev hanımlığı ve annelik yerine getirmesi gereken diğer görevleri. Yorulsa da bu durumdan şikayetçi değil. Aile büyüklerinin desteğiyle işi gibi ev düzenini de tasarlayıp, iyi bir düzen kurmasını bilmiş. Bu nedenle sohbeti de sadece Bahar Yeniçeri ile değil iş ve hayat arkadaşı Mehmet Yeniçeri ile birlikte yaptık.

RESİM ÖĞRETMENİ AMA MESLEĞİNİ HİÇ YAPMADI
Engin Ünal: Önce sizi tanıyalım. Bahar Yeniçeri kimdir?

Bahar Yeniçeri: 1980 Denizli doğumluyum. Tasarımla bağlantım Kız Meslek Lisesi Resim Bölümü’ndeki eğitimimle başladı. Yüksek öğrenimimi Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nde tamamladım. Orada eğitim alırken de tekstil ve tasarımla ilgili çalışmam devam etti.

Engin Ünal: Resim öğretmenliği eğitimi aldınız ama mesleğinizi hiç yapmadınız herhalde?

Bahar Yeniçeri: Öğretmenliğe başından beri hiç sıcak bakmadım. Ailem ve eşim çok istedi ama bana tasarım daha cazip geldi.

ic-4

KALIPLARA BAĞLI KALMAK İSTEMEDİ
Engin Ünal: Tasarım neden bu kadar cezbetti sizi?

Bahar Yeniçeri: Daha özgür çalışmaya fırsat tanıyor. Bir kuruma bağımlı değilsiniz. Oysa öğretmenlikte yapılanlar belli, sabit bir uğraşı var.

Engin Ünal: Şöyle diyebilir miyiz? Ben kalıplara bağlı kalmak istemedim!..

Bahar Yeniçeri: Evet, aynen öyle…

Engin Ünal: Burada eşinizle birlikte çalışıyorsunuz? Buradaki işiniz, göreviniz ne, neye mesai harcıyorsunuz?

Bahar Yeniçeri: Tekstil firmaların danışmanlık ve tasarım hizmeti sunuyoruz. Eşim danışmanlık yapıyor, ben de tasarımla bu çalışmayı zenginleştiriyorum. İşimiz, bize emanet edilen markaları bir üst seviyeye taşımak.

ic-5

TASARIM VE DANIŞMANLIK ÜRETİMİN BİR PARÇASI
Engin Ünal: Denizli’de hizmet verdiğiniz kaç firma var?

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Denizli firması yok sayılır. Çalıştığımız firmalar ağırlıklı olarak Denizli dışından.

Engin Ünal: Denizli firmalar neden uzak duruyor size soralım o zaman?

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Denizli’de yıllardır konuşulan ama bir türlü yapılamayan şey markalaşma. Denizlili tekstilciler, kendisini üretici olarak görmüş ve belirli markalara üretim yaparak, hizmet vermeyi tercih etmiş. Yurt dışını bir kenara bırakıyorum, yurt içinde tanınmış firmalara bakıyoruz; hepsi Denizli dışından firmalar. Bursa, İstanbul, Kayseri firmaları var. Bunlar markalaşmak için yatırım yapmışlar. Bizim gibi bir ekibi kullanmak da böyle bir yatırımın sonucu. İnsan yanındakinin kıymetini fark etmezmiş. Belki Denizli firmaları o yüzden bizimle henüz çalışmıyor olabilir.

Az önce eşim bahsetti, biz tekstil firmalarına danışmanlık hizmeti de veriyoruz. Yaptığımız şey ayın 30 günü bir firmaya çalışmak değil. Ya? Bize ihtiyaç duydukları anlarda onlarla birlikte çalışma yapıyoruz. Bu desen, pazarlamayla ilgili yeni bir ürün, yeni bir pazar araştırması, yeni bir koleksiyon çalışması olabilir. Bu konularda biz fikirlerimizi sunarız. Son dönemde üretim de yapmaya başladık. Eşimin tasarladığı bir takım ürünleri çeşitli firmalar için üretiyoruz.

ic-3YABANCI TASARIMCIYI DAHA ÇOK TUTULUYOR
Engin Ünal: Denizli firmaları neden tasarımla içli dışlı değil? Oysa Denizli tekstil ihracatı ağırlıklı bir il ve yurt dışı satışları için koleksiyonlar hazırlamak zorunda. Buna zrağmen neden uzak duruyorlar tasarımdan?

Bahar Yeniçeri: Ben, Denizli’de şunu gördüm, yerli tasarımcılara yeterince önem verilmiyor. Yurt dışından gelen tasarımcıdan sorgusuz sualsiz “Evet, biz bunu beğendik. Bedeli neyse ödeyelim” deyip uygulama için alıyorlar. Yerli tasarımcılara “bizden” gözüyle mi bakıyorlar nedir bilemiyorum.

Engin Ünal: Yurt dışından aldıkları hizmet ile sizin sunduğunuz hizmet arasındaki fark nedir? “Tasarımcı yabancı olursa daha kolay pazarlarım” düşüncesinden mi kaynaklanıyor?

Bahar Yeniçeri: Biz, hizmet verdiğimiz firmalar için gerektiğinde dışarıdan tasarım alabiliyoruz. Biz, beğenip seçiyoruz. Renklerine biz karar veriyoruz. Tasarım tek bir kişiye bağlı kalmamalı bence. Çeşni olmalı. Yurt içinden de yurt dışından da alınabilir. Kaldı ki yurt dışından alınan tasarımların üzerinde de biz çalışıyoruz.

ic-6

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Denizli insanı olarak şöyle bir yapıya sahibiz. İçinde bulunduğumuz şartlarda mutlu olabilen, şükreden bir yapımız var bizim. Hiçbir zaman elimizdekinden bir fazlasını elde etmek için Ar-Ge anlamında bir çaba göstermiyoruz.

Mesela bir Teşvik Yasası çıkıyor, hepimiz alkışlıyor, “Denizli için çok iyi oldu” diyoruz. Ne oldu? Turizme ağırlık verildi. Bence alkışlanacak bir şey yok. Denizli’ye ne kazandırdı buna bakmıyoruz. Eğer ev tekstiliyle uğraşıyorsanız artık Türkiye’de üretim yapabileceğiniz tek bir il var; o da Denizli.

Geçmişten gelen bir altyapımız var ama Denizli’de tekstilin atılıma geçmesi 1980’li yıllarda başladı. O dönemde genelde ihracata yönelik üretim yapıldı. Denizli’den ürün alanlar da tasarım beklemedi o zaman. Getiriyordu tasarımı, size bunu üretelim diyordu. Bu bir alışkanlık haline geldi.

Devlet firmaların yurt dışında mağaza açması, markalaşması için çok ciddi destekler verdi. Bunlar bile yeterince kullanılmadı. İstanbul’dan bir firmanın yurt dışında 30’a yakın mağazası var. Bizde ise bu adım atılamadı. Kötüleme anlamında söylemiyorum ama biraz daha içimize kapanık kaldık bu alanda. Denizlililer olarak üretim hizmeti vermeyi daha çok benimsiyoruz. Ancak son dönemde ev tekstili alanında çalışma yapan firmalarımızın olduğunu biliyorum.

ic-2

TASARIM YENİLENMEYİ SAĞLAR
Engin Ünal: Tasarım sizin için ne ifade ediyor? Tasarımdan ne beklenilmeli?

Bahar Yeniçeri: Tasarım sürekli yenilenmeyi sağlar. İyi tasarım yapmak için sürekli araştırmak gerekir. Dünyadaki trendi iyi takip etmek lazım. Farklı doneleri uyum içerisinde bir araya getirmek lazım. Renkten desen ve ambalaja kadar yenilik katmak gerekir. Üretim yaptığınız markanın karekterine uymalı. Almanya’da yaşayan ile Türkiye’de yaşayanın renk ve desen anlayışı farklı.

Engin Ünal: “İhracat yapılacak ülkeye göre tasarım hazırlamak gerekiyor” diyorsunuz?

Bahar Yeniçeri: Bırakın farklı ülkeleri, İç Anadolu’da yaşayan ile Doğu Anadolu’da yaşayanın, Karadeniz ile ülkenin batısında yaşayanın beklentileri farklı. Biz hem pazarı biliyoruz hem nerede ve neye ihtiyaç var onu biliyoruz. Buna göre de çalışma gerçekleştiriyoruz.

Engin Ünal: Pazar araştırması da yapıyorsunuz?

Bahar Yeniçeri: Tabii, tabii… Her bölgenin talebi ve tarzı farklı oluyor. Batı’da daha modern çizgilertercih edilirken, Doğu’da daha dallı güllü ve renkli ürün tercih ediliyor.

ic-1

KADININ EVDEKİ HALİ
Engin Ünal: Siz aynı zamanda annesiniz. Çalışma ve annelik zor olsa gerek. Evdeki durumu nasıl tasarlıyorsunuz?

Bahar Yeniçeri: Bir şekilde olup gidiyor. Zor bir süreçten geçiyoruz. Çocuklar küçük. Bir süre daha sıkıntılı bir dönem yaşayacağız.

Engin Ünal: Üç çocuk var ve küçükler ikiz değil mi?

Bahar Yeniçeri: Evet, çok küçükler ama sağolsun anneanne ve babaanne yardımcı oluyorlar. Bu sayede çalışmaya ara vermedik. Bende anaç bir yapı yok. Evde oturmayı sevmiyorum. Aile büyüklerinin desteğiyle çalışmaya da annelik görevlerini yerine getirmeye de devam.

Engin Ünal: Mehmet Bey size yardımcı olmuyor mu? Siz mutfaktayken o çocuklara bakmıyor mu?

Bahar Yeniçeri: Mehmet Bey çok yardımcı olamadı, çünkü o da siyasetle yoğun ilgileniyordu. Daha yeni yeni birbirimizi görmeye başladık. Çocuklar yeni yeni babayı evde görmeye başladı. Allah’tan çocuklar sakin mizaçlı.

ic-9

Engin Ünal: Anlatımınızdan evdeki tasarıma henüz tam olarak el atamadığınız anlaşılıyor…

Bahar Yeniçeri: O konu daha yeni yapılanıyor. Evde her yaştan evlat var ve hepsi ayrı ayrı ilgi istiyor. Bizde o ilgiyi eksiksiz vermeye çalışıyoruz.

Engin Ünal: Çalışan annelerin çok zorlandığı söylenir. Siz hem anne hem çalışan kadınsınız. Her iki pencereden baktığınızda kadının halini nasıl görüyorsunuz?

_________________________________________________

_________________________________________________

Bahar Yeniçeri: Kadın hali hiçte kolay ifade edilecek gibi değil. İş ile ev arasındaki dengeyi iyi kurgulamak gerekiyor. Bunu sağladığınızda bir sistemi oturtmuş oluyorsunuz.

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Hem iş kadını hem anne olmak çok ciddi sorumluluk istiyor. Çocuklarla ilgilenebilmek için fedakarlıklarda bulunuyor kadın. Siz çocukla diyolog kurup ne yaptığınızı anlattığınız da sizi anlıyor. İşe gittiğinizi, eve belirli bir saatte geleceğinizi biliyor. Hem ev kadını, hem iş kadını hem de anne olmak çok zor. O nedenle erkekler olarak hanımlara ayrıcalık göstermek durumundayız. Ben “Patron hanım” diyorum, arkadaşlar bana gülüyor. Karizmayı çizdirsek de işin gerçeği bu.

ic-10

PATRON KİM?
Engin Ünal: Mehmet Bey, sizi patron gösterdi. Gerçekten patron siz misiniz?

Bahar Yeniçeri: İşte orası lafta kalıyor biraz…

Engin Ünal: Çocuklar küçük olunca bütün yük annenin omuzlarına biniyor doğal olarak değil mi?

Bahar Yeniçeri: Orada ağırlık bende ve bir şekilde annenin dediği oluyor. İşle ilgili konularda kararı ortak veriyoruz.

Engin Ünal: Tasarımda son söz kimin?

Bahar Yeniçeri: Birlikte değerlendiririz ama daha çok benim söylediklerimi uyguluyoruz. Ticari anlamda, yanı bir ürünün satıp satmayacağı konusunda Mehmet Bey daha deneyimli. Pazardaki bölümü eşim daha iyi biliyor.

ic-8

7/24 BİR ARADA OLMAK SIKINTI YARATIYOR MU?
Engin Ünal: Evli çiftlerin aynı iş ortamında olması zaman zaman sıkıntı yaratabiliyor. Siz de bunu yaşıyor musunuz?

Bahar Yeniçeri: Aslında 7/24 beraber olmak hoş bir şey değil. Biz onu düzene oturttuk. İşyerinde çalışırken iş arkadaşı gibiyiz. Eve girerken başka bir dünya başlıyor. Dengeyi iyi kuruyoruz ve sorun yaşamıyoruz.

Mehmet Fevzi Yeniçeri: İşyerinde hakikaten bir disiplin içinde çalışıyoruz. Bahar hanım kafasındakileri ortaya koyar ben de… Karar verirken epey tartışırız. Ama eve girerken her şey kapının dışında kalır. Ev bambaşka bir dünya.

Engin Ünal: Çalışan bir anne olarak eve dönmenizi bekleyen çocuklarınızın beklentilerini ne kadar yerine getirebiliyorsunuz?

Bahar Yeniçeri: Tabii onların istediği kadarını yerine getirdiğimizi söyleyemem. Bir gün bir tanesine öncelik verip dışarıya çıkıyoruz. Ertesi gün diğeriyle dışarıda oluyoruz. Birini aksattık mı gerçekten ciddi problemler yaratıyorlar.

ic-7

“SIKILDIM ARTIK” DİYOR MU?
Engin Ünal: İşyerinde çalışıyorsunuz, tasarım yaparken doğal olarak yoruluyorsunuz. Eve gidiyorsunuz ve onlar sizin yorgunluğunuzla çok ilgili değil, tamamen kendileriyle ilgilenilsin istiyor. Böyle anlarda “sıkıldım artık” dediğiniz oluyor mu?

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Bahar Hanımın rahatlama saati akşam saat 23.00’ten sonra. Herkes uyuduktan sonra bir fincan nescafe içerek rahatlıyoruz ve sohbet ediyoruz.

TEKSTİLİN BUNDAN SONRASI…
Engin Ünal: Sohbeti isterseniz tekstilde Denizli bundan sonra ne yapabilir ile bitirelim…

Bahar Yeniçeri: Tekstilde renk ve tasarım giderek öne çıkıyor. Görsellik çok önemseniyor. Çok çabuk tüketiyoruz üretileni. Sürekli yenilenmek lazım. Otomasyonla işgücüne ihtiyaç giderek azalıyor.

Mehmet Fevzi Yeniçeri: Birincisi doğru üreteceksiniz, ikincisi doğru pazarda olacaksınız. Pazarlama olarak iyi strateji uygulayan firmalar ayakta kalıyor ve büyümeyi sağlıyor. 20 yıl önceki anlayışla devam edenler ise kaçınılmaz olarak geriliyor. Danışmanlıktan bahsediyoruz. Yıllar önce var mıydı veya bu kadar yaygın mıydı? İnsanlar şu anda bu hizmete neden para veriyor? Karşılığını aldığı için… Aynı şey pazarlama için geçerli. Kimisi malını toptancılara dağıtmaya çalışıyor, kimisi ihracat yapmaya çalışıyor, kimisi parekendeciyle çalışıyor. Hangisi doğru? Günün şartlarına bakıp ona göre değerlendireceksiniz.

Yabana atılmaması gereken bir gerçek daha var. Türkiye nüfusu 80 milyona dayanan bir ülke. Bu yurt içi de önemli bir pazar demektir. Son dönemde gerçeği gören bazı firmalar iç piyasaya yönelik çalışmalar da yapıyor. İyi strateji oturtan ve iyi hizmet veren firmalar yoluna devam edecektir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı