İNŞAAT SEKTÖRÜNÜ DARBOĞAZ BEKLİYOR - denizlihaber.com - Denizli Haber, Denizli'nin en çok okunan gazetesi
REKLAMI GEÇ

İNŞAAT SEKTÖRÜNÜ DARBOĞAZ BEKLİYOR

24 Mart 2018 Cumartesi


İnşaat Mühendisleri Odası Denizli Şube Başkanı Prof. Dr. Şevket Murat Şenel ile yaptığımız görüşme kayıtlarını yayımlamaya devam ediyoruz.

Bu çözümsüzlüğü aşmanın bir yolu gerçekten yok mu?
Çok zor, Denizli bir çukurun içinde. Belediye Başkanımızın da haklı gerekçeleri var. Bu şehir nereye gitsin ki? Mesela Türkiye’de amortisman hızı en düşük iki şehirden bir tanesi Denizli. Kira gelirleriyle gayrimenkul yatırımını en yavaş ödeyen iki şehir Trabzon ve Denizli. En hızlı ödeyenler ise Aydın ve Muğla illeri. O illerin sahil yerleşmelerinden dolayı dinamikleri farklı. Denizli ve Trabzon’dan biri dağlarla çevrili, diğeri bir yamaçta ve önü deniz. Her ikisi de arsa üretmiyor veya üretemiyor. O zaman mevcudun değeri çok artıyor. İnşaat sektörü açısından şehrin açmazlarından biri bu. Burada konut alsanız en az yüzde ellisi arsa bedeli oluyor. Arsa yok çünkü. Sürdürülebilir değil bu. Şu anda bu sektör ciddi bir darboğaz tehlikesiyle karşı karşıya. Son yönetmelik değişikliğinden dolayı geçen yılın son aylarında telaşla çok sayıda inşaat ruhsatı alındı. O kadar çok ki ruhsat alan, önemli bölümü “elimde bulunsun, bir köşede bulunsun, bir şekilde inşaata başlarım” diye aldı. Alınan tüm ruhsatlar inşaata dönüşmeye başladığında şehrin hali ne olur merak ediyorum doğrusu. Yapmak ayrı bir şey, bir de satmak lazım.

ŞEHİR BÜYÜYOR MU, ŞİŞMANLIYOR MU?
Şehirde konut fazlalığı var mı?
Valla şöyle bir şey var; eskiden lüks konut daha fazla ilerliyordu, şu anda gördüğümüz standart konuta talep daha fazla. Lüks konuta talep konusunda bir gevşeme var. Sektörde standart konut üretimi daha fazla. Öyle görünüyor. Denizli’deki inşaatlarda ise kamunun yatırımı daha fazla. Deprem firmalarıyla görüşüyoruz, kamunun devam eden işleri %50’yi buluyor oran olarak. Yollar, üst geçitler gibi özellikle belediyenin faaliyetleri bu oranı dolduruyor. Yani önümüzdeki iki yıl penceresinden baktığımız zaman dokunmamız gereken o kadar çok başlık var ki! Konut fazlalığı meselesi şehrin gelişmesini de etkiliyor. Gelişmek, büyümek başka, şişmanlamak başka. Şu anda Denizli inşaat açısından şişmanlayan bir kent görünümünde.

Bu durumda Oda olarak yapabilecekleriniz neler?
Biz Odada şunu yapmaya çalışıyoruz: Mesela genç mühendis arkadaşlar yazılımlar konusunda eğitim istiyor. Çalışan pek çok arkadaşımız yeni yasal düzenlemelere hazırlıklı olmak istiyor. Deprem yönetmelikleri değişiyor, mühendis arkadaşlarımız diyor ki, oda ders versin, kurs versin, bizim ne yapacağımızı bize göstersin diyorlar.

Bu tür eğitimler yapıyor musunuz? Yani MİEM (Meslek İçi Eğitim) gibi şeyler.
Evet. Daha on beş gün önce bir eğitimimiz vardı. Geçmiş dönemlerden farklı olarak biz odayı bir kurs merkezine döndürmek istiyoruz. Şunu da söylemek istiyorum: İlk oda seçimlerine 17-25 Aralık döneminde girdik, (2014 yılı Ocak ayı Şube seçimleri-Ed.) Geçen dönem 15 Temmuz kargaşası vardı.

Bu dönem de hem genel, hem yerel iki seçim var. Şansınız mı şanssızlığınız mı diyelim?
(Gülüyor) Herkesin yaydığı bir enerji var. Şunun sıkıntısını çekiyorum İMO olarak, meslek odaları ve siyaset… Salih Basmacı abimizi rahmetle anıyorum, bana çok tavsiyeleri olmuştur, onun söyledikleri ile aynı düşünmediğim noktalar olsa da hala kulaklarımdadır. O “yolu siyasetten geçenin bir yolu da meslek odalarından geçmeli” derdi. Ben buna katılmıyorum. Siz siyaseti bir kalkan olarak koyduğunuz zaman fiskeyi yiyen sadece sizin siyasi duruşunuz olmuyor. Meslek sorunları da o tokattan nasibini alıyor. Ben mesleğimin siyasetini yapmayı birinci önceliğim hissediyorum.

“YA BENDENSİN, YA DEĞİLSİN!”
Bir de malum Türkiye gittikçe şu örnekteki hale geliyor; Sezar Britanya’yı işgale hazırlanırken elçiler göndermiş, geliyorum diye. Bazı feodal toprak soyluları da cevap göndermiş, “bu bizim sorunumuz değil.” Sezar iki satır cevap yazmış, “ya dostumsun, ya düşmanım!” Bizde bu gün herkes kendisinden bir şey görmek istiyor. Ya bendensin, ya değilsin! Yani çıkıp bir yerlerde benim şu derdim var, bu derdim var deyip kapı çalmak ne yazık ki o kadar kolay değil.

Peki bu sorun nasıl aşılacak? TMMOB bu sorunu uzun zamandır yaşıyor. Siz bu konularda ortada bir politika izlediniz diyebilirsek, bunun da olumlu ya da olumsuz sonuçları muhtemelen olmuştur. Nedir bu sonuçlar?
Bir kere kesinlikle tatmin etmiyorsunuz. Neden, çünkü beklentiler farklı. Seçim sonuçlarına baktığınız zaman bir, iki ve üçüncü sandıklarımıza yansıyor. Birinci sandıkta genellikle yaşlı ve deneyimli meslektaşlarımız oluyor. Ben de bu arada birinci sandığa girmişim. İkinci sandık biraz daha orta yaş, üçüncü sandık gençler. Kendimce bunu ölçmeye çalıştığımda şunu görüyorum: Birinci sandık üyeleri çok daha tepkisel bir oda bekliyor. Çünkü onların pek çoğu ununu elemiş, eleğini asmış nispeten geleneklerine bağlı. Üçüncü sandık gençlerden oluşuyor. Onlar daha aktif. Mesleğe hazırlık anlamında “şunu yapalım, bunu yapalım, şöyle çalışalım” gibi aktif görüntü çiziyorlar. İkinci sandık üçüncü sandığa daha yakın.

SİYASİ DURUŞ KAYGIM YOK
Politikayla aranız nasıl?
Bizim ülkemizde üç konu var ki, herkes çok iyi bildiğine inanır; siyaset, futbol ve inşaat… Eline parayı geçiren soluğu inşaat sektöründe alıyor. Dün tekstilci olanlar bu gün inşaatçı oluyorlar. Kendini yıllarca siyasi mücadele içinde var etmiş, onunla kimliklendirmiş insanların şunu çıkaralım, işimize bakalım demesi o kadar kolay değil. Ben üniversite hocasıyım. Ailem siyasetin içinden gelmesine rağmen hep üniversite hocası olarak kalacağım, buradan bir gün emekli olacağım dedim. Benim öğrencilerin akıllarında siyasi duruşla kalmak gibi bir kaygım yok. Ben işim bittiğinde buraya geleceğim. Dolayısıyla siyasi değer yargıları üzerinden bakmadığım için bana doğru gelen bu.

TMMOB SON DERECE GEREKLİ
TMMOB ile ilgili yasa tasarıları ne getirip ne götürür? TMMOB madem anayasal bir kuruluş, madem doğrudan herhangi bir yasayla ortadan kaldırılamıyor, o halde hükümetin yapılabileceği başka değişiklikler neler olabilir? Daha açığı TMMOB gereksiz mi?
TMMOB son derece gerekli bir yapı aslında. Biz bir iş yapıyoruz. Bir dernek değil anayasal altyapısı olan bir kuruluşuz. Dernekler bizim fonksiyonlarımızı yerine getiremez. Ayrıca bir meselenin etrafından oturup sağduyu ile konuşup tartışamayan bizim gibi bir ülkede birkaç dernekle meseleyi götürmeye çalışmanın çok daha ciddi problemlere yol açıp kırılmalara sebep olacağına inanırım. Onun için benim meslek odam gereklidir, ciddi bir iş yapmaktadır. Zaten odalar, meslektaşlarımız yürüyüşler yapıp hak talep ettikleri için mi kurulmuş? Dünyada var, bizde de olsun denilmiş ve devlet eliyle kurulmuş bir odayız biz. Kanunumuzun ilan edildiği yıl 1955. İlk yıllarda TMMOB’nin başında olan kişiler aynı zamanda devletin başında da yöneticilik yapmış olan kişiler.

TMMOB ELEŞTİRİLEBİLİR
TMMOB’nin eleştirilecek tarafları var mı, varsa neler olabilir?
Eleştirilecek tarafları elbette vardır. İşin doğrusu benim de TMMOB kanununa ilişkin şöyle değil, böyle olması daha demokratik olur dediğim pek çok şey var. Ama bu bizi Bakanlığa bağlama gerekçesi olmamalı. Böyle bir girişimin bir şeyi daha iyi değil, daha kötü yapacağına inanırım.

Aynı şeye geliyoruz, TMMOB dediğiniz çok parçalı bir örgüt. 25 civarında oda var aynı çatı altında. Zannediyor musunuz ki tüm meslek odaları aynı resme bakıp aynı hikayeyi anlatıyor? Bizim Ankara’da tüm bileşenlerin bir araya geldiği toplantılarımız oluyor, orada da pek çok konuda birbirlerini kıyasıya eleştirdiklerini ve tartıştıklarını görürsünüz. Sanmayın ki TMMOB blok bir mermer! Aslına bir mozayik. Belli konularda ortak refleksler var, doğru. Siyasi hiçbir şey yapmıyor demekte doğru değil. İstatistik güzel bir bilim dalı. Bin kişiye soruları sorarsınız, aldığınız cevapların dağılımına bakarsınız, genel eğilimi görürsünüz. O öyle, bu böyle demek bir şeyi doğrusunu değiştirmez. Bu, her odanın refleksi aynı demek de değildir. Benim TMMOB’de eleştirdiğim şeyler var mı, var. TMMOB Kanununu çok demokratik bulmadığımı söyleyebilirim. Ama şu da var; ortada sözü dolaşan hükümet tasarısı alternatifinin daha iyi değil, daha da kötü olacağından endişe ediyorum. Doğru olan bu tip tasarıların bizlerin, şubelerin de görüşü alınarak şekillendirilmesidir. Hangi siyasi hükümet olursa olsun, Ankara yönetiminin “bu böyle buyrula” şeklinde hazırlayacağı kanun yine başka sorunlar getirir.

ÇAĞDAŞ BİR KANUNA İHTİYAÇ VAR
En çok sıkıntısını çektiğimiz şeylerden biri, Mühendislik Mimarlık Kanunu. 1938’de hazırlanmış. Bu çağın gereklerine uygun bir kanuna ihtiyaç acilen var. Hep o taraf veya bu taraftan gören bakış açısı çok yanlış. Biz “tarafını seç” mantığıyla hadiseye bakmaktan meseleyi konuşamaz bir haldeyiz. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Denizli Şubesinin tasfiye edilip, işin falan filan dernek kutuplaşmasına kalması hiçbir olumlu sonuç getirmez kanaatindeyim.

Yanıtı verdiniz ama yine de konuşmuş olalım diye soruyorum, kilit gerçekten bozuk mu, yoksa öyle mi varsaydınız?
Şöyle açıklayalım. Toplumun vicdanın rahatsız eden bazı çıkışlar olabilir. O çıkışı o oda veya şube benimsiyor, diğeri benimsemiyordur. Bu konuda beni de zaman zaman rahatsız eden şeyler oluyor. Keşke öyle değil de böyle tavır alınsaydı dediğim şeyler bunlar. Ama bu tek bir tarafa ait rahatsızlık olmuyor. Bazen de hükümet kanadının çıkışları “ne gerek var buna” dedirtiyor. Alın işte “Kürt” kelimesinin kaldırılması! Yani illaki bir taraf haklı, öteki taraf haksız mı olmalı? Burada doğrular ve yanlışların kümülatif olarak toplanıp öyle karara varılması gerekir. Vakti zamanında bir siyasi parti sine-i millete dönmeli mi, dönmemeli mi açıklamasını İMO’da yapmıştı. Ben hani bunları çok doğru görmüyorum. Siyasetle aramızda bir şey olmalı. Diğer yandan siyasete de bizim ihtiyacımız var. Neden, anahtar görevi görüyor çünkü. Meselelerimizin pek çoğunun görüşüleceği yer Meclis ise, o zaman siyasetle bir ilişkimizin-irtibatımızın olması da lazım. Bu önemli bir konu her iki taraf açısından. Daha önce de söyledim, Türk kelimesinin odaların isminden kaldırılmasını da aynı şekilde doğru görmüyorum.

ORAL KONAĞI İÇİN ARABULUCU OLABİLİRİZ
Bunca uzun yanıtlara ve detaylı bilgilere teşekkürler. Ben açıklıkla yanıtlar aldım. Doğrusu keyifli bir sohbet oldu. Nokta koymadan önce güncel bir konuda daha görüşünüzü almak istiyorum. Hulusi Oral evi yandı. Konu ile ilgili basından bizler, meslek odalarından sizler ve aile arasında yapılan toplantıda görüşler ortaya atıldı ve durum konuşuldu. Oda olarak yaptırımınız ve sorumluluğunuz yok ama yine de görüş oluşturmuş olmalısınız, neler yapılabilir?
Burası tescilli bir bina. Bunun altını çizelim, o bina tamamen yanıp yıkılıp kül olsaydı da devletin o binanın aynısını yapma yükümlülüğü var. O nedenle işleri bilek güreşi haline getirip çözmemek lazım. Geçmişten gelen bazı mahkemeler ve kararlar var. Değer tespitine gelip kilitlenmiş problem var. O binanın çevresinde yapılmış, bina arsasına tecavüz eden, eskiden ruhsat verilmiş yapılar var. Yani baktığınız zaman bu işte hatalar silsilesi ile gelen çözümsüzlük var. Artık bu aşamada bir suçlu aramanın mantığı yok. Cenazeyi kaldırmak lazım. Bunun için ise aile ile belediye arasında arabulucuya ihtiyaç var benim gördüğüm. Çünkü iş bu taşınmazın değerinin ne olacağı ile ilgili noktaya gelip dayanmış. Her iki tarafın kendince haklı sebepleri var. Belediye kamu parasını harcarken sorumlu davranmak istiyor, Oral ailesi de kamusal bağış ve yatırımlarıyla sorumluluğunu pek çok kez yerine getirmiş. Bir Denizlili olarak benim istediğim o evin yaşatılması. Caddeyle bağını kesen öndeki arsaların eve katılarak cephesinin yola açılması ve görünür hale gelmesini istiyorum. Bizde restorasyon ve rekonstrüksiyon birbirine karıştırılır hep, korunmadığı sürece restore etmek mümkün olmayacak bir süre sonra. Keşke şu haliyle restore edilse de rekonstrüksiyona gerek kalmasa. Çünkü rekonstrüksiyon korumak değil, aynısını tekrar yapmak. Her geçen gün bu şekilde kalması hepimiz için bir kayıp. Bence Denizli B. Belediyesinde yetkili olan arkadaşlarımız muhtemelen “keşke bu yangından önce adım atsaydık” diyorlardır. Mal sahipleri, aile de eminim bunu söylüyor, Denizli kamuoyunda da bir duyarlık oluşmuş durumdayken burada müzakereyi sağlayacak bir aracılık mekanizması lazım. Biz meslek odası olarak bu konuda eğer bize düşen bir görev olursa seve seve yerine getirmeye razıyız.

Şu anda insan sağlığı açısından da tehlikeli derecede çevre sorunu yaratıyor galiba.
Bence koruma altına alınabilir. Yani özel mülkiyet olsa da, korum altında olduğu ve çevre sağlığını tehdit ettiği için müdahale olarak görülmeyecek şekilde koruma önlemlerine başvurulabilir. Ailenin de bunu müdahale olarak göreceğini sanmıyorum. Zaten İl Kültür Müdürlüğü sorumluluğunda Bakanlık tarafından korunuyor. Onlar bu işin hukuki tarafını çözebilirler.

Pazartesi: Makina Mühendisleri Odası ne istiyor?

Yorumlar

erhan duru   -  Bağlantı 24 Mart 2018, 16:00

Denizlinin acilen çözülmesi gereken 2 problemi var.1)İmar kat adedi 2 olan yerler acilen 4 kata çıkarılmalı.2)Vede imar kanunu olarak İstanbul da ki imar kanunu getirilmelidir. Örneğin çekmeköy belediyesi.500 m2 arsaya 4 daire değil, 12 daire olmalı

Yorum Yaz

Aşağıdaki gerekli alanlara bilgilerinizi girmelisiniz. e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

 karakter kaldı