Menderes’in İronisi - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Menderes’in İronisi

23 Nisan 2015 Perşembe

haberYazılarımıza hep yapmaya çalıştığımız gibi, yine bir çevre haberi ile başlayalım. Yaşadığımız kentin sorumluları tarafından bu konularda nasıl bir tutum takınılıyor, korumacı eğilimler nasıl bir seyir izliyor, haberle karşılaştırma imkanı bulalım.

19 Nisan Tarihli ulusal bir gazetenin Ege ekinde manşete sıkışmış haberin başlığı “Gediz Nehri’ni 400 kurum kirletiyor.”(HT Egeli eki.) Haber detayında yer alan bilgiler: “Gediz’i kirlilikten kurtarmak için 3 ay önce özel ekip kuran Manisa Valisi Erdoğan Bektaş çalışmalar sonrası ilk verileri açıkladı. “Nehri kirleten 400 atık su kaynağı var. Şu ana kadar 289 fabrika, tesis, sanayi bölgesi ve belediyeye uyarı yaptık… Denetimler sonrası olumsuzlukların üzerine gideceğiz, eğer eksiklikleri gidermezlerse çok ağır cezalar gelecek.”

Bu bilgileri veren Vali Bektaş sözlerinin devamında, “biz firmaların kapatılmasını istemiyoruz. Öncelikle kirlenmeyi durdurmaları için önlem almalarını istiyoruz. Derdimiz yıkmak, kırmak değil, çözüm üretmek ve kirliliğin önüne geçmektir” diyerek çalışmadaki amaçlarına açıklık getiriyor.

Şimdi bir karşılaştırma yapalım.

Büyük Menderes Nehri yukarı havza uzunluğu, 548 km.lik toplam uzunluğun yarısından fazla. Kaba bir hesaplama ile Dinar-Sarayköy(Çürüksu birleşme noktası) arası yaklaşık 250 km.

Afyon bölgesinde çok kısa bir mesafe (35 km. kadar) yer aldığı için orayı saymayalım. Bu bölgede sorumluluğu olan asıl idare Denizli Valiliği. Çürüksu nehrinin taşıdığı kirlilik yukarıdan, Cindere yönünden taşınan unsurlarla birleşerek Aşağı havza yoluna giriyor. Yukarısı dediğimiz, Çivril-Gökgöl’den başlayarak Adıgüzel barajına kadar olan mesafe. Neredeyse tüm yukarı havza da diyebiliriz.

Endüstriyel kirlilik kaynağı olarak ikinci büyük sorumluluk Uşak Valiliği’ne ait. Uşak sanayi bölgesinden gelen Dokuzsele Deresi, tüm bölgenin atık sularını Banaz Çayı’na bağlanarak Adıgüzel barajına, dolayısıyla Büyük Menderes’e taşıyor. Burada kirlilik her ne kadar çökelmiş görünse de, yaptığı tahribatın sonuçları, PAÜ Biyoloji bölümünden, su izlemesi yapan bilim insanlarının elde ettiği verilerde gözlenebilir.

Sonuç olarak bu bölge sorumluluğu asıl olarak Denizli Valiliği ve bağlı bakanlık kurumlarının. Peki Valilik konuya ilişkin kapsamlı bir çalışma için adım atıyor mu? Yaklaşık bir yıldan beri biz gidip gözlüyor ve yazıp çiziyoruz. Bu arada medyada yer alan çeşitli haberler kirliliğin farklı boyutlarını gözler önüne seriyor (balık ölümleri vb. gibi.) Bu konularla ilgili genişletilmiş bir araştırma ekibi kurmayı hiç düşündüler mi? “Olsaydı duyardık” diyoruz hepimiz. Evet, olsaydı duyardık. Yok böyle bir çalışma. Konuya vakıf olan İl Çevre ve Şehircilik Müdürü ile yaptığımız uzun söyleşi ortaya koydu ki, yetkililerin mevzuata dayalı çalışması dışında yapılagelen bir çalışma için girişim de yok.

Oysa Manisa Valisi de aynı mevzuata bağlı olarak çalışıyor. Ama Gediz Nehri’ndeki kirliliği ve kaynaklarını tespit etmek, sorumlularını uyarmak ve önlemler almaları için özel ekip oluşturabiliyor. Gerektiğinde ceza yazabileceklerini kamuoyuna açık açık deklare edebiliyor.
Denizli Valiliği için benzer bir çalışma çok mu zor olur? Konuyu Vali Bey ile karşılıklı konuşup gündeme taşımak mümkün olabilir mi? Sanmıyoruz, ama isteriz. Eğer bürokrasinin tanrıları istemezse hiçbir şey olmaz. Ama ya isterse? Eğer isterse, tıpkı Manisa Valisi gibi bu alanda herkesin ve her kesimin alkışlayacağı bir iş yapmış olur.
1
EFELER BELEDİYE BAŞKANI ÖZAKÇAN
Büyük Menderes aşağı havza ikinci gün gezimiz Aydın merkez ilçe belediyelerinden Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakçan’ı makamında ziyaretimiz ile başladı.

Aslında bizim amacımız Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ile görüşmekti. Bilindiği gibi Aydın’da, tıpkı Denizli gibi yeni büyükşehir statüsüne girdi. Dolayısıyla bölge arıtmaları, su kaynakları, bunların kullanım ve ıslahı gibi tüm alanlar artık Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda. Geçen hafta aktardığımız ‘kriz’de olduğu gibi en küçük bir ziyaret bile büyükşehir kurumlarının dikkatini çekiyor. O nedenle Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşüp bölgenin sorunlarını birinci el kaynaktan dinleyip, sorularımızı aynı kaynağa yöneltmek isterdik.

Ancak çeşitli girişimlerimiz boşa çıktı. Özlem Çerçioğlu ile görüşmemiz mümkün olmadı. Konuyu en son açtığımız Denizli Bozkurt Belediyesinin kadın Başkanı Birsen Çelik, “Efeler Belediye Başkanı ile görüşün, size yardımcı olacağından eminim. Bu konuda size destek olurum” dedi. Böylece Aydın’ın en büyük merkez belediyesi Efeler’in Başkanı Mesut Özakçan ile randevulaştık.

Randevu saatinde fazla beklemeden odasına girip tanıştık. Başkan misafirlerinden ‘arınmış’, tek başına bizi bekliyordu. Konuyu açıp özetlediğimizde sıkıntılı biçimde ‘pek fazla yararlı olamayabilirim’ dedi. Sebebi, bildiğimiz şeyler. İlgilendiğimiz konuların tümü Büyükşehir sorumluluğunda. Pek çok yerel belediye başkanındaki sıkıntının izlerini taşıyan tepkisini şakayla karışık dile getirirken “bizi aslında seçimle falan uğraştırmayıp, müdür olarak atamış olsalar da pek fazla değişiklik olmazdı. Elimiz kolumuz bu kadar bağlı yani” deyiverdi.
Kısa sohbetin arasına sıkıştırdığı bu vurgunun arkaplanını anlamaya çalışıyorum. “Aslında” diyorum, “biz Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşmek istedik ama kendilerine ulaşamadık. Bizim dışımızda da pek ulaşan olmadı.”

“Haklısınız” diyor Başkan Özakçan. “Biz de her zaman görüşemiyoruz. Ben neredeyse aramıyorum. Arasam da çoğu zaman görüşemiyorum. Eğer kendileri ararsa o zaman görüşme imkanımız oluyor.” Neden? Nedenini o da tam olarak açıklayamıyor. “Ama” diyor yine de mesafeli biçimde, “Büyükşehir statüsü ile birlikte sorumluluk alanları çok arttı. Belki başını kaşıyacak vakit yok, bilemiyoruz. Bunu da doğal karşılıyoruz” diye ölçülü bir açıklama getiriyor.

Başka kiminle görüşebilirim? “ASKİ Müdürü ile görüşün” diyor Başkan Özakçan. ASKİ’nin açılımı “Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi.” Bizdeki DESKİ’nin oradaki idari karşılığı. Aynı görevleri üstlenmiş bir belediye idaresi.

Neden olmasın. Hem biz Büyükşehir Belediye Başkanı ile aynı şeyleri, suyu, atıkları, kirliliği, çevresel sonuçları ve bunların Büyük Menderes’e etkilerini konuşmayacak mıyız?

4ASKİ’DEYİZ
Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakçan cep telefonundan ASKİ müdürünü arıyor. Aski’de vekaleten Müdür olarak görev yapan Cemalettin Küçükerol hemen görüşebiliriz deyince Başkan’a veda edip ayrılıyoruz.

ASKİ binasını bulmak zor olmuyor. Yaklaşık on dakika sonra Cemalettin Küçükerol’un masasının önündeki misafir koltuğundayız.
İlgilendiğimiz konuyu, çerçevesini ve yaptığımız gezileri kısaca özetleyip neden geldiğimizi anlatıyoruz. Çoğu görevlide rastladığımız ilk kararsızlık ve şaşkınlığın belirtilerini Cemalettin Bey’de de görüyoruz.

Büyük Menderes onlar için alışılmış bir mekan. Bazen belki gezmeye, pikniğe gittikleri, çocukluklarından beri suyuna kıyısına, havasına, panoramasına aşina oldukları, gözlerinin önünde gün gün yok olan ama çaresizce seyredilen, uğruna bir şeyler yapılması gereken ama ne yapılacağı ile ilgili etraflıca fikir yürütülmemiş imgelerden biri…

___________________________________________________

Bahar_imaj_450x150

___________________________________________________

Çabuk toparlanıyor ve birkaç genel cümle ile düşündüklerini özetliyor ASKİ Genel Müdür Vekili Cemalettin Bey.

“Büyük Menderes’in bu bölgedeki en büyük sorunu ıslah edilmesi konusunda çalışma olmaması. Islah çalışması tam 12 yıldan beri sözde yapılacak. Biliyorsunuz bu tür suyollarının sorumluluğu DSİ(Devlet Su İşleri)’nin. Ama ne bir proje var ortada, ne de atılmış bir adım. Oysa bu günlerde Menderes yağışlarla birlikte taştı. Bu gün Aydın Yenipazar İlçesi karayolu su taşkını nedeniyle kapalı. Şahmalı, Gölhisar gibi mahallelerin bağlantıları yok. Kimi yerlerde elektrik direkleri devrilme tehlikesi taşıyor, bunu elektrik şirketleri ifade etti. Keza temizlik desen o da yok. Islah olmayınca temizlik te yapılmıyor. Ayrıca her zaman ıslah ve temizlik projelerinden bahsediyor DSİ ama bunların pratik faydası yok. Kısmen yapılan ıslah çalışmaları çok kötü. Nitekim son su taşkınları Buharkent’ten buraya kadar uzun bir mesafede devam ediyor. Buradan Söke’ye doğru da durum aynı. Yağışların mevsim normalleri üzerinde devam ettiği biliniyor. Su taşkınları için önceden önlem alınamaz mıydı? Kemer Barajı’nın kapakları açılmış. Bunun sonuçları önceden öngörülemez miydi? Aşırı yağışlarla birlikte kapakların açılması bu duruma sebebiyet veriyor. Oysa Menderes üzerindeki ıslah çalışmaları yapılmış olsaydı bunca zaiyat olmazdı. Şimdi ise hesaplaması çok zor tarımsal kayıplarla karşı karşıyayız. Bunun hesabını kim verecek?”

5

(Bu arada kısa bir bilgi verelim. Kemer barajı, Aydın’ın Bozdoğan ilçe sınırlarında, Akçay üzerinde yer alıyor. Kuruluş amacı sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi. 1954-1958 yılları arasında inşa edilmiş eski bir betonarme baraj.)

6YENİPAZAR SU TAŞKINI
Yenipazar İlçesi’nde su taşkını haberleri o günün Aydın yerel gazetelerinde manşette yer alıyordu. İlk olarak Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakçan’ı özel kalemine ait misafir salonunda beklerken dikkatimi çekmişti. Denizli’de su taşkını haberleri bir hafta önceki yağışlara aitti. Demek ki buralarda yeni taşkınlar vardı. Aydın muhalefet milletvekillerinden birisi Yenipazar taşkın bölgesini gezmiş, basına demeçler vererek iktidarı eleştiriyordu. Ayrıca Menderes Nehri’nin farklı yerlerinde taşkının yol açtığı zarar-ziyan sekiz sütuna manşetlerde yer alıyor, koyun sürüsü ile, taşkın sonucu oluşan bir adacıkta mahsur kalan çoban haberi genişçe işleniyordu.

3Müdür Bey’le sözleşip ayrıldık. “Önümüzdeki haftalar gelirseniz, size bir rehber veririm, nehir yolunu gezersiniz” diyerek bizi yolcu etti.
O günlük görüşmelerimiz bitmişti. Yağmur ve taşkınlar nedeniyle pek gezme olanağımız yoktu. Ancak, Yenipazar’daki taşkını merak ediyordum. Haberlere göre karayolu ulaşım bağlantısı kapanmıştı. Gidip yerinde görmek ve fotoğraf çekmek istedim.
Bu kez yol arkadaşım, Denizli Heykel Kolonisi’nin müdavimi, nevi şahsına münhasır Heykeltraş Ali Dirier’di. Birlikte Aydın’dan yola çıkıp gerisin geri, Yenipazar’a doğru yollandık. Yol üzerinde Nysa(Sultanhisar) antik kentine saptık. Burada yaptığımız gezintide antik kentten aşağı doğru yapılmış uzun Roma dönemi su tünelinde gezip biraz fotoğrafladık. Yeniden yola koyulduk.

7Aydın Yenipazar İlçesi’ne Sultanhisar ile Atça arasındaki kavşaktan gidiliyor. Yol güneye doğru dönüp ovanın içinde, Büyük Menderes’i bir köprü ile kesip geçiyor. Birkaç kilometre sonra Menderes üzerine vardık. Köprü girişine “kapalı” karayolu levhaları dikilmişti. Gerçi gelen geçen giriyordu ama belli ki ileride yol kesikti. Çünkü göz alabildiğine, ovanın eteklerine dayandığı dağlara kadar su basmış tarlalar görünüyordu. Bulanık akan Menderes nehrini yaklaşık bir yıldır hiç bu kadar gür ve canlı akarken görmemiştim. Son yağmurlar ve baraj kapaklarının açılmasıyla salınan su bolluğa yol açmıştı. Tarlalardaki ürünler, pirinç çeltikleri gibi suyun içinden çıkıyordu. Nehir yoluna açılmış muhtelif kanallarla göle dönmüş tarım arazilerindeki suyun tahliyesine çalışılıyordu.

Köprüyü geçip Yenipazar’a doğru giden araçlar, geri geldiler. Bizimle birlikte gelip geçenler de, birkaç dakika sonra geriye dönmek zorunda kaldılar.

Burada gözlediğimiz şey, tam da Aydın ASKİ Müdürü Cemalettin Bey’in bize sözünü ettiği ıslah çalışmalarındaki yetersiz ve kifayetsizliğin örneği gibiydi. Nehir yolunda su taşkını için hiçbir önlem yoktu. Islah edilmemişti. Su, yolunu bulup akıyordu. Çevresindeki bitki örtüsü ve akışın zaman içinde yarattığı derinlik dışında tarım arazileri ile nehri ayıran bir kot farkı yoktu. Az bir taşmayla buralarda tarlaların her zaman su altında kalması olağan vakıa sayılıyordu galiba.
***
Aşağı Havza üzerindeki ikinci gezimiz, görüşmelerimiz ve izlenimlerimiz böyle. Yavaş yavaş konuya yeniden ısınıp vakıf olmaya başladığımızı söyleyebilirim. Söke’ye, oradan Ege’ye bağlanana kadar nehrin kim bilir daha ne gibi hallerine tanık olacağız. Merak içindeyiz.

Yorumlar

mehmet koca   -  Bağlantı 6 Temmuz 2019, 03:13

Memleketin en acıklı hikayesi bu. Arkasına bile kaçmadan yakıp yıkan işgalci Yunan askerlerinin talan ettiği toprakları vatanperver duygularla zehirliyor, geri dönüşü mümkün olmayacak yok oluşa doğru sürüklüyoruz.

tarık   -  Bağlantı 24 Nisan 2015, 08:55

Diğer yazılarınız gibi bu yazınızı da heyecanla okudum,ancak ne yazık ki sonuç gene yok..Gayretli yazılarınızla en azından konu gündemde kalmaya devam ediyor..Çevre Bakanlığı ve Orman Su İşleri Bakanlığı üç maymunu oynamaya devam etsin.

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı