Büyükşehir Çivril’e hazineler kazandırıyor - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

Büyükşehir Çivril’e hazineler kazandırıyor

20 Eylül 2013 Cuma

buyuksehir-denizli-nin-civril-ilcesi-ne-hazineler-kazandiracak-h

Bu yılın Temmuz ayının son günlerinde yolumuz yine Çivril’e, Işıklı’ya ve Beycesultan’a düştü. Işıklı’nın üzerine yerleştiği Eumeneia antik kentinin akropol tepesine çıkma niyetiyle hazırlandık. Tepede yarım gün geçirdik. Ancak bu konudaki serüvenimizin yeri değil. Sonraki bölümlerde Eumeneia antik kentini etraflıca ele alacağız.

BAŞKAN HAKKI ASLAN NE DÜŞÜNÜYOR?
Eumeneia dönüşü Çivril Belediye Başkanı Hakkı Aslan’ı makamında ziyaret ediyoruz. Alışkanlıktan, her ören yerinin bağlı olduğu yerel sorumlu ve ilgililerin görüşlerine zaman zaman başvuruyoruz. Merhaba faslı kısa sürede yerini sorularımıza bırakıyor.

hakki-aslan

İlk sorumuz, “Başkanım Denizli Büyükşehir oldu ve beldelerdeki ören yerleri de doğrudan sınırlarınız içinde yer alıyor. Eumeneia, Beycesultan ve Homa gibi antik ve tarih öncesi yerleşmeler bunlar. Bu alanlarla ilgili geliştirmeyi planladığınız proje ya da girişimler var mı?” oluyor.
Başkan kayıt cihazını kontrol edip düşündüklerini tek kalemde açıklıyor.
“Çivril coğrafi konumu ve iklim yapısı itibariyle insanların toplu halde yaşadıkları ilk asırlardan beri önemli yerleşimlere sahne olmuş bir yer. Çivril ovasında Menderes nehri var, Işıklı gölü var, Akdağ var ve 70 km uzunluğa ulaşan geniş bir ovası var. Bu tüm çağlar boyunca insanların aradığı özlenen yaşam alanlarından birisi. Böyle olunca, bugün eski çağlardan kalan tarihi zenginliklerin sembolü olan Beycesultan, Homa’daki Sablion kalesi, Işıklı’daki Eumeneia antik kenti, Sabrıbaba tepesindeki Miryakefalon kalesi, tüm bu alanlar Çivril ilçemizin ilgi ve yetki alanı içinde yer alıyor. Nitekim ben 1994-99 yılları arasında beş yıl süreyle Miryakefalon konulu tarih sempozyumları düzenledim. Türkiye’nin çok ünlü tarihçileri bu sempozyumlarda yer aldı. Bu savaş Türklerin Anadolu’nun tapusunu aldıkları savaş olarak tarif edilir. Miryakefalon savaşından sonra Bizans bir daha düzenli bir ordu kuramamış ve Anadolu’daki etkinliği böylece son bulmuştur. Beycesultan ise tarih öncesi uygarlıkların sembolüdür. İngilizler burada 1950’li yıllarda kazı yaptılar. O kazıda çıkan eserlerin bir kısma Londra British Museum’da, bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde ve bir kısmı da Hierapolis Müzesindedir. Son olarak, İzmir Ege Üniversitesi’nden Eşref Abay hocamız 6 yıldır burada iki ay civarında kazı çalışmaları yapıyor. Oradaki çalışmaları kolaylaştırmak için geçen yıl kazı evi, laboratuar ve çalışma mekanları tesis edildi. Bu yapıların büyük bölümünü bakanlık bütçesi karşıladı, bir bölümünü de Çivril Belediyesi olarak biz karşıladık. Biz inanıyoruz ki, yapılan kazı çalışmalarıyla Beycesultan aydınlatıldığında, edindiğimiz bilgilere göre dünya tarihi belki de yeni baştan yazılacak. Bazı tarihçilere göre Etilerin Anadolu’da hakimiyet dönemlerinde Arzawa Krallığının başkenti olduğu iddia ediliyor. Bu iddia, Arzawa Kralının Mısır Firavununa yazdığı bir mektup bilgisinin, Mısır da bulunan bir tablette yer almasına dayandırılıyor. Bu kazıları ilk kez İngilizlerin yapmış olması önemli. Çünkü Mısır’daki ilk arkeolojik kazıları da İngilizler başlatıyor. Sonuçta 2 cilt halinde yayınladıkları Beycesultan kitabı hala yeri doldurulamayacak kadar kıymetli kaynak eserdir. Aslında, sizlerin çabaları da dahil olmak üzere bu tarih hazineleri üzerine yapılacak her türlü çalışma, Çivril’in gelecekte bir tarih turizmi merkezi olasında ayrı birer basamak görevini yerine getirecektir. Tüm bunların bilincinde olarak Çivril Belediyesi elindeki tüm imkanlarla çalışmalara katkı vermeye gayret etmektedir. Büyükşehir yasasıyla, yukarıda adı geçen tüm ören yerleri 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle Çivril’in mahallesine dönüşeceği için Belediyemizin bu bölgelerle şimdiden daha fazla ilgilenip proje üretmesi önem arz ediyor.”
Başkanla görüşmemizin ardından kısa bir çay molası veriyor ve makamından ayrılıyoruz.

2

EŞREF HOCA İLE YENİDEN
Güneşin devrildiği saatlerde Çivril’den araçla yola çıkarken Eşref Hoca’yı telefonla arıyoruz. Hoca yerinde. Daha doğrusu kazı alanından ayrılıp kazı evine gelmiş tüm ekip.
Alanı çevreleyen tel örgünün Denizli-Uşak karayoluna bakan tarafından dolanıp girişe geliyoruz. Girişteki eski bekçi kulübesi boş. Hemen yanında kazı evi ve bağlı konutları dizili.

5
Yeni kazı evine ilk kez geliyorum. Daha önce Çivril içinde belediyenin katkılarıyla yerleştikleri evi biliyordum. Oysa geçen yıl yeni kazı evi ve ilgili birimler(çalışma evi, depo, yatakhane, yemekhane vs.) yapılmış ve ekip artık kazı bölgesi sınırlarına inşa edilen bu yapılarda kalıyor.

Memnun musunuz diye soruyorum Eşref Hoca’ya, “çok memnunuz” diye cevaplıyor. Malum eski kazı evi ilçe içindeydi ve geliş gidiş, araç temini, öğle yemekleri, iaşe derdi vs. çok fazla olan kazı sorumluluğunun adeta angaryası olarak ek yük bindiriyordu.

Kazı alanını merak ediyorum. Ama bu merakımı yeterince gideremeyeceğimi anlıyorum. Çünkü kazı günün çok erken saatlerinde başlıyormuş ve anlaşılan saat 15.00 civarı günlük çalışmayı sonlandırıyorlar. Kalan zamanda laboratuvar, buluntuların bakım ve temizliği, çalışma odası, yemek, dinlenme vs. derken zaman akıp gidiyor.
Ekip yemeğe başlarken hoca bize zaman ayırmayı tercih ediyor. Az sonra bir yandan yemek, bir yandan sohbete koyuluyoruz. Bize yıllar önce Aşağıseyit köyü civarında bir höyük araştırmasında tanıyıp röportaj yaptığım, kazı ekibinin ilk gediklilerinden Dr. Fulya Dedeoğlu katılıyor.

1

Küçük, kısa sorular soruyoruz, hocanın yanıtları da aynı biçimde kısa oluyor.
Özet olarak; bu yılın kazılarında dişe dokunur henüz bir sonuç yok diyor Hoca. Kazının sonuna doğru derli toplu bilgiler verebiliriz diye ekliyor. Her yıl kazıp yeniden üstünü toprakla kapatarak korumaya aldıkları alanın bu yıl itibariyle çatı ile örtülmesi çalışmalarına başlanacağı müjdesini veriyor. Denizli Valiliği eliyle İl Özel İdaresinden kaynak sağlandığını anlatıyor. Sağlanan bu kaynak ile çatı örtü yapılacak ve kazılan ana bölgedeki koruma sağlanmış olacak. Bu işlemin koruma dışındaki yararını ise, sergileme olarak açıklıyor. Yani çatı ile kapatılan bölgedeki kazılan ve yerleşim katları ortaya çıkarılan alan, ziyaretçilere de açılacak diyor. Böylece Beycesultan yerleşmelerinin tarihsel katları, ziyaret edenler tarafından izlenebilecek. Tarih öncesinden Bizans dönemine kadar gelen farklı yerleşme katları, mimari özellikleri korunarak ziyarete açılmış olacak.

3
Çivril Beycesultan, Anadolu’nun tarih öncesi dönemlerinin ve yerleşik tarım topluluklarının tarihinin yazılmasında çok önemli.
Beycesultan’ın Mısır yazıtlarında adı geçen Arzawa halkının başkenti olması ya da merkez kentlerinden biri olduğu varsayımı ise gerçeğe çok yakın bir hipotez. Bu görüşü destekleyen çeşitli saptamalar geçen yıllardaki bulgu ve kazı sonuçları ile ortaya çıkarılmıştı.1950’lerdeki Lloyd-Mellart kazılarındaki elde edilen sonuçlar da şimdiki kazılarla giderek daha fazla güçleniyor.

4
Şimdilerde epeyce kafamızı kurcalayan Menderes suyolu uygarlıklarının başlıcalarından biri olan Beycesultan, giderek tüm Çal-Çivril-Baklan ovasının bir tür aynasına dönüşecek gibi görünüyor. Biliniyor ki, o bölge sayısız höyük yerleşmesinin kalıntılarıyla dolu. Yıllar önce yine Eşref Abay’ın verdiği bilgileri hatırlıyorum, “bölgede yüzden fazla höyük kalıntısı var” demişti. Nitekim bu alanların büyük çoğunluğunda yüzey araştırması ve ölçümler yaptıklarına tanık olmuştum.

Eğer bu yıl başlanan çalışmalar müspet sonuç verir ve kazı bölgesi çatı ile kaplanıp koruma ve her mevsim ziyaretin altyapısı hazırlanırsa, Beycesultan bölge arkeolojisinin merkezine dönüşebilir.
Ağırlıklı olarak Helen ve Roma kültürünün özelliklerini taşıyan antik yerleşmeler yanında, başka bir evren, başka bir hayat akışının ovadaki tarihsel geçmişini yansıtabilir.
Daha önemlisi, belki de tarihin yazımına rehberlik edecek başka bulguları elde etme çalışmalarının hızlanması ve güçlenmesine yol verebilir.

Yorumlar

kenan   -  Bağlantı 4 Kasım 2013, 02:22

mrb sizlerden istegim bide igdir koyu ne gidin ve tarihi bir konagin yok olusuna bakin tapragin uzerindekilere sahip cikilmiyor turkiye tarihi eserler konusunda bence sifir cok var ama sahip cikan yok saygilar

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
 karakter kaldı